Bu sayfayı yazdır

Pelosi'nin Tayvan Ziyareti, Xi Jinping Döneminin Sonu mu?

Yazan  11 Ağustos 2022

Pelosi'nin Tayvan ziyareti, zamansız, kışkırtıcı, yaşlı kadının kompleksi gibi ifadelerle hafife alınmamalıdır. Kongrede muhtemelen son dönemini yaşayan Pelosi'nin daha önce de benzer eylemleri olmuştur. Fakat Tayvan ziyaretinin, "kimseyi takmayan kadın" etkinliğinin ötesinde anlamı bulunmaktadır.

Kuvvetler ayrılığının başarıyla uygulandığı ABD'de kongre üyesinin faaliyetibaşkanı bağlamaz. Ancak özellikle dış politikada işbirliği yolları aranır. Beyaz Saray, bu ziyaretin riskini görerek önce karşı çıktı. Sonrada Pelosi'nin böyle bir ziyaret hakkının olduğu söylendi. Önemli husus, diğer Kongre üyeleriyle gerçekleşen ziyarete katılanları taşıyan uçak Çin'in gafletinden dolayıTayvan'a inmemiştir. Pekin yönetimi tehdit-gösteri kapasitesini sonuna kadar kullandı, tüketti, ancak karşısında donanma takviyeli uçak gemileri vardı. Yani bu ziyaret aslında Beyaz Saray ne derse desin bütünüyle bir devlet projesiydi.

Çin, hemen bütün askeri ve istihbarat imkanlarını seferber etmiş, ağır tehditler savurmuş, sonuç alamamıştır. Çünkü Çin'in askeri gücü ABD'nin bölgedeki varlığına karşı koymaya yetmiyordu. Üzerinde durulması gereken nokta birçok olayda Beyaz Saray'ı zorlayan Siyonist lobi ile işbirliğindeki ABD müesses nizamının (establishment) bu ziyareti niçin desteklediğidir. Çünkü Çin'in tehditleri ağır olup Ukrayna'daki sıkıntılar ortada iken böyle bir riskin göze alınmaması, ziyaretin ertelenmesi, yeni faturalar gelmemesi daha makul idi.

ABD'nin dünyanın jandarması rolüyle diğerlerinin egemenliğini hiçe sayması, istediği ülkeye müdahale etmesi, Filistinlilere zulmeden İsrail'idesteklemesi, beslediği terör örgütleri yüzünden ülkemize şehit cenazelerinin gelmesi listesinin sonu gelmez. Ancak ABD'nin bu sabıkaları, Çin'in yükselen, ezen ekonomik gücüyle Asya, Pasifik ve Afrika'da egemenlik alanları kurmasını, girdiği ülkenin ekonomisini Çin'e bağlamasını, Doğu Türkistan'da soykırım yapmasını meşru kılmaz. Kıyılarından yüzlerce mil ötede Filipinler, Endonezya, Malezya, Singapur civarlarındaki resifleri doldurup adalar haline getirmekte, havaalanları inşa etmekte, uzaktaki adalarındeniz alanları iddiasıyla bütün okyanusu adeta Çin gölü yapmaktadır. Afrika'ya doğru oluşturduğu inci dizisi (string of pearls) bütün bölge ülkeleri için tehdit haline gelmiştir. Güney Kore ve Japonya karşısında birçok alanları gasp etmekte, komşularını baskı altına alma stratejisini her geçen gün takviye etmektedir.

Israrla "tek Çin" müdafii kesilerek Tayvan'ın bütünüyle Çin'in parçası olduğunu savunan Çin-sever çevrelere önerimiz: Mesela Türkiye'den Tayvan'a gitmek isteyenler hangi birime başvuracaklarına baksınlar. Tayvan Konsolosluğu'nun resmi sitesinden: "Tayvan Devleti’ne seyahat etmek isteyen Türkiye Cumhuriyeti Umuma Mahsus (Bordo) Pasaport hamili vatandaşları ülkeye giriş yapabilmek için Tayvan Konsolosluğu’na vize için müracaat etmekle yükümlüdür…." Halbuki Çin'e gitmek isteyenler Çin temsilciliklerine başvurmak zorunda olup Hong Kong ve Makau için istisna vardır. Çin-sever nutukçulara bir soru daha: Pelosi'nin ziyareti üzerine Çin, Tayvan'dan narenciye ithalatını ve Tayvan'a kum ihracatını durdurdu! Bir devlet kendi ülkesinin bir kısmına nasıl ekonomik yaptırım uygulayabilir? Söz konusu bölgelerin statüsü ile ilgili birçok uluslararası hukuk ve Çin Anayasası temelli düzenlemeler olup hiçbir şekilde Tayvan, Çin'in mutlak egemenlik bölgesi değildir. Aynen adalarda mutlak Yunan egemenliği olmadığı gibi.

