COVID-19'un Dijital Hukuk'a Önemli Etkileri

Yazan  23 Nisan 2020

Tüm dünya koronavirüsten çok yoğun bir şekilde etkilenmiştir. COVID-19 sürecinde, Kamu-özel ayrımı olmaksızın birçok kurum vazifelerini dijital araçlar ile icra edebilir hale gelmiştir. Bugün, dijitalleşme post-modern insan için bir seçenek olmaktan çıkmış; bir zorunluluk halini almıştır.

Dijitalleşme, hayatın her noktasına temas etmekte ve birçok alanı, köklü değişikliklere zorlamaktadır. Hukuk ise dijitalleşmeden yoğun olarak etkilenecek en önemli disiplindir. Zira hukuk; her ilişkiyi, durumu, fiili tahlil edip hakkı, haklıya teslim etmek suretiyle adaleti sağlamakla mükelleftir. Hayatın merkezine konumlanan hukukun özellikle her şeyin dijitalleştiği "Post-Korona" dönemde, ne derece etkileneceği açıktır. Bu bağlamda hem yaşadığımız çağa hem de geleceğe yön veren hukuk, Klasik Hukuk değil, “Dijital Hukuk”tur. [1]

Hukuk, salt matematiksel verilerle ifade edilen mühendislik gibi bir alanın gerekliliklerini aşarak, sosyal-psikolojik unsurlarıyla insanı tüm yönden saran bir disiplindir. Dolayısıyla “dijital”, hukuku her şeyiyle kuşatamaz. Bundan hareketle, Dijital Hukukun tanımını şu şekilde yapabiliriz: hukuk başlığı altında, üstün muhakeme ile hakkaniyet ilkesinin dışında kalan dijitalleşmiş tüm hukuki olgulardır.[2]

"Dijital Hukuk" kitabında tanımlanan Dijital Hukuk kavramı; bilişim suçları, siber güvenlik ve adli bilişim gibi konuların çok ötesindedir. Dijital Hukuk; hukuki mesleklere etkisinden yargı süreçlerinin işleyişine, İnternet Mahkemelerinden yeni hukuk kişisi olan Yapay Kişiliğe kadar tüm hukuk dallarını etkileyen çok geniş bir kapsama sahiptir.[3]

Dijital Hukuk; üstün muhakeme kabiliyeti gerektirmeyen ve insanın vicdanından yeşeren hakkaniyet ilkesindeki insanlığın dışında kalan tüm hukuki sorunların çözülmesinde, uyuşmazlıklarla ilgili hükmün verilmesinde, sözleşmelerin yazılmasında, hukuki danışmanlık verilmesinde, dava dilekçelerin oluşturulmasında, çeşitli teknik hesaplamaların yapılmasında ve davaların online şekilde internet ortamında görülmesinde önemli bir rol oynamasının yanı sıra daha nice hizmeti bünyesinde barındırır.

Tüm bu sebeplerle Dijital Hukuku anlamak, hukukun artık ikiye ayrılarak; şu zamanlara kadar gelen ve mevcudiyetini koruyan “Klasik Hukuk” ile bugünlerde temelleri atılan ve geleceğe uzanan “Dijital Hukuk” olduğunu kavramak demektir. Hukukun dijitalleşerek domino taşı misali, sanattan uluslararası ilişkilere, siyasetten iş dünyasına kadar her şeyi zamanla etkileyişini birlikte seyredeceğiz.

Elbette, Dijital Hukuk; medeni hukuk, ceza hukuku, borçlar hukuku, iş hukuku gibi birçok hukuk dalını kapsamaktadır. Bunlara ek olarak Dijital Hukuk, hukuki süreçleri, muhakemeleri, usulleri ve devlet teorisini de içerir. Dijitalleştirmeyi hızlandıran koronavirüs, Dijital Hukuk'un alanını genişleterek; tüm bu sayılan alanları etkileyecektir. Ancak bu yazıda, yakın gelecek için daha önemli etkiler doğuracağını düşündüğüm iki temel konu incelenecektir.

