Bu sayfayı yazdır

Kerkük’ün Srebrenitsa Olmasına İzin Verilemez

Yazan  06 Ağustos 2008
ÖZCAN YENİÇERİ - Irak’taki Türkmenlerin kaderi giderek Bosna’daki Boşnakların kaderine benzemeye başlamıştır. Peşmergelerin lideri Barzani de bu bağlamda giderek daha fazla Sırp lider Karadziç türü davranışlarıyla ön plana çıkmaktadır.

Irak'ın kuzeyinde bu bağlamda kaygı verici olaylar giderek şiddetini artırmaktadır. Bölge üzerinde hâkimiyet iddiasında bulunan hemen her silahlı grup, gücünü Türkmenler üzerinde dener hale gelmiştir.

Kerkük'ün en medeni (kentli), eğitimli ve aydın topluluğunun Türkmenler olduğu bilinmektedir. Onların bölgenin tarihi, kültürel ve insani gelişimine katkıları da tartışılmaz bir gerçektir. Kerkük ve Musul'un Türkiye'den zorla koparılmasından sonra Türkmenler 'kuzeyde nasıl olsa Türkiye gibi güçlü bir ülke var, bizi ite kurda yem ettirmez' düşüncesindeydiler, onun için de silahlanmayı hiç düşünmediler. Onlar aydın, kentli, eğitimliydiler ama çok uzun yıllar örgütsüz ve silahsız kaldılar.

Kerkük'te zulüm yapma sırası Barzani'de!

Türkmenler, uzun zaman Saddam zulmü altında olmadık işkence ve katliama tabi tutuldular. Saddam sonrasında da zulmü bu kez Kürt gruplarından görmeye başladılar. Türkmenlere zulüm yapması sırası Barzani'nin adamlarına gelmiştir. Kerkük'e dağlardan inen, daha az kent yüzü görmüş, eğitimsiz ve kaba kuvvetten başka değer tanımayan gruplar harekete geçmişlerdir. Bu dağlı gruplar Türkmenlere karşı, peşmerge önderliğinde "dağdan gelenin bağdakini kovması" türünden vahşi ve barbar saldırılara başladılar. Türkmenlerin yıldırılıp, bezdirilip, can ve mal güvenlikleri tehdit edilerek Kerkük'ü boşaltmalarını sağlamak için Kürt grupları harekete geçtiler. Şuursuz ve fütursuz gruplar, Kerkük'te Türkmenlere ait binalara, araçlara, simgelere ve savunmasız insanlara saldırmaktadır. Barzani, Kerkük'teki Türkmen varlığını yok etmek amacıyla elinden gelen her türlü zalimliği ortaya koymaktadır.

Talabani, Irak Parlamentosundan geçen yasayı veto ederek, Barzani de Türkmenlere karşı saldırıları organize ederek Kürt gruplarının bölgede hakimiyetini güçlendirmeye çalışmaktadır. Barzani'ni savunmadan yoksun Türkmenler üzerine kendisine bağlı eşkıya gruplarını saldırtarak Türkmenlerin direnişlerini kırmaya, birliklerini bozmaya çalışmaktadır.

Yabancıya güvenmenin sonucu: Srebrenitsa!

Türkmenlerin bugün Irak'ta başına gelenler, bir zamanlar Srebrenitsa'daki Boşnakların başına gelenlere giderek daha fazla benzemeye başlamıştır. Bilindiği gibi Boşnaklar o zaman Srebrenitsa'da silahlı bir direniş veriyorlardı.

Srebrenitsa, BM tarafından güvenli bölge ilan edildiği için Boşnaklara zorla silahları bıraktırıldı ve direniş sona erdirildi. Bölge BM'ye bağlı 800 Hollanda askerinin koruması altına verildi. Sonra da Sırplar, Srebrenitsa'ya geldiler. Hollanda askerleri BM'nin güvenlik bölgesi ilan ettiği bu bölgeyi ve Boşnak halkını hem de dağlardan indirerek hiç tereddüt etmeden Sırp lideri Radovan Karadziç ve General Miladiç'e teslim ettiler. Onlar da bütün dünyanın gözü önünde Avrupa'nın göbeğinde on binden fazla Boşnak'ı bir gecede kurşuna dizerek, toplu mezarlara gömdüler.

