Ordu Trump'ın Arkasında Durmadığını Savunma Bakanına mı Açıklattı?

Yazan  03 Haziran 2020

ABD Savunma Bakanı Mike T. Esper, George Floyd isimli siyahi vatandaşın polis tarafından öldürülmesinden sonra gelişen protesto olaylarına ilişkin gün içerisinde PENTAGON’da bir basın toplantısı gerçekleştirdi.

Öte yandan ABD’de yer yer sokağa çıkma yasağı ilan edilmesine rağmen protestolar devam etti. George Floyd’un abisi, geçtiğimiz günlerde protestoculara yönelik barışçıl bir tutum sergileyerek yağma ve şiddetten kaçınmaya yönelik çağrıda bulunmuştu. Gösteriler dün gece çoğunlukla barışçıl yollarla sürdürülmüş, tek tük yağma olayları kaydedilmişti.

Esper, bugün düzenlenen basın toplantısında Amerikan şehirlerinde devam eden protesto gösterilerini bastırmak için aktif birlikleri konuşlandırmak istemediğini söyledi. Ayrıca Trump’ın ABD ordusuna isyanları bastırmak için görev verme seçeneğini kullanacağına yönelik açıklamaların birkaç gün sonrasında gerçekleştirilen bu basın toplantısında Bakan Esper, Amerikan şehirlerindeki huzursuzluk durumunun protestoculara karşı aktif görev birliklerinin yerleştirilmesini gerektirdiğini düşünmediğini belirtti. ABD ordusunun genellikle ABD topraklarında kolluk kuvvetleri yürütmesi yasaklanmıştır, ancak 1807 İsyan Yasası bu yasağı geçersiz kılabilir. En son 1992 yılında eski Başkan George H.W. Bush, Kaliforniya valisi Rodney King’in çağrısı üzerine bu yasayı harekete geçirmişti[1]. Esper, Amerikan şehirlerinde kontrolü sağlamak için aktif görev birlikleri konuşlandırmanın “son çare ve yalnızca en acil ve en kötü senaryoda” gerçekleşmesi gerektiğini söyledi.

Yetkili kaynaklar, Başkan Trump'ın Ayaklanma Yasası'nı gündeme getirdiğini, ancak Genelkurmay Başkanı Mark A. Milley ve Başsavcı William P. Barr tarafından Trump’ın bu hamleden vazgeçirildiğini söyledi[2]. Ayrıca Mike Esper, bugünkü basın toplantısı esnasında Pazartesi sabahı Washington’daki St. John Kilisesi’nde Trump’a eşlik edeceğini önceden bilmediğini de belirtti. Esper, Trump’ın kilise önünde elinde İncil tutarken çekilen ve çok tartışılan pozuna yönelik de Lafayette Meydanı yakınlarındaki birlikleri görmek için bir bölgeye gittiğini zannettiğini ve Trump’ın böyle bir açıklama yapacağından bihaber olduğunu belirtti.

Esper’in kendini mevcut gelişmelerin dışında tutmaya ve Başkan Trump ile meseleye dair farklı bir tutuma sahip olduğuna yönelik açıklamaları emekli üst düzey askeri personel tarafından da eleştirilere yol açtı. Öte yandan PENTAGON Sözcüsü Jonathan Hoffman, Salı gecesi yaptığı açıklamada yaklaşık 1.600 hava indirme ve ulusal muhafız birliğinin başkent Washington’un dışına yerleştirildiğini dile getirdi. Ayrıca Esper, yine basın toplantısında "Ulusal Muhafızların böyle durumlarda yerel kolluk kuvvetlerini desteklemek için, sivil makamlara yurt içi destek vermeye en uygun kurum olduğuna her zaman inandım ve inanmaya devam ediyorum." dedi. Esper, sözlerine şu şekilde devam etti: "Bunu sadece Savunma Bakanı olarak değil, aynı zamanda eski bir asker ve Ulusal Muhafızların eski bir personeli olarak da söylüyorum. Bir kolluk görevinde aktif görev güçlerini kullanma seçeneği sadece son çare ve en acil, en kötü senaryolarda kullanılmalı. Şu anda böyle bir durum yaşamıyoruz. Ayaklanma Yasası'nı devreye sokmayı desteklemiyorum." Bu anlamda Esper’in açıklamaları, protestoların bastırılıp bastırılmaması bağlamından ziyade kullanılacak yöntemle alakalı gibi görünüyor. Zira Ulusal Muhafız Birliği, Salı günü yaptığı açıklamada protestolara yönelik hâlihazırda 20,400 askerin görevlendirildiğini açıklamıştı[3]. Salı günü Texas Valisi Greg Abbott'un da açıklamasıyla birlikte Texas; New York, Massachusetts, Oregon, Michigan, Illinois, Washington, Nevada ve California'dan sonra askeri destek istemediğini beyan eden dokuzuncu eyalet oldu.[4]

Buraya kadar yaşanan gelişmelere yönelik Bakan Esper’in tutumunu, protestolara yönelik yöntemsel yaklaşımındaki fikir ayrılığını ve devlet adamı sorumluluğunu gösteriyor şeklinde yorumlamak mümkün olsa da bazı diğer gelişmeleri de gözden kaçırmamak gerekmektedir. Zira ABD Deniz Kuvvetleri Avrupa-Afrika Komutanlığı ve 6. Filo, gün içerisinde ortak bir bildiri yayınladı.[4]Bildiride, George Floyd’un ölümü ardından gerçekleşen protesto ve şiddet olaylarının Donanma’yı da etkilediğine değinildi. Herkesin meslektaşlarıyla konuyu değerlendirmesi teşvik edilerek meselenin altında yatan sebeplere yönelik daha iyi bir anlayış geliştirmenin, birlikte çalışma ve kalıcı çözümler üretebilmek için birlikte çalışmanın ancak bu vesileyle mümkün olabileceği belirtildi. Ayrıca kendi kurumları içerisinde saygı, onur ve aidiyet kültürü ve ikliminin yaratılabilmesi için her bireyin şahsen çaba sarf etmesinin önemine değinildi. Son olarak da Donanma’nın ABD halkını yansıttığını, bu anlamda da ABD donanmasını dünyada en güçlü yapan şeyin çeşitlilikten geçtiğini; önyargı, peşin hükümlülük ve hoşgörüsüzlüğün bu kurumda yeri olmadığının altı çizildi.

Bu açıklamayla birlikte, ABD ordusunun bir diğer yandan da kurumsal işleyişini ve personelinin uyumunu da hesaba kattığını görmek gerekir. Zira ABD ordusu mensupları içerisinde pek çok Siyahi, Latin, Asyalı vb. kökenli insan bulunmaktadır. ABD içerisinde bu denli sosyal bir etki yaratan ve siyasal kökleri açısından bir süredir gergin durumda olan ırkçılık meselesinin ordu personelini etkilememesi mümkün değildir. Bu anlamda üst düzey komutanlar, inisiyatif alarak böyle bir açıklama yapmış ve personeli arasında böylesi bir kırılma yaşanmasının önüne geçmeye çalışmıştır denebilir.

Savunma Bakanı Esper’in kilise önünde poz verme olayına ve ordunun ABD sokaklarında devreye sokulması meselesine yönelik bu yaklaşımın arkasında yatan gerekçelerin de yine ABD ordusu içerisinde yaşanabilecek kırılmaları önlemek olduğunu söylemek de mümkün. Bu durumda Esper, bürokrat sorumluluğu, yaşanan olayların hedeflerinden bir diğeri haline gelmeme çabası ve belki de en önemlisi ABD ordusunun bir kırılma yaşamayarak siyasetten uzak kalması çabasını gütmektedir.

Bu noktada halen cevapsız olan soru ise ABD ordusunun üst düzey komutanlarının endişe ve şikayetlerinin bu düzeyde kalıp kalmadığı, Trump’ın tüm itiraz ve uyarılara rağmen protestoları bastırmaya yönelik çizmeyi aşabilecek eylemlere girişmesi durumunda ne tavır takınacağıdır.

 

 

[1]https://thehill.com/policy/defense/500877-us-defense-chief-does-not-support-invoking-insurrection-act

[2]https://www.nytimes.com/2020/06/03/us/george-floyd-protests.html

[3]https://thehill.com/policy/defense/500877-us-defense-chief-does-not-support-invoking-insurrection-act

[4]https://twitter.com/USNavyEurope/status/1268186480691884035

Mete Han Kutlusan

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Ortadoğu ve Radikalleşme Araştırmaları Uzmanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 20-10-2020

Abraham Anlaşmalarının Orta Doğu’ya Vaadi

Abraham Anlaşmaları (Abraham Accords) başlangıçta İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri(BAE) tarafından yapılan bir açıklama olarak Ağustos ayında dünya gündemine düştüğünde çok taraflı bir anlaşmanın müjdecisi olmasına pek ihtimal vermek mümkün değildi.