21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü

Başlangıçta resmi makamlarca dile getirilen “100bin kırmızı çizgimiz” ifadesi, görüldüğü gibi birkaç ay içerisinde aşılmış, Bugün kayır altına alınan Suriyeli sayısı 3 milyon 600 bini geçmiştir. Kayıt altına alma işlemlerinin hızı azalmışsa da devam etmektedir.

Türkiye'nin Şubat 2019 ayında dış politikası gündeminde öne çıkan konular ve gelişmeler Gözde Kılıç YAŞIN'ın derlemesiyle Türk Dış Politikası Gündemi Şubat 2019 raporunda yayımlanmıştır. 

Son günlerde Hindistan ile Pakistan arasında sıcak çatışmaya dönüşen olayların ne anlama geldiğini, öncesini ve muhtemel gelişmeleri Enstitümüzün Güney Asya (Pakistan-Hindistan) uzmanı, yüksek lisans tezini Pakistan üzerinde hazırlayan, doktorasını “Keşmir Sorunu ve Hindistan-Pakistan İlişkileri Üzerine Etkileri” tez konusuyla yapan Dr. Cengiz Topel MERMER değerlendirdi. 

Günümüzde yaşanan nüfus yoğunluğunun şehirlerde hızlı artması ve ekonomik faaliyetleri artırma girişimleri, altyapı yatırımlarına olan ihtiyacı da beraberinde getirmektedir. Ülkelerin sahip oldukları kamu gelirleri ile bu yatırımları aynı hızla karşılaması da mümkün olmamaktadır. Bundan dolayı kamu otoriteleri yeni yöntemler ve modeller geliştirmişlerdir. Bunlardan birsi de kamu özel işbirliği modelidir.

Günümüzde yaşanan nüfus yoğunluğunun şehirlerde hızlı artması ve ekonomik faaliyetleri artırma girişimleri, altyapı yatırımlarına olan ihtiyacı da beraberinde getirmektedir. Ülkelerin sahip oldukları kamu gelirleri ile bu yatırımları aynı hızla karşılaması da mümkün olmamaktadır. Bundan dolayı kamu otoriteleri yeni yöntemler ve modeller geliştirmişlerdir. Bunlardan birsi de kamu özel işbirliği modelidir.

Geçmişten bugüne Türkiye’nin Doğu Karadeniz Bölgesi’nde bir Pontus bölgesi/devleti kurmak için çok boyutlu yıkıcı faaliyetler sürdürülmektedir. 20. yüzyılın başında Doğu Karadeniz’in Türkiye’den koparılması için ayaklanmalar, çetecilik faaliyetleri ve Müslüman Türk nüfusa karşı etnik temizlik gerçekleştirilmiştir. İstiklal Harbi sonrasında uzun süre sessiz kalan Pontusçuluk faaliyetleri, 1980’lerden itibaren Yunanistan merkezli olarak tekrar başlamıştır. Doğu Karadeniz’den 1923’te Yunanistan’a göç eden Ortodokslara kurdurulan Pontus dernekleri, ikinci dönem Pontusçuluk faaliyetlerinin örgütsel belkemiğini oluşturmuştur.

Geçmişten bugüne Türkiye’nin Doğu Karadeniz Bölgesi’nde bir Pontus bölgesi/devleti kurmak için çok boyutlu yıkıcı faaliyetler sürdürülmektedir. 20. yüzyılın başında Doğu Karadeniz’in Türkiye’den koparılması için ayaklanmalar, çetecilik faaliyetleri ve Müslüman Türk nüfusa karşı etnik temizlik gerçekleştirilmiştir. İstiklal Harbi sonrasında uzun süre sessiz kalan Pontusçuluk faaliyetleri, 1980’lerden itibaren Yunanistan merkezli olarak tekrar başlamıştır. Doğu Karadeniz’den 1923’te Yunanistan’a göç eden Ortodokslara kurdurulan Pontus dernekleri, ikinci dönem Pontusçuluk faaliyetlerinin örgütsel belkemiğini oluşturmuştur.

Türkiye'nin Şubat 2019 ayında dış politikası gündeminde öne çıkan konular ve gelişmeler Gözde Kılıç YAŞIN'ın derlemesiyle Türk Dış Politikası Gündemi Şubat 2019 raporunda yayımlanmıştır. 

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü

Siyaset, Strateji ve Liderlik Okulu

 İstihbarat Yöntemleri Sertifika Programı - Ankara

23 Şubat 2019 Cumartesi - 24 Şubat 2019 Pazar

(10.00-16.30-10.00-16.30)

Türkiye hızlanan bir tarzda ayrışmaya ve devamında kutuplaşmaya doğru yol almaktadır. Kutuplaşmanın bir adım ötesi özenle korumaya çalıştığımız toplumsal huzurun yok olmasıdır. Türk toplumunun ortak değerlerini aşındıran tasada kıvançta bir olma halini körelten bu sürecin durdurulması için başta iktidar olmak üzere toplumun bütün kesimlerine büyük sorumluluklar düşmektedir. Türkiye’nin normalleşmesi ve siyasetin doğal mecrasında devamı için siyasi kutuplaşmaların acilen dozunun düşürülmesi gerekmektedir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü   - 18-10-2019

ABD-Türkiye’nin Kuzeydoğu Suriye Mutabakatı Nedir, Ne Değildir?

ABD ve Türk yetkililerin açıklamalarında anlaşmaya varılmıştır denilse de kamuoyuna sunulan metnin başlığı ortak açıklama olarak geçmektedir. Bu haliyle metni bir anlaşmadan ziyade mutabakat metni olarak görmek gerekir.