Türkiye, Kıta Sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) gibi deniz yetki alanlarını belirleme konusunda geç kalıyor.

Birinci Dünya Savaşı sonrası başlayan sorunlar, 1950’lerin ortalarından itibaren Türk-Yunan sorunları olarak gündeme oturmuştur.

Ege Adalarının hukuki statüsü, 30 Mayıs 1913 Londra Antlaşması, 14 Kasım 1913 Atina Antlaşması, 13 Şubat 1914’de Yunan Hükümetine tebliğ edilen Altı Büyük Devlet Kararı,  24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması, 04 Ocak 1932 Türk İtalyan Sözleşmesi, 1936 Montrö Sözleşmesi ve 1947 Paris Antlaşması olmak üzere toplam yedi antlaşma ve sözleşme ile belirlenmiştir.

Yabancı bir anket kuruluşu (Public Issue) tarafından yakın zamanda yapılan anketin sonuçlarına göre Yunan halkının yüzde 44'ü Türkiye'yle savaş ihtimalinin yüksek olduğunu düşünüyor, yüzde 52’si ise savaşı olası görmüyor.

Ege Denizi’nde antlaşmalarla Yunanistan’a devredilmeyen ada, adacık ve kayalıklar üzerinde Türkiye’nin iddia ettiği haklarıhukuken doğrudur.TÜRKİYE;Ege, Akdeniz, Kızıldeniz ve Basra Körfezinde Egemenliği antlaşmalarla devredilmemiş ada, adacık ve kayalıkların egemenliğinin belirlenmesi için yapılması gereken (Lozan Antlaşması Md. 16) uluslararası antlaşma/konferansı 1923 yılından beri BEKLEMEKTEDİR.Bu adaların egemenlik hakları öncelikle saptanmalı ve ondan sonra Ege’de deniz yetki alanlarına ilişkin sorunlar ele alınmalıdır.

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 06-08-2020

Ve Durgun Akardı Nil

Dünyanın netameli coğrafyalarında sorunlar büyük, uzlaşmazlıklar keskin ve bunların hepsi birden koltuklarını sağlamlaştırmak isteyen siyasilerin elinde oyuncak.