21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü

Vusal Hasanzadeh

Günümüz dünyasında dikkatler Rusya-Ukrayna Savaşı’na, ABD-Çin arasındaki Tayvan gerilimine odaklanmışken jeopolitik güç mücadelesi farklı alanlarda devam etmektedir. Özellikle, Güney Kafkasya bu güç mücadelesinin ana odak noktalarından biridir. 27 Eylül-10 Kasım 2020 tarihlerindeki 44 Günlük Savaş’ta Azerbaycan’ın işgalci Ermenistan’a karşı kazandığı Karabağ Zaferi sonrası Azerbaycan-Ermenistan-Rusya Federasyonu arasında imzalanan 10 Kasım 2020 tarihli anlaşma ile beraber bölgede güç mücadelesi farklı alanlarda devam etmiştir. Özellikle, anlaşma metninde Azerbaycan’ın Batı bölgeleri ile Nahçıvan arasında ulaşımı sağlayacak Zengezur Koridoru’nun yapımı meselesinin belirtilmesi bölge üzerindeki mücadelenin ana odak noktalarından biri belki de birincisidir. Anlaşmadan bugüne genel olarak baktığımızda Azerbaycan’ın bütün olumlu adımlarına rağmen maalesef Ermenistan tarafı ateşkes anlaşmasının bazı maddelerine uymamakla birlikte barış görüşmelerine de yanaşmamıştır. Bu adımları atarken kimi zaman Rusya ve İran, kimi zaman ABD/AB desteği ile hareket etmiş ve günümüzde de bu davranışla hareket etmektedir.

Rusya’nın ve Karabağ’daki Rus Barış Gücü’nün Karabağ üzerinde kışkırtıcı adımları

10 Kasım 2020 tarihli anlaşmaya Ermenistan ile beraber zaman zaman Rusya da uymamaktadır. Buraya gelmeden önce kısa olarak anlaşmadan sonra olan olaylara bakmak gerekmektedir. 10 Kasım 2020 tarihli anlaşma ile beraber Rusya Karabağ hakkında farklı bir politika gerçekleştirmeye başlamıştır. Azerbaycan’ın Ermenistan karşısında ezici üstünlüğünü ve Türkiye’nin hem Azerbaycan ile işbirliğini, hem de Güney Kafkasya’da artan gücünü gören Rusya aynı zamanda ABD’nin Biden ile yeniden küresel hegemonya adımlarını artıracağını hesaba katarak yeni bir model tasarlamaya başladı. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in 2020 yılında ortaya attığı Altılı Platform (Azerbaycan, Türkiye, Rusya, Ermenistan, Gürcistan, İran) bu kapsamda Rusya tarafından desteklenmiştir. Ancak bir dönem sonra Rusya özellikle Karabağ’da 10 Kasım 2020 anlaşması sonrası 2819 km2’lik bölgede geçici yerleşen Rus Barış Gücü vasıtasıyla bölgede yaşayan Ermeniler üzerinden farklı adımlar atmaya başlamıştır. Bununla birlikte Karabağ’da Rus Barış Gücü’nün geçici konuşlandığı bölgede Ermenistan ordusunun ve Karabağ’daki Ermeni ayrılıkçılarının hala çıkarılmaması ve Rus Barış Gücü’nün denetimde yaptığı sorumsuzluklar bölgede çatışmalara sebep olmuştur. Aynı zamanda bölgeye savaştan sonra Rusya tarafından Ermeni nüfusun getirilme çabaları, Rus Barış Gücü temsilcilerinin ayrılıkçı sözde Dağlık Karabağ Cumhuriyeti temsilcileri ile görüşürken sözde Dağlık Karabağ Bayraklarının görüşmelerde yer almasına ses çıkarmamaları dikkattlerden kaçmamıştır. Bazı zamanlarda Rus Barış Gücü’nün bulunduğu bölgede ayrılıkçı Ermeni grupların Azerbaycan askerlerine saldırıları sonrası Azerbaycan ordusu şehit vermiş ve bunun sonrasında Azerbaycan sert askeri operasyonlar ile karşılık vermiştir. Bunlarla beraber Rusya’nın en önemli kışkırtıcı hamleleri ise “Dağlık Karabağ” ifadesi üzerinden gelmiştir. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in savaş sonrası her defasında “Dağlık Karabağ” ifadesinin artık tarihe gittiğini vurgulaması, en önemlisi 7 Temmuz 2021 tarihinde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in imzaladığı fermanla Karabağ ve Doğu Zengezur Ekonomik bölgelerini kurulmasına rağmen bazı zamanlarda Rusya Federasyonu resmi makamları ve bazı Rus Televizyon Kanalları “Dağlık Karabağ” ifadesini kullanmaya devam etmektedirler. Buna karşılık olarak Azerbaycan Devletinin yetkilileri sert bir şekilde Rusya’ya cevap vermiş ve “Dağlık Karabağ” ifadesini kabul etmediklerini belirtmiştirler. Üstelik Rusya’nın “Dağlık Karabağ” ifadesini 22 Şubat 2022 tarihinde Azerbaycan ve Rusya arasında imzalanan Müttefiklik Anlaşması’ndan sonra bile sıklıkla kullanması Rusya’nın kışkırtıcı adımlar atması açısından dikkat çekicidir. Ek olarak, 18 Eylül 2022 tarihinde ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Ermenistan’a gerçekleşeceği ziyaretinden bir gün önce Rus Barış Gücü’nün bulunduğu bölgede yaşayan Ermenilerin Pelosi’ye destek yürüyüşü düzenlemesi, 31 Ekim 2022 tarihinde Soçi’de gerçekleşen Azerbaycan, Ermenistan, Rusya görüşmesinden bir gün önce yine Rus Barış Gücü’nün bulunduğu bölgede yaşayan Ermenilerin Azerbaycan’a bağlanmak istememeleri üzerine yaptıkları protestolar karşısında Rus Barış Gücü ciddi bir adım atmamıştır.

