KÜRESELLEŞEN DÜNYADA, KORONAVİRÜSÜN EKONOMİK SOSYAL VE SİYASİ ETKİLERİ

Yazan  23 Nisan 2020

Giriş

1980’li yıllarda başlayan neo liberalizm toplumlardaki sosyal yapıyı dönüştürme projesi olarak uygulamaya konuldu. Neo liberalizmin uygulanabilmesi için organize sivil toplum yapılarının zayıflatılması gerekiyordu. Bunun için öncelikle sivil toplum kuruluşları hedef alındı. Ücretli çalışanların organizasyonu olan sendikalar güçsüzleştirildi.

Diğer taraftan da ailelerin çekirdek aileye hatta yapılabiliyorsa; ataerkil ailelerin çekirdek aileye ve daha da ileri giderek bireylere dönüştürülmesi ulaşılması istenen amaç için uygun düşecekti. Bunun için insanlara birey ol değerli ol fikri sürekli zihinlere yerleştirilmeye çalışıldı. Tüket mutlu ol daha çok tüket daha çok mutlu ol denildi. Bunun için tüm yazılı, sözlü ve görsel basın ve reklamlar etkin olarak hedefe ulaşmada kullanıldı.

Neo liberalizmi hayata geçirme projesi uygulamaları başlangıçta kulağa toplumlar açısından da hoş geldi ve program başarılı geçti. Sınırsız üreten ve tüketen bu konuda hiçbir kısıtı olmayan bir küresel dünya oluşturulmaya çalışıldı. Ancak bu faaliyetler yapılırken çevre kirliliği yeteri kadar dikkate alınmadı. Oysa iktisat öğretisi sınırsız ihtiyaçların sınırlı varlıklarla karşılanması olduğunu ifade ediyordu. Sınırlı olan nasıl sınırsız olarak kullanılabilirdi. Konunun bu tarafı kamuoyunda gerektiği kadar tartışılamadı. Projenin uygulama sürecinde buna pek de gerek duyulmadı.

Neo liberalizm uygulaması 1999 ve 2008 yıllarında tıkanmasına rağmen şöyle veya böyle Koronavirüs hadisesi ortaya çıkana kadar sürdürülebildi. Ancak sistemin işlemesindeki aksaklıklar ile ilgili 2013 yılından itibaren artan oranda aykırı sesler kamuoyunda yükselmeye başladı.

Uygulanan sistem ile insan, aslında doğayı kendi istediği şekle sokma arzusunun bir sonucu idi.  Ne var ki kirlenen ve kendisini yenileyemez hale gelen doğa  Koronavirüs ile küresel hayatı durdurdu. Doğa bulaşıcı hastalık hadisesi ile insanlara sen benim kurallarıma uyacaksın dedi. En çok kirlenen ve nefes alınamaz hale gelmiş olan Çin’in Vuhan kentinde küresel kriz bulaşıcı hastalık şeklinde ortaya çıktı.

Koronavirüs hadisesi patlak vermeden önce Çin’in sanayi kentlerinin çevre kirliliği nedeniyle yaşanamaz hale geldiği tüm dünya tarafından biliniyordu. Ancak kirliliği önlemek için zehirli atıkları usulüne uygun depolamak ve baca gazını filtreleyecek teknolojinin uygulanması gerekiyordu. Bunun maliyeti çok yüksek olduğu için Çin bu maliyeti ötelemek istiyordu.

Uluslararası çevre toplantılarında ABD’nin küresel çevre programından ayrılmasıyla çevre kirliliğini uluslararası anlaşmalarla önlemek zorlaşmıştı.

Çevre kirliliği dikkate alınmadan yapılan sınırsız uygulamalar belki de çevre kirliliğinin çok arttığı bölgelerde toplu ölümlere sebep olacaktı. Bu virüs uyarısı bunun önüne geçmiş olabilir. Yani virüs toplu ölümleri önleyerek insanlara iyilik de yapmış olabilir. Çünkü bunun Londra da örneği var. İnsanlığın bundan sonra doğanın bu uyarısını dikkate alacağı ümidini beslemek gerekmektedir.

Küreselleşen Dünya Tecrübeleri ve Neo Liberalizm

Neo liberalizm Sisteminin hayata geçirilmesiyle birlikte toplumların ve sosyal hayatın ahenk içinde sürdürülmesini sağlayacak esnek dinamik yapısal değişimler gerçekleştirilememiş ve gelir dağılımındaki bozulma tolera edilmenin ötesine geçtiği yaşanan süreçte görülmüştür.

Dünya nüfusunun yüzde biri dünya GSYİH’nın yarısını elinde toplarken çok büyük kitlelerin dünya ekonomik payından cüzi bir pay aldığı istatistiki verilerle ortaya konulmuştur. Bu sürdürülebilir bir durum olmadığı çeşitli çevrelerce dile getirilse de bu ses çok cılız kalmıştır.

Gelişmiş ülkelerce neo liberalizmin çöküşünün önlenmesi için çeşitli tedbir alınmaya çalışılmıştır. ABD Merkez Bankası para basıp piyasaya sürmesine rağmen yapısal problemler ortadan kaldırılmadığı için ülkede enflasyonu yüzde 2 seviyesine çıkarma planları akamete uğramıştır. Aynı şekilde Japonya ve Avrupa Birliği Merkez Bankaları para basıp piyasaya sürmelerine rağmen beklenen sonuç elde edilememiştir.

Firmaların gelir dağılımında hakkaniyetli davranamayışı diğer yandan ücretli çalışanların sendikalarının olmayışı büyük kitlelere hak arama imkanı vermemiştir. Sistem kurgulanırken ücretli çalışanların aynı zamanda tüketici oldukları gerçeği göz ardı edilmiştir.

Tüketiciye tüketim ihtiyaçlarını karşılamak için bankalardan kredi alabileceği sistem tarafından kendilerine önerilmiştir. Bankaya borçlanan tüketicilerin gelirleri sınırlı olduğu için borç çevrilemez ve tüketim harcamaları için ayrılan kaynak her defasında azalmış olarak ortaya çıkmıştır. Bu durum sistem için sürdürülemez.

 Küresel dünyada gelir dağılımı bozukluğu nedeniyle  fakirleşen ve iyi beslenemeyen toplulukların artması yanında bu kitlesel nüfusun eğitim ve sağlık harcamalarına ayıracağı payında giderek azalması sonucunu getirmiştir. Büyük kitlelerin alım gücünün artırılamamasının küresel dünya için bu kesimin çocuklarının da iyi beslenememesi ve iyi eğitim alamamalarına sebep olmaktadır. Bu konu dünyanın geleceği için ayrıca tartışılması gereken bir konu olarak ortada durmaktadır.

Küresel dünyanın birçok ülkesinde geniş kitlelerdeki gelir düşüklüğünün getirdiği harcama kısıtlaması yeterli beslenememe nedeniyle özellikle varoşlarda bulaşıcı hastalıkların ortaya çıkmasına ve yayılmasına Çin’in Vuhan kentinde görüldüğü gibi zemin hazırlamaktadır. Bu problemler dünyanın geleceği açısından da risk taşımaktadır.

Neo Liberalizmin biriken küresel problemleri yaygın bulaşıcı hastalık sürecinin ortaya çıkmasıyla birlikte kendisini sürdüremez hale geldiği görülmektedir. 20 yüzyılın son döneminde mimarisi oluşturulan bu düzenin yeni bir döneme evriliyor olduğu görülmektedir.

Yaşanan Kronavirüs travmasıyla ilgili bir çok şey akla geliyor olabilir. Ancak aklın ve bilimin ışığında toplumlar insanlık tarihinin birikimiyle yeni dönemde hiç bir şeyin 2020 öncesindeki gibi olmayacağını kamuoyun kabullendiği gözlenmektedir. Devletler bu süreçte aklın ve bilimin ışığında elde edilen tecrübelerle yeni bir dünyanın yapılanmasına en iyi şekilde katkı sağlamaları beklenir.

Serbest piyasa ekonomisinin kriz sonrasında yeniden şekilleneceği bir döneme giriliyor olacak. Küresel piyasalarda pazar bulmak 2020 öncesi olduğu kadar kolay ve rahat olmayacağı gibi ülkeler diğerlerine karşı eskisi gibi kendi iç pazarı hususunda hoşgörülü olup olmayacağını da bu süreçte gözlemlenecektir.

Virüs ile mücadele çalışmalarında küresel dünyanın geliştirip uyguladığı politikalar insanlığın geleceği için deneyim kazanma olarak görülebilir. Koronavirüs mücadelesi süreçlerinde elde edilen tecrübeler kurulacak yeni dünya düzeni için deney alanı niteliği taşıyacaktır.

Virüsün hızlı ve öldürücü yayılma hızı nedeniyle ülkeler kara, hava ve deniz sınırlarını tüm dünya ülkeleri birbirlerine karşı kapatma mecburiyetinde kalmışlardır. Tüm ulaştırma sistemleri tarihte görülmediği ölçüde işlevsiz hale gelmiş ve küresel dünya bu olayı tecrübe hanesine yazmıştır.

Küresel dünya alışık olmadığı bir dönemi yaşamaktadır. Küreselleşen dünyanın kapitalizm dünyasında paran varsa her şeye sahip olabilirsin düşüncesi bu yeni dönemde kökten değişmiş olması beklenebilir. Ürüne her şart altında her zaman ulaşılamayacağını küresel dünya bunu Koronavirüs hadisesinde yaşayarak öğrenme tecrübesini elde etmiştir. Küresel tecrübe ülkelere kendisinin üretmemesi durumunda herhangi bir küresel kriz durumunda tedarik zincirinin kopabileceğine ve talebi olan ürüne her zaman ulaşamayacağı tecrübesini kazanmıştır.

Koronavirüs hadisesinin sona erme senaryoları değişik şekillerde olacağı ortaya atılmaktadır. En iyi senaryonun mayıs ayı sonunda hayatın yeniden normal düzene dönmeye başlayacağı yönündeki senaryo olarak görülmektedir.

İyimser senaryo ile bulaşıcı hastalığın 2020 Mayıs sonundan itibaren problem olmaktan çıkması halinde yılın üçüncü çeyreği sonlarına doğru insanlar yeniden hayatın meşgaleleriyle uğraşmaya muhtemelen başlayacaktır. İnsanların varlığına yönelen saldırı ortadan kalkmış problem çözülmüş, sis perdesinin ortadan kalkmasıyla önlerini görmenin sevincini ve heyecanını insanlar buruk da olsa bu dönemde yayacaklardır. Toplumlar virüsün travmasını üzerinden attıkça rahatlayacaklar ve hayatın normalleşmesiyle gelecekle ilgili beklentilerini de tartışmaya açacaklardır.

İnsanların Koronavirüs sürecinde yaşanan travma sonrasında psikolojilerinin yerine gelmesiyle birlikte normal hayata dönmesinde onların bugüne kadar hayatla ilgili biriktirdiği bilgi ve tecrübe birikimi onlara bundan sonrası için yol gösterici olacaktır.

Yaşanan bu zorunlu değişim süreci insanlar için önemli bir hayatta kalma tecrübesi kazandırmıştır. İnsanlar günlerce ve hatta aylarca evden çıkamamış diğer taraftan dışarı çıkarken, alışverişe giderken maske takmak zorunda kalmıştır. Bu toplumlar için hiç de alışık olmadıkları bir durumu yaşama zorunluluğu olarak görülmelidir. Diğer taraftan insanlar bulaşıcı hastalığın yayılma süresince hayatlarının günlük bir parçası olan sosyal davranış alışkanlıklarını zorunlu ve gönüllü olarak değiştirme dönemini yaşamışlardır.

