Mehmet Zeki Bodur

Mehmet Zeki Bodur

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Enstitü Başkanı

İlk olarak Aralık 2019 ayında Çin’in Wuhan Şehrinde ortaya çıkarak tüm dünyaya yayılan Coronovirüs salgını olarak da bilinen COVİD-19 hastalığı, BM Dünya Sağlık Örgütü (WHO)  tarafından 11 Mart 2020'de pandemi (salgın) olarak sınıflandırıldı.

Tüm dünyanın olduğu gibi Türkiye’nin de gündemi her gün değişiyor. Bir ay hatta bir hafta önceki gündemimizi hatırlayanımız var mı? Gündem o kadar hızlı değişiyor ki takip etmek bile kolay değil.

Arap Baharı, 17 Aralık 2010 Tunus’ta bir gencin kendini ateşe vermesinin ardından, Tunus halkının giriştiği eylemlerle beraber Arap dünyasına yayılan protesto eylemlerinden Tunus başta olmak üzere Mısır,  Libya, Ürdün, Bahreyn, Yemen ve Suriye gibi birçok Arap ülkesi etkilendi.

Suriye Ordusunca İdbid’te askerlerimize yapılan menfur saldırı sonucu çok sayıda askerimiz şehit düşmüştür.

Uluslararası Göç Örgütü (IOM) 2020 raporu yayınlandı. Raporda göçün artık ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeylerde insan hakları, kalkınma ve jeopolitikle bağlantılı üst düzey bir siyasi konu olduğu dile getiriliyor.

Göç konusu halen gündemdeki yerini korumaktadır. Gerek ekonomik, gerek savaşlar ve iç savaşlar neticesinde oluşan ve devamlı olarak yön değiştirerek süregelen bu göç hareketlerinin Kavimler Göçünün 300 yıl sürdüğü dikkate alındığında yakın zamanda bitmesi beklenmemelidir.

Geçtiğimiz Ocak ayında “Türkiye’nin Milliyetçi Rotası: ABD-Türkiye Stratejik İşbirliği ve ABD Ordusuna yönelik sonuçları” başlıklı ABD’nin 14 Mayıs 1948’de kurulan ilk Think-Tank kuruluşlarından olan Rand Corporation tarafından, Pentagon için hazırlanan 276 sayfalık “Türkiye Raporu” oldukça önemli ve ciddiye alınabilecek değerlendirmeler içeriyor. 

17 Aralık 2010 Tunus’ta bir gencin kendini yakmasının ardından ilk olarak Tunus halkının giriştiği ve “Arap Baharı” olarak isimlendirilen hareketten bütün Arap Dünyası etkilenmiştir.

Göç ve göçmen konusu üzerinde halen, uluslararası ve ulusal anlamda sözleşmelerde yapılan tanımlar dışında, herkesin üzerinde mutabık kaldığı bir kavramsal tanım bulunmamakta birlikte, bu durumun temel sebebinin, hem göçmenlerin hem de mültecilerin aynı güzergâhları kullanarak göç hareketlerini sürdürmesi, hem de ülkelerin kendi ulusal çıkarları açısından kendilerine göre yorumlamak istemelerinden kaynaklı olduğu değerlendirilmektedir.

Göç konusu ve buna bağlı olarak sığınmacı, mülteci, geçici koruma kavramları, günümüzde kaynak, transit ve hedef ülkelerin kolluk, sınır güvenliği ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının yanı sıra bu konu ile ilgili sivil toplum örgütlerinin de dâhil olduğu birçok kurumun ilgi alanına girmektedir.

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR