Suriye İç Savaşında Amerikan İstihbarat Faaliyetleri

Yazan  16 Ağustos 2012
Amerika'nın istihbarat faaliyetleri Suriye'de devam etmektedir.

Giriş

ABD, Suriye'deki iç savaşa dönüşen çatışmalardan genel olarak uzakta kalmayı ve krizi Orta Doğu ve Avrupa'daki müttefikleri üzerinden yönetmeyi tercih etmektedir. ABD'nin kriz yönetimi yaklaşımında Orta Doğu'daki müttefiklerinin arasında, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri, Türkiye, Ürdün ve Lübnan'ın rolünün daha önemli olduğu söylenebilir. ABD perde arkasından olayları yönetme politikası uyguladığı Suriye'de istihbarat servislerini de devreye sokarak etkin olmaya çalışmaktadır.

ABD istihbarat servislerinin Suriye faaliyetlerinin içeriği ABD basınında tartışılmaktadır. Bazı iddialara göre Amerikan istihbarat servisleri krizin başladığı günden itibaren ülkede faaliyet göstermektedir. Başka bir iddiaya göre ise ABD istihbarat servisleri Haziran 2012 itibarıyla faaliyetlerine başlamış, Esad'ın bakanlarının bir bombalı saldırı sonucu öldürülmesiyle birlikte faaliyetlerini yoğunlaştırmıştır. Amerikan istihbaratının bu faaliyetleriyle Esad rejimine karşı başarı kazandığı açıktır. Zira olayların başladığı günden itibaren gelişim seyri izlendiğinde Esad aleyhine gelişmelerin giderek çoğaldığı görülebilir. Bu çalışmada ABD istihbarat servislerinin Suriye'deki faaliyetleri değerlendirilmeye çalışılacaktır.

Genç CIA'in İlk Tecrübelerinden Suriye

Amerikan istihbaratının Suriye'deki faaliyetleri, Suriye'de son dönemde gerçekleşen toplumsal olaylarla başlamamıştır. Tam tersine ABD, İsrail'in kuruluşundan itibaren Suriye'de çeşitli vesilelerle faaliyet göstermektedir. Suriye, Fransız işgal kuvvetlerinden, dönemin İngiliz Başbakanı Winston Churchill'in Şam'a asker gönderme tehdidine istinaden Charles De Gaulle 15 Nisan 1946 itibarıyla ateşkes ilan etmesiyle kurtulmuş; akabinde Suriye 17 Nisan'da istiklâlini ilân etmiştir.[1] Tabii bu çeşit bir bağımsızlığın bedeli olan İngiliz nüfuzunu Suriye peşinen kabul etmiştir. ABD'nin II. Dünya Savaşı'ndan galip çıkmasıyla Londra, Washington merkezli bir batı Dünyasını kabul etmiştir. Suriye'ye Amerikan-İngiliz desteği ile 1945 yılında Arap Amerikan Petrol Şirketinin açıkladığı, Trans Arap Boru Hattı (TAPLINE) projesinin açıklanması arasında bir ilişki söz konusudur.[2] Bununla birlikte Suriye'nin SSCB ile yakınlaşması ABD-İngiltere ikilisinin ekonomik çıkarlarının önündeki büyük bir engel olarak ortaya çıkmıştır. Bütün bu olaylar CIA'in bölgede faaliyetlerde bulunarak durumu Amerikan çıkarları lehine çevirme çalışmalarını başlatmıştır.

CIA 1947'de Amerikan Millî Güvenlik Kanunu'na istinaden kurulduktan sonra[3] 1948 yılında Suriye'de Amerikan karşıtı gösteriler dolayısıyla faaliyet göstermiştir. Dönemin Suriye Başbakanı Cemil Mardam'ın istifasına yol açan gösterilerden sonra, Stephen Meade adlı CIA personelin hem Suriye'li sağcı gruplarla hem de Suriye Genelkurmay Başkanı, Hüsnü Zaim ile buluşmuştur.[4] Bu buluşmalar neticesinde dönemin Suriye Başbakanı Şükrü Çiçekli Hüsnü Zaim ve muhtemelen Stephen Meade tarafından ABD tarafında yer almaya ikna edilmiş; Pentagon da Suriye'ye askeri malzeme yollama konusunda izin vermiştir. Kısa bir süre sonra Suriye, Türkiye ile ikili savunma görüşmelerine ve TAPLINE'ın yenilenme çalışmalarına başlamıştır. Ayrıca Suriye, İsrail ile barış anlaşması imzalamaya gönüllü olmuş, bunun karşılığında askeri yardım dışında Truman yönetiminin Dünya Bankası'na yaptığı baskıyla 200 milyon Dolar borç alması vaad edilmiştir.[5] Ancak ABD ile Çiçekli anlaşamadan 25 Şubat 1954'te bir darbe ile iktidardan indirilmiştir. Bu durumu dönemin CIA Başkanı Allen Dulles Suriye'deki darbeyi "ülkedeki durum bölge ülkelerinin arasında en kötü olanıdır" sözleriyle tanımlamıştır.[6] Bağdat Paktı'nın kurulmasıyla birlikte, Suriye'de Genelkurmay Başkanı Adnan El Malki'nin başını çektiği bir grup subay pakta Suriye'nin katılmasına karşı çıkmıştır. Hatta Adnan El Malki, Cemal Abdülnasır ile yakınlaşmış ve gücünü de Amerikan karşıtı olarak Suriye'de artırmıştır. Baas yanlısı olan Adnan El Malki, Suriye Sosyalist Nasyonalist Partisi (SSNP)ne üye bir asker tarafından vurulmuştur. Bu suikastte CIA parmağı olduğu iddia edilse de kesin bir kanıta ulaşılamamıştır.[7] Ancak El Malki'nin ortadan kalkmasının ABD'nin çıkarları doğrultusunda olduğu su götürmez bir gerçektir.