İran’ın Karabağ ve Zengezur üzerinde kışkırtıcı adımları

İran’ın 1990’lı yıllardan günümüze Azerbaycan-Ermenistan arasındaki meselelerde Ermenistan’a her zaman yakın davrandığı hatta zaman zaman bazı alanlarda stratejik işbirliği geliştirmeyi hedeflediği bilinen bir gerçektir. Söylem olarak zaman zaman Karabağ’ın Azerbaycan’a ait olduğunu ifade eden bazı İran Devlet yetkililerine rağmen İran Ermenistan ile yakınlığından taviz vermemiş ve hatta işgal yıllarında Karabağ’da Ermeni ayrılıkçıları ile farklı alanlarda işbirliğine yönelmiştir. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev bu dönemlerde Ermenistan ile İran’ın birlikte işgal altında olan toprakları Avrupa’ya uyuşturucu ticaretinde kullandığının altını çizmiştir.[1] 27 Eylül—10 Kasım 2020 tarihlerindeki savaş döneminde de İran Ermenistan’a karşı kesin tavır almamıştır ve hatta savaş döneminde Azerbaycan sınırına askeri birlikler göndermiştir. Savaş sonrası Azerbaycan’ın Zengezur Koridoru kazanımını kabul etmek istemeyen İran geçen yıl ve bu yıl Azerbaycan’a karşı kışkırtıcı adımları atmaya devam etmiş ve özellikle bu yıl İran Devrim Muhafızları üzerinden üstü kapalı tehditleri artırmıştır. Özellikle, 12-14 Eylül 2022 tarihlerinde sınır hattı bölgelerinde Ermenistan’ın provokasyonu sonucunda çıkan savaş ve sonrasında Azerbaycan tarafının 10 Kasım 2020 Anlaşması’nda belirtilen Zengezur Koridoru’nun gerçekleşmesi gerektiğini belirten açıklamaları üzerine İran İslam Cumhuriyeti ve İran Devrim Muhafızları tarafından “sınırların değişmesini kabul etmiyoruz” gibi açıklamalar ve Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü üzerinden tehdit niteliğinde açıklamalar sonrası Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından Azerbaycan devletinin hudutlarından ayrı yaşayan Azerbaycanlı nüfusunun Azerbaycan’da yaşayan Azerbaycanlılardan defalarca fazla olduğunu belirtilmesi, onların güvenliği, hukuklarının Azerbaycan için önemli olduğunu vurgulaması kritik önem taşımaktadır.[2] Ayrıca Azerbaycan Devlet Kanalı AZ TV tarafından İran’a sert eleştiriler yapılmış ve AZ TV’de Güney Azerbaycan vurguları yapılmıştır. Ayrıca Azerbaycan Devlet Kanalı AZ TV İran ile beraber, Rusya’yı, Fransa’yı ve Ermenistan ile işbirliği yapan bazı Batı ülkelerini de sert şekilde eleştirmiştir.[3] Ek olarak 1 Kasım 2022 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Güvenlik Servisi: İran özel servisinin kontrolü altında oluşturulan yasadışı silahlı bir grup ortaya çıkarıldığını açıklamıştır.[4]