 

I. COVID-19 ile Dijital Hukuk'un Genişleyen Alanı

Dijitalleşme, temelde üç unsur kazandırır: hızlı, ekonomik ve popüler olma. Hız, dijital olmanın sağladığı en değerli özelliktir. Zira tarih boyunca her zaman insan daha hızlının peşinden gitmiş, hızlı olan canlıları ve nesneleri hayatında farklı bir yere konumlandırmıştır. Hız, insanın sabretmeme hastalığına ilaç olarak tasvir edilse herhalde abartılmış olmaz. İşte hız bu kadar önemlidir. Dijital dünya içinse verinin hızlı şekilde dijital ortama aktarılmasıyla çok kısa sürede büyük verinin (big data) oluşmasını ve bilginin yoğunlaşmasını, “hız” mümkün kılıyor.

Ekonomik olmak, sunulan mal ve/veya hizmet bedelinin daha ucuz bir fiyat ile sunulması demektir. Genellikle de sanal ortamlarda ücretsiz şekilde sunulan bu hizmetler, en çok tercih edilen platformlar oluyor. Örneğin Google, WhatsApp, Skype, Facebook, Twitter gibi platformlar kullanıcılardan ücret almadan hizmet sunuyor. Yıllar öncesinde, yüksek ücret gerektiren hizmetlere internetin yaygınlaşmasıyla ya çok ucuza ya da ücretsiz şekilde erişilebiliyor. Bir ürünün ücretsiz olması onun, genellikle, daha büyük bir kitle tarafından kullanılmasına imkan sağlıyor. Hukuk sistemimizde ise adalete erişim her geçen yıl daha da pahalılaşıyor. Avukat ücreti, harç, mahkeme masrafları gibi çeşitli harcamalar yapmaya mecbur kalınıyor. Ancak birçok kişi de bunlara harcama yapabilecek maddi imkandan yoksun. Barolardan, devlet kurumlarından veya başkaca kurumlardan masraflar karşılansa bile yorucu ve yıpratıcı bu süreci herkes göze alamıyor. Bu da adalete erişimin önünde engel teşkil ediyor.

Buna ek olarak, eğer çok fazla kişi kullanırsa (eğer popülerse) maliyeti düşecektir.  Zira Popüler ise halk tarafından tutulan ve herkesçe tanınan, bilinen mânâsına gelmektedir. Popülerlik sosyal vicdanı oluşturur.Örneğin,  Twitter'da insanlar "popülerlik" sayesinde çok hızlı bir şekilde tepkiler verebiliyor. Bunlara ek olarak, bu sosyal vicdan da hukuki kararları dahi etkiliyor.

Aşağıda gösterilen çizelge, şirketlerin kuruluşlarından sonra ne kadar sürede bir milyar dolarlık piyasa değerinin olduğunu göstermektedir. Tipik "Fortune 500" şirketleri, klasik ve geleneksel süreçleri vardır. Ancak, daha kısa sürede bir milyar dolarlık piyasa değerine sahip olan şirketler, Üçüncü ve Dördüncü Sanayi Devrimlerinin mümessilidirler.

 

Kaynak: Salim Ismail, Exponential Organizations (s.15)

 

İşte bu tablo, ekonomik düzenin  değişimini anlamak için önemli bir örnektir. Zira; ekonomik süreçler değişirse, hukuk da değişir. Tarih bize bunu Birinci ve İkinci Sanayi Devrimleriyle öğretmiştir. Bugünlerde Dördüncü Sanayi Devrimi içerisinde COVID-19'un dijitalleşmeyi hızlandırmasıyla beraber hukuk sistemi içinde; Dijital Hukuk, Klasik Hukuktan daha baskın olacaktır.

Dolayısıyla, H.E.P. unsurları dijitalleşen alanlar ve özellikle de hukuk için anahtar olan bir rolü vardır. Hukuk sistemi, İnternet Mahkemeleriyle, online hukuki asistanlarla, daha hızlı, daha ekonomik ve popüler hale gelecektir.

Hukukçular içerisinde muhafazakar (conservateur) ve tutucu olan yani yeniliğe kapalı; teknolojik gelişmelerden faydalanma arzusunda olmayan, hatta bu gelişmelere karşı çıkan kapalı bir grup vardır. Ancak koronavirüs pandemisi günlerinde, birçok ülkedeki karantina neticesinde, dijitalleşme sürecinin hızlandığı aşikardır ve insanlar birbirlerine ancak teknoloji ile bağlı kalabiliyorlar. İşte bu süreç; özellikle teknolojik gelişmelere karşı çıkan insanların direncini kırmak için bir fırsat oldu. Çünkü dijitalleşme, işleri ve hayatı devam ettirmek için bir zorunluluk haline geldi.

