Dış politikada hayra alamet olmayan adeta fırtına öncesi bir sessizlik var.

Bunun bir nedeni Türkiye’nin içe gömülmesi, 31 Mart’taki yerel seçimlere odaklanması. Önceki günkü yazımızda da söylediğimiz gibi iktidar sanal beka sorunu gibi, terör ittifakı gibi söylemlerle genel seçim havasında süreci götürse de dış politikadaki sorunların yakınından uzağından geçmeyen hamasi söylemleri seçim meydanlarında sıklıkla kullanıyor.

Kurulduğundan beri kendini"sözde dünya güvenliğinden sorumlu tek kurum"olarak gösteren NATO’nun güvenlik adına yaptığı operasyonların hemen hemen tümü, Amerikan emperyalizminin stratejik çıkarlarını korumak çerçevesinde olup, uygulamaları açıklamalarının tam tersini kanıtlamaktadır.

Türkiye 2018 yılı dış ticaretinin % 89’nu deniz yoluyla, ihracatının %39,2’sini, ithalatının %28,8’ini Akdeniz, ihracatının %20’sini ve ithalatının %18’inin Adalar Denizi (Ege Denizi) yoluyla  gerçekleştirdiği, 1980 yılında 22,9 milyon ton olan deniz dış ticaret yükünün 2016’da 311,6 milyon tona yükseldiği, yılda yaklaşık 40.000 geminin İstanbul Boğazı’ndan geçtiği, Akdeniz’de her gün 4.000 adet geminin dolaştığı ve deniz ticaretinin %30’unun bu denizden yapıldığı denizlerimizle acaba ne kadar ilgiliyiz?

Seçimler bitti, gerçek gündemle yüz yüzeyiz. İlk haber ABD'den geldi.
Yapardı yapamazdı derken ABD F35'lerin Türkiye'ye transferini fiilen durduracak ilk adımı attı.

Türkiye’yi S-400 Alımına ABD Zorlamıştır

Türkiye; hava savunma sistemini güçlendirmek amacıyla, Rusya’dan S-400 hava savunma silah sistemlerini almaya karar verdiği günden itibaren, ABD bu alıma sıcak bakmamış ve daha da ileriye giderek dolaylı yollardan da ülkemizi bir şekilde tehdit etmekten geri kalmamıştır.

Hep söylediğimiz gibi Türkiye yönetilemeyen bir ülke konumuna geldi. Buna neden olan en temel etken 16 Nisan anayasa değişiklikleri.

“Trump Türkiye’yi ekonomik olarak cezalandıracağı konusunda çok kesin konuştu.

Türkiye F-35 uçaklarını envanterine sokmak üzere yıllar önce karar vermiş, 2002 yılında projeye dahil olmuştur ve ortaklığı bulunmaktadır. F-35 uçakları özellikleri açısından Türk Hava Kuvvetlerine büyük güç katacaktır. 

ABD Başkanı oğul George Bush 2003 yılındaki Irak işgalini değerlendirirken şöyle demişti: Irak konumu ve enerji kaynaklarıyla küresel güç mücadelesinin merkezindedir. 

2018 yılı itibariyle dünya GSYH’sı 84,7 trilyon dolar olup Türkiye’nin payı %1,7, ihracatın payı %1, (GSYH payı satın alma paritesine göre hesaplanmıştır, M. Eğilmez) enflasyon %20,30, işsizlik oranı %13,5 büyüme %2,6, üretim ekonomisinin uygulanmadığı, ithalatın son 16 yılda %500 arttığı, çiftçiye verilmesi gereken desteğin ithalata yani yabancı ülkelerin çiftçilerine verildiği adeta iğneden ipliğe her şeyin ithal edildiği, Türk parasının bir yıl içinde %46 değer kaybettiği, nisan 2019 itibariyle açlık sınırının 2.107 TL, yoksulluk sınırının 6.863 TL olduğu, iftira ve kumpaslarla milletin göz bebeği olan Türk Ordusu’nun parçalandığı, yargının inisiyatif kullanma hürriyetinin askıya alındığı, ülkenin güneyinde, Suriye ve Irak’ta nelerin olacağının yıllardır belli olmadığı ve de 2018 İslami kriterlere uygunluk endeksinde 95. olan Türkiye’de bu duruma nasıl gelindi? Muhafazakâr bir toplum meydana getirme yolunda Cumhuriyet ilkelerinin ve Türk Töresi’nin unutturulmak istendiği ayan beyan ortadır. Bu meseleyi incelerken felsefe, bilim ve siyasetin ne olduğunu ve ne kadar etkili olduğuna kısaca değindikten sonra konuyu açmaya çalışalım.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 16-09-2019

FETÖ ile Mücadele Alarm Veriyor

  Türkiye 45 yıllık terörle mücadelesinde gelinen gün itibariyle, sağdan soldan, etnik ve dini motivasyonlu aşırı ve köktenci çok sayıda terör örgütüyle aynı anda mücadele etmek durumunda...