Tecrübe edilen hadiseler toplumsal hayatın her alanında üretimden tüketime, ulaştırma sistemlerinden sosyolojik davranış biçimlerine kadar yeni bir yapıya evrilmesine ortam hazırlamaktadır. Beklenir ki bu yeni değişim ve oluşum insanlığın tüm birikimini ortak akıl kullanılarak daha iyi ve üst hayat seviyesine taşır.

Toplumlarda ekonomik, sosyal ve siyasi yapılanma birkaç yıl alırken bilim ve teknolojideki yenilenmelerle yeni sistemin şekillenmesi ve kendisini yenilemesi 2030 yılına kadar devam etmesi süreçlerin gelişmesine bağlı olarak devam edeceği beklenir. Toplumların bilgi, birikim ve donanımları arttıkça değişim ve gelişim sürecektir. Kültür ve medeniyetin gelişmesi de buna bağlıdır.

Koronavirüs ve Küresel Dünya İçin Kazanımlar

Çin’in Vuhan bölgesinde başlayan Koronavirüs kelebek etkisiyle küreselleşen dünyayı çok kısa bir sürede etkisi altına alarak insanlığın kabusu haline gelmiştir. Küreselleşen dünyanın iletişim sistemleri haricindeki kara, hava ve deniz ulaştırma sistemlerinin devre dışı kalmasına neden olmuştur. Bu dönemde uluslar arası tek çalışan iletişim sistemi olmuştur. Zaman ve mekan kavramlarının dışına taşınan bir iletişim sisteminin altyapı varlığının olmasının önemi kriz sürecinde ortaya çıkmıştır.

İletişim altyapısının varlığı ile birlikte bulaşıcı hastalığın bilgilerinin tüm ülke bilim insanları arasında paylaşılarak birbirlerinin tecrübi bilgilerinden yararlanarak bilgi aktarımı ve problem çözme imkanı sağlaması insanlığın geleceği açısından ümit verici bir gelişme olarak görülmektedir.

Küresel dünyanın problemlerinin ortak akılla çözülmesi imkanının var olduğu Koronavirüs hadisesinde görülmüştür. Sağlık konusunda yapılan işbirliğinin tüm alanlarda yapılabilmesi gelecek dünyası açısından aydınlık günler olarak görülecektir.

Bu virüs insanlık tarihi içinde küresel olarak yaşanan hadiselere yeni bir deneyim olma özelliği taşımaktadır. Bu yeni deneyim küreselleşmenin ticaret ve finansman kaynakları akışkanlığının mobiliteyi artırdığını, ne var ki kritik dönemlerde yerli üretimin anlamlı olduğu deneyimini de küresel dünyaya yaşatmıştır.

Diğer taraftan dünyanın yaşadığı ilk tecrübelerden biri olarak iletişim sistemleri kesintiye uğramadan devam edebilmiştir. Bu çok önemli bir gelişme olarak değerlendirmeye alınması gereken konulardan olmuştur.

Koronavirüs salgınının seyri hususunda dünya bilim insanları kendi ülkelerindeki gelişmeler hakkında birbirleriyle tecrübe ve bilgi aktarımı sağlayabilmişlerdir.

Sağlanan tecrübe ve bilgi aktarımı insanlığa yapılan bu saldırının birlikte ortak düşmana karşı işbirliğini ortaya çıkarmıştır. Dünyanın yeni kurulacak yapısal organizasyonları ve işbirliklerinin geleceği açısında da çok değerli bir tecrübe olarak görülmelidir.

Küresel dünyanın bu krizden elde ettiği tecrübeleri paylaşarak sonraki bölgesel ve küresel problemlerin çözümünde kullanması insanlığın gelecekteki başarılarını artıracağını göstermiştir. 

Bulaşıcı hastalık nedeniyle küresel dünya bundan sonra kendi ihtiyaçlarını karşılamak için ülke içinde azami üretime geçme politikaları uygulamaya koymaya çalışacaklardır. Kriz sürecinde küresel dünya için yaşanan tedarik zincirindeki bozulma ekonomiler için kaos ortaya çıkarmıştır.