Bu katliamı seyreden Hollanda askerlerine sonradan Bosna'da yaptığı üstün hizmetler (!) dolayısıyla Hollanda hükümeti tarafından "üstün hizmet madalyası" verilmiştir. Yine bugünlerde savaş suçlusu olarak yakalanan Radovan Karadziç'in söylediklerine göre Amerikalı diplomat Richard Holbrooke, "ortadan kaybolması şartıyla Lahey'deki savaş suçları mahkemesine teslim edilmeyeceğine yönelik" bir de söz vermiş!

Türkmenler süratle silahlanmalıdır!

Yabancıya güvenmenin, verilen sözlere inanmanın ve yaklaşan tehlikeyi görememenin bedeli, Srebrenitsa'da olduğu gibi Kerkük'te de çok büyük olabilir. Bu yüzden özellikle Kerkük'te Türkmenler kendilerini koruyacak silahlı güce her yolu deneyerek sahip olmanın yolunu bulmalıdır. Önümüzdeki günlerde Barzani ve Talabani, Kerkük üzerindeki emellerini diplomasi ve siyasetle elde edemez ise doğrudan kendilerine bağlı eşkıyaları, Türkmenlerin üzerine süreceklerdir. Bunu bugün görmek ve gereken tedbirleri almak şarttır. Nitekim son saldırılar Türkmenlerin gardını düşürmek, savunma reflekslerini yok etmek ve morallerini yıkmak için yapılmıştır. Bunun arkası gelecektir. Türkmenler bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Türkiye'siz hatta Türkiye'ye rağmen kendisini korumayı ve varlığını sürdürmeyi becerebilmelidir.

Özcan Yeniçeri

1954 yılında Gümüşhane'nin Şiran ilçesinde doğdu. İlk ve orta tahsilini Gümüşhane'de, yüksek tahsilini Ankara'da tamamladı. 1987 yılında Uludağ üniversitesi Sosyal Bilimler Ensti-tüsü'nde Yüksek Lisansını tamamladı. 1991 yılında ise Erciyes üni-versitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde Yönetim Organizasyon dalında “örgütlerde çatışma ve Yabancılaşmanın önlenmesinde Yönetime Katılmanın Rolü” adlı tezinin kabul edilmesiyle de doktor unvanını aldı.

1998 yılında doçent, 2004 yılında da profesör oldu.

Prof.Dr. özcan Yeniçeri, Niğde üniversitesi'nde çeşitli aralıklarla Kamu Yönetimi Bölüm Başkanlığı, Meslek Yüksek Okulu Mü-dürlüğü, Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü yaptı.

1999 yılında Kazakistan'daki Ahmet Yesevi üniversitesi'nde görev aldı. Bu üniversitede “Uluslararası İlişkiler Bölümü”nü kurdu ve bir yıl süreyle de başkanlığını yaptı. 2004 yılında AYSAM (Ahmet Yesevi Stratejik Araştırmalar Merkezi) Başkanlığına getirildi. İki yıl bu görevi yapmış olup halen Niğde üniversitesi'ndeki görevine de-vam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri'nin yazdığı eserlerden bazıları şunlardır: Yeniden Türkleşmek, örgütsel Değişmenin Yönetimi, Küre-selleşme Karşısında Milliyetçilik ve Kimlik, Küresel Kıskaç ve Türkçülük, Bilgi Yönetim Stratejileri ve Girişimcilik, Dokunanlar, İtirazlar, Bugünden Yarına Türk Dünyasına Stratejik Bakış, Yönetimde Yeni Yaklaşımlar. ölüler Nefes Almaz (Roman), örgütlerde çatışma ve Yabancılaşma Yönetimi

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 2003 yılı “Prof. Dr. Osman Turan Kültür Araştırmaları” ödülünü almıştır.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, Ortadoğu, Ayyıldız, Millet, Hergün ve Siyaset Ekseni gazetelerinde çeşitli aralıklarla köşe yazarlığı yapmıştır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde köşe yazarlığına devam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 12 Haziran 2011 Genel Seçimleri ile Milliyetçi Hareket Partisi Ankara milletvekili olmuştur. Ankara Milletvekili Yeniçeri aynı zamanda TBMM Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Komisyonu üyesidir.