El Malki suikastından sonra, Çiçekli ve CIA destekli bir grup tarafından Batı karşıtı olarak değerlendirilen hükümeti devirmek için Operation Struggle kod adıyla bir harekât başlatılmıştır. Bu operasyonun diğerlerinden farkı Amerikalılarla birlikte İngilizlerin sonradan adını MI6 olarak değiştirecek olan Secret Intelligence Service (SIS)'in de bulunmasıdır. Dönemin CIA Orta Doğu Şefi Kermit Roosvelt ve Allen Dulles Londra'da operasyon ayrıntılarını planlamıştır. Plan'a göre Türkiye sınırdaki olayları düzenlemekle görevlendirilmiştir. İngiliz görevliler Suriye'deki kabileleri kışkırtacaktır. Amerikan istihbarat görevlileri de SSNP üyelerini seferber etmekle görevlendirilmiştir. Üstelik bu operasyon için ABD, 150 bin Dolar harcamayı da göze almıştır.[8] Ancak Nasır'ın Süveyş Kanalı'nı millileştirmesiyle başlayan gerginlik İngiltere'nin operasyondan çekilmesiyle sonuçlanmıştır. ABD'nin Suriye'deki istihbari faaliyetleri görüldüğü gibi II. Dünya Savaşı'nın hemen ardından başlamaktadır.

Bugün uygulanan taktikler açısından da büyük benzerlik arz etmektedir. CIA o dönem olduğu gibi bugün de Türkiye sınırında faaliyet göstermekte, Suriye içindeki muhalif gruplara rejim güçleri ile savaşmak için lojistik destek sağlamaktadır.

ABD İstihbaratı Türkiye'de

Suriye'deki isyanda, Suudi Arabistan ve Katar tarafından finanse edilen, Türkiye tarafından koordine edilen dış yardımı, gözetmek ve yönlendirmek amaçlı Türkiye'de bulunduğu Amerikan kaynaklarınca ileri sürülen CIA personelinin Türkiye-Suriye sınırında muhaliflere silah geçişini sağlamak için bulunduğu iddia edilmektedir.[9] Türkiye'nin sınırlarını silah geçişleri için yabancı bir ülkenin istihbarat servisi elemanlarının kontrolünde açtığı iddiası vahim olmakla birlikte bu iddia Türk siyaset ve medyasında tartışma/tepkiye neden olmamıştır.

Türk basınında yer alan bazı iddialara göre söz konusu CIA ekibi altı kişiden oluşmaktadır.[10] Bu sayı her ne kadar netleşmemiş olsa da, Amerikalı kaynakların ifadeleri ve Esad'a karşı direnişte gözle görülür bir artış olması, Suriye muhalefetine desteğin arttığı düşüncesini akıllara getirmektedir. ABD, gayrı nizami harp ile ilgili oluşturduğu el kitabında, ülkelerde gerektiğinde bir işgal zemini hazırlanması için çeşitli aşamalar ortaya koymuştur. Bu aşamaların genel olarak; hazırlık, ilk temas, sızma, örgütlenme, inşa, konvansiyonel güçlerle birleşecek harekâtlar, ulusal denetimi ele geçirerek düzenli orduya geçerken var olan güçleri dağıtmak olarak tanımlanmaktadır.[11] Anılan bu yaklaşıma uygun olarak Amerikan isthibaratı Suriye'de faaliyet göstermektedir.

CIA koordinasyonunda, Suriye muhalefetine otomatik tüfekler, roketatarlar, cephane ve anti tank silahları temin edildiği söylenmektedir. Üstelik bu silahların paralarının Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar tarafından ödendiği, muhaliflere ulaştırılmasında Müslüman Kardeşlerin aracı olduğu iddia edilmektedir.[12]

Amerikan kaynaklı silahların Suriye'ye gönderildiği iddiası sadece Amerikan basınında yer almamaktadır. Suriye resmi haber ajansı SANA da NATO menşeli silah ve mühimmatın ele geçirildiği haberlerine yer vermektedir. SANA'ya göre 15 Temmuz 2012'de yapılan bir operasyonda, 45 otomatik tüfek, 13 NATO menşeli dürbünlü tüfek, 9 RPG ve 32 adet RPG mühimmatı, C-4 kalıpları ele geçirilmiştir.[13] RPG roket atarlar her ne kadar Rus yapımı olsalar da Amerikan kaynaklı haberlerde anti tank silahları ve omuzdan ateşlemeli bomba atar olarak tanımlanan silahların RPG'leri kastetmesi muhtemeldir. Bunun dışında C–4 tipi patlayıcı Amerikan Ordusu envanterinde yer almaktadır.