Bugün artık hemen hemen herkes teknolojiden yararlanıyor ve bireyler onun avantajlarına alışıyorlar. Bu da teknolojiyi yargı sistemine daha hızlı adapte edebileceğimiz anlamına geliyor.

 

I.i. İnternet Mahkemelerinin ve NLP Algoritmasıyla Yapay Zekanın Hukuk Sistemi için Uygunluğu

Öncelikle, bugünün dünyasında internet mahkemelerinin hukuk sistemi için ne kadar elverişli ve mümkün olacağı açıktır. Çünkü; Türkiye'de yıllardır "SEGBİS" ile, Çin'de üç yıldır "İnternet Mahkemeleri" ile doğrudan ya da dolaylı online yollarla yargılama dünyanın nice ülkesinde zaten yapılmaktadır.

Çin’de e-ticaretin başını çeken şirketlerden birisi olan AliBaba dahil, birçok teknoloji şirketinin olduğu Zhejiang bölgesinde İnternet mahkemeleri kuruldu. Resmi olarak 18 Ağustos 2017 tarihinde “www.netcourt.gov.cn“ alan adıyla hayata geçti. İnternetten alışverişlerden kaynaklanan sözleşme ve ürün sorumluluğu anlaşmazlıkları, internet servis sözleşmeleriyle ilgili (alan adı sahipliği gibi) davalar, internet telif hakkı ihlâli davaları, çevrimiçi ortamda verilen kredilerden doğan anlaşmazlıklarla ilgili davalar ve daha birçok konu üzerinde uzmanlaşmış olan hakimler ülkenin her yerinde video konferans yöntemiyle katıldıkları mahkemelerde baktıkları dosyaları çok daha hızlı şekilde sonuçlandırıyor.[4]

İnternet mahkemesinde dava açmak için davacıların ilk olarak kimliklerini Çin menşeili AliPay üzerinden veya kimlik belgelerini Hangzhou’daki bir mahkeme katibine göstererek doğrulatmaları gerekiyor. Davanın açılmasının ardından arabuluculuk (veya uzlaşma) görüşmesi telefon veya video konferans yoluyla gerçekleştiriliyor. Eğer uzlaşmaya varılmazsa dosya, dava bölümüne yönlendiriliyor.[5]

Bireyler davaya İnternet Mahkemesi hesapları üzerinden katılabiliyor ve belge sunabiliyor. Mahkeme süreciyle ilgili tüm veri transferleri AliBaba Cloud ile şifreleniyor. İnternet üzerine uzmanlaşmış bu fiziki mahkemelere yine sanal platform üzerinden gerekli evrak, kanıt ve yazılı ifadeler gönderiliyor. Video konferans yöntemiyle bu mahkemeler farklı şehirlerde bulunan davacıları ve davalıları aynı mahkeme salonunda bir araya getirip; davayı hızlıca görebiliyor.

İnternet Mahkemesinin neticesi ise muhteşem. Keşke bizde de olsa dedirten türden. Eğer, sanık online mahkemeye katılma cevabını verdiyse, çevrimiçi bir yargılamada yargılanıyor. Resmi açıklamaya göre bu online mahkemelerin ortalama süresi 28 dakika. On binlerce davanın görüldüğü Hangzhou İnternet Mahkemesinde, resmi açıklamalara göre, 18 Ağustos 2017 ile 17 Ağustos 2018 arasında, bir dava ortalama 38 günde sonuçlanmıştır.[6]

Çin gibi internete sansür uygulayan ülkelerin başında gelen, saldırgan, eleştiriye ve farklılığa tahammülü olmayan bir ülke tarafından İnternet mahkemeleri gibi gerçekten etkileyici bir Dijital Hukuk uygulamasının hayata geçirilmesi çok önemli bir adım. 2020 itibariyle Çin’de üç farklı internet mahkemesinin olması diğer ülkelerin ders çıkarması gereken bir konu. Çin, teknolojide ve ticarette her ne kadar bizden ileri olsa bile; insan haklarını yok sayan uygulamalarıyla meşhur, 21. yüzyılda milyonlarca insanı toplama kamplarına atan, "insan haklarını" talep etmek şöyle dursun, "insan" olmayı milyonlarca kişinin dahi talep edemediği şu baskıcı ülkeden, hukuk sistemini dijitalleştirerek icra etme konusunda daha önde olmamız gerekmez mi?[7]

