Çipras kendisi ve ülkesi açısından başarılı bir Türkiye ziyareti yaptı. Kendisi açısından da çok kolay bir ziyaret oldu. Hiçbir engelle, protestoyla, soruyla karşılaşmadı. Hiçbir söz vermedi, vaatte bulunmadı ama çok söz aldı. Barış meleği gibi muamele gördü.

“Memleketimiz, şu iki şeyin memleketidir: Biri çiftçi, diğeri asker. Biz çok iyi çiftçi ve çok iyi asker yetiştiren bir milletiz. İyi çiftçi yetiştirdik; çünkü topraklarımız çoktur. İyi asker yetiştirdik; çünkü o topraklara göz diken düşmanlar fazladır. Bundan sonra da daha iyi çiftçi ve daha iyi asker olacağız. Ama bundan sonra asker oluşumuz, artık eskisi gibi başkalarının tutkusu, şan ve şöhreti, keyfi için değil, yalnız ve yalnız bu aziz topraklarımızı korumak içindir.” 

Tarihin en ünlü askeri stratejistlerinden Sun Tzu 2500 yıl önce savaşın temelinde hilenin olduğunu söylemiştir. Mitoloji ve strateji ile ilgilenenlerin çok iyi bildiği Truva Atı da savaşlar tarihinin en zeki savaş hilelerinden biri olarak yerini almıştır.

Dış politikada hayra alamet olmayan adeta fırtına öncesi bir sessizlik var.

Bunun bir nedeni Türkiye’nin içe gömülmesi, 31 Mart’taki yerel seçimlere odaklanması. Önceki günkü yazımızda da söylediğimiz gibi iktidar sanal beka sorunu gibi, terör ittifakı gibi söylemlerle genel seçim havasında süreci götürse de dış politikadaki sorunların yakınından uzağından geçmeyen hamasi söylemleri seçim meydanlarında sıklıkla kullanıyor.

Seçimler bitti, gerçek gündemle yüz yüzeyiz. İlk haber ABD'den geldi.
Yapardı yapamazdı derken ABD F35'lerin Türkiye'ye transferini fiilen durduracak ilk adımı attı.

Hep söylediğimiz gibi Türkiye yönetilemeyen bir ülke konumuna geldi. Buna neden olan en temel etken 16 Nisan anayasa değişiklikleri.

“Trump Türkiye’yi ekonomik olarak cezalandıracağı konusunda çok kesin konuştu.

Türkiye’nin çevresinde çok tehlikeli gelişmeler yaşanıyor. Çok klasik olacak ama Türkiye’yi ateş çemberinin merkezinde bırakacak kriz, çatışmalar alevlendiriliyor. Ama Türkiye’yi yönetenler ya gelişmeleri izleyemiyor ve kavrayamıyor, ya olayların ne kadar tehlikeli bir yöne ve şekle evrilebileceğini öngöremiyor ya da olup biteni kabullendiler.

Sonunda söyleyeceğimiz baştan söyleyelim. Türk medyasında yazılıp çizildiği gibi, uzman yorumcuların ballandıra ballandıra anlattığının aksine Soçi’de ne başarı var ne de kısa vadede çözüm umudu. 

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı Cahit Armağan DİLEK, ABD'nin Çekilmesini Koordine İçin Oluşturulan Türk-Amerikan Ortak Görev Gücü'nü Değerlendirdi

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Dr. Cengiz Tatar   - 24-04-2019

24 NİSAN 1915; “ERMENİ SORUNU, TEHCİR VE GERÇEKLER”

1878’e kadar Türkler ile Ermenilerin arasında dostluk hüküm sürmüştür. Osmanlıların sınırları içerisindeki Ermenilere adil bir yönetim sunması, sınırları dışındaki Ermenilerinde devlete sığınmalarına neden olmuştur.