IŞİD ve Irak'taki kalıcı radikal tehdit

Yazan  06 Aralık 2018

IŞİD bölgelerini geri almak için zorlukla elde edilmiş zaferlere rağmen; IŞİD militanlarının yeniden örgütlendiğini, devam eden istikrarsızlıktan faydalandıklarını ve harekâtlarını Irak hükümetine karşı olmak üzere yeniden odakladıklarını gösteren 3 temel işaret bulunmaktadır.

  • Irak’taki IŞİD saldırılarının toplam sayısının düşmesine rağmen, hükumet hedeflerine yönelik saldırıların sayısı 2017 yılından 2018 yılına kadar artış gösterdi. Ayrıca saldırılar Kerkük bölgesinde 2017’den 2018’e kadar iki katına çıktı.
  • Irak hükumeti; yeniden inşa maliyeti, ekonomik durgunluk, yolsuzluk ve ülke genelindeki tartışmalı bölgelerde yönetimsizlik boşluğu gibi istikrarsızlığa sebep olan risk faktörlerini gidermedi.
  • İran destekli Şii militanları Irak’taki Sünni-Şii gerilimini alevlendirmeye devam etmektedir ve mezhep temelli DAİŞ hareketi açısından İran, kullanışlı bir askere alma aracı olmaktadır.

IŞİD’in bölgesel kontrolü Irak kırsalındaki küçük ceplere sıkıştırılmış olmasına rağmen; Kerkük’teki saldırıların 1 yıl içerisinde iki katına çıkması da dâhil olmak üzere grup, 2018 yılı içerisinde ayda ortalama 75 saldırı düzenlemekteydi. IŞİD’in öncülleri olan Irak El-Kaide’si ve Irak İslam Devleti’nin ayaklanma taktiklerine çok benzer şekilde, IŞİD militanları da yerel şikâyetler ve yönetilmeyen boşluklardan faydalanarak hücre yapısıyla vur-kaç saldırısı, fidye için adam kaçırma, hedeflenmiş suikast ve güçlendirilmiş patlayıcı cihazlar kullanarak bombalama eylemleri gerçekleştirmektedir.

Yaygın yolsuzluk, siyasi karışıklık, Bağdat ve Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi arasındaki gerilimler, askeri ve idari kontrol altında olmayan bölgelerin çokluğu, İran destekli Haşdi Şabi’nin ters tepmesi ve IŞİD’den yeni kurtarılan bölgelerdeki meşru ekonomik-insanî şikâyetler gibi istikrarsızlığa katkı sağlayan pek çok risk faktörü, IŞİD anlatısının Irak’ta hayatta kalmasına sebep olmuştur.

IŞİD KONTROLÜNDEKİ BÖLGELER AZALDI, FAKAT ŞİDDET SEVİYESİ HALA YÜKSEK

Bölgesel kontrol bağlamında zirveyi yaşadığı anda IŞİD’in yaklaşık 58.372 kilometre karelik, yani Irak’ın %34.6’sı, toprak kontrol etmiş olduğu tahmin ediliyor. CSIS Uluslaraşırı Tehditler Projesi 2016 yılında IŞİD militanlarının Irak ve Suriye’de, Irak’ta 10.000-25.000 militan olmak üzere, zirve yaptığını tahmin ediyor. Aynı zamanda IŞİD militanları 2016 yılında Irak’ta ayda ortalama 60,5 saldırı düzenlemekteydi.

Irak topraklarını IŞİD militanlarından geri almaya yönelik – Irak Güvenlik Güçleri, Kürt Peşmergeleri ve ABD öncülüğündeki koalisyon arasında yerel, ulusal ve uluslararası seviyedeki önemli güvenlik işbirliklerini de içeren- çetin mücadeleden sonra Amerikalı ve Iraklı siyasetçiler “mağlup edildi” ve “imha edildi” gibi terimler kullanmakla birlikte galibiyetlerini çok erken ilân ettiler

