Dış politikada hayra alamet olmayan adeta fırtına öncesi bir sessizlik var.

Bunun bir nedeni Türkiye’nin içe gömülmesi, 31 Mart’taki yerel seçimlere odaklanması. Önceki günkü yazımızda da söylediğimiz gibi iktidar sanal beka sorunu gibi, terör ittifakı gibi söylemlerle genel seçim havasında süreci götürse de dış politikadaki sorunların yakınından uzağından geçmeyen hamasi söylemleri seçim meydanlarında sıklıkla kullanıyor.

Türkiye,  çok ağır bir kriz sürecinden geçmektedir. Yaşanan kriz, Türk Milleti’nin Anadolu’da egemenliğini tesis ettiği 1071 sonrasında yaşadığı üç büyük tehdit ile kıyaslanabilecek ölçüde büyük  bir tehdit  ortaya çıkarabilecek kadar büyüktür.

Danimarka, 2019 bütçe görüşmelerinde yeni bir karara imza atmıştı. Göç, Entegrasyon ve İskan Bakanı Inger Støjberg, bazı sığınmacıların Lindholm adasında toplanacağını belirtti.

Rejimin kuzey Hama kırsalında yeni bölgeleri kontrol altına alması ve ilerlemeyi sürdürmesi ve İdlip vilayeti idari sınırına ulaşması ile birlikte vilayetin kaderi hakkında birçok spekülasyon ve soru işareti vardır.

Konuya hakim Suriyeli Kürt kaynak, ülkenin kuzeyinde güvenli bölge kurulması hakkında Türk-ABD müzakerelerinin olumlu olmadığını iddia etti.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 19-08-2019

ABD himayesinde PKK-Rum işbirliği

Kurumsal karar sürecinin ortadan kalkmış olması, tek bir noktadan gelecek talimatın beklenmesi yani sistemsizlik, krizlerin kişilere emanet edilmesi devletin kurumlarının ve sorumlu makamların olaylara tepki ve karşılık vermesini de geciktiriyor veya engelliyor. Ülkeyi açmaza sürüklüyor. ...