Suriye'de Şimdi Neler Olacak?

Yazan  18 Nisan 2018

ABD, İngiltere ve Fransa tarafından 13 Nisan tarihinde Suriye’ye yönelik olarak gerçekleştirilen hava ve füze saldırılarının ardından bir değerlendirme yapma zamanıdır.

Rusya ile bir savaşa yol açmaması için saldırının çapı kadar süresi ve hedefleri de çok sınırlı tutuldu. Fransa Savunma Bakanı Florence Parly, Ruslara saldırıyı önceden haber verdiklerini ve ateş sahasının dışına çıkmasını sağladıklarını açıkladı.

ABD gerçekten Esat’ın savaş gücüne zarar vermek istese idi onun hava gücünü, en azından kimyasal silah kullandığını iddia ettiği Mi-8 helikopterlerini hedef alırdı. Dünyanın en fazla kimyasal silahına sahip olan ABD’nin, kimyasal silah kullanmayı caydırmak adına, müttefikleri ile giriştiği son kovboyculuk oyunu iyi ki bunlarla sınırlı kaldı. Irak’ta 2003 yılında Saddam’a yapılan hava saldırılarını bir fırtına kabul edersek, son saldırılar yaz esintisi bile sayılmazdı.

Saldırının sonuçları

70 saatlik bu askeri gösterinin arkasında ABD, İngiltere ve Fransa’nın kendi kamuoylarına yönelik ayrı ayrı beklentileri vardı. ABD’de başı belada olan Trump, bu saldırılar ile iç gündemi unutturmaya çalışırken, ekonomik kriz nedeni ile ayaklanmaların sırada olduğu İngiltere ve Fransa da aynı şekilde iç politikada dikkat değiştirmeye çalışmıştır. Ancak, ne ülkeleri adına ne de barış adına kazanılan hiçbir şey yoktur.

Bu saldırılar hem NATO’nun hem de Avrupa Birliği’nin prestijini bir kez daha sarsmıştır. Harekâta sadece ABD, İngiltere ve Fransa’nın katılması bu örgütlerdeki dayanışmanın artık asgari düzeye indiğini göstermiştir. Öte yandan harekâtın uluslararası hukuk alanında hiçbir gerekçeye dayanmaması da BM’nin yetersizliğinin bir kez daha gözler önüne serilmesini sağlamıştır.

ABD Savunma Bakanı James Mattis’e göre, saldırıların hukuki dayanağı kendi Anayasalarının II. Maddesinde yer alan ülke çıkarlarını korumak için askeri güç kullanma gereğinde saklıdır. Ama bırakın uluslararası hukukun gereklerini yerine getirmeyi, kuvvet kullanımı için kendi Kongrelerinden izin almayı dahi unutmuşlardır. ABD, kendi anayasasında bulduğu bu ‘açık çek’ ile yarın başka ülkeleri de bombalayabilir.

Son Suriye saldırıları Rusya ile ilgili düşüncelerimiz için de ilginç bir test oldu. Rusya’nın son saldırılara askeri bir cevap vermesi için acelesi yok ve önünde seçenekler var. Bundan sonra en azından İsrail’in Suriye hava sahasına girmesine bir set çekebilir. Rus seçenekleri muhtemelen kendini en az riske sokacak soğuk kazançlar olacaktır. Bundan sonra Suriye kadar İran ve Kuzey Kore’yi de silahlandıracak ve Amerikan saldırıları eskisi gibi kolay olmayacaktır. İran ise başta Hizbullah olmak üzere ABD ve İsrail’e vurmak için yeni fırsatlar arayışında olacaktır.

Şimdi neler olacak?

Suriye’de önümüzdeki dönemde özellikle iki önemli bölge hala çatışmaların tekrar alevlenmesi için büyük risk taşımaktadır.

- İdlib bölgesi; Ruslar, İdlib bölgesinin temizlenmesini Türkiye’ye havale etti. Bu temizlik yapılmadığı takdirde, İdlib bölgesinde rejim güçleri ile Sünni cihatçılar yeniden bir çatışma dönemine girmesi Rusya ile ilişkilerimizi bozabilir.

- Münbiç ve Fırat’ın doğusu; Ruslar, YPG/PKK ile ABD’nin arasının bozulması için Türkiye’nin Afrin harekâtının önünü açmışlardı. Şimdi aynı desteği diğer tarafta da sunacaklar. Türkiye için Fırat’ın doğusundaki gelişmeler gerek ABD ve Rusya ile ilişkilerinde gerekse PKK ile mücadelesinde sıcak bir yaz vaat etmektedir.

