FETÖ’NÜN DOĞRU TANIMLANMASININ ÖNEMİ

Yazan  28 Aralık 2018

FETÖ bir casusluk ve terör örgütü olmasının yanı sıra en genel çerçevede tehlikeli bir kült örgüt olarak değerlendirilmelidir.

Fakat kült kavramı, zamana ve vakaya göre değişiklik göstermektedir. Yağız Aksakaloğlu, “Kült Kavramının Kullanımı” başlıklı çalışmasında dünya literatüründe bu kavramın kullanımını değerlendirmişti (1). Bu noktadan hareketle, ilerideki çalışmaların sağlam bir temel üzerine inşa edilebilmesi amacıyla FETÖ meselesi bağlamında güncel bir kült tanımı ortaya koyabilmek; örgütün esasları, ideolojisi, motivasyonu, misyonu, yöntemleri ve dinamiklerini anlayabilmek açısından büyük önem arz etmektedir. Bunu yapabilmek için güncel kült literatüründeki mevcut tanımlamaların ve genel itibariyle terminolojinin FETÖ vakasıyla ne ölçüde uyuştuğunun tespiti ve bu vakanın mevcut kült tanımlarının sınırları dışında kalan yönlerinin ortaya koyulması gerekiyor Kült örgütler bağlamında FETÖ ye ilişkin yeni bir tanımlama gerekliliğinin önemini belirtmekle birlikte, bu yeni tanımlamanın daha geniş bir çalışmada sunulması gerektiği de bir gerçektir. Kamuoyuna yansıyan bazı rapor ve değerlendirmeler, bu çalışmanın vurguladığı teorik alt yapı ihtiyacının çarpıcı bir örneği olmaktadır. Çünkü pek çok çalışma daha baştan FETÖ’yle alakalı en kritik soruya cevap verememektedir.

FETÖ’yü Farklı Kılan Nedir?

FETÖ’yü diğer kült örgütlerden ayıran özelliklerinin en başında; casusluk ve terör faaliyetlerinin örgütün yapısını ve davranış biçimini kuruluşundan itibaren etkilemiş ve şekillendirmiş olması gelmektedir. Bu yüzden de mevcut kült tanımlarının bu vakayı ele almada yeterli kalmadığı noktaları, bu noktadan başlatmak doğru olacaktır.

FETÖ’yü diğer kült örgütlerden ayıran bu en önemli özelliğini anlamak için öncelikle pek çoğunun şu veya bu sebeplerle bir türlü sormadığı –ya da soramadığı- en temel sorunun cevabını vermeliyiz: FETÖ’nün amacı nedir? Bu sorunun yanıtı, örgütün eylem ve hareketlerinin kamuoyu nezdinde açığa çıkmış olması sebebiyle aslında büyük ölçüde nettir. Örgütün ontolojik amacı ve süreç içerisindeki motivasyonu açısından bakıldığında açıkça görülmektedir ki, ana hedef; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin esasları olan kuruluş ilkelerinin ortadan kaldırılıp örgütün sapkın sosyolojik ve çarpık bir şekilde dinsel temellere oturttuğu ideolojisinin tesis edilmesi amacıyla devletin tüzel kişiliğini oluşturan kurumlarının ele geçirilmesi, tahrip edilmesi veya ortadan kaldırılmasıdır. Diğer bir ifadeyle FETÖ’nün asıl hedefi; somut manada hükümet değil, başta laiklik olmak üzere Türk Anayasası’nda belirtilen esasların tümden yerle yeksan edilmesiyle birlikte Fetullah GÜLEN’in diktatörlüğünde çarpık dini ve sosyolojik temelli örgüt düzeninin tesis edilmesidir.

Türkiye bağlamında FETÖ’nün amacının bu şekilde ortaya konması yine de örgütün nihai amacını küresel bağlamda açıklamada yeterli değildir. Çünkü terörist başı Fetullah GÜLEN, kaleme aldığı eserlerinde kendisini “kâinat imamı” iddiasıyla öne sürmekte, bu durum örgütün yurtdışı faaliyetleriyle birlikte değerlendirildiğinde, FETÖ’nün küresel bir ayağının da olduğunu bize göstermektedir. Bu bağlamda muhtemelen Sünni toplumların liderliğine soyunmayı hedefleyen Fetullah GÜLEN, ilginçtir ki düşman olarak Müslüman toplumlara acı çektirdiği değerlendirilen devletlerden ziyade “laik düzeni” hedef tahtasına koymuştur. Ayrıca örgütün yapmış olduğu kumpas ve cinayetlerde hedef alınanların bir bölümü ve yine örgütün kendi içindeki söylem ve motivasyonlarına bakıldığında, Alevi inancına mensup insanların da özellikle hedef alınmış olduğu ortadadır. Bu iki husus birlikte değerlendirildiğinde, FETÖ’yü farklı bir yere koyan bir özelliği de hedef olarak “uzak düşman” yerine “yakın düşmanı” belirleme yaklaşımıdır; bu durum ayrıca bir diğer terör örgütü olan IŞİD’de de bariz bir şekilde görülmektedir. Bilindiği üzere “mehdi, mesih” gibi kavramlar kuruluş, üye kazanma ve motivasyon için öne çıkarılmaları açısından kült örgütlerin ortak özellikleri arasındadır. Kurucu lider; kendi kendini atamış, dogmatik, mesihlik veya mehdilik iddiasında, sorgulanamaz ve karizmatik bir kişidir (2). Bu hususların atlanması halinde, örgütün faaliyetleri ve yöntemlerine yönelik yapılacak tespitler havanda dövülen sudan farksız olacaktır.

Gizliliğe azami riayet ve takiye, pek çok kült örgütte görülebilecek ortak bir husustur. Öte yandan örgütün kullandığı yöntemlerdeki bazı noktalar, literatürdeki mevcut kült tanımlarının sınırları dışına taşmaktadır. Tam da burada sorulacak soru, FETÖ’nün amacına giden yolda hangi vasıta ve kaynakları mobilize ettiğidir. Diğer kült örgütlerden farklı bir şekilde örgüt, Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı vermiş olduğu – ve halen vermekte olduğu – gayrimeşru mücadelede yine devletin imkânlarını kullanma yoluna gitmiştir. Yani hem kamu kurumlarına sızdırdığı militanlarının operasyonel ve istihbarî faaliyetlerini, hem de kamusal kaynak ve vasıtaları bu mücadelede kullanmış; diğer bir deyişle devleti devletin silahıyla vurmuştur. Örgütün bugüne kadarki tüm terör ve casusluk faaliyetleriyle birlikte, 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi de bu bağlamda değerlendirilmelidir.

Yine aynı örgüt; düşman gördüğü devlet aygıtına, resmi veya sivil bilumum tüzel ve özel kişiliklere, hatta kendi içine yönelik de istihbarat ve karşı istihbarat faaliyetleri yürütmüştür. Örgüt bu yolda yalnızca Türkiye Cumhuriyeti’nin kurumlarını kaynak ve vasıta olarak kullanmakla kalmayıp, muhtemelen yabancı istihbarat örgütleri ve devletlerle de işbirliğine giderek bunlardan akıl, destek ve emir almıştır. Onlarca yıllık süreç içerisinde örgüt tarafından yürütülmüş olan kumpas, iftira, şantaj ve tehdit gibi faaliyetleri bu bağlamda değerlendirmek mümkündür. Ayrıca örgütün yurtdışı resmî bağlantıları, kurmuş olduğu “okullar” ve düzenlediği etkinlikler gibi bilumum dış bağlantıları; örgütün küresel boyutta da bir aktör olmayı hedeflemesi de bu savı destekler niteliktedir.

Bu düşünceler çerçevesinde FETÖ’yü bilindik diğer kült örgütlerden ayıran temel hususlar; casusluk, terör,  devlet kurumlarını ele geçirme ve kendisiyle mücadele edebilecek kadroların tasfiyesi olarak sıralanabilir.. Kült örgütlerin terör örgütlerine evrilmesi yeni bir durum değildir; fakat FETÖ örneği kült-terör-casusluk üçgeninde yeni bütüncül teorilere olan ihtiyacı ortaya çıkarmaktadır.

Yanlış FETÖ Değerlendirmeleri

Kamuoyuna yansıyan pek çok rapor ve değerlendirme; derlediği ampirik veriler açısından başarılı olabilirken, örgüte ilişkin değerlendirmelerde büyük yapısal sorunlar ve eksiklikler içermektedir. Bu sorunları Aksakaloğlu’nun “Kült Örgütler Kapsamında ‘FETÖ ile Mücadele’” (1) yazısında yer vermiş olduğu “Mücadeledeki Temel Hatalar” başlığı altındaki “Teorik Alt Yapı Eksikliği” ile açıklamak ancak bir dereceye kadar mümkün olmaktadır. Örneğin pek çok çalışmada darbe girişimine karşı gazi veya şehit olmak pahasına direnen asker, polis, istihbaratçı güvenlik birimleriyle birlikte bilumum devlet görevlilerine yer verilmemektedir. Bu eksiklik; FETÖ’nün hedef aldığı kritik kurumlarda görevli olup FETÖ tehdidinin farkına zamanında varabilmiş ve 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminin başarısız olması için canı pahasına mücadele etmiş kamu görevlilerinin çaba ve fedakârlıklarının görmezden gelindiği anlamının çıkarılmasına yol açabilir.

Yine birçok değerlendirmede ortak olan “FETÖ’nün nihai amacı kamu kurumlarına sızmaktır”  benzeri ifadeler çok büyük bir yanlışlık içermektedir. FETÖ’nün kamu kurumlarına sızmış olduğu bir gerçektir, fakat bu durum örgütün başlıca amacı değil, bu amacı gerçekleştirmek için kullandığı temel bir vasıtadır, yöntemdir. Bu tarz söylemlerle karşılaştığında insan kendisine “FETÖ’nün nihai amacı kamu kurumlarına sızmaksa, herhalde bu eyleminin de bir amacının olması lazım gelir. Yoksa FETÖ’nün nihai amacı devletin tüm kurumlarına sızıp mensuplarını memur yaparak onların iş ve maaş kaygısını gidermekten mi ibaretti? FETÖ bir iş bulma kurumu mu, yoksa gerçek bir amacı olan bir terör örgütü mü?” diye sormadan edemiyor. FETÖ’nün nihai amacının ne olduğunu yukarıda belirtmiştim. Öte yandan FETÖ’nün “küresel bir amacı vardır” ifadesi de bize net bir şey söylememektedir. Çünkü örgütün ülkelere nasıl bir yön vereceği ve ne istikamete götüreceği yine örgütün nihai amacıyla ilgilidir. Fakat bunun ısrarla ve inatla bu şekilde ortaya konması 2 ihtimal doğurmaktadır: ya bu konuyla ilgili çalışmalar yürütenler çok büyük ve ciddi bir “teorik altyapı eksikliği” yaşamaktadır, ya da bu durum o veya bu saiklerle bilinçli bir tercih olarak ortaya konmaktadır.

Ayrıca örgütün 2012/2013 tarihinden önce zararlı bir örgüt olmadığı ya da emellerini ve yöntemlerini gizli tuttuğuna yönelik söylemler gerçeklikten oldukça uzaktır. Çünkü basına yansıyan haberlerde Ağustos 2004 Milli Güvenlik Kurulu toplantısında "Türkiye’deki Nurculuk Faaliyetleri ve Fethullah Gülen konusu gündeme gelmiş, yurt içi ve yurt dışı faaliyetlerine karşı bir eylem planı hazırlanması uygun görülmüş" (3) kararı alındığı ifade edilmektedir. Dolayısıyla en azından 2004 yılından itibaren FETÖ’nün devlet kurumlarına sızmasının bilindiği ortadadır ve bu durum “gizli ikame” şeklinde açıklanmaktan oldukça uzaktır.

Bu yazıda geçen tespit ve eleştiriler FETÖ ile mücadelenin doğru ve etkin bir düzlemde sürdürülmesi çaba ve arzusundan ibaret olarak değerlendirilmelidir. Daha uzun yıllar sürdürülecek bu mücadelenin daha en baştan böylesi temel hususlarda büyük sorunlar ihtiva ediyor olması ileride bu temel üzerine inşa edilecek olan binanın çok kolay yıkılmasına yol açabilir.

KAYNAKÇA

(1) https://21yyte.org/tr/merkezler/islevsel-arastirma-merkezleri/teostrateji-arastirmalari-merkezi/kult-kavraminin-kullanimi 

(2) https://21yyte.org/tr/merkezler/islevsel-arastirma-merkezleri/teostrateji-arastirmalari-merkezi/kult-orgutler-kapsaminda-feto-ile-mucadele

(3) https://odatv.com/guleni-bitirme-plani-2004-mgkda-alindi-2811131200.html 

Mete Han Kutlusan

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Ortadoğu Araştırmacısı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Bojidar Çipof   - 11-12-2019

Aziz Andreas Kutlamaları ve Patrikhane-Vatikan İşbirliği

Her sene olduğu gibi bu yıl da 30 Kasım’da dünyanın her yerinde Hazreti İsa’nın havarilerinden Aziz Andreas’ın dinî günü kutlandı.