Soçi Görüşmesi

31 Ekim 2022 tarihinde Soçi’de gerçekleşen Azerbaycan, Ermenistan, Rusya görüşmesi sırasında en dikkat çeken anlardan biri Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmede Karabağ meselesinin artık bittiğini ve bu konunun tartışılacak bir yanı olmadığını açıklamasıydı. Görüşmeler sonrası yapılan ortak açıklamada bölgedeki barışın gerekliliğine atıf yapılmakla beraber en önemli meselelerden biri tarafların Birleşmiş Milletler Nizamnamesi ve 1991 Alma-Ata Deklarasyonu’na bağlılıklarına dair vurguların belirtilmesi ve aynı zamanda Ermenistan’ın “Dağlık Karabağ” üzerinden Azerbaycan’ın toprak bütünlüğüne karşı provokasyonlarının yer almaması olmuştur.[5] Hatırlanacak olursa, 6-7 Ekim 2022 tarihlerinde gerçekleşen Prag Zirvesi’nde de yapılan görüşmeler sonucunda da Ermenistan tarafı istediğini alamamış ve Birleşmiş Milletler Nizamnamesi ve 1991 Alma-Ata Deklerasyonu’na uyulacağı taraflarca belirlenmiştir.

Rusya-Ukrayna Savaşı Sonuçlarının Etkisi Önemli Olacaktır

Son olarak, günümüz uluslararası sistemi gittikçe karışık hale gelmektedir. Görünen o ki, Rusya ve özellikle İran emperyal politikaları çerçevesinde Güney Kafkasya’da yeni değişimden rahatsız olmaktadırlar. Rusya’nın Karabağ, İran’ın Zengezur kışkırtmaları bunu göstermektedir. Rusya’nın özellikle eski Sovyet coğrafyasındaki adımlarının nasıl olacağını Rusya-Ukrayna savaşının sonucu belirleyecektir. Bu kısmı daha iyi anlamak için 14 Mayıs 2022 tarihli Türkiye’nin jeopolitik tercihi ne olmalı? başlıklı yazımdan (https://www.veryansintv.com/turkiyenin-jeopolitik-tercihi-ne-olmali/) bir kısmı tekrar paylaşıyorum:  

“Rusya eski Sovyet coğrafyasını SSCB gibi bir yapıda tutmak için Ukrayna’yı elinden kaçırmak istememektedir. Rusya’nın küresel güç mücadelesinde Slav kökenli olan Ukrayna’nın kaybı Rusya’nın artık küresel güç mücadelesinde en büyük yenilgisi olmakla beraber emperyal güç olarak devam etmesini imkansız kılmaktadır. (…) Ukrayna’yı tarihsel olarak bir parçası olarak gören Rusya’nın uluslararası hegemonyada söz sahibi olmaya devam etmesi için Rusya Ukrayna’yı Avrupa/Atlantik yapısına kaybetmek istememektedir. Yani Rusya burada görüldüğü gibi sadece NATO’nun genişlemesinin durdurulmasını değil aynı zamanda küresel güç mücadelesinde tarihsel olarak devam eden emperyal güç pozisyonunu kaybetmemeyi hedeflemektedir.”