Fakat IŞİD imha edilmekten hayli uzak durumda. CSIS Uluslaraşırı Tehditler Projesi tarafından son zamanlarda yayınlanan bir rapora göre örgütün Suriye ve Irak’ta toplam hâlâ 20.000-30.000 arasında militanı olduğu - 10.000-15.000 tanesi Irak’ta olmak üzere -  tahmin ediliyor. Topraklarının %99’unu kaybetmiş olmasına rağmen IŞİD militanları Irak’ta hâlâ ayda ortalama 75 saldırı -2016’daki ortalamadan (60,5 saldırı) fazla, fakat 2017’deki ortalamadan (89,2 saldırı) fazla- düzenliyor. Bu veriler Ekim 2018’in, Haziran 2016 tarihinden beri IŞİD’in en çok saldırı yaptığı altıncı ay olduğunu gösteriyor. Bu saldırıların yol açtığı kayıplar- 2016 yılında 6217, 2017 yılında 5339 kayıp ve 2018 yılında 1656 kayıp olmak üzere- önemli ölçüde azalıyor. Veriler “sivillere” karşı yapılan saldırıların düştüğünü, fakat “Hükümet ve Devlet Güvenlik Hizmetlerine” karşı yapılan saldırıların 2017 yılında 363’ten 2018’de 394’e arttığını gösteriyor. ABD koalisyonu Kerkük ve Irak’taki tartışmalı bölgelerde IŞİD etkinliğinin artışını kamuoyuna karşı onayladı. Selahaddin vilayeti ayrıca son bir yılda saldırıların sayısında artış yaşadı. Diyala vilayeti de buna benzer bir şekilde 2017 yılından 2018 yılına bir artışla karşılaştı.

Kerkük ve Selahaddin eyaletlerindeki yönetilmeyen ve tartışmalı bölgeler üzerinde resmi bir askeri güç varlığının eksikliği, IŞİD militanlarının serbestçe hareket etmesine yol açtı. Bu durum bir açıdan da Kürt Peşmergesinin bu bölgelerden Kürt referandumundan sonra zorunlu çekilmesinin yaratmış olduğu güvenlik vakumundan da kaynaklanmakta.

Irak’ın yönetilmeyen ve tartışmalı bölgelerindeki hareketine ek olarak IŞİD, anlatısını desteklemek için dijital hilâfeti kullanmaya devam ediyor. IŞİD’in çevrimiçi yayınladığı propagandaları, örgütün Batı karşıtı anlatısını yaymak için önemli bir kaynak teşkil ediyor. IŞİD Hayat Medya Merkezi Ağustos 2018’de yayınladığı bir dizi yeni video yayınladı ve Irak, Suriye ve dünyada IŞİD’in sözde aktivitesinin istatistiksel düşüşlerini de gösterdi.

Birlikte ele alındığında, IŞİD bölgesinin neredeyse tamamını kaybederken, yine de ciddi sayıda saldırılar gerçekleştirerek ve anlatısını yaymak için dijital halifeliğini kullanarak hayatta kaldı.

UZUN SÜREN İSTİKRARSIZLIK VE AYAKLANMAYA YOL AÇAN RİSK FAKTÖRLERİ

Dünya Bankası Irak’ın GSYH’sinin 2019 yılında %6,2 büyümesini beklerken, bu büyümenin nasıl bölüştürüleceği hakkında soru işaretleri bulunuyor. Yolsuzluk, hem Bağdat hem de Erbil için büyük bir sorun olarak dururken, Uluslararası Şeffaflık Örgütü de Irak’ı 2017 Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 170 ülke arasından 100 üzerinden 18 puanla 169. sıraya koydu.

CIA World Factbook’tan alınan verilere göre Irak nüfusunun %58,71’inin 25 yaş altında olduğu tahmin ediliyor. Irak’ın ulusal boyutta genç işsizlik oranı %16,06 olarak gözükmekte; fakat IŞİD militanlarıyla son dönemde mücadele edilen Sünni çoğunluklu Ninova, Selahaddin ve Anbar gibi vilayetlerde bu oran muhtemelen daha yükseklerde seyrediyor.

Irak’ta BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin sayı olarak (UNHCR) 7.218.401 kişi, ya da Irak nüfusunun %20’si, olarak ölçmüş olduğu mültecilerin ve ülke içi yerinden edilmiş kişilerin (IDP) istihdamına dair güvenilir bir veri göstergesi bulunmamakta. Haziran 2018 tarihli bir rapora göre, UNICEF “yaklaşık 3,5 milyon okul çağındaki Iraklı çocuğun okula gitmediği ya da düzensiz gittiği; 600.000’den fazla yerinden edilmiş çocuğun toplam bir yıldan fazla okulu kaçırdığı” iddia edildi.

