FRIEDMAN'IN ÖNGÖRÜSÜ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Yazan  06 Mart 2009
Amerikan istihbarat şirketi Stratfor’un başkanı George Friedman, Türkiye’nin 21. yüzyılda süper güç olacağını söyleyerek, ’önümüzdeki on yıl için Türkiye’nin en büyük mücadelesi harici değil, dahili olacak; ekonomik ve askeri gücü destekleyen milli b

Türkiye'nin 21. yüzyılda sözü dinlenir ve güçlü bir ülke olacağına ilişkin benzer bir öngörüyü 2000'li yıllarda ABD'nin o zamanki başkanı Clinton da söylemişti. Daha önceki yıllarda da hatırlanacağı gibi birçok stratejist benzer değerlendirmelerde bulunmuştu. Ancak bir ülkenin süper güç potansiyelinin olması başka bir şey, o potansiyeli belirli bir amaç doğrultusunda etkili bir biçimde kullanabilmesi daha başka bir şeydir. Ülkelerin tarihlerinin, imkânlarının ve şartlarının müsait olması kadar yöneticilerinin de büyük bir güç olma misyonuna sahip olmaları gerekir.

George Friedman'ın Türkiye'nin en büyük mücadelesinin harici değil, dahili olacağını, bu bağlamda da ekonomik ve askeri gücü destekleyen milli birliğin hayati olduğuna dikkat çekmesi de çok önemlidir. Çünkü Türkiye'yi bugün yöneten ve küçük düşündüğü ölçüde de "Büyük Düşün Türkiye" diye slogan atan iktidar, uygulamalarıyla milli birliği tehdit eder hale gelmiştir. Türkiye'de bugün "milli devlete" meydan okuyan uygulamalar, bizzat ülkeyi yönetenler tarafından devreye sokuluyor. TSK'ya yönelik iftira, isnat ve ithama da iktidar resmen göz yumuyor. Ayrışma, ötekileşme, farklılaşma ve bölücülük iktidar tarafından teşvik ediliyor. Bu durum da Türkiye'nin jeokültürel hinterlandına yönelik mesafe almasını engelliyor. Türkiye'yi etnik sorunların, mezhep kavgalarının, laiklik tartışmalarının girdabında boğuyor. Friedman'ın "Türkiye'nin en büyük mücadelesi harici değil, dahili olacak" kehaneti bütün unsurlarıyla Türkiye'de yaşanıyor.

Ulus devletin zaferi!

Diğer yandan iktidarın AB tutkusu Türkiye'nin kendi ulusal çıkarlarını düşünmeyi engelliyor. Bakan Bağış, AB'yi hasta Türkiye'nin diyetisyeni olarak görüyor. Avrupa'dan aldığı reçeteleri Türkiye'ye uyarlamaya çalıştığını açıkça söylüyor. George Friedman, ise AB konusunda şu tespitte bulunuyor: "AB inkâr edilemez ağırlıkta bir iç kriz yaşıyor. Türkiye de kendi ulusal çıkarlarını gözetmeli ve kendi çözümünü üretmeli.../..-Kriz karşısında- Avrupa'nın kararı ulus devletlerin üstünlüğü yönünde oldu. Türkiye bir ulus devlet ve bu durumda Avrupalılar gibi davranmalı ve ulusal çıkarını gözetmeli. Bence çok taraflı dönemin sonuna geliniyor ve ulus devletlerin egemen olduğu bir döneme giriyoruz. Türkler AB'ye olan saplantılarını yeniden gözden geçirmeli. Eğer Türkiye bu krizde AB'de olsaydı çok zarar görürdü."

Friedman, hafta sonu AB'nin aldığı, Doğu Avrupa ülkelerine ihtiyaç duydukları desteği vermeme kararının 'AB üyesi olmak ne işe yarıyor' sorusunu gündeme getirdiğini de söylüyor. Doğu Avrupa ülkeleri, yeniden güçlenen Rusya ve çöken Avrupa'nın arasında kaldılar. ABD, Rusya'nın gücünü sınırlamak için bu ülkelerle işbirliği içinde olduğunu söylüyor.

Friedman'ın en can acıtıcı tespiti ise şu: "Türkiye'nin iç tartışmalarını çözmek için AB gibi kırılgan bir kuruma güvenmesi çok tehlikeli. Türkiye kendi sorunlarını kendi çözecek kadar güçlü bir ülke."

Türkiye'yi yönetenlerin hiç olmazsa Friedman kadar Türkiye'ye ve potansiyeline güvenmeleri gerekir. Bugünün Türkiye'sinin, -AB değil- Türkiye'ye güvenen kadrolara olan ihtiyacı her zamankinden daha fazladır.

Özcan Yeniçeri

1954 yılında Gümüşhane'nin Şiran ilçesinde doğdu. İlk ve orta tahsilini Gümüşhane'de, yüksek tahsilini Ankara'da tamamladı. 1987 yılında Uludağ üniversitesi Sosyal Bilimler Ensti-tüsü'nde Yüksek Lisansını tamamladı. 1991 yılında ise Erciyes üni-versitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde Yönetim Organizasyon dalında “örgütlerde çatışma ve Yabancılaşmanın önlenmesinde Yönetime Katılmanın Rolü” adlı tezinin kabul edilmesiyle de doktor unvanını aldı.

1998 yılında doçent, 2004 yılında da profesör oldu.

Prof.Dr. özcan Yeniçeri, Niğde üniversitesi'nde çeşitli aralıklarla Kamu Yönetimi Bölüm Başkanlığı, Meslek Yüksek Okulu Mü-dürlüğü, Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü yaptı.

1999 yılında Kazakistan'daki Ahmet Yesevi üniversitesi'nde görev aldı. Bu üniversitede “Uluslararası İlişkiler Bölümü”nü kurdu ve bir yıl süreyle de başkanlığını yaptı. 2004 yılında AYSAM (Ahmet Yesevi Stratejik Araştırmalar Merkezi) Başkanlığına getirildi. İki yıl bu görevi yapmış olup halen Niğde üniversitesi'ndeki görevine de-vam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri'nin yazdığı eserlerden bazıları şunlardır: Yeniden Türkleşmek, örgütsel Değişmenin Yönetimi, Küre-selleşme Karşısında Milliyetçilik ve Kimlik, Küresel Kıskaç ve Türkçülük, Bilgi Yönetim Stratejileri ve Girişimcilik, Dokunanlar, İtirazlar, Bugünden Yarına Türk Dünyasına Stratejik Bakış, Yönetimde Yeni Yaklaşımlar. ölüler Nefes Almaz (Roman), örgütlerde çatışma ve Yabancılaşma Yönetimi

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 2003 yılı “Prof. Dr. Osman Turan Kültür Araştırmaları” ödülünü almıştır.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, Ortadoğu, Ayyıldız, Millet, Hergün ve Siyaset Ekseni gazetelerinde çeşitli aralıklarla köşe yazarlığı yapmıştır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde köşe yazarlığına devam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 12 Haziran 2011 Genel Seçimleri ile Milliyetçi Hareket Partisi Ankara milletvekili olmuştur. Ankara Milletvekili Yeniçeri aynı zamanda TBMM Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Komisyonu üyesidir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 16-10-2019

SDG/YPG'ye Çifte Koruma Kuşağı

İç politikada zorda olan Trump, kişisel açmazdan kurtulmak için dünya gündeminin en üst sırasındaki Suriye konusunu da kullanıyor. Ama görünen o ki, bunu yaparken de Türkiye'yi de kullanıyor.