İnternet Mahkemeleri, Dijital Hukuk açısından çok kritik bir noktadır. Zira yargılama faaliyeti artık dijital ortamda mümkün oluyor. Blockchain, güvenli ve doğrulanmış elektronik imza, zaman damgası, video konferans gibi çeşitli teknolojik imkanlarla çok daha ucuza davamız hem de kısa sürede sonuçlanmak üzere görülebiliyor. Dava açmak, delillerin sunumu, arabuluculuk/ uzlaşma faaliyetinde tarafların bulunması, sonuçsuz kalınması durumunda mahkemenin görülmesi, mahkemenin talepleri ve hakimin karar vermesi, hepsi dijital ortamda... Her şey tamamen dijital. İşte, bugünün ve yarının mahkemeleri... İşte, Dijital Hukuk...

Öte yandan, İnternet Mahkemelerinde, NLP algoritmalı Yapay Zeka, yargı sistemi için yararlı olabilir. Yapay Zekada Doğal Dil İşleme (NLP AI) doğrudan dil yapılarını ilgilendirir. NLP, bir ifadeyi veya metni analiz ederken karşılaşılan alternatiflerle ilişkilendirerek çalışır ve en olası sonucu doğru olarak kabul eder. Bu şekilde, makine çevirisi, özetleme, soruları yanıtlama gibi programlar doğal dil işlemeden yararlanır.

Bu dijital mahkemeler aracılığıyla, sistemin Yapay Zeka tarafından desteklenebilmesi mümkündür. Bugün, NLP algoritması yargıçlara, avukatlara ve diğer hukuk uzmanlarına yardımcı olabilir. Yapay Zeka sayesinde, tüm vakaları okumak veya standart soruyu tekrar tekrar cevaplamak için harcanan zamanı azaltacaktır.

COVID-19'un hukuktaki en yararlı unsuru, çeşitli ülkelerde Yapay Zeka teknolojilerini kullanan İnternet Mahkemeleri olabilir. Çünkü pandemi sürecinde, büyük bir çoğunluk, evden online şekilde çalışmaya alışmaktadırlar. Bu nedenle, yargılama İnternet Mahkemeleri aracılığıyla online şekilde de yapılabilir.

 

II. Devletlerin Politik Rejimleride Esaslı Dönüşümler

"De L'Esprit des Lois" kitabında, Montesquieu: "Özgürlük, kanunların izin verdiğini yapabilme hakkıdır." der.[8] Doğal olarak, egemenlik prensibinden ötürü, kanunlar her ülkede farklı olabilir. Bundan dolayı "Hürriyet" mefhumu farklı ülkelerde aynı şekilde cereyan etmez. Ancak hürriyet algısı ülkelerin politik rejimini tayin eder.

COVID-19 devletlerin, sosyal veya totaliter rejimlerini sert bir şekilde ayırabilir. Bugün bu ayrım ülkelerin politik rejimlerinin sui generis yönetim biçiminde şekillendiğinden farklılık arz etmektedir. Örneğin Fransa, sosyal devlet ilkesinin icra etmede başarılı örneklerini sergilese dahi terör saldırıları, sarı yelekliler gibi sosyal krizlerden dolayı uzun sürece OHAL şartlarında baskıcı bir ortamda yaşamış, devlet sanki sosyal ve totaliter rejimin hususiyetlerini barındıran bir karışım içerisinde yönetimine devam etmiştir.

Post-Korona dönemde, ekonomik krizden dolayı totaliter rejimlerin artacağı öngörülebilir. Bunun yanında, çoğunlukla gelişmiş ülkeler demokratik ve sosyal politik rejimlerini devam ettirebilir ve vatandaşlarının haklarını muhafaza eden sosyal politikaları arttırabilir. Çünkü bunu mümkün kılan ekonomik kaynakları mevcuttur. Ayrıca halkları da refahlarından vazgeçirecek totaliter eylemlere tahammül etmeleri, sineye çekmeleri daha güçtür.