 Irak’ın yeniden inşası ve istikrarlılaştırılması için gereken maliyet tahmini, yeniden inşa için 20 milyar dolar ve istikrar için 88 milyar dolardan başlıyor. Şubat 2018 tarihli bir konferans, uluslararası partnerlerin 30 milyar dolarlık destek sözü verdiğini öngördü. Uluslararası toplum zaten Irak için milyarlarca dolar harcamıştı; ABD, IŞİD’in ortaya çıkışından beri Irak için tek başına neredeyse 60 milyar dolar harcadı. Üstelik raporlar Irak hükümetinin yeniden inşaya başlamada, özellikle IŞİD’in önceki kaleleri olarak bilinen Musul ve Felluce gibi yerlerde, çok yavaş kaldığını belirtiyor. CSIS Uluslaraşırı Tehdit Projesi, Irak’ta 2017’de IŞİD militanları temizlendikten sonra Musul’a dönen fakat burada hiçbir şey yeniden inşa edilmediği için tekrar ayrılmak zorunda kalan ülke içi yerinden edilmiş kişilerle (IDP) mülakat yaptı.

Dahası 2018 yılında Irak’ta protesto ve isyanların sayısı sıçrama yaptı. Sivil memnuniyetsizliğin bir göstergesi olan bu protesto ve isyanlar, IŞİD’in mesaj ve söylemlerinin örgüte yeni katılacaklara iletilmesi için bir fırsat sağlamış oluyor. Irak hükümetinin ülkenin yeniden inşasında başarılı olup olmayacağını, ya da IŞİD’in Bağdat’taki öfkeyi kendi lehine çevirip 2014 öncesinde IŞİD öncülü grupların –Irak El Kaidesi ve Irak İslam Devleti- sahip olduğu ayaklanma desteğine sahip olup olamayacağını zaman gösterecek.

HAŞDİ ŞABİ VARLIĞI VE IŞİD

IŞİD ayrıca bir açıdan, İran destekli Haşdi Şabi ya da Halk Seferberliği Hareketi (PMF)’e karşı Sünnilerin savaştığı bir menfez oluşturma gibi özel bir konuma da sahip. Bu İran destekli Şii milisler IŞİD militanlarının Kerkük, Selahaddin, Diyala, Ninova ve Anbar vilayetlerinden çıkarılmasında anahtar bir rol üstlendi. Fakat PMF, Sünni ve Şii nüfuslara eşit koruma sağlama konusunda başarısız oldu. PMF daha çok şehir merkezlerine odaklanıp kırsal bölgelerin güvenliğini sağlamayarak, özellikle Kerkük ve Selahaddin vilayetlerinin kırsal bölgelerinde,IŞİD militanlarının hareket etme ve sınırlı ölçüde toprak kontrol etmesine yol açtı.

Kürt referandumundan sonra, Irak Merkezi Ordusu (ISF) Kerkük’ü Peşmergeden geri almak için harekete geçti. Irak Yer Değiştirme ve Göç Bakanlığı, Ekim 2017 taarruzunun yaklaşık 85.000 insanın yer değiştirmesine yol açtığını tahmin ediyor. Kerkük’e yapılan bu taarruza ek olarak, ISF ve PMF Irak’ın kuzeyinde Kürtlerin elinde bulunan Tuzhurmatu gibi diğer bölgelere de müdahale ederek yaklaşık 30.000 sivilin daha yer değiştirmesine sebep oldu. Bu ele geçirmelerin Kerkük’ün çevresinde bulunan petrol ve gaz sahalarının tekrar Bağdat’ın eline geçmesi gibi birtakım sonuçları oldu. ABD yaptırımlarıyla birlikte Ekim 2018’de kesildiği ana kadar, bu bölgedeki yataklardan çıkarılan petrol İran’a tırlarla sevk edilmekteydi. Bu durum ayrıca bölgenin Araplar, Kürtler, Türkmenler ve diğer azınlıklardan oluşan çok etnikli nüfusunun güvenlik ve emniyeti açısından da birtakım sonuçlar doğurdu. Ne var ki PMF;Sünni Araplar, Kürtler ve diğerlerini yabancılaştırarak etnik gerilim meselelerini alevlendirmiş oldu.

Geçmişte IŞİD liderliği PMF’yi ve Şii varlığını şiddet içeren bir dille kınayan, destekçilerinin de Irak ve Suriye’deki Şii güçlerle savaşarak “cihat” gerçekleştirmesini teşvik eden bir retorik kullanmıştı. Gelecekte IŞİD benzer şekilde PMF’yi, marjinalleşen toplulukları birleştireceği ve kendi bünyesine katabileceği ortak bir düşman olarak kötüleyen bir retorik kullanabilir.

Irak merkezi hükümeti Kerkük vilayeti ve genel olarak Irak’taki çok etnikli nüfusunun geleceğini daha geniş bir şekilde ele almalıdır. Eğer bu gerilim devam edecek olursa, muhtemelen IŞİD bundan istifade ederek yeni militanlar devşirecek ve yeni eylemler yapacaktır.

SİYASAL ÇIKARIMLAR

Hem ISF hem de Kürt Peşmerge, IŞİD’in bölgesel kontrolünün azaltılması sürecinde başarılı olarak ABD için güçlü ve kabiliyetli ortaklar olduklarını kanıtladılar. Ekim 2017 Kerkük taarruzundan beri Erbil ve Bağdat arasındaki güven önemli ölçüde kaybolmuş olsa da, iki hükümetin bir araya gelmesi ve mutabakat sağlayabileceği hususlarda anlaşabilmesi önemli. Anlaşılır şekilde Peşmergenin Kerkük’e yeniden konuşlandırılmasına karşı siyasi hassasiyetler mevcut. Fakat bunun gerçekleşmediği durumda bir güvenlik vakumu oluşuyor ve Kerkük’ün mezhepçi milisler tarafından korunması kaçınılmaz hale geliyor. Bağdat, ISF ve Peşmerge bileşenlerinden oluşan çok etnikli güvenlik kuvvetlerinin IŞİD etkinliğini bozmada PMF’ten daha etkili olacağını anlamalı.

Kürt Peşmerge de ISF ile ortak devriyeler yürütmek amacıyla tartışmalı bölgelere tekrar konuşlandırılmadan önce kendi içinde halletmesi gereken mezhepsel ve aşiretle alakalı meselelere sahip durumda. Barzani önderliğindeki KDP ve Talabani önderliğindeki KYB, Birim 80 ve Birim 70 olarak bilinen ayrı ayrı Peşmerge güçlerine sahip, yani tekil bir emir komuta yapısından bahsedilemiyor. ISF ile birlikte çalışarak Kerkük ve çevresindeki bölgelerin güvenliğini sağlayabilecek üçüncü bir “birleşik” Peşmerge komutanlığı kurmaya yönelik girişimler de mevcut.

Güvenlik güçleri işbirliği, IŞİD’in canlanmasını önlemek için tek başına yeterli olmayacaktır. Gerçek sorunlar yolsuzluk, genç nüfus patlaması, gelir eşitsizliği, yerinden edilmiş insanların yüksek yoğunluğu, IŞİD’le mücadele esnasında yok edilen yerlerin yeniden inşasının hızı ve maliyeti gibi yukarıda da bahsedilen risk faktörlerinde yatmaktadır.

ABD Kerkük ve Irak’taki diğer tartışmalı bölgelerde yer alan PMF güçlerini çekme ve bunun yerine ISF’den gelecek profesyonel güçleri konuşlandırma hususlarında yeni Irak Hükumetini teşvik etmelidir. ABD ayrıca ortak devriyelerde kullanılacak yeni ISF birliklerinin eğitimini genişletmek gibi tekliflerde de bulunabilir. Dahası, daha sonra profesyonelleştirilip ISF bünyesine entegre edilebilecek bazı ılımlı PMF unsurları da bulunmaktadır. Fakat Mayıs ayında 329 koltuklu Irak parlamentosuna 45 eski Şia milisi seçildiğinden PMF’e karşı çıkma hususunda birtakım zorluklar olacaktır.

Görünürde birçok zorluk mevcuttur fakat ABD ve uluslararası toplum IŞİD’in yeniden canlanmasını önlemek için Iraklı ve Kürt müttefiklerinin yanında durmalı, ayrıca istikrarsızlık faktörlerini çözmeyi teşvik etmeli ve Irak’ta ileride oluşabilecek mezhepsel şiddeti engellemelidir.

 

(CSIS'te yayınlanan "The Islamic State and the Persistent Threat of Extremism in Iraq" adlı rapordan çevrilmiştir)

Son Düzenlenme Perşembe, 06 Aralık 2018 12:47
Mete Han Kutlusan

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Ortadoğu Araştırmacısı

Yorum yapmak için oturum açın

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 14-12-2018

Türkiye’yi Yönetenler Bunlara Niye Sessiz?

Kendimi tekrar etme pahasına yazmaya ve uyarmaya devam edeceğim. Çünkü geri dönülemez bir noktaya çok yaklaştık. Nedir bu? Türkiye’nin dört bir tarafının farklı düzlemlerde değişik mekanizmalarla kuşatılması. ...