SANA kaynaklı 14 Haziran 2012 tarihli bir haberde de ele geçirilen otomatik silah ve mühimmatının dışında termal roketlerden bahsedilmektedir.[14] SANA ve Amerikan basını birbiriyle ilgili olmamasına rağmen temel olarak benzer noktalara değinmektedir. ABD basını da marka açık bir şekilde belirtilmeden anti-tank silahları, omuzdan ateşlenen bomba atar gibi tabirlerle roket atarların Suriye'de CIA tarafından dağıtıldığını söylemektedir.

CIA Faaliyetlerinde Bölgesel Yardımcılar

CIA'in II. Dünya Savaşı'nın sonundan itibaren Suriye ile ilgilendiği açıktır. Son dönemde de hem Amerikan, hem de Suriye açık kaynakları benzer söylemlerle Suriye'de silah sağladığını da ifade etmektedir. Ancak Amerikan istihbaratının faaliyetlerini yürütmekte bölgesel müttefiklerinden destek aldığı da ortadadır. Suriye'ye coğrafi ulaşım için Türkiye, Ürdün, Irak, İsrail ve Lübnan önem arz eden ülkelerdir. Bunun dışında coğrafi olarak Suriye'ye nispeten uzak Katar ve Suudi Arabistan da ABD müttefiki olması yanında Suriye'de aktif rol oynamasıyla gündemdeki yerini korumaktadır. Orta Doğu coğrafyasında yer almamasına karşın kimisi tarihi çıkarları kimisi de ABD müttefiki olmasından dolayı soruna müdahil olan ülkeler de mevcuttur. Bu ülkeler içinde başta eski işgalci Fransa, İngiltere, Kanada sayılabilir.

Elbette ki bu ülkelerin birbirinden farklı katkıları mevcuttur. Gelişen olaylar ve söylemler göstermektedir ki, Türkiye, Ürdün, Lübnan, İsrail gibi ülkeler CIA'e bölgede istihbarat konusunda da destek vermektedir. Bu noktada İsrail'in ABD istihbaratına sinyal istihbaratı (SIGINT) açısından destek vermesi muhtemeldir. İsrail'in SIGINT ile görevli Unit 8-200 bir diğer adıyla "Shmoneh Ma'atayim" adlı biriminin Amerikalılarla Suriye'de gerçekleşen olayların açığa çıkarılması için SIGINT açısından yakından çalıştıkları iddia edilmektedir.[15]

Ürdün ABD ile işbirliği içinde olan bir başka ülkedir. Seymour Hersh ünlü makalesi The Redirections'da Dick Cheyney'e atıfta bulunarak İsrail ve Ürdün İran'ın tehdidinin genişlemesinden korkuyor demiştir.[16] Bu türlü kaygılardan dolayı Ürdün'ün Suriye'de muhalefete Şam rejiminin İran'la olan ilgisinden dolayı destek verdiği ortadadır. Bu desteğin Amerikan istihbari faaliyetleri için de sağlandığı söylenebilir. Ürdün istihbarat servisi "Dairat al Muhhabarat al Ammah" bazı kaynaklara göre Amerikan İstihbarat servislerinin 11 Eylül olaylarından beri Orta Doğu bölgesindeki en önemli müttefikidir.[17] Aynı kaynak, CIA'in Amman'daki istasyon şefliğinin son derece rahat çalışmalar yürüttüğünü belirterek, Ürdün istihbarat personelinin de Orta Doğu ve Güney Asya'da, Amerikalı meslektaşlarıyla istihbarat toplama ve terörizmle mücadele faaliyetlerinde bulunduğunu belirtmektedir. Bütün bu yakın ilişkiler dolayısıyla Ürdün istihbaratının Suriye konusunda da CIA ve diğer istihbarat servislerine yardımcı olduğu açıktır.