Hâlbuki Moskova ve Ankara iki temel konuda çelişki içindeler. Öncelikle Türkiye, Esat olmadan Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanmayacağını kabul etmek istemiyor. İkinci olarak, Ankara, rejim düşmanı Sünni cihatçıları hala müttefik görüyor. Hatta son saldırılarda Rusya’nın değil, ABD’nin yanında yer aldı.

ABD ne yapmaya çalışıyor?

ABD’nin Suriye politikası müttefikleri ve pek çok bölge ülkesi gibi günlük iç siyasi çekişmelerin taktik oyunları içinde şekilleniyor gibi gözükse de, gerisinde ABD’nin Afrika’dan Orta Doğu ve Güney Asya’ya kadar uzanan kaos stratejisi var.

ABD’ye göre doğu Suriye ve batı Irak’ta hala 1.000-1.300 kadar IŞİD savaşçısı var. ABD bunları kendi varlık gerekçesi olarak sahnede tutuyor. Diğerleri ise ölmediler, sakladıkları ülkelerde örtülü yapılar içine entegre oldular. IŞİD’tan ele geçirilen Deyri Zor gibi bölgelerde Esat ve İran bir kısım kontrolü sağlamış olsa da çıkan petrolün %80’ini ABD kontrol ediyor.

Batılılar Suriye’de şu anda ne barış için çalışıyor ne de terörle mücadele ediyor. ABD kısa dönemde İran bahanesi ile Kürt bölgesinin bekçiliğini yapmak, uzun vade de ise burada ikinci bir İsrail kurmak istiyor. ABD’nin Suriye politikası sadece Suriye ile alakalı değil İran’a yönelik projeksiyon da var. Bu projeksiyon içinde Türkiye ile ABD’nin çıkarlarının örtüşmesi mümkün değil.

Sonuç

Moskova, bundan sonra Suriye’nin geri kalan bölgelerinde ayaklanmacıların elinde olan bölgeleri Esat rejiminin ele geçirmesi için daha fazla destek olacaktır. Önümüzdeki dönem gerek İdlib, gerekse Fırat Kalkanı’nın doğusunda Türkiye, Rusya ve ABD ilişkileri için iyi bir test olacaktır. Aradaki çıkar çatışmalarının diplomasi ile çözülmesi kolay gözükmüyor. Akıllıca olan Rusya’nın desteğini sahada da askeri olarak sağlayacak seçeneklerdedir. Umarız taraflar, Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruyan bir siyasi plan üzerinde bir an önce anlaşırlar ve askeri seçeneklere gerek kalmaz.

Son Düzenlenme Pazartesi, 01 Ekim 2018 17:26
Sait Yılmaz

İstanbul Esenyurt Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü (İngilizce) Öğretim Üyesi

Sait YILMAZ, 1961 yılında İzmit’te doğdu. Kabataş Erkek Lisesi’nde okuduktan sonra babasının tayini nedeni ile liseyi memleketi olan ISPARTA-Yalvaç’ta bitirdi. 1982 yılında Kara Harp Okulu’ndan Piyade Teğmeni olarak mezun oldu. 1984’de Eğridir Komando Okulu’nu bitirdi, Bolu ve Hakkâri’de Komando Bölük Komutanlığı yaptı. 1988 yılında ABD-Virginia’da Havadan İkmal Kursu’nu tamamladı. 1991’de Kara Harp Akademisi’ni bitirdi.

BOSNA-HERSEK’de 1994 yılında BM UNPROFOR Türk Barış Gücü’nde Harekât Subayı ve 1996 yılında Saraybosna’da NATO-SFOR’da Sivil-Asker İşbirliği Uzmanı olarak görev yaptı. 1997 yılında İTALYA-Roma’da NATO Savunma Koleji eğitimini tamamladı. 1998-2001 yılları arasında NATO (SHAPE) Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutanlığı Karargâhı BELÇİKA-Mons’da Kriz Yönetim Uzmanlığı görevi yaptı ve bu süre zarfında ALMANYA/Oberammergau’daki NATO Okulu’nda Kriz Yönetim Kursu Direktörü olarak “NATO’da Kriz Yönetimi” konferansları verdi. 

1998-2000 yılları arasında ABD-Oklahoma Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Avrupa Programı’nda MA Eğitimi’ni tamamladı. 2000-2005 yılları arasında ise Gazi Üniversitesi İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde Doktora Eğitimi yaptı.

2006 yılında Silahlı Kuvvetlerden kendi isteği ile emekli olmayı müteakip, 2006-2011 yılları arasında Yrd.Doç.Dr. olarak Beykent Üniversitesi’nde Stratejik Araştırmalar Merkezi (BÜSAM) Müdürü olarak görev yaptı. 2011-2014 yıllarında İstanbul Aydın Üniversitesi Ulusal Güvenlik ve Stratejik Araştırmalar Merkezi (USAM) Müdürü olan Sait YILMAZ, 2012 yılında Doçent oldu. Eylül 2014’den beri Yeditepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkileri (İngilizce) bölümünde Türk Dış Politikasında Güncel Sorunlar, Uluslararası Güvenlik, Terörizm alanında dersler verdi. 2017-2018 Öğretim Yılında Esenyurt Üniversitesi’nde Profesör Unvanı ile öğretim üyeliğine başladı. Sait YILMAZ’ın güvenlik, savunma ve istihbarat konularında yayımlanmış 18 kitap ve 300’den fazla makalesi bulunmaktadır.

Sait Yılmaz’ın kitapları:

[1]  YILMAZ S. “21 nci Yüzyılda Güvenlik ve İstihbarat”, 1. Baskı, ALFA Yayınları (İstanbul, 2006). 2. Baskı: Milenyum Yayınları, Kasım 2007.

[2]  YILMAZ S. SALCAN O., “Siber Uzayda Güvenlik ve Türkiye”, Milenyum Yayınları, (İstanbul, 2008).

[3]  YILMAZ S. “Güç ve Politika”, ALFA Yayınları, (İstanbul, 2008).

[4] YILMAZ S. “Ulusal Savunma: Strateji, Teknoloji, Savaş”, Kum Saati Yayınları, (İstanbul, 2009).

[5] YILMAZ S. (Edt.) “Security and Defense Perspectives Beyond 2010”, The ISIS Press, (İstanbul, 2010).

[6] YILMAZ S. “Irak Dosyası”, Kum Saati Yayınları, (İstanbul, 2011).

[7] YILMAZ S. AKAGÜNDÜZ O., “Kürtler Neden Devlet Kuramaz”, Milenyum Yayınları, (İstanbul, 2011).

[8] YILMAZ S. “Terör ve Türkiye”, Kum Saati Yayınları, (İstanbul, 2011).

[9] YILMAZ S. (Edt.) “Uzay Güvenliği”, Milenyum Yayınları, (İstanbul, 2012).

[10] YILMAZ S. “Akıllı Güç”, Kumsaati Yayınları, (İstanbul, 2012).

[11] YILMAZ S. “Amerikan İstihbaratı 1947-2013”, Kripto Yayınları, (İstanbul, 2013).

[12] YILMAZ S. (Edt.) “İstihbarat Bilimi”, Kripto Yayınları, (İstanbul, 2013).

[13] YILMAZ S. “Türkiye’deki Amerika İkili İlişkiler ve Amerikan Örtülü Operasyonları”, Kaynak Yayınları, (İstanbul, 2013).

[14] YILMAZ S. (Edt.) “İstihbarat Dünyası”, Kripto Yayınları, (Ankara, 2015).

[15] YILMAZ S. “Küresel Sermaye ve Türkiye”, Kaynak Yayınları, (İstanbul, 2015).

[16] YILMAZ S. “Uluslararası Güvenlik Teori, Pratik ve Gelecek” Kaynak Yayınları, (İstanbul, 2017).

[17] YILMAZ S., ALAGÖZ İ. “CIA ve Orta Doğu”, Kripto Yayınları, (Ankara, 2017).

[18] YILMAZ S. “Türk-İngiliz İstihbarat Savaşları Orta Doğu’yu Nasıl Kaybettik?”, Kripto Yayınları, (Ankara, 2017).

Yorum yapmak için oturum açın

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Füsun Sarp Nebil   - 18-11-2018

Türk Bilişim Sektörünün Ülkeye Katkısı Nedir?

Çocukluğumda henüz kovboy filmlerinin modası geçmemişti. Bu filmlerde genellikle zavallı Amerikalıların, canavar Kızılderililere karşı savaşını izlerdik! Amerikalıları kovalayan Kızılderililer çok zalimdi, kafa derisi yüzüyor ya da bir direğe bağlayıp işkence filan yapıyo...