Türkiye’nin daha doğru bir ifade ile AB tam üyeliğine inananların ve inanmak isteyenlerin, AB-tam üyeliği sürecinde büyük ümitler beklediği 2004 senesi ile ilgili ümitlerin gittikçe kırılmaya başladığı bir sürece giriyoruz.
İran zor günler geçiriyor. Bu zor günlere sadece ABD’nin Irak’a gelmesi neden olmadı. Zor dönem daha önce başladı ve devam ediyor. İran’ın içinde bulunduğu durumu anlatan şifre ise “Hicap Harap”. Hicap, İran’da örtünmede kullanılan kara çarşafa denil
Türkiye’de hükümet ve Avrupa Birlikçi lobi, Avrupa Birliği tam üyesi olacağız diye Avrupa Birliği Brüksel’in istemediği veya bu ölçüde istemediği “standartları” bile AB tam üyeliği arzusu içinde gerçekleştirirken
Geçen hafta Atina’da Yunanlı güvenlik uzmanları, emekli general, amiraller, dışişleri yetkilileri ile Amerikalı yetkililerin katıldığı ve dördüncüsü yapılan Doğu Akdeniz Güvenliği toplantısına katıldım.
İstanbul’da gerçekleşen saldırılardan sonra yapılan yorumlardan birisi de küresel terörizmin bitmediği ve Türkiye’nin de küresel terörizme karşı mücadele eden cepheye daha fazla katkı vermesi gerektiği şeklinde oldu.
Kardeş Azerbaycan’da seçimler yaklaşıyor. Ancak hala Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in hayatta olup olmadığını dahi bilmiyoruz.
Geçen hafta Atina’da Yunanlı güvenlik uzmanları, emekli general, amiraller, dışişleri yetkilileri ile Amerikalı yetkililerin katıldığı ve dördüncüsü yapılan Doğu Akdeniz Güvenliği toplantısına katıldım.
Türk dış politikasının temel hedefi olmanın da ötesinde Türkiye’nin nihai milli hedefi haline getirilen Avrupa Birliği tam üyeliği macerası yoğun bir tartışma ortamı içinde devam ediyor.
11 Eylül 2001’de ABD’de yapılan saldırıların üzerinden iki sene geçti ve o günden bugüne tarihin tekerleğinin dönüş hızı olağanüstü arttı.
Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesinin ülkemiz için bir zorunluluk, bir kaçınılmazlık olduğunu ileri sürenler, tam üyeliği Türkiye’nin çağdaşlaşma projesinin zorunlu sonucu olarak ortaya koyuyorlar.
Türk-Amerikan ilişkileri tarihinin en yoğun kriz sürecinden geçmektedir. Kriz Süleymaniye’de 11 Türk subayının kaçırılması ile değil, 1 Mart’ta TBMM’nin ikinci tezkereyi kabul etmemesi ile başlamıştır ve derinleşerek devam etmektedir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 19-08-2019

ABD himayesinde PKK-Rum işbirliği

Kurumsal karar sürecinin ortadan kalkmış olması, tek bir noktadan gelecek talimatın beklenmesi yani sistemsizlik, krizlerin kişilere emanet edilmesi devletin kurumlarının ve sorumlu makamların olaylara tepki ve karşılık vermesini de geciktiriyor veya engelliyor. Ülkeyi açmaza sürüklüyor. ...