Bununla birlikte, çoğunlukla daha az gelişmiş ülkeler ve gelişmemiş ülkeler totaliter rejime kayabilir. Zira bu devletlerin genellikle ekonomik ve sosyal sorunları vardır, böylece özgürlük hakkı, ekonomik olarak büyümek ve yeni kaynaklar bulmak için kısıtlanabilir. Ayrıca, az gelişmiş ve gelişmemiş ülkeler (yukarıda tabloda gösterildiği üzere) Bilişim Teknolojileri sektörüne yatırım yapabilir ve ekonomik eğilimlerini yeni trendlerle değiştirebilirler. Bu ülkelerden bazıları bu şekilde yeni ekonomik kaynaklar oluşturabilir ve demokratik sosyal politika rejimini seçebilirler.

Öte yandan, ekonomik krizlerden etkilenecek bazı gelişmiş ülkeler, 20. yüzyılda olduğu gibi sömürge operasyonlarını yeniden başlatabilir. Tüm bunların akıbetinde, uluslararası hukuk; politik gündemin ana konusu haline gelebilir ve BM Antlaşması; 1945'tekinden farklı bir dünyanın olması ve bu Antlaşmanın hukuki açıdan bazı gelişmelere cevap verememesi ( örneğin, kuvvet kullanma yasağına (m.2/4) istisna teşkil eden "meşru müdafaa" (self-defence) halinde kuvvet kullanımı (m.51) ve Güvenlik Konseyi kararıyla kuvvet kullanımı (VII. Bölüm) karşı siber saldırılara nasıl karşı gelineceği gibi sorunlar) dijital ve ekonomik yönleriyle revize edilebilir. Çünkü COVID-19 muazzam bir ekonomik kriz yaratacaktır. Bu nedenle, bazı ülkeler totaliter teknolojiler kullanarak kamu çıkarları için yeni ekonomik kaynaklar bulmak için sömürgeleştirebilir.

 

II.i. Dijital Diktatörlüğe karşı Üç Faktörlü Çözüm

Diktatör, Cambridge’in sözlüğünde “1. Bir ülkede mutlak güce sahip ve halk tarafından seçilmemiş lider; 2. Emirler veren ve mutlak güce sahipmişcesine davranışlarda bulunan kişi” olarak tanımlanıyor. Ancak “dijital diktatör” kavramı, Cambridge  sözlüğünde dahi mevcut değil.[9]

Dolayısıyla önce “dijital diktatör” kavramını anlamamız gerekiyor. Dijital diktatör, sizi sürekli teknolojik araçlar marifetiyle izleyebilen, size istediği zaman istediğini yaptırabilen kişi veya gruptur.

Aslında; güç tek elde toplandığı ve alternatifin olmadığı zaman keyfi şekilde toplumu dikteler ile yönlendiren / idare eden kişiler veya gruplar ortaya çıkar. Bu yüzden dijital diktatörlüğü engellemek adına gücü imkan çerçevesinde tek elde toplamamak, olabildiğince dağıtmak ve rekabeti tesis etmek gerekir. Bu sayede dijital diktatörlük kısmen engellenebilir.

“Dijital diktatörlük” deyince neredeyse tüm konu başlıklarını “süsleyen” ve günümüzde dijital diktatörlüğün yaşandığı Çin’i elbette es geçemeyiz. George Orwell’ın sözünü ettiğimiz 1984 romanındaki Büyük Birader misali “Sosyal Kredi Sistemi” ile dijital diktatörlüğü yaşatan Çin… Milyonlarca Uygur Türkünün toplama kamplarında esir tutan Çin’in geliştirdiği “yüz tanıma yazılımı” adı verilen sistem; yüzünüzü, ayrıca parmak izi gibi sair biyometrik verilerinizi, telefon görüşmelerinizi, nerelere hangi sıklıkla gittiğinizi analiz edip; milyarı aşkın insanı fişleyebiliyor. Bu yazılım sistemi, sizin tüm verilerinizi değerlendirip, hangi mekanlara gidip hangilerine gitmeyeceğinize karar verebiliyor. Örneğin Uygur bölgesinde yaşayan ve dininizin gereğince namaz kılan dindar bir Uygur Türküyseniz;  hukuken “kamu düzenin ihlali” kılıfı altında[10],  bu yazılım marifetiyle sizin camiye girişinizi engelleyebiliyor. Yani verilerinizi topluyor, bunları değerlendiriyor, sonra sizin nereye girip nereye giremeyeceğinize karar veriyor. Bunu da kapılardaki yüz tanıma sistemi ve bu sisteme bağlı otomatik kapılar sayesinde yapıyor. [11]

