Sırp Ortodoks Kilisesi ve Karadağ Krizi

Yazan  03 Haziran 2021

Hazırlayan: Mustafa Çuhadar

Karadağ, Ağustos 2020 seçimlerinde çekişmeli bir ortama sahne olmuş ve bu çekişme giderek yerini etnik, dini bir gerginliğe bırakmıştır. Bu gerginlik bugün dahi devam etmektedir. Peki, bu gerginliğin kaynağı ya da sebebi neydi? Karadağ hükümeti Aralık 2019’da çıkardığı “Dini Özgürlükler Yasası” ile Karadağ’da 1918 yılına kadar inşa edilmiş dini yapıların devlete mülkiyetine geçmesi kararını almış ve bu karar ülkedeki Sırpların tepkisini çekmiştir. Özellikle Sırp Ortodoks Kilisesi’nin tepkisini çeken bu yasa 2019 Aralık – 2020 Ağustos boyunca ülkede çeşitli gruplarca protesto edilmiştir. Bu olay sadece ülkedeki Sırp kesimi rahatsız etmekle kalmamış, Sırbistan ile de diplomatik krize de sebep olmuştur.

Peki, Sırp Ortodoks Kilisesi neden bu yasaya karşıydı? Ve bu Kilise’nin ülkedeki etkisi, gücü neydi? Sadece dini sebepler mi mevcuttu? Bu yazıda Karadağ ve Sırp Ortodoks Kilisesi’nin ilişkisi kısa tarihçeleri verilerek incelenecek ardından günümüzdeki ilişkiler güncel olaylar ışığında tartışılacaktır.

Karadağ’ın ve Sırp Ortodoks Kilisesi’nin tarihsel arka planı

Karadağ (Montenegro), Avrupa kıtasının güneydoğusunda Adriyatik kıyısında, Balkanlar’ın en küçük ülkesidir. Erken Orta Çağ dönemlerinde 13. ve 14. yüzyıl sonlarına kadar prenslikler altında yönetilen Karadağ, 15. yüzyıl’da Osmanlı sancağı olmuştur. Bu dönemde tam olarak Osmanlı hâkimiyetinde bulunmasa da özerk bir bölge olarak Osmanlı’nın bir parçası olmuştur Karadağ. Bu özerklik dönemi boyunca Karadağ Osmanlı Devleti’ne karşı birçok kez ayaklanmış ve sonunda 1878’de bağımsızlığını ilan etmiştir. Birinci Dünya Savaşı ile beraber Yugoslavya’nın bir parçası haline gelen Karadağ, Yugoslavya’nın dağılmasıyla Sırbistan ile bir konfederasyon kurmuş, bu federasyon 2006 yılında Karadağ’ın bağımsız bir ülke olarak konfederasyondan ayrılmasıyla dağılmıştır. 2006 yılından itibaren yüzünü bir nevi Batı’ya dönen Karadağ 2017’de NATO üyesi olmuştur. Ayrıca Avrupa Birliği’ne aday ülke statüsü elde etmiştir. Günümüzde Karadağ farklı etnik, dini gruplara ev sahipliği yapmaktadır.

Tarih boyunca Sırp Ortodoks Kilisesi, gerçek Hristiyanlığın koruyucusu ve Balkan Sırpları için bir buluşma noktası olarak kendi kendine atanan rolü ile hizmet etmiştir. Kilisenin oluşumu genellikle Aziz Sava olarak bilinen Rastko Nemanjić’in otosefali (kendi kendini tanımlayan, atayan) bir piskopos olarak kutsandığı 1219 tarihine dayandırılır. Sırp Ortodoks Kilisesi, kimliğini oluşturan, yönelimini şekillendiren ve genel olarak karar verme sürecini şekillendiren üç sütuna dayanmaktadır. Bunlar; Aziz Sava (Svetosavlje) kültü, Kosova efsanesive Hristoslavizmdir.

