ABD Başkanı oğul George Bush 2003 yılındaki Irak işgalini değerlendirirken şöyle demişti: Irak konumu ve enerji kaynaklarıyla küresel güç mücadelesinin merkezindedir. 

Basra Körfezinde yaşanan son gelişmeler medyada ABD-İran gerginliği veya krizi olarak verilse de aslında bu iki ülkeyi de aşan küresel bir krize dönüşmüş durumda.

Libya'da yeniden patlak veren savaş bir yandan Mareşal Hafter'in komuta ettiği Ulusal Ordu güçleri ve uluslararası olarak desteklenen Fayiz Al-Sirac komutasındaki başbakan arasında değildir. Bilakis Türk-Katar ittifakını temsil ettiği iddia edilen Al-Cezire ve Katar devletini boykot eden Bahreyn'in yanı sıra Mısır, S. Arabistan ve BAE'nin liderliğini yaptığı karşı ittifakı oluşturan ve Mareşal Hafter'i destekleyen Al-Arabiya kanalı arasındadır.

Geçen haftalarda icra edilen ve Telaviv ve Abudabi'nin katıldığı tatbikatta Yunanlı bir subayın ilginç açıklaması oldu.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya yakınlığıyla bilinen Israel HaYom gazetesi, ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail-Filistin meselesinin çözümü konusunda yakında açıklaması beklenen, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır'ın da destek verdiği belirtilen "Yüzyılın Anlaşması" planının resmi olmayan maddelerini yayımladı.

Guardian gazetesi, İran’ın önde gelen askeri liderlerinden Kasım Süleymani’nin Bağdat’a giderek, Irak’taki milis güçler ile bir araya geldiğini ve onlara ‘’savaşa hazır olun’’ talimatı verdiğini söyledi.

Halit Bin Selman, Karkaş ve Dahlan Hartum'a ani bir ziyarette bulundular.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Libya'daki Halife Hafter güçlerinin yakın zamanda kaybettiği Giryan kentinde ortaya çıkan ABD yapımı silahlarla ilişkisini reddetti.

Husilere bağlı SABA haber ajansına göre, Yüksek Siyasi Konsey Başkanı Mehdi el-Meşat, başkent Sana'da balistik füzeler ve İHA modellerinin tanıtıldığı askeri sanayi fuarının açılışını yaptı. 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 22-08-2019

Kıbrıs'ta Türk kimliğini silme operasyonu

2007 sonrasında başlayan açılım politikalarının Türkiye'yi getirdiği nokta, Ocak 2013'te başlayan sözde çözüm süreci gerçekte büyük bir yıkım süreci olan PKK terör örgütüyle müzakereler olmuştu.