×

Uyarı

JUser: :_load: Unable to load user with ID: 116

 Bu sayfayı yazdır

YENİ BİR DÜNYA DÜZENİ İÇİN FIRSAT*

Yazan  21 Ocak 2009
HENRY A. KISSINGER** - Birleşik Devletler yeni yönetimi, vahim finansal ve uluslararası krizlerin ortasında görevi devralmaya hazırlanırken, beklenenin aksine iddia edilebilir ki, çok karışık doğası olan uluslararası sistem, yaratıcı diplomasi için y

Birleşik Devletler yeni yönetimi, vahim finansal ve uluslararası krizlerin ortasında görevi devralmaya hazırlanırken, beklenenin aksine iddia edilebilir ki, çok karışık doğası olan uluslararası sistem, yaratıcı diplomasi için yegâne bir fırsat üretmektedir.

Bu fırsat gözüken bir tezat içermektedir. Bu seviyede, finansal çöküş, Birleşik Devletler 'in saygınlığına büyük bir darbe indirmektedir. Amerikan siyasi kararları çoğu kez tartışmayı kanıtlarken, dünya finansal düzeninde Amerikan formülleri genellikle tartışmasızdır. Ancak şimdi, Birleşik Devletlerin bu yönetimin yarattığı hayal kırıklığı yaygındır.

Aynı zamanda, yenilginin büyüklüğü, dünyanın geri kalan kısmı için, Amerikan üstünlüğüne veya Amerikan başarısızlığına daha fazla sığınmayı imkânsız hale getirmektedir.

Her ülke, mevcut olan krize kendi katkılarını yeniden gözden geçirmek zorunda kalacaktır. Her biri mümkün olduğu derecede çöküşe neden olan koşulları bağımsız olarak araştıracak, aynı zamanda, her biri bu ikilemin üstesinden, ancak ortak hareketle gelinebileceği gerçeğiyle yüzleşmek mecburiyetinde olacaktır.

Hatta en zengin ülkeler kaynaklarını daraltmak durumuyla karşı karşıya kalacaktır. Her biri ulusal önceliklerini yeniden tanımlamak zorunda kalacaklardır. Uluslararası bir düzen, eğer uyumlu öncelikler oluşursa meydana gelecektir. Çeşitli öncelikler uzlaşamazsa uluslararası düzen parçalanacaktır.

Mevcut uluslararası finansal sistemin en uç kısmı, küredeki eş zamanlı siyasi krizlerle çakışmaktadır. Asla, bu kadar dönüşüm, dünyanın bu kadar çok farklı yerinde aynı zamanda meydana gelmedi ve küresel olarak anında iletişim yolu ile ulaşılabilir olmadı. Yeni bir uluslararası düzenin alternatifi; kaostur.

Aslında, finansal ve siyasi krizler kısmen yakından ilgilidirler çünkü ekonomik canlılık süresince dünyanın ekonomik ve siyasi organizasyonu arasındaki uçurum açılmıştır.

Ekonomik dünya küreselleşti. Kurumlarının küresel uzantıları var ve bu kurumlar, kendi kendini yönettiği varsayılan küresel marketin kuralları doğrultusunda işletiliyor.

Finansal çöküş serabı teşhir etmiştir. Bu çöküş, şoklara karşı tampon oluşturacak ve eğilimleri tersine çevirecek küresel kurumların yokluğunu açık etmiştir. İster istemez, etkilenen insanlar kendi ulusal siyasi kurumlarına döndüklerinde, dünya düzenini göz önüne almak yerine çoğunlukla kendi yurtiçi politikalarını uygulayacaklardır.

Her büyük ülke kendi acil sorunlarını aslında kendi başına çözmeye kalkıştı ve ortak bir hareketi az kriz çıkış noktasıyla sonraya erteledi. Şimdiye kadar ki kurtarma paketleri parça parça ulusal düzeyde oluşturuldu. Şimdiye kadar, başlamakta olan paniği yavaşlatmadan, ilk etapta çöküşü getiren yurtiçi kredilere genellikle sınırsız hükümet kredisi ikame edilmekten öteye gidilmedi.

Ne siyasi ne de ekonomik alanda kendini tanımlayan ülkelere uygulanacak genel kurallar oluşturulmadıkça uluslararası düzen gelmeyecektir.