Suudi Arabistan da Suriye konusunda faal ülkelerden biridir. ABD ile olan askeri ve ticari irtibatından dolayı Riyad Suriye konusunda ABD'nin yanında yer almaktadır. Bununla birlikte Suudi Arabistan'ın kendi çıkarları da ülkeyi Suriye karşıtı politikalar yürütmeye sevk etmektedir. S. Arabistan, Ürdün gibi İran'ın etkisi dolayısıyla Suriye'yi tehdit olarak görmektedir. Bu çekişmenin temel iki alanından biri Lübnan'daki Hizbullah ve Şii etkisi, diğeri ise Filistin meselesidir. Bu sorunlar dolayısıyla S. Arabistan İran-Irak Savaşı'nın başlangıcından itibaren oluşturulan Suriye-İran ittifakından rahatsız olmaktadır.[18] Anılan kaygılar dolayısıyla yakınlaşan ABD-S. Arabistan ittifakı, dönemin Suudi Arabistan Milli Güvenlik Danışmanı Prens Bin Sultan'ın liderliğinde ABD'nin Orta Doğu politikalarının yeniden oluşturulmasına sebep olmuştur. Bu değişimle birlikte S. Arabistan'ın ezeli düşmanı İran, Suriye ve Hizbullah bölgede istikrarsızlığın temsilcisi olarak ilan edilmiştir.[19]

Prens Bandar hâlihazırda Suudi Arap İstihbaratının başındadır.[20] Bandar'ın S. Arap istihbaratının başına atanması uyguladığı politikalar ve ABD üzerindeki etkisi dikkate alındığında oldukça dikkat çekicidir. Son dönemde çeşitli kaynaklarda bir suikasta kurban gittiği iddia edilen Bandar'ın başa gelmesinin ardından Suriye'de olayların daha da hızlanması da dikkat çekicidir. S. Arabistan-ABD ikilisinin askeri ve ekonomik işbirliğinin dışında, istihbarat faaliyetleri açısından da işbirliği içinde olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Katar, ABD'nin bir başka önemli müttefikidir. Tıpkı S. Arabistan gibi Katar-ABD ilişkileri de hem askeri hem de ekonomik bağlamda oldukça yakındır. Katar dikkate değer bir hava gücüne sahip olmamasına rağmen Doha'da bulunan El Udeyd Hava Üssü'ne 1991 yılından 2011'e kadar 1 milyar Dolar yatırım yapmıştır. Ayrıca, ABD Hava Kuvvetleri'nin kullanımına sunulmak üzere, anılan üste 100 milyon dolarlık bir yatırımla yenileme ve geliştirme çalışmaları yapılmıştır.[21]

Bunun dışında Katar enformasyon savaşının bir unsuru olarak basın yayından da Suriye meselesinde faydalanmaktadır. Katar'daki en önemli medya organının El Cezire Televizyonu olduğu söylenebilir. İngiltere'deki Sandhurst Askeri Akademisinden mezun olan Şeyh Hamid bin Halife El Sani'nin sağladığı 140 milyon dolarlık kaynakla 1996 kurulan El Cezire dikkat çekici haberlere imza atmaktadır.[22] Özellikle Arap ülkelerinde baş gösteren ayaklanmalara odaklanan kanal, Suriye ile ilgili haberlerde de ön plana çıkmıştır. Ancak zaman zaman spekülatif haberler yaptığı iddia edilmektedir. Bunun önemli örneklerinden biri de Hama'daki olaylarda başta ilan ettiği 350–400 muhalifin öldürüldüğü haberini, delillere dayanan tepkiler dolayısıyla geri çekmesidir. El Cezire kanalı İngilizce yayına 2006 yılında ABD'deki merkezinde başlamıştır. Enformasyon savaşının[23] istihbarat faaliyetlerinin önemli bir parçası olduğu dikkate alınacak olursa, Katar'ın ABD istihbaratının işini kolaylaştırma noktasında faaliyetlere katkıda bulunduğu açıktır.

Suriye meselesine Türkiye açısından bakıldığında durum bölgedeki diğer ABD müttefiki ülkelerden farklı görülmemektedir. 1998'de terör örgütü elebaşı dolayısıyla yaşanan krizden sonra nispi bir iyileşme sürecine giren ilişkiler; Suriye'de olayların başlamasıyla birlikte gerilemiş ve en sonunda 26 Mart 2012'de Türkiye'nin Şam Büyükelçiliğinin kapatılmasıyla kopma noktasına gelmiştir. Türkiye ABD'ye Suriye konusunda istihbari destek vermektedir. Bunun en önemli kanıtı, CIA personelinin Türkiye'den muhaliflere silah dağıtım işini düzenlediklerine dair haberlerin yalanlanmamasıdır.

Türkiye'nin istihbari faaliyet noktasında akıl karıştıran bir diğer durumu, Haziran ayında düşürülen RF-4 Savaş uçağının keşif gözetleme uçağı olmasıdır. Söz konusu uçağın Suriye hava savunma sistemine tahrik testi uyguladığı iddiaları çeşitli kaynaklarda yer almıştır.[24] [25]

Bunların dışında Türkiye'nin Milli İstihbarat Teşkilâtı vasıtasıyla ABD servislerine destek verdiği kaynaklarda yer almaktadır. Son dönemde Genelkurmay Başkanlığından MİT'e devredilen ve eski adı Genelkurmay Elektronik Sistemler Komutanlığı (GES) olan birimin de SIGINT açısından ABD istihbaratına destek verdiği anılan iddialar arasındadır.[26]