Pekin yönetimi, Pelosi'nin ziyareti konusunda küresel aktörlerin tuzağına düşmüştür.Benzer tuzağa Zelensky mi Putin mi, yoksa ikisi birden mi düştü, ayrı bir konu. Ziyaret ilk gündeme geldiğinde Doğu Türkistan soykırımcısı Pekin yönetimi, yüksek perdeden tehditler savurmak yerine "Pelosi vız gelir, tırıs gider" türü kulakları üzerine yatsaydı bugünkü prestij kaybına uğramazdı. Ancak sembolik anlamı güçlü buziyaret, iç politikada başkanlığı güçlendirmeye ve süresini uzatmaya çalışan Xi Jinping açısından kırılma noktası olacağı kuvvetle muhtemeldir.

Yükselen Çin'in temelinde ABD projesi küreselleşmenin,bu ülkeyi Siyonist sermayenin üretim üssü haline getirme hedefi vardı. Bilişim devi iPhone dahil önde gelen küresel markalar fabrikalarını Çin'e kurarken hem ucuz iş gücü, hem de dev pazar iştahına kapılmışlardı. Ancak daha bir nesil geçmeden iPhon'a rakip nice Çin markaları ortaya çıktı. Sadece Çin'de değil bütün dünyada istilacı güç haline gelerek hesaplarını alt üst etti. Küresel sermayeyi asıl rahatsız eden Çin'in siyasal istilasından çok ekonomik olarak kontrolden çıkmasıdır.

Bu süreçte kilometre taşlarından olan Hong Kong'da önemli ölçüde Çin kontrolü garanti altına alınmıştır. Pelosi ziyareti ile Tayvan ise dönüm noktası olmuştur. Belirtmek gerekir ki Tayvan'ın bağımsız askeri gücü de önemli olup arkasında sadece ABD değil, Japonya'dan Avustralya'ya Hindistan'dan Güney Kore'ye hemen bütün Hint-Pasifik bölgesi bulunmaktadır. Çin'in Tayvan'a kum ambargosu uygulaması demek dünyanın en büyük çip üreticisi Tayvan'ın da bu ülkeye çip satmaması demektir ki bundan Çin dahafazla zarar görecektir. Aslında ABD-Çin-Tayvan ekonomileri göbekten birbirlerine bağlıdır, sorun bu bağların kesilme denemeleri. Bu bağların kopması durumunda ise en büyük zararı Çin'in göreceğini Pekin'deki yöneticiler çok iyi biliyor. Ukrayna'da olduğu gibi küresel sermayenin sıcak çatışma heveslerinin birçok sebebi bulunmaktadır. Bununla beraber ABD askeri gücü karşısında daha çook pirinç yemesi gereken Çin yönetiminin blöf politikalarla sıcak çatışmalara girmekten kaçınması beklenebilir. Fakat nice büyük savaşların tırmanan restleşmelerin ürünü olduğunu da belirtelim.

Xi Jinping'in, yeniden başkan seçilmesi beklenmektedir. Ancak Çin iç siyasetindeki dengeler ve etkenler zannedilenden çok daha karmaşık ve karanlıktır. Zira ortalama 30 devlet büyüklüğündeki bir ülkeden bahsediyoruz. Siyonist sermaye ise bu ülkeyi İngiliz sömürgeciliği yıllarında kuşatmıştır. Doğu Türkistan'daki Kaşgar Devleti'nin yıkılması, Pekin'deki İngiliz bankalarının dayattığı kredi ile gerçekleşmiştir.Bu sermaye Mao döneminde güçlenmiş, günümüzde Çin üzerinden dünyaya açılmayı hedeflemiştir. Ancak bu aşamada Çinli rakipler ortaya çıkmıştır. Önümüzdeki seçimlerin,küresel sermaye ile onun istenmeyen çocuğu Çin kapitalizminin derin rekabetine sahne olması kuvvetle muhtemeldir.

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

twitter.com/alaeddinyalcink

Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Misafir Yazar