Koronavirüsün etkisiyle kurulu düzenin bozulması sonrasında hayatımıza birçok yeni  şeyin girdiği gözlenmektedir. Bunlar; uzaktan eğitim, internet üzerinden alışveriş, evde çalışma ve bunun gibi birçok yenilik hayatımıza girmiştir. Ayrıca, insanların eve kapatılıp zaruri ihtiyaçlarının karşılanması organizasyonunun nasıl yapılırsa daha başarılı olunabilir tecrübesi de bu dönemde elde edilmiştir.

Bu yeni işlemler ve faaliyetler hayatımıza girerken diğer taraftan da yalnızlaşıp izole ediliyoruz. İnsanlar bireyselleştiriliyor. Bu yalnızlaştırma esasta bireyin kontrol edilmesinin ve istenilen şekle sokulmasının başlangıcı da olabilir. Toplumların ve toplumların ortak aklının önünün alınmasıyla zayıflatılması ve uyumlu bireyler haline dönüştürülmesi de amaçlanabilir.

Önümüzdeki süreçte tüm bu yeni gelişmeler sosyo-psikolojik boyutuyla bilim insanları tarafından derinlemesine incelenecek ve tartışılacak konular arasında yer alacaktır. Yenidünyanın şekillenmesinde elde edilen tecrübeler çok önemli veriler olarak görülmektedir. Bir bakıma bunlar küresel sosyo-psikolojik saha çalışması verileridir.

Tarım sektörünün ülkeler için vazgeçilmez ve devredilemez ve mutlaka ülke içinde üretilmesi öğretisini ülkelere yaşanan süreç hatırlatmıştır. Ülkeler için en önemli şeyin sürdürülebilir gıda güvenli olduğunu kriz süreci kayıtlara düşmesini sağlamıştır. Devletler için olmazsa olmaz olan halkının gıda güvenliğinin sağlanması hadisesi ortaya çıkmıştır. Bütün sektörlerin faaliyetleri durdurulabilirken güvenlikte olduğu gibi sağlık ve gıda sektörünün de faaliyetini devam etmesinin gerekli olduğu anlaşılmıştır.

Dünyanın her hangi bir yerinde meydana gelen bir hadisenin tüm dünyanın meselesi olduğu yine bu süreçte anlaşılmıştır. Çin’de meydana gelen bir bulaşıcı hastalık 3 ay gibi kısa bir sürede tüm dünyayı kontrolü altına aldığı gözlenmiştir.

Çevre kirliliğinin küresel dünyanın tamamının meselesi olduğu yine bulaşıcı hastalık nedeniyle daha iyi anlaşılmıştır. Küreselleşen dünya yaşanan bu tecrübelerden geleceği ile ilgili planlamalarında etkin bir şekilde yararlanmalıdır.

Sonuç

Doğa bulaşıcı hastalık ile insanlara ‘’yaşamak için aşırıya kaçma, bencil davranma, birlikte hakkaniyet içinde ortak aklı kullanarak yaşa ve dayanışmayı öğren’’ demiş olmalı.

 

 

 

 

Kaynaklar:

İsmail Hakkı Yücel, Sanayide Robot Teknolojisi, uygulaması Ve Önemi, DPT yayınları, 1991.

İsmail hakkı Yücel, Bilim-Teknoloji Politikaları Ve 21. Yüzyılın Toplumu, DPT yayınları, 1997.

İsmail Hakkı Yücel, Türkiye’de Bilim Teknoloji Politikaları Ve İktisadi Gelişmenin Yönü, DPT yayınları, 2006.

İsmail Hakkı Yücel

21. Yüzyıl Türkiye Enstitisü
Misafir Yazar

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Ersin Dedekoca   - 22-09-2020

Türkiye ve Kredi Derecelendirme Kuruluşları

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's“Türkiye'nin kredi notunu” B1'den B2'ye indirdi ve “görünüm değerlendirmesini” de, mali ölçümlerin beklenenden daha hızlı kötüleşebileceğini kaydederek "negatif"te bıraktı. [1] ...