ABD Büyükelçiliği Faaliyetleri

Amerikan Büyükelçiliğinin faaliyetleri Suriye-ABD ilişkilerinde önemli anlaşmazlık alanlarından biri olmuştur. Çünkü Suriye Amerikan elçiliği faaliyetlerini normal diplomatik görevleri dışında algılamıştır. ABD'nin Suriye Büyükelçisi Robert Ford'un Temmuz 2012'de Hama'yı ziyaretinden sonra artan kargaşa ortamı Suriye hükümetini rahatsız etmiştir. Söz konusu ziyaretten sonra açıklama yapan bir ABD Dışişleri görevlisi, bu faaliyetin asıl amacının muhaliflerin siyasi amaçları hakkında bilgi toplamak olduğunu ifade etmiştir.[27] Diplomatik misyonların görev yaptıkları ülkelerin iç işlerine karışma yetkileri konusunda bir yorum yapmaya dahi ihtiyaç duyulmamaktadır. Büyükelçi Ford'un bu seyahatinin ardından Suriye devlet yetkilileri de onu olayları kışkırtmakla suçlamıştır.[28] Bu gerginliğin ardından artan gösteriler dolayısıyla ABD, Şam nezdindeki büyükelçiliğini Ekim 2011'de kapatmıştır.[29] Amerikan basınında Şam Büyükelçiliğinin kapanmasından sonra, ABD'nin istihbarı faaliyetlerinde zorluklar yaşamaya başladığı iddiaları yer almıştır.

Bu ifadelerden de anlaşılmaktadır ki, ABD istihbarat servisleri Suriye'deki büyükelçilik aracılığıyla faaliyetlerini yürütmektedir. Greg Miller ve Joby Warrick imzasıyla Washington Post'da çıkan bir makalede, ABD Büyükelçiliği'nin kapatılmasından sonra istihbarat servislerinin faaliyetlerinde sıkıntı çektiği iddiası yetkililere dayandırılmaktadır. ABD istihbarat servislerinin büyükelçiliğin kapatılmasından başka sorunları da meydana gelmiştir. Söz konusu sorun Libya'da muhaliflerin müdahale için zemin hazırlamasının aksine Suriyeli muhaliflerin CIA'in çalışmasını rahatlatacak bir alanı ele geçirememiş olmalarıdır.[30]

ABD İstihbaratının Suriye'deki Faaliyetleri

Suriye'de olayların başlangıcından beri ABD ve müttefikleri Suriye meselesinin içinde yer almaktadır. Bunun sebebi olarak da ülkeyi demokratikleştirmek, Suriye halkının çektiği acıları ortadan kaldırmak gibi sebepler öne sürülmektedir. Ortaya konan bu durumun sağlanabilmesi için de olayların başından itibaren muhalefete yardım yapılması gündeme getirilmektedir. Söz konusu yardımın yapılabilmesi için 28 Ekim 2011'de muhalifler tarafından uçuşa yasak ve tampon bölge oluşturulması gündeme getirilmiştir.[31] Ancak uçuşa yasak bölge ilânı ABD CENTCOM Komutanı Org. James Mattis'in Senato Silahlı Kuvvetler Komisyonu'na 6 Mart 2012'de verdiği brifingde Libya'daki kadar kolay olmayacağı gerekçesiyle reddedilmiştir.[32]

Bu gelişmelerin ardından doğrudan müdahalede bulunamayacağını anlayan Amerikan yönetimi, muhalefete araç gereç sağlama yoluna gitmiştir. Bu akışın sağlanabilmesi ve muhalefete yardımın daha etkin hale getirilebilmesi için, Amerikan düşünce kuruluşlarında ülkeye özel kuvvetlerin sokulması ve/veya belli bazı alanların kurtarılmış bölge ilân edilmesi tartışılmıştır.[33] Bu süre zarfında Amerikan istihbarat elemanlarının konuyla alakadar olmaları şiddetle muhtemeldir. Washington Post, CIA personelinin onaltı aydan beri Suriye'de faaliyet gösterdiklerini iddia etmektedir.[34] Bu durumda Amerikan istihbarat servislerinin anılan müdahale yöntemlerinin ortaya çıkmasında katkıda bulunduğu iddiası öne sürülebilir.

Amerika'da gerek siyasiler gerek de düşünce kuruluşları sık sık, Suriye'deki muhaliflere çeşitli şekillerde yardım edilmesi gerektiğini gündeme getirmektedir. Yapılması istenen yardımın içeriği, ilaç ve gıda gibi insani ihtiyaçlardan silah ve operasyonel haberleşme araçlarına kadar değişiklik göstermektedir. Amerikan Dışişleri Bakanlığı 15 milyon dolar tutarında tıbbi yardım malzemesi ve iletişim araçlarının Suriye muhalefetine teminini sağlamaktadır.[35] Suriye Ordusundan ayrılmaların teşviki meselesi olayların başladığı dönemden itibaren ABD ve müttefiklerince tartışılmaktadır. Suriye'nin dostları adıyla bir araya gelen Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, isyancıların maaşlarının ödenmesi, Suriye ordusundan ayrılmaları teşvik etme vb. konular için harcanmak üzere 100 milyon dolar fon sağlamıştır.[36] Bu tartışmalar doğrultusunda Suriye ordusundan ayrılmaların belli bir oranda başarıldığı ortadadır. Son dönemde Suriye ordusundan ayrılan başta generaller olmak üzere üst rütbeli subayların bu fonlar sayesinde angaje edildikleri söylenebilir.