"K.A.S." Olarak kısalttığımız (Kanunilik, Açıklık, Sorgulanabilirlik) ilkeleri hukukun icrası açısından bizlere farklı bir perspektif kazandıracaktır. Kanunilik ilkesi, Çin’de her ne kadar olsa da açıklık (şeffaflık) ve sorgulanabilirlik ilkeleri eksik olduğundan dijital diktatörlüğü görüyoruz. Çünkü açıklık ilkesi hem kendi vatandaşlarıyla hem dünyayla paylaşılmayan herkesin verileri toplansa dahi neticeleri kimseyle paylaşılmayan bir sır küpü. Kaldı ki bu yapılanların sorgulanmasına katiyen izin verilmiyor bu da diktatörlüğü doğuruyor.

Hukuk, dijital diktatörlüğü nasıl engeller sorusunun cevabı K.A.S.’tır. Her şey kanuni, açık ve sorgulanabilir olduğu takdirde, dijital diktatörlüğe geçit verilmeyeceği kanaatindeyim.

 

Netice

İnsanlık, koronavirüs nedeniyle "yeni normallere" hazır olmalıdır. Yeni normallerden birisi de (H.E.P.) hızlı, ekonomik ve popüler bir hukuk sistemi sağlayan Dijital Hukukun çarpıcı örneklerinden İnternet Mahkemeleri olabilir. Çünkü, COVID-19 sayesinde, teknolojik  gelişmelerin hukuk sisteminde uygulanmasına karşı çıkanların direnci kırılmıştır. Post-Korona dönemde dijital unsurların, halk nezdinde; meşruiyeti ve genel bir kabulü vardır. Bu nedenle Dijital Hukuk, Klasik Hukuk'a karşı üstün olacaktır. Diğer yandan, hükümetler ekonomik sorunlar, kamu düzeni ve kamu menfaati gibi nedenlerle sosyal veya totaliter rejimlerden birisini seçeceklerdir. (K.A.S.) Kanuni, açık ve şeffaf devletlerde diktatörlük ve totaliter rejim olmayacaktır. Tüm bu sebeplerden ötürü, Post-Korona dönemi iyi anlamalı ve daha adil bir dünya düzeni kurmak için harekete geçmeliyiz.

 

 

 

 

Kaynakça

 

 BM Raporu: UN Committee on the Elimination of Racial Discrimination CERD/C/CHN/CO/14-17. (40-a)

Cambridge Dictionary, "Dictator" , https://dictionary.cambridge.org/fr/dictionnaire/anglais/dictator   (Erişim: 3 Nisan 2020)

Du, Guodong. & Yu, Meng. (2018) Attempts of the Hangzhou Internet Court, China Establishes Three Internet Courts to Try Internet-Related Cases Online: Inside China’s Internet Courts Series -01 https://www.chinajusticeobserver.com/insights/china-establishes-three-internet-courts-to-try-internet-related-cases-online.html   (Erişim: 5 Nisan 2020)

"La liberté est le droit de faire tout ce que les lois permettent. ”

Montesquieu, (1748) De l'esprit des lois. (s.111)

Ruehl, Giesela. (2019) China’s innovative Internet Courts and their use of blockchain backed evidence. https://conflictoflaws.net/2019/chinas-innovative-internet-courts-and-their-use-of-blockchain-backed-evidence/  (Erişim: 3 Nisan 2020)

Salim Ismail, Exponential Organizations

Sosyal Kredi Sistemiyle ilgili bkz. (Tümü için Erişim: 20 Mart 2020):

http://www.rfi.fr/fr/asie-pacifique/20200102-chine-2020-notation-citoyens-entreprises-occident-credit-social )

