Küresel dünya bugüne kadar ya finans veya reel ekonominin kendisini çevirememesi sonucu krize girerdi. Bu defa alışık olunmayan bir durumla yüz yüze kalınmış ve bizatihi insanların kendi varlığına karşı yapılan bir saldırı ile karşı karşıya gelinmiştir. Bu yeni durum insanlık için küresel boyutta bir ilki oluşturmaktadır.

Çelişkiler düşünceyi besler ve ilerletir. Oysa bugün neredeyse sonsuzluğa uzanan çelişkiler yumağından çoğu insan korkarak kaçıyor. Modern insan açısından çelişkinin dayanılmaz bir ağırlığı vardır. Bu durumun sebebi ise çok basittir: Modern insan aslında herhangi bir düşünce faaliyetine girişemeyecek kadar yorgun, bitkin ve tembeldir.

Covid19 salgınının hızlı yayılımı sonuçları itibariyle bir kamu sağlığı meselesinin çok ötesindedir. İçinde bulunduğumuz pandemi, uluslararası politik ve ekonomik düzeni şekillendiren tüm fikirleri, kurumları ve yapıları kısa süre içinde paralize etmiştir.

Giriş

1980’li yıllarda başlayan neo liberalizm toplumlardaki sosyal yapıyı dönüştürme projesi olarak uygulamaya konuldu. Neo liberalizmin uygulanabilmesi için organize sivil toplum yapılarının zayıflatılması gerekiyordu. Bunun için öncelikle sivil toplum kuruluşları hedef alındı. Ücretli çalışanların organizasyonu olan sendikalar güçsüzleştirildi.

Tüm dünya koronavirüsten çok yoğun bir şekilde etkilenmiştir. COVID-19 sürecinde, Kamu-özel ayrımı olmaksızın birçok kurum vazifelerini dijital araçlar ile icra edebilir hale gelmiştir. Bugün, dijitalleşme post-modern insan için bir seçenek olmaktan çıkmış; bir zorunluluk halini almıştır.

Tüm dünyayı etkisine alan Coronavirus salgını, konunun ilgilileri tarafından daha çok ve daha öncelikli olarak sağlık ve ekonomi gibi alanlarda doğurduğu sonuçlar kapsamında ele alınmaktadır. Öte yandan COVID-19 salgınının hâlihazırda mevcut olan küresel güvenlik meseleleri bağlamında bir etki yaratmayacağını söylemek de yanlış olacaktır.

Yaşananların anlamlandırmak ve geleceği anlamak için kullanılan bir teknik olan senaryolar önümüzde  değişik gelecekle ilgili yol haritaları sunarlar. Ben de yaşananları ve geleceği bir senaryo çerçevesinde anlamlandırıyorum.

Koronavirüs salgınının hızlı bir şekilde yayılmaya başladığı günlerde Çin’in sınır komşusu olan Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde Mart ayının ortalarına kadar Covid-19 vakasına rastlanmaması dikkat çekmiştir.

İran hükümetinin Korona salgının yayılmasında, ilk günlerdeki ihmali, ülkedeki yapısal değişim arzusunu güçlendirdi. Bu şok edici olay, sistemi ampirik olarak halkın önünde durma noktasına getirdi. İran'daki karar vericiler, bir diğer değişle siyasi erk, virüsü hükümet için bir siyasi propaganda malzemesi haline getirdi ve güvenlik tehdidi olarak değerlendirdi.

İlk olarak Aralık 2019 ayında Çin’in Wuhan Şehrinde ortaya çıkarak tüm dünyaya yayılan Coronovirüs salgını olarak da bilinen COVİD-19 hastalığı, BM Dünya Sağlık Örgütü (WHO)  tarafından 11 Mart 2020'de pandemi (salgın) olarak sınıflandırıldı.

Geçtiğimiz yılın Aralık ayının sonlarında Çin’de ortaya çıkan ve küresel boyut kazanan yeni koronavirüs kovid–19 salgını ülkemizde de görülmeye başlanmıştır. Kovid–19, şiddetli akut solunum sendromu (sars) ve Orta Doğu solunum sendromu (mers) gibi küresel salgınlara neden olan diğer insan korona virüsleriyle aynı ailedendir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 23-09-2020

“Alea iacta est”: Ok Yaydan Çıkmıştır

“Alea iacta est” sözünü, bildiğiniz gibi Jul Sezar’ın, Roma ile arasındaki anlaşmayı bozup orduları ile şehrin kuzeyindeki cılız Rubicon (bugünkü adı ile Fiumicino) nehrini geçer geçmez(MÖ 49), artık bir büyük savaşın kaçınılmaz olduğunu anlatmak için söylediği rivayet olunur. ...