Sağlık malzemesinin insani yanı açık bir şekilde anlaşılabilir. Ancak iletişim araçlarının insani gerekliliği zihinlerde şüphe uyandırmaktadır. Aynı iletişim araçları eylemlerin planlanması ve uygulanması için de kullanılabilir. Örneğin 16 Kasım 2011'de Suriye İstihbarat Binasına yapılan saldırıda uydu telefonlarının kullanıldığı söylenmiştir.[37] Bu gibi olayların gerçekleştirilmesinde muhtemelen Amerikan istihbarat servisleri tarafından sağlanan ve o dönem açıklanmayan silah yardımlarının olması da muhtemelidir.

ABD İstihbaratının Gündeme Gelmesi

İstihbari faaliyetler doğası gereği televizyon ya da gazete haberlerinde sıklıkla yer almamaktadırlar. Ancak, Amerikan İstihbaratı'nın Türkiye'deki faaliyetleri gazetelerde haber ve makalelere konu olmuştur ve bir süre daha olmaya devam edecektir. Bu noktadan bakıldığında istihbaratın doğasından kaynaklanan gizliliğin ihlal edildiği görülmektedir. Peki bu ihlal kime ne kazandırabilir? ABD'de seçimler yaklaşmaktadır. Amerikan Başkanı Obama'nın eleştirilere hedef olduğu konulardan biri de Suriye'de Amerika'nın faal bir rol almasını sağlayamama noktasında olmuştur.[38]

Obama yönetimine bu iddialarla muhalefet edilmesinden kısa bir süre sonra, ABD'nin Suriye'de durumu istihbarat teşkilatları vasıtasıyla kontrol ettiği yönünde haberler basına yansımıştır. Elbette ki Obama yönetimi bu haberden sonra da Suriye konusunda eleştirilere maruz kalmıştır ancak istihbarat faaliyetleri ile ilgili çıkan haberler Obama'yı biraz olsun rahatlatmıştır. Konunun ABD gündeminde yer almasının politik bir yönü olduğu iddia edilebilir. Fakat iç politika kaygısının söz konusu faaliyetlerde küçük bir öneme sahip olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

ABD, Suriye'deki iktidarın el değiştirmesinde yönlendirici bir yöne sahip olma çabası içindedir. ABD'nin iktidarın el değiştirmesi ile ilgili kaygısı 2003 yılında Irak'ta yaşanan durumun benzerinin Suriye'de gerçekleşmesinden kaynaklanabilir. Irak'ın işgalinden sonra terhis edilen güvenlik birimleri personeli ve askerler silahlarıyla birlikte ayrılmışlar ve daha sonra bu personelin bir kısmı Amerikan askerlerinin karşısına direnişçi olarak çıkmıştır.* Bu durumun tekrar etmemesi için ABD, Suriye'de kontrollü bir dönüşüm sağlama çabası içindedir. Adının gizli kalması şartıyla Washington Post'a konuşan bir Amerikalı yetkili, Esad sonrasında güvenlik sorunlarının yaşanmaması için hâlihazırdaki Suriye kurum ve kuruluşlarının dönüşümde gerekli olacağını ifade etmiştir.[39]

Dönüşümde kontrolü azami seviyede tutabilmek için gösterilen çabaların Amerikan istihbarat servisleri tarafından gerçekleştirilmesi mümkündür. Çünkü CIA faaliyetleriyle ilgili ilk haberlerden sonra, aslında ABD istihbaratının Suriye'deki olayların başladığı günden beri faal olduğuna dair haberler çıkmaya başlamıştır. Bu da Amerika'nın olayların başladığı günden itibaren dönüşümü kontrol altında tutma çabası olarak yorumlanabilir.

Sonuç

ABD Suriye'de olayların başından beri, konuyu insani kaygılar ve halkın demokrasi isteği bağlamında ele aldığını iddia etmektedir. Bu iddialarına destek olarak da ülkeye insani yardım kapsamında malzeme gönderildiği ve bu malzemelerin gıda, giyim ve ilaç gibi maddeleri kapsadığı öne sürülmektedir. Buna rağmen Amerikan gazetelerinde yer alan haberler ve olayların gelişimi bunun aksini ortaya koymaktadır. ABD, Suriye'de tercih ettiği gruplara silah yardımı yapmaktadır. Bu yardımın temel sebebi de şu anda Suriye'nin başında olan Esad'ı ve rejimini devirmektir. Ancak, Esad'ı devirmek için yapılan yardımlar Esad sonrası dönem için ABD'yi endişelendirmektedir. Son dönemde ABD basınında Suriye'de El Kaide faaliyetlerinin arttığına dair haberler çıkmaktadır. Muhtemel bir rejim değişikliğinde şu anda muhalif olmaları dolayısıyla ABD yandaşı gibi görünen bazı gruplar Amerikan silahlarıyla ABD karışsında yer alabilir. Amerikan istihbaratının bu durumu önlemek için de faaliyetlerde bulunmaktadır. Dolayısıyla ABD Suriye'de

a) İnsani yardımı bir kenara koyarak muhalifleri silahlandırmakta,

b) Muhalefeti güçlendirme harekâtlarını Türkiye, Suudi Arabistan, Katar, Ürdün gibi yakın müttefiklerini kullanarak gerçekleştirmekte,

c) Esad rejiminin ardından ortaya çıkacak yapılanmada kaosu engelleyebilmek için muhalifleri kontrol altında tutmaya çalışmakta,

ç) Suriye'de El Kaide gibi örgütlerin yerleşmesini engellemek için faaliyetlerde bulunmaktadır.

Amerika'nın Suriye'ye dair önemli kaygılarından biri de Esad sonrası dönemde tıpkı Irak'ta yaşandığı gibi güvenlik kurumlarının işlemez hale gelerek personelin başıboş kalmasıdır. Bunun için Amerikalı yetkililer Suriye muhalefetine söz konusu kurumların Esad sonrası dönem için de gerekli olduğunu belirtmektedir. Bir başka deyişle Esad'ın gitmesi durumunda Amerikan istihbaratının Suriye'de daha çok işi olacaktır. Muhtemelen Esad sonrası dönemde ABD istihbarat faaliyetlerini ülkenin yeniden yapılandırılması için yürütmeye çalışacaktır. Ancak bu durumda ABD'nin önemli sorunlarından birinin Suriye'de faaliyet gösteren el Kaide olacağı söylenebilir. ABD bunun önüne geçebilmek için şimdiden muhaliflere, devlet kurumları konusunda hassas olmalarını öğütlemektedir. Bunun dışında Amerikan istihbaratı silahların ABD'nin arzu ettiği ellerde bulunması için çabalarını hızlandırmıştır. Gelecek dönemde Suriye'de daha sert istihbarat savaşları izleme olasılığı hızla artmaktadır.

 


 

[1] Mehmet Akif Okur, "Emperyalizmin Orta Doğu Tecrübesinden Bir Kesit: Suriye'de Fransız Mandası", Bilig, Kış 2009, sayı: 48, s: 152.

[2] http://almashriq.hiof.no/lebanon/300/380/388/tapline/ (06.08.2012)

[3] https://www.cia.gov/about-cia/index.html (06.08.2012)

[4] Douglas Little, "1949-1958, Syria: Early Experiments in Covert Action" s: 12 http://coat.ncf.ca/our_magazine/links/issue51/articles/51_12-13.pdf (06.08.2012)

[5] A.g.m., s:13.

[6] A.g.m., s:13.

[7] Elie Podeh, The Quest for Hegemony in the Arab World The Struggle over the Baghdad Pact, E.J. Brill, Netherhands, 1995, s:146-147.

[8] Dougles Little, s:13.

[9] Eric Schmitt, "C.I.A. Said to Aid in Steering Arms to Syrian Opposition", The New York Times, 21 Haziran 2012. http://www.nytimes.com/2012/06/21/world/middleeast/cia-said-to-aid-in-steering-arms-to-syrian-rebels.html?pagewanted=all (21.06.2012)

[10] Hatay'da 6 CIA ajanı çalışıyor, Akşam, 25.07.2012. http://www.aksam.com.tr/hatayda-6-cia-ajani-calisiyor--128878h.html (27.06.2012)

[11] Ergin Yıldızoğlu, "Suriye'nin Yeni Resmi I" Cumhuriyet, 29 Temmuz 2012.

[12] Eric Schimitt, a.g.m.

[13] Treymsa'da Üstün Nitelikli Bir Operasyon, Sana, 15 Temmuz 2012, http://sana.sy/tur/339/2012/07/15/431277.htm (06.08.2012)

[14] Cami Yakınlarında 8 Bomba Koydular... Keşif Uçakları Bile Var, Sana, 14 Haziran 2012. http://sana.sy/tur/339/2012/06/14/425375.htm (06.08.2012)

[15] Matthew M. Aid, "Intelligence Problems in Syria", 24 Haziran 2012. http://www.matthewaid.com/post/27902593683/intelligence-problems-in-syria (30.07.2012)

[16] Seymour Hersh, "The Redirection", The New Yorker 5 Mart 2007. http://www.newyorker.com/reporting/2007/03/05/070305fa_fact_hersh?currentPage=all (01.06.2012)

[17] Matthew M. Aid, a.g.m.

[18] Ümit Özdağ, "Suriye'de Gölge Güç Suudi Arabistan", 21. Yüzyıl, Temmuz 2012, S:43, s:32.