Sonunda, siyasi ve ekonomik sistem sadece iki yoldan birisiyle uyumlu hale gelebilecektir: uluslararası bir siyasi düzenleme sistemini, aynı hedefler doğrultusundaki ekonomik dünya ile birlikte yaratarak; ya da ekonomik birimleri, yeni merkantilizme, belki de bölgesel birimlere benzeyecek şekilde, mevcut siyasi yapıya uygun yönetilebilir halde küçülterek.

Yeni Bretton Woods benzeri küresel anlaşmalar tercih edilebilir sonuç için açık ara öndedir. Bu süreçte Amerika'nın rolü belirleyici olacaktır. Paradoksal olarak, Amerikan etkisi davranışımızda büyük oranda alçak gönüllüğüdür; bizim ihtiyacımız, birçok Amerikan davranışını şekillendiren dürüstlüğü, özellikle Sovyetler Birliği'nin çöküşünden bu zamana, şekillendirmektir.

Bu yeni ufuklar açan bu olay ve müteakip dönem neredeyse kesintisiz olarak küresel büyüme, Amerikan dizaynının kabulüyle bir çok eşit dünya düzeninin oluşmasını, bizimde de yurtiçi tercihlerimiz dahil olmak üzere, sağlamıştır

Sonuç kesin doğal tekyanlılıktır – Avrupa eleştirilerindeki standart yakınma – aksi takdirde, uluslararası sisteme girmek için, Amerikan yöntemiyle uyumlu, yaptıkları katkıları ispatlamaya çağrılan milletlerin olduğu bir çeşit ısrarlı müzakeredir.

Yarım asır önce Başkan John F. Kennedy'nin görev teslim töreninden bu zamana, yeni yönetim göreve birikmiş beklentilerle geliyor. Emsalsiz olan bu durum, dünya ortamındaki başlıca aktörlerin itiraf ettikleri kriz dünyasında üzerlerine almalarına zorlanan dönüşümleri Birleşik Devletlerle işbirliği içerisinde yürütmek arzusudur.

Başkanlık seçiminin insanlığın hayal gücü üzerindeki olağandışı etkisi, yeni bir dünya düzeni için önemli bir faktördür. Fakat bu bir fırsatı tanımlar, bir politikayı değil.

Son mesele birçok ülkenin genel tutumunu şekillendirmektir ve tüm önemli ülkeler ekonomik krizi genel bir cihadi terörizm korkusu, nükleer silahlanma, enerji ve iklim değişikliğinin farkındalığının kuvvetlendirilmesi genel stratejisi ve bu sorunların ulusal ve bölgesel çözümlerle halledilemeyeceği biliciyle, dikkate almaktadır.

Yeni yönetim başlangıç popülaritesini bağlı olan bir kötü hata yapmamalıdır. Zamanın işbirlikçi durumu, yakın geçmişin tartışmalarından öte büyük bir stratejiye kanalize olmayı gereksinmektedir.

Amerikan tek yanlılığının arkasında aslında bazı esasları var: Avrupa'nın Amerika'dan farklılığı mazeretin anahtar noktası haline geldi: Birleşik Devletler hala milli bir devlet gibi vatandaşlarına dünyanın avantajı için fedakârlıklarının ne olabileceğini sorma kapasitesine sahipken, ancak Avrupa, milli çıkarları terk etmek ve siyasi ikamelere geçmekte kararsızdır, bunu şimdiki çıkarlarını ertelemekten daha zor bulmaktadır.

Bundan ötürü yumuşak güce konsantre olmalıyız. Çoğu Atlantik çekişmeleri sağlam oldu ve sadece marjinal prosedür; müzakerenin yoğunluğu ne kadar olursa olsun ihtilaf olacaktı. Atlantik işbirliği kabul edilen prosedürlerden çok daha fazla genel politikalara bağlı olacak.

Çin'in yeni bir dünya düzenindeki yeri eşit olarak kritiktir. İki taraf arasında başlayan ilişki uluslararası sistemde on yıllardır ortak bir rakip oluşturmak için gerekli bir stratejik dizaynı gerekli kılmaktadır.

