Kahramansız kalanlar kahrolurlar!

Yazan  13 Nisan 2009
Annan Planını KKTC’de Türk tarafına kabul ettirmek için zamanın Türkiye Hükümeti seferber olmuştu.

Kıbrıs için AB'nin fonları, ABD'nin diplomatları, ajanlar, iç ve dış medya olağanüstü hal ilan etmişti. Şu "Kıbrıs'tan bir kurtulsak" her şey yoluna girecek propagandası sınır tanımıyordu. Hükümetle şimdilerde ayarını bozmuş olan medya da "AB mi daha önemli Kıbrıs mı?" sorusunu sorup "önemli olan AB'dir" cevabını veriyordu. "Vazgeç Kıbrıs'tan, gir AB'ye" söylemleri altında halkın beyninin yıkanması için sarf edilen paranın ve emeğin miktarı belli değildi.

Bu nedenle Kıbrıs'ta "Annan Planı" için adam adama markaj uygulandı: Köyler gezildi, dernekler mesken edildi, kahvelerde toplantı düzenlendi, televizyon programları yapıldı, vaatlerde bulunuldu, "Yes be Annem" mitingleri yapıldı. Kırmızı dışarı (Türkiye) mavi içeri (Yunan) pankartları açıldı. KKTC Türk halkı, Türkiye'nin yönlendirmesi altında Annan Planı'nı ezici çoğunlukla kabul etti. Sonrası malum!

Fırsattan istifade "Denktaş'ı linç" etmeye kalkmak en hafif tabiriyle ahlaki ve vicdani değildir.

Denktaş'ın giydiği ayakkabı seviyesinde zeka ve yiğitlik emaresi olmayanlar aslında Denktaş üzerinden Kıbrıs'taki Türk varlığına saldırmaktadır. Hayatında belki de bardan, pavyondan, salondan başka bir yer; sosyeteden başka da bir toplum görmemiş olan bir zat aynen şunu yazıyor: Kıbrıs'ı kast ederek "Bundan yıllar önce stratejik önemi çok büyüktür denmiş, o gün bu gündür de bu hikâye bir palavra olarak dolanır durur ortalıkta. Herhangi bir kurmaya sorun. Size bugünün dünyasında KKTC'nin askeri anlamda stratejik hiçbir değeri ve anlamı olmadığını söyler". Arıza işte buradadır. Zekâ, analiz ve yorumdaki dar görüşlülük de budur. Bu akıl danesi zata sormak gerekir; hiçbir "stratejik önemi olmayan" Kıbrıs'ta iki tane İngiliz üssü ne için vardır diye?

Bu zat "Akdeniz'deki bu adanın kuzeyi, aslında devlet mevlet değil, bir kişinin derebeyliğidir" diyerek Denktaş'a saldırıyor. Evet doğrudur. Kıbrıs'ın kuzeyinde bugün bir Türk varlığı varsa, Türkiye'nin de yardımıyla o bir kişi dediğiniz Denktaş sayesinde vardır. Denktaş gibiler sayesinde şuursuz kitleler şuurlu, teslim olmaya hazır kalabalıklar da bağımsız milletler haline gelirler.

Yazının sonunda adam hızını alamamış olacak ki, Denktaş'tan sonra Kıbrıs'a saldırıyor. "Türkiye'nin dünyada git gide yükselen değeri, bu çıban başının gündemden düşmesini gerektirmektedir! Haklı olduğumuz kimi davalarda, KKTC karşımıza bir koz olarak sürülüyor". Şahsın adı ve kim olduğu önemli değildir. Bu bir zihniyettir.

Tarih, kahramanlarına sahip çıkmayan ulusların zaman içerisinde kahrolduklarını gösteren sayısız örneklerle doludur. Kuşkusuz Denktaş, iktidarı besleyen ve iktidardan beslenenlerin gözünde olmasa da hâlâ halkın gözünde ve tarih önünde kahramandır. Önemli olan da asalakların tavrı değil asalet sahiplerinin tavrıdır.

Özcan Yeniçeri

1954 yılında Gümüşhane'nin Şiran ilçesinde doğdu. İlk ve orta tahsilini Gümüşhane'de, yüksek tahsilini Ankara'da tamamladı. 1987 yılında Uludağ üniversitesi Sosyal Bilimler Ensti-tüsü'nde Yüksek Lisansını tamamladı. 1991 yılında ise Erciyes üni-versitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde Yönetim Organizasyon dalında “örgütlerde çatışma ve Yabancılaşmanın önlenmesinde Yönetime Katılmanın Rolü” adlı tezinin kabul edilmesiyle de doktor unvanını aldı.

1998 yılında doçent, 2004 yılında da profesör oldu.

Prof.Dr. özcan Yeniçeri, Niğde üniversitesi'nde çeşitli aralıklarla Kamu Yönetimi Bölüm Başkanlığı, Meslek Yüksek Okulu Mü-dürlüğü, Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü yaptı.

1999 yılında Kazakistan'daki Ahmet Yesevi üniversitesi'nde görev aldı. Bu üniversitede “Uluslararası İlişkiler Bölümü”nü kurdu ve bir yıl süreyle de başkanlığını yaptı. 2004 yılında AYSAM (Ahmet Yesevi Stratejik Araştırmalar Merkezi) Başkanlığına getirildi. İki yıl bu görevi yapmış olup halen Niğde üniversitesi'ndeki görevine de-vam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri'nin yazdığı eserlerden bazıları şunlardır: Yeniden Türkleşmek, örgütsel Değişmenin Yönetimi, Küre-selleşme Karşısında Milliyetçilik ve Kimlik, Küresel Kıskaç ve Türkçülük, Bilgi Yönetim Stratejileri ve Girişimcilik, Dokunanlar, İtirazlar, Bugünden Yarına Türk Dünyasına Stratejik Bakış, Yönetimde Yeni Yaklaşımlar. ölüler Nefes Almaz (Roman), örgütlerde çatışma ve Yabancılaşma Yönetimi

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 2003 yılı “Prof. Dr. Osman Turan Kültür Araştırmaları” ödülünü almıştır.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, Ortadoğu, Ayyıldız, Millet, Hergün ve Siyaset Ekseni gazetelerinde çeşitli aralıklarla köşe yazarlığı yapmıştır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde köşe yazarlığına devam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 12 Haziran 2011 Genel Seçimleri ile Milliyetçi Hareket Partisi Ankara milletvekili olmuştur. Ankara Milletvekili Yeniçeri aynı zamanda TBMM Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Komisyonu üyesidir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 16-10-2019

SDG/YPG'ye Çifte Koruma Kuşağı

İç politikada zorda olan Trump, kişisel açmazdan kurtulmak için dünya gündeminin en üst sırasındaki Suriye konusunu da kullanıyor. Ama görünen o ki, bunu yaparken de Türkiye'yi de kullanıyor.