[19] A.g.m., s:34.

[20] Mahdi Daryus Nazemroaya, "The Syrian Intelligence War: A Tale of Two Security Headquarters", Global Research, 31.06.2012. http://www.globalresearch.ca/index.php?context=va&aid=32134 (06.08.2012)

[21] Blanchard, M. Christopher; Qatar: Background and U.S. Relations, Congressional Research Service, Washington, 2011 s:9

[22] A.g.m. s:16.

[23] Ümit Özdağ; İstihbarat Teorisi, Kripto Yayınları, 2011, s:214–215.

[24] Haşim Söylemez, "Pilot Vuruldu Jet Ani Dönüşte Çakıldı", Aksiyon, 16 Temmuz 2012. http://www.aksiyon.com.tr/aksiyon/haber-33090-pilot-vuruldu-jet-ani-donuste-cakildi.html (20.07.2012)

[25] TSK, düşürülen uçağın parçalarını yayınladı, Cumhuriyet, 5 Temmuz 2012. http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=349958 (08.08.2012)

[26] Matthew M. Aid, a.g.m

[27] Elçiler Hama'ya Siper Oldu, Milliyet. http://dunya.milliyet.com.tr/elciler-hama-ya-siper-oldu/dunya/dunyadetay/09.07.2011/1412078/default.htm erişim: 10.02.2012.

[28] Syria Condemns US Ambassador's 'Provocative' Visit to Hama, The Guardian, 8 Temmuz 2011. http://www.guardian.co.uk/world/2011/jul/08/syria-condemns-us-ambassador-visit-hama (30.07.2012)

[29] U.S. Ambassador to Syria Leaves Damascus Amid Threats to Safety, The New York Times, 24 Ekim 2011. http://www.nytimes.com/2011/10/25/world/middleeast/us-ambassador-to-syria-leaves-damascus-amid-threats-to-safety.html (30.07.2012)

[30] Greg Miller, Joby Warrick, "In Syria Conflict, U.S. Struggles to Fill Intelligence Gaps", The Washington Post, 24 Temmuz 2012. http://www.washingtonpost.com/world/national-security/in-syria-conflict-us-struggles-to-fill-intelligence-gaps/2012/07/23/gJQAW8DG5W_story.html (25.07.2012)

[31] Syria protesters call for no-fly zone, BBC News, 28 Ekim 2011. http://www.bbc.co.uk/news/world-middle-east-15498485 (30.07.2012)

[32] Syria: What Prevent U.S. Military Involment, Stratfor, 7 Mart 2012. http://www.stratfor.com/analysis/syria-what-prevents-us-military-involvement (20.03.2012)

[33] Military Options to Undermine Syria's Regime, Stratfor, 2 Aralık 2011. http://www.stratfor.com/analysis/military-options-undermine-syrias-regime (20.03.2012)

[34] Greg Miller, Joby Warric, "In Syria…." The Washington Post, 24 Temmuz 2012. http://www.washingtonpost.com/world/national-security/in-syria-conflict-us-struggles-to-fill-intelligence-gaps/2012/07/23/gJQAW8DG5W_story.html (25.07.2012)

[35] Eric Schmitt, "CIA Said to…, The New York Times 21 Haziran 2012.

[36] Haddick Robert, "This Week at War: Syria as Prologue", Foreign Policy, 06.04.2012.http://www.foreignpolicy.com/articles/2012/04/05/this_week_at_war_syria_as_prologue?page=0,1 (24.04.2012)

[37] Syrian Intelligence Facility Attack Examined, Stratfor, 18 Kasım 2011. http://www.stratfor.com/analysis/20111118-syrian-intelligence-facility-attack-examined (20.03.2012)

[38] David Rhode, "Obama, Romney and Leading from the Front in Syria", Reuters, 14 Haziran 2012, http://blogs.reuters.com/david-rohde/2012/06/14/obama-romney-and-leading-from-the-front-in-syria/ (30.07.2012)

* ABD, Irak Ordusu'nu dağıtırken söz konusu personelin bir kısmının karşısına direnişçi olarak çıkacağını tahlil edecek kapasiteye sahiptir. Bu davranışı sergilemesinin ardında işgal sırasında kendisine karşı oluşan direnişi dünya kamuoyuna göstererek Irak'ın işgalinin haklılığı noktasında dayanak noktaları elde etmek olabilir.

[39] White House Cautions Syria Rebels not to Repeat Mistakes of Iraq, Washington Post, 29 Temmuz 2012. http://www.washingtonpost.com/world/national-security/white-house-cautions-syrian-rebels-not-to-repeat-mistakes-of-iraq/2012/07/28/gJQAJx9uGX_story.html (30.07.2012)

 

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 15-11-2019

Türkiye-ABD arasına S-400 girdi

Çok kritik, hayati, önemli denilen Trump-Erdoğan zirvesini dağ fare doğurdu diye tanımlamak bile mümkün. Fare bile doğurmadı.