Aziz Sava kültü, Aziz Sava kültü; inancının, ideolojisinin ve ulusal yöneliminin diğer tüm unsurlarının üzerine inşa edildiği Kilise'nin temel taşını temsil eder. Aziz Sava, Sırp toplumunda sadece Kilise'nin kurucusu olarak değil, aynı zamanda Sırp ulusunun atası olarak da görülür. Bu ulusal kiliseyi insanların dillerine yani Sırpların diline dayandırarak kurduğu, aynı zamanda Sırp monarşi hanedanlığını da kurduğuna inanılır. Diğer bir ifadeyle, Sırp milliyetçiliği Aziz Sava ile var olmuştur.

Kosova efsanesi ise Osmanlı ile Sırplar arasında gerçekleşen ünlü 1389 Birinci Kosova Muharebesinden gelmektedir. Bu efsaneye göre, Osmanlılar için bu savaş Balkanlar’ın kapılarını Osmanlılara aralarken Sırplar için 19. yüzyılda güçlenen modern Sırp milliyetçiliğinin temellerini oluşturur. Bu yüzdendir ki Sırp milliyetçileri Kosova’yı “Sırp medeniyetinin beşiği” olarak görürler ve Kosova’nın bağımsızlığını katiyen kabul etmezler.

Hristoslavizm ise kısaca Slavların özünde Hristiyan oldukları ve başka bir dine geçmenin halka ve ırka ihanet olduğu görüşüne atıfta bulunur. Bu görüş yukarıda da ifade edilen Kosova efsanesi ile beraber, Sırp Ortodoks Kilisesi’nde ve Sırp halkında var olan İslam karşıtlığını bir bağlamda açıklamaktadır. Zira bu noktada şu tespiti paylaşmakta fayda var; Balkanlar’daki Müslümanlar “Türk” olarak görülür ve o şekilde anılır. Örneğin, bu görüşe göre, Müslüman Slavlar olarak anılan Boşnak halk ve Balkanlar’daki diğer Müslümanlar Türk’tür ve Slav halkına ihanet etmişlerdir.

Sırp Ortodoks Kilisesi, ulusal sınırları aşan ve Yugoslav sonrası çeşitli ülkelerdeki Sırpların birleşik kimliğini sağlayan tek ulus-ötesi kurum olması hasebiyle Balkanlar’daki Sırp toplumunda özel bir yere sahiptir. Bu çerçevede, kilisenin de etkisi ile Ortodoksluk Sırp ulusal kimliğiyle bir tutulmuştur. Aslında bir boyutta, Büyük Sırbistan ideolojisi ve tüm Sırpların tek çatı altında yaşaması fikri bu kilisenin temellerine dayandırılabilir.

