Yunanistan Seçimleri’nde Türklerin Başarı İhtimali

Yazan  28 Eylül 2009

Yunanistan, 4 Ekim 2009 günü sandığa giderek yeni parlamentosunu oluşturacak. Ülkedeki seçmenlerin iki büyük parti etrafında toplanmış olmasından ötürü, bu seçimlerde de PASOK [1] (Panhelenik Sosyalist Hareketi) ile  Nea Dimokratia’nın[2](ND-Yeni Demokrasi Partisi) toplamda oyların en az yüzde 80’ini alması bekleniyor. Yunan seçim sistemi, ülke genelinde az farkla da olsa yarışı önde bitiren partiye 300 sandalyeli parlamentoda çoğunluğa sahip olma ve tek başına hükümet kurma şansı tanımaktadır. Yapılan son kamuoyu yoklamaları da PASOK’u yaklaşık 7 puan önde gösteriyor. Yunanistan demokrasisinin iki partili sistem çemberine oturmuş olması, iki partinin özellikle kritik konulardaki politik görüşlerinin birbirine çok yaklaşması sonucunu doğurmuştur. Bu nedenle de seçim sonuçlarının, Türkiye-Yunanistan ilişkilerinin seyri ya da Yunanistan’ın azınlık politikaları bakımından ciddi değişimler yaratması beklenmemektedir. Yine de seçimler Batı Trakya Türkleri için özel bir anlam taşıyor. Çünkü bu seçimlerde 3 Türk milletvekilini Yunan Parlamentosu’nda görebilmek için organize bir şekilde çalışıldığı anlaşılmaktadır.

Çağdaş Avrupai Azınlık Politikası

Batı Trakya Türkleri, Yunanistan Parlamentosu’nda nüfusları oranında temsil edilme hakkına sahip bulunmuyorlar. Avrupa Birliği’nin Kosova ve Makedonya örneklerinde denenen ve kısmen başarılı da olan azınlık politikasını Balkanlar’da bir standart haline getirme eğilimi dikkate alındığında Yunanistan’ın, AB destekli söz konusu azınlık politikalarının gerisinde kaldığı görülmektedir. Kosova ve Makedonya’da özellikle en büyük azınlık gruplarının lehine işleyen sistem, azınlıkların parlamentoda temsil edilebilmesini garanti edebilmek için kontenjan ayrılması ya da devlet dairelerinde nüfusları oranında çalışabilme hakkının verilmesi gibi özel uygulamalar getirmiştir. Son 5 yıldır Yunanistan’da iktidarda olan Kostas Karamanlis’in 2000 yılında henüz muhalefet lideriyken ilan ettiği “Çağdaş Avrupai Azınlık Politikası” da benzer bir çağdaş yaklaşımın Yunanistan’da yaşanabileceği beklentisi doğurmuştu. Ancak AB yolculuğundaki Balkan ülkelerinin liderliğine soyunan Yunanistan’ın, Balkan ülkelerinde uygulanmakta olan standarda Karamanlis döneminde de ulaşamadığı görülmüştür. Azınlıklar, klasik Yunan öğretisi ve azınlıkları “öteki” ya da “Truva atı” gören Yunan siyasi anlayışının dışında çıkamayan PASOK ya da ND tarafından hakkıyla kollanmadıkları gibi haklarının iyileştirilmesi için sistem içinde mücadele edecek bir güç de oluşturamamaktadır. Kuşkusuz ki parlamentoda bağımsız aday bulunduramamaları, bundaki en temel sebeptir. 

Yunanistan’ın AB üyesi olduğu 1981 yılında, Bulgaristan Türklere dönük asimilasyon politikalarının temellerini atıyordu. 1984-1989 döneminin utanç verici asimilasyon mağduru Türkler, bugün artık Bulgaristan siyasetinde etkin rol oynayabiliyorlar. Çünkü Bulgaristan’ın demokrasiye geçiş sürecinden ülkenin vatandaşları olarak Türkler de faydalanabilmiş, üyelerinin çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu bir parti kurabilmişlerdir. Kurulduğu günden bugüne dek seçimlerde üçüncü ya da dördüncü parti olarak yüzde 5 ila 14 oranındaki oyla parlamentoda yer alan Hak ve Özgürlükler Hareketi, Türklere Bulgaristan siyasetinde karar verici rol oynama imkanı da sağlamıştır. HÖH’ün iktidarların kurulması ya da düşürülmesinde etkili olan kilit bir parti pozisyonuna ulaşmasında ise Türk oyları etken olmuştur. Bulgaristan Türklerinin muntazam örgütlenmeleri ve Türkiye’deki Bulgaristan göçmenlerine ait derneklerin yoğun çalışmaları, HÖH’ün başarısını ciddi oranda arttırmıştır. Türk kökenli seçmene oyların bölünmemesi çağrısı yapıldığı gibi oyların adresi de gösterilmiştir. Hatta Türkiye’ye zorunlu göçle gelen çifte vatandaşlık hakkına sahip Türklerin oy kullanması da kolaylaştırılmıştır. Kuşkusuz ki, Bulgaristan’ın AB üyeliği öncesinde gerçekleştirilmesi gereken demokrasi açılımı nedeniyle sistemin böylesi bir partiye izin vermesi böylesi bir imkanın yakalanmasını mümkün kılmıştır. Yunanistan’da ise sistemde Türklerin kendi lehlerine kullanabilecekleri bir boşluk bırakılmamış durumdadır. Nitekim yakın geçmiş göstermiştir ki, Türkler siyasal sistem içerisinde yer alma çabasıyla önlerindeki engelleri aştıkça yeni düzenlemelerle Yunanistan “kendi korumasını” arttırmıştır. 