Çin, Amerikan borcu alarak Amerikan tüketiminin artmasını mümkün kıldı; Amerika, pazarlarını Çin mallarına açarak Çin ekonomisinin modernleşmesine ve reformize olmasına yardımcı oldu.

İki taraf da bu düzenlemenin dayanıklılığını olduğundan fazla tahmin ettiler. Fakat süreç biterken, küresel büyüme emsalsiz olarak sürmektedir. Bu, süper güç olma yolunda son sürat giden Çin'in üzerindeki endişeleri hafifletmiştir. Uluslararası sistemin sütunları arasındaki rakip ilişkilere dayanarak geliştirilen mutabakat, başardığından ve kazandığından daha fazlasını yok edecekti. Bu durum korunmaya ve desteklenmeye ihtiyaç duymaktadır.

Pasifiğin iki tarafı da finansal krizin sonuçlarını göz önüne alarak birbirleriyle işbirliği yapma ihtiyacındadır. Şu anda küresel mali çöküş Çin'in ihraç mallarını harap etmiş durumda, Çin altyapıyı geliştirmeye ve yurtiçi tüketime önem vermektedir.

Çabukça vites yükseltmek kolay olmayacak ve Çinli uzmanların, siyasi istikrarın tehdit edilmesi çizgisinden hareketle ifade ettikleri gibi, Çin'in büyüme oranı geçici olarak yüzde 7,5 'in altına düşebilir. Amerika, Çin'in işbirliğine cari hesap açığını işaret ederek ve harap edici enflasyona sevk eden çok fazla bütçe açığına işaret ederek ihtiyaç duymaktadır.

Ne çeşit bir küresel ekonomik düzenin ortaya çıkacağı önemli olarak Çin ve Amerika'nın önümüzdeki yıllarda nasıl bir temas sürdüreceğine bağlıdır. Hüsrana uğramış bir Çin, çekirdeği hali hazırda mevcut olan üçlü Asya konsepti içerisinde, münhasıran bölgesel bir Asya yapılanmasına yönelebilir.

Aynı zamanda, eğer Amerika'da korumacılık artarsa ya da Çin uzun dönemde bir rakip olarak görülürse, olması gereken kehanet olası küresel düzeni yıkabilir.

Merkantilizme böyle bir dönüş ve 19. yüzyıl diplomasisi, dünyayı rekabet eden bölgesel birimlere korkunç olan uzun dönem sonuçlarıyla birlikte bölecektir.

Sino – Amerikan ilişkileri yeni bir seviyeye çıkarılmayı gerektirmektedir. Ortak bir amaç sağduyusu geliştirilerek mevcut krizin üstesinden gelinebilir. Kitle imha silahlarının engellenmesi, enerji ve çevreyle ilgili konular, Çin ve Birleşik Devletleri arasında siyasi bağların kuvvetlendirilmesiyle olabilir.

Bu jenerasyonun liderleri trans-Pasifik ilişkilerini şekillendirmede ortak nasip gibi bir fırsatları var, yakın dönem soğuk savaş sonrası trans-Atlantik ilişkilerinde yapıldığı gibi ancak bugünkü fark rekabetin askeri açıdan çok ekonomik ve siyasi olmasıdır.

Böyle bir vizyon Japonya, Kore, Hindistan Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkeleri de trans-Pasifiğin yapısının parçaları oldukları, enerji, silahsızlanma ve çevreyle ilgili özel konularda ilgili oldukları için kapsamak zorundadır.

Gelişen dünyanın karmaşıklığı Amerika'dan tarihi sürecimize nadiren uymayan, sınırlı bir zaman dilimi içerisinde her problemin sonucuna belirli bir programla ulaşılacağına dair ısrardan ziyade tarihi bir yaklaşım beklemektedir.

Erişilebilir ve hazırlanarak sürdürülebilir ayrıntıların birikmesiyle oluşmuş nihai sonları yönetmesini öğrenmek zorundayız.

Uluslararası bir düzen ancak katılımcılarının sadece düzeni inşa etmesiyle değil korumasıyla kalıcı olabilir. Böylelikle, Amerika ve potansiyel ortaklarının krizin ehemmiyetini vizyon umuduna dönüştürmek için tek bir fırsatları vardır.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

[*] Bu makale, Murat DURAN tarafından tercüme edilmiştir.
[**] ABD Dışişleri eski Bakanı