Gerginliğin ana hatları

2019 Aralık’ında Karadağ Cumhurbaşkanı Milo Đukanović’in imzaladığı yeni yasa Sırp Ortodoks Kilisesi’nin ve ülkedeki Sırpların tepkisini çekti. Nüfusun yüzde otuzuna yakınını Sırpların oluşturduğu ülkede güçlü siyasi bir konumu elinde tutan ve bünyesinde birçok kilise, manastır bulunduran Sırp Ortodoks Kilisesi, devletin kilisenin malvarlığına zorla el koyacağı düşüncesiyle bu yasaya karşı çıkmaktadır. Öyle ki yasanın çıkmasıyla Sırp Ortodoks Kilisesi, bünyesine bağlı Karadağlı Sırpları sokaklara protestolara çağırmış, yürüyüş ve ayinler düzenlemiştir. Bu sırada yaşanan arbedede birçok kişi yaralanmış ve gözaltılar yaşanmıştır. Ayrıca merkezi Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da bulunan kilisenin gerginliği artırıcı bu tutumu iki ülke arasında, yani Sırbistan ve Karadağ arasında diplomatik gerginliğe de yol açmıştır. Olayların çıkması üzerine dönemin Sırbistan Dışişleri Bakanı Ivica Dačić, “Karadağ’da Sırplara yönelik karşıt politika izleniyor” ifadelerini kullanmış, buna karşılık Karadağ Dışişleri Bakanı Srđan Darmanović, Sırbistan’ı ülkesinin içişlerine karışmakla suçlamıştır. Ayrıca bu dönemde Karadağ Dışişleri Bakanlığınca yapılan açıklamada Sırbistan maslahatgüzarın, Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesini ihlal ettiği belirtilerek Karadağ’daki devlet kurumlarındaki toplantılara girişi yasaklanmıştır. Sırbistan da mütekabiliyet usulüne dayanarak Sırbistan’daki Karadağ maslahatgüzarına aynı muameleyi uygulamıştır. Bu durumu eleştiren Karadağ hükümeti, Sırbistan’daki görevli diplomatlarının herhangi ihlalde bulunmadıklarını savunmuştur. Bunlara ek olarak o dönem Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić, olaylara yönelik yaptığı açıklamasında dünyaya Sırpların Karadağ'daki kötü durumunu anlatmak için tüm "yasal ve demokratik yolları" kullanacağı ifadesinde bulunmuştur.Yasanın onaylanmasının ardından açıklama yapan Karadağ hükümeti, Sırp Ortodoks Kilisesi ile yasanın uygulanması noktasında her türlü diyaloğa açık olduklarını belirtse de kilise masaya oturmak için tek şart olarak yasanın geri çekilmesini göstemiştir. Olayların bu kadar gerginleşmesinde ülkede iki farklı Ortodoks Kilisesi’nin bulunması etkili olmuştur. Yukarıda da ifade edildiği üzere güçlü bir konuma sahip olan Belgrad merkezli Sırp Ortodoks Kilisesi ile beraber diğer bir kilise olan Karadağ Ortodoks Kilisesi bulunmaktadır. Hükümet çıkarılan bu yasa ile Karadağ Ortodoks Kilisesi’ne ve hükümete ait olduğunu iddia ettiği Sırp Ortodoks Kilisesi mülklerine el koymayı amaçlıyordu. Ayrıca Karadağ Ortodoks Kilisesi, bu yasa ile kendisi Doğu Ortodoks kiliseleri içerisinde otosefali, bağımsız bir kilise olarak yeniden konumlandırmaya çalışmıştır. Lakin gerek Sırp Ortodoks Kilisesi’nin ülke içerisindeki güçlü konumu gerekse Sırplar üzerinde oluşturduğu yumuşak gücü buna izin vermemiştir.

Seçimlerde neler oldu?

2020 Ağustos seçimleri öncesinde gergin bir dönem geçiren Karadağ’da, seçimlerde dönemin ittifak hükümeti beklenilenin aksine çoğunluğu alamamış ve hükümet ancak üç farklı koalisyonun bir araya gelmesiyle kurulmuştur. Kurulan yeni hükümette Sırp kökenli siyasi partiler bu koalisyonun bel kemiğini oluşturmuştur. Haliyle, Sırp Ortodoks Kilisesi yeni hükümetin kralı olarak ortaya çıkmıştır. Metropolit (Bölge Başpiskoposu) ve Karadağ'daki Sırp Ortodoks Kilisesi'nin fiili başkanı Amfilohije Radović, eşi görülmemiş bir hareketle üç koalisyonun liderleriyle bir araya gelmiştir. Ostrog Manastırı’nda gerçekleşen görüşmelerin ardından yapılan analizlere göre bu, Sırp Ortodoks Kilisesi’nin hükümet işlerine direkt olarak dâhil olmasını temsil etmektedir.

Sonuç yerine

Sırp Ortodoks Kilisesi ve Karadağ hükümeti arasında yaşanan bu gerginlik her ne kadar dini bir hareket olarak algılansa da bu olayın göründüğünden daha karmaşık boyutları vardır. Bu hareket özünde dini bir hareket olmaktan çok politik bir harekettir. Zira Đukanović, yasayı Karadağ Ortodoks Kilisesi'ni ve kendi gücünü konsolide etmenin ve Sırp Ortodoks Kilisesi’nin etkisini azaltmanın bir yolu olarak görmüştür. Đukanović'in planı, ekonomik değeri olmayan kilise mülklerini kontrolü altındaki bir örgüte devretmek ve Karadağ'daki Sırp Ortodoks Kilisesi'ni siyasi olarak zayıflatmaktı. Gelişen olayları incelediğimizde bunun pek de işe yaramadığını görüyoruz, zira kendisi de bu kadar protesto olacağını tahmin etmiyordu Ayrıca ülkede yapılan anketlere göre hükümete ve kurumlarına duyulan güvenden çok Sırp Ortodoks Kilisesi’ne duyulan güven daha ön plandadır. Gerek kiliseleri, manastırları, piskoposları gerek Sırp okullarında verilen din eğitimi, halkın ve devletin içerisinde etkin olan papazları ve azizleri vasıtasıyla tesis edilen yumuşak gücü sayesinde Sırp Ortodoks Kilisesi, Đukanović’in planlarını boşa çıkarmıştır. Yasa tasarısının ilk gününden itibaren diasporası da dâhil olmak üzere bünyesine bağlı tüm Karadağlı Sırpları harekete geçirerek hükümet ve ülke üzerinde baskı oluşturmuştur.

Her ne kadar, kilisenin “onayıyla” bir hükümet kurulmuş olsa da bugün konuya ilişkin protestolar devam etmektedir. Özellikle yeni kurulan hükümetin Sırp Ortodoks Kilisesi’nin beklentilerinin aksine davranıp söz konusu yasada değişikliğe giderek Sırp kiliselerinin statülerini koruma yolunda bir değişikliğe gitmesi ile protestolar tekrar başlamıştır. Geçtiğimiz günlerde Sırp Ortodoks Kilisesi ve Sırp yanlısı Demokratik Cephe Partisi, Karadağ yeni Başbakanı ZdravkoKrivokapić’i kiliseyle anlaşma imzalamaktan kaçınmakla suçlamıştır.

Görüldüğü üzere olay henüz “tatlıya bağlanmış” değildir, kolay kolay da çözüleceğe benzemiyor. Ancak değinilen tüm bu noktaların üzerine şu değerlendirmeleri yapmak mümkündür. Yaşanan bu olaylar özelde ülkenin, genelde ise bölgenin ne kadar istikrarsız olduğunu ve her an tekrar etnik yahut dini bir savaş yaşanabileceğini göstermiş oldu. Zira Sırbistan’ın kilise üzerinden baskı kurduğu Karadağ’da, Sırp kilisesi karşıtı ve Sırbistan karşıtı gösteriler de yapılmıştır. Bu da bölgedeki etnik/din yapısının ne kadar hassas olduğunu göstermiştir. Tito zamanında kendilerini Sırp olarak gören Karadağlılar, bugün özellikle 2000’li yıllardan sonra kendilerini Sırp değil, ayrı bir millet olarak görmeye başlamışlardır. Tüm bu yaşanan olaylar ve değişen dinamikler, bölgede yaklaşan yeni bir etnik/din savaşının habercisi mi? Bunu hepimiz bekleyip göreceğiz.

 

Kaynakça

 

https://berkleycenter.georgetown.edu/posts/the-serbian-orthodox-church-and-the-2020-montenegro-elections

https://www.rferl.org/a/montenegro-s-not-so-merry-legal-challenge-to-the-serbian-orthodox-church-divides-society/30347966.html

https://www.vreme.com/cms/view.php?id=1758883

https://www.glasamerike.net/a/protesti-crkva-crna-gora-spc-zakon/5229773.html

https://tr.euronews.com/2020/12/28/karadag-da-dini-ozgurlukler-yasas-na-s-rp-yanl-s-elestirisi-binlerce-kisi-sokaga-dokuldu

https://balkaninsight.com/2021/05/31/montenegrin-govts-row-with-serbian-church-erupts-again/

https://intpolicydigest.org/why-is-montenegro-fighting-the-serbian-orthodox-church/

https://apnews.com/article/74760a2f00190d6c516476262b13daa5

https://balkaninsight.com/2021/04/19/montenegro-to-sign-agreement-with-serbian-orthodox-church/

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/dini-ozgurlukler-yasasi-karadag-sirbistan-iliskilerini-gerdi/1720324

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/karadag-ve-sirbistan-arasinda-kilise-krizi/1511225

https://balkaninsight.com/2020/02/27/the-church-has-become-the-real-opposition-in-montenegro/