Seçim Sisteminde Türk Engeli

Batı Trakya Türklerinin Yunan Parlamentosu’ndaki temsil kabiliyetini sınırlayan uygulamaların başında yüzde 3’lük ülke barajı gelmektedir. 1927'den 1989 seçimlerine kadar bir partiye katılarak iki milletvekili çıkarabilen Batı Trakya Türkleri, 1989 seçimlerine ilk kez bağımsız katılmış ve bir milletvekili çıkarmıştır. Bu seçimlerin hemen ardından 1990 yılında baraj sistemi bağımsız adaylar için de uygulanmış ve azınlığın bağımsız milletvekili seçmesi imkânsızlaşmıştır.  Çünkü ülke çapında yüzde 3 oy alabilmek, 200.000 oy gerektirmektedir. Azınlığın tüm nüfusu bile bu sayının altında kalmaktadır.[3] Kendi bölgelerinde, örneğin Gümülcine’de, oyların yarıdan fazlasını almaları mümkün olmasına rağmen ülke çapında kendilerini parlamentoya taşıyabilecek oy olmaları imkansız olduğu için azınlığın sesini, hür ve özgür bir şekilde meclise taşımaları mümkün olamıyor. Ülke seçim barajı engelinin, Makedon azınlığın Gökkuşağı Partisi ile birleşerek seçime girilmesi suretiyle aşılması düşünülmüşse de 90’lı yılların sonunda yapılan bölgesel yapılanma düzenlemesi[4] ve bölge barajı uygulaması ile bu imkan da yitirilmiştir. Dolayısıyla aslında Türklerin ne bağımsız adayla seçime girmesi ne kendi partilerini kurmaları ne de Makedonların partisiyle birleşerek seçimlere girmesi yasaktır. Ancak bu yolların başarısı, baştan imkansız kılınmıştır. Batı Trakya Türkleri için parlamentoda seslerini duyurabilmek adına tek bir seçenekleri kalmıştır. Bu seçenek, Yunan partilerince gösterilecek Türk adaylar etrafında birleşmektir.

Yunanistan’ın iki büyük partisinin vardığı bir uzlaşı ile Türklerin yoğun yaşadığı bölgelerde, partiler 3-2 formülü uygulayarak ikisi Türk 5 aday göstermektedir. Daha önce partiler tek bir Türk aday gösteriyordu ve bu da aday gösterilen kişiyi beğenmeyen oyların diğer partiye kayması ya da oyların Yunan kökenli adayı parlamentoya taşıması sonucunu doğuruyordu. 3-2 formülü de aslında Türk oylarının bölünerek etkisizleşmesine sebep olmakta ve Türk milletvekili çıkarma şansını da düşürmektedir. Örneğin Gümülcine’de yaklaşık 36 bin oy çıkarabilen Türkler, bu oylarının karşılığı en az 2 milletvekilliği olmasına rağmen oy bölünmesi nedeniyle bir tek milletvekili çıkarabilmektedir. Nitekim 2007 seçimlerinde böyle olmuş ve Gümülcine’den sadece Ahmet Hacıosman milletvekili olabilmiştir. İskeçe ise 27 bin civarındaki Türk oyu ile yine iki Türk milletvekili çıkarma potansiyeline sahip olmasına rağmen, Türk oylarının Yunan adaylara kayması nedeniyle, bugüne dek en fazla bir Türk kökenli milletvekili çıkarabilmiştir. Nitekim 2007 seçimlerinde PASOK’tan aday olan Çetin Mandacı, Batı Trakya Türklerinin ve aslında tüm azınlıkların Yunan Parlamentosu’ndaki ikinci milletvekili olmuştur.

Ekim’in ilk haftasında gerçekleştirilecek genel seçimler için 3-2 formülasyonu ile 14 Türk aday çeşitli partilerce aday gösterilmiştir. Buna göre:

Rodop Bölgesi[5] nde toplam 7 Türk aday milletvekili yarışına girmiştir. Bunlar:

PASOK’tan Ahmet Hacıosman ve Rıdvan Kocamümin

ND’den İlhan Ahmet ve Ahmet Amet (İdriz)

Radikal Sol Koalisyonu-SİRİZA’dan[6] Dr. Mustafa Mustafa ve Celalettin Yurtçu

Yunanistan Komünist Partisi-KKE’den[7] Faik Faik’dir.

 

İskeçe ilinde de yine 7 Türk aday yarışmaktadır. Bunlar:

PASOK’tan ÇetinMandacıve Seval Osmanoğlu

ND’den Aysel Zeybek[8] ve Ahmet Bodur.

SİRİZA’dan Hasan Malkoç ve Hüseyin Zeybek

KKE’den Hasan Efendi’dir.

 

Parola: Türk Oyları Türk Adaylara

Batı Trakya Türