Yunan "Dostluğu"

19 Temmuz 2005
85
Resmi kaynaklara ve yaygın basına bakarsak Türk-Yunan ilişkileri “özel” bir dönemden geçiyor. İki ülkenin başbakanları arasında çok iyi bir dostluk mevcut ve bu iyi ilişkiler iki ülkenin ilişkilerinin hızla gelişmesine yardımcı oluyor.
ABD’nin Irak’taki savaşı nasıl biteceği bilinmeden devam ediyor. Amerikan halkının Bush ve Irak savaşının arkasındaki desteği sürekli azalırken, Amerikan basını her gün biraz daha fazla savaşı sorgulamaya başladı.
Azerbaycan’da Kasım 2005’de yapılacak olan seçimler yaklaşırken gerilim yükseliyor. Gerilimin ardındaki nedenlerden birisi de Bush’un Tebriz’de 10 Mayıs’da yaptığı konuşmada yaptığı çağrı.
Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD gezisi Türkiye’nin gündemini belirliyor. Gerçekten de Türk-Amerikan ilişkileri son on üç seneden buyana geçtiği istikrarsızlık döneminin zirvesine tırmanmış durumda.
ASAM Başkanı olarak, Ermeni Araştırmaları Ensititüsü’nü kurduktan sonra yaptığımız ilk tespitlerden birisi bu konudaki en büyük boşluklardan birisinin konu ile ilgili uzmanları bir araya getiren kurumsal bir kongre olmadığı hususu idi.
Yunan devletinin Helenist politikalar çerçevesinde Türkiye’ye yönelik yıkıcı faaliyetleri devam ediyor. İsmail Cem’in Dış İşleri Bakanlığı sırasında
Anti-emperyalist İslami örgüt El Kaide Londra’yı ikinci kez vurdu. El Kaide, İngiltere’yi 11 Eylül sonrasında ABD ile yaptığı işbirliğinden dolayı defalarca uyarmıştı.
Cüneyt Ülsever Hürriyet gazetesinde19 Mart tarihli yazısında Sabancı Üniversitesi ve Bilgi Üniversitesi’nin Ermeni Meselesi ile ilgili düzenlediği toplantı David l. Phillips tarafından sunulan tebliğin çok başarılı bir özetini yapmış.
17 Aralık sonrasında Türkiye-AB ilişkileri yeni bir zemine oturdu. Basında yapılan yanlış bilgilendirmeye rağmen ilişkilerin gerçek yeni zeminini aşağıdaki gibi özetlemek mümkün.
Bir çok aydın AB tam üyelik sürecinde AB’nin Türkiye’ye yönelik siyasetlerinin ülkemizi etnik merkezli bir federasyona sürüklemek istediğini dile getirdi. Bu politikaların Türkiye’yi bir iç savaşa ve parçalanmaya sürükleyebileceğinin altı çizildi.
17 Aralık Brüksel kararları bir algılama yönetimi yapılarak Türkiye zafer olarak sunuldu. Ancak şimdi basının en büyük ortak olduğu psikolojik operasyonun sis bulutları dağılıyor.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Ünal Atabay   - 25-03-2019

Golan Tepeleri; Suriye’nin Parçalanmasının İlk Adımı

Trump’ın Golan Açıklaması, Yeni Bir Gerilimin İşaret Fişeği ABD Başkanı Donald J.Trump, 1967 yılından beri İsrail’in işgali altında bulunan Suriye’nin Golan Tepeleri ile ilgili olarak; “...Golan Tepeleri üzerindeki İsrail egemenliğinin tam olarak tanınmasının zamanı ge...