(https://www.economist.com/leaders/2016/12/17/chinas-digital-dictatorship)

https://www.lawliberty.org/2019/01/14/china-model-of-the-modern-digital-dictatorship/ )

https://www.foreignaffairs.com/articles/china/2020-02-06/digital-dictators )

https://www.eui.eu/events/detail?eventid=157871 )

 

Uşaklıoğlu, Ahmet Yavuz. (Şubat 2020) Dijital Hukuku Anlamak, Dijital Hukuk. (s.15). Dijital Hukuku Anlamak, Dijital Hukuk. (s.17)  Internet Mahkemeleri, Dijital Hukuk. (s.115), Seçkin Akademik Yayınları.

Uşaklıoğlu, Ahmet Yavuz, (10 Nisan 2020) The Crucial Effects of COVID-19 on Digital Law. SSRN: https://ssrn.com/abstract=3572561 or http://dx.doi.org/10.2139/ssrn.3572561

Zhao, Yun. (2019) Internet courts in China. https://www.inhousecommunity.com/article/internet-courts-china/ (Erişim: 3 Nisan 2020

[1] Uşaklıoğlu, Ahmet Yavuz, (10 Nisan 2020) The Crucial Effects of COVID-19 on Digital Law. SSRN: https://ssrn.com/abstract=3572561 or http://dx.doi.org/10.2139/ssrn.3572561

[2]  Uşaklıoğlu, Ahmet Yavuz. (Şubat 2020) Dijital Hukuku Anlamak, Dijital Hukuk. (s.15). Seçkin Akademik Yayınları.

[3] Dijital Hukuku Anlamak, Dijital Hukuk. (s.17). Seçkin Akademik Yayınları.

[4] Zhao, Yun. (2019) Internet courts in China. https://www.inhousecommunity.com/article/internet-courts-china/ (Erişim: 3 Nisan 2020)

[5]  Ruehl, Giesela. (2019) China’s innovative Internet Courts and their use of blockchain backed evidence. https://conflictoflaws.net/2019/chinas-innovative-internet-courts-and-their-use-of-blockchain-backed-evidence/  (Erişim: 3 Nisan 2020)

[6] Du, Guodong. & Yu, Meng. (2018) Attempts of the Hangzhou Internet Court, China Establishes Three Internet Courts to Try Internet-Related Cases Online: Inside China’s Internet Courts Series -01 https://www.chinajusticeobserver.com/insights/china-establishes-three-internet-courts-to-try-internet-related-cases-online.html   (Erişim: 5 Nisan 2020)

[7] Internet Mahkemeleri, Dijital Hukuk. (s.115). Seçkin Akademik Yayınları.

[8] "La liberté est le droit de faire tout ce que les lois permettent. ”

Montesquieu, (1748) De l'esprit des lois. (s.111)

[9] Cambridge Dictionary, "Dictator" , https://dictionary.cambridge.org/fr/dictionnaire/anglais/dictator   (Erişim: 3 Nisan 2020)

[10]  BM Raporu: UN Committee on the Elimination of Racial Discrimination CERD/C/CHN/CO/14-17. ( 40-a )

[11] Sosyal Kredi Sistemiyle ilgili bkz. (Tümü için Erişim: 20.03.2020) (https://www.economist.com/leaders/2016/12/17/chinas-digital-dictatorship) ( https://www.lawliberty.org/2019/01/14/china-model-of-the-modern-digital-dictatorship/ ) ( https://www.foreignaffairs.com/articles/china/2020-02-06/digital-dictators )( https://www.eui.eu/events/detail?eventid=157871 ) ( http://www.rfi.fr/fr/asie-pacifique/20200102-chine-2020-notation-citoyens-entreprises-occident-credit-social )

Ahmet Yavuz Uşaklıoğlu

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Misafir Yazar

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Köksal Taşkent   - 30-05-2020

İran İstihbarat Servisleri ve Çalışma Yöntemleri

GİRİŞ Dünyadaki istihbarat servislerinin esas işlevi, devletin karar verme mekanizması olan yürütme erkine istihbarî bilgi sağlamaktır. Ayrıca istihbarat servislerinin güvenlik açısından önem arz eden başka işlevleri de vardır. ...