Sonuç.

Son olarak değerlendirdiğimizde altı çizilmesi gereken şu ki, ABD ve Rusya her ne kadar rakip olsalar da 30 yıldır Güney Kafkasya'da Ermenistan’ın hamisi oldular ve Karabağ'da Ermenistan’ın uyguladığı işgali önlemek için gereken adımı atmadılar. Ayrıca Fransa ve İran da Güney Kafkasya'da Ermenistan’a yakın durarak ve yanlış politikalar uygulayarak siyasi/diplomatik çözümlemelere dair adımlar atmadılar. Bu sebeptendir ki, Ermenistan’ı incelerken onu yalnızca Batı’nın veya yalnızca Rusya ve İran’ın kontrolünde görmek objektif değerlendirmeler yapılmasını engellemektedir. Türkiye’nin bundan sonraki süreçte Ermenistan ile devam eden normalleşme sürecinde Azerbaycan ile koordinasyonlu hareket etmesi bölge açısından ve Türk Dünyası Entegrasyonu açısından çok kritik önem taşımaktadır (Konu hakkında 18 Aralık 2021 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan “Türkiye ve Ermenistan normalleşirken Azerbaycan’ın önemi” başlıklı yazımda bu konuyu irdeledim: https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/olaylar-ve-gorusler/turkiye-ve-ermenistan-normallesirken-azerbaycanin-onemi-vusal-hasanzadeh-1893613).

 

 

[1] “İlham Əliyev: "Ermənistan İranla əlbir olaraq Azərbaycanın keçmiş işğal altında olan ərazilərindən Avropaya narkotrafik üçün istifadə edib"”, REPORT İnformasiya Agentliyi, 15.10.2021, https://report.az/qarabag/ilham-eliyev-ermenistan-iran-ile-elbir-olaraq-isgal-edilmis-eraziler-vasitesile-avropaya-narkotik-vasitelerin-dasinmasini-heyata-kecirib/, erişim tarihi: 31.10.2022 

[2] “İlham Əliyev: “Xaricdəki azərbaycanlıların öz dillərini qoruyub saxlamaları üçün əlimizdən gələni edəcəyik”, Oxu.az, 21.10.2022, https://oxu.az/politics/656037, erişim tarihi: 31.10.2022   

[3] https://www.youtube.com/watch?v=GUSpwjXVZuk&ab_channel=AZTV; https://www.youtube.com/watch?v=pybzEQja6o4&ab_channel=AZTV; https://www.youtube.com/watch?v=DfnQ7I5RUiw&ab_channel=AZTV

[4] “İran xüsusi xidmət orqanının nəzarəti altında yaradılmış qanunsuz silahlı birləşmə ifşa edilmişdir”, 01.11.2022, Azərbaycan Respublikası Dövlət Təhlükəsizliyi Xidməti, https://www.dtx.gov.az/az/news/1728.html, erişim tarihi: 01.11.2022      

[5] Ortak açıklama metni için bkz: “Azərbaycan, Rusiya və Ermənistan liderlərinin görüşünə dair birgə bəyanat yayılıb - YENİLƏNİB + FOTO/VİDEO”, Oxu.az, 31.10.2022, https://oxu.az/politics/659400, erişim tarihi: 31.10.2022     

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 23-11-2022

Korku İkliminde İnsan Davranışı

Kafka’nın 20. Yüzyıl için “Korku Çağı” dediğini hatırlarsınız. Haksız değildi. Büyük yazar 1924 yılında öldüğünde zaten yaşamı boyunca bir dünya savaşı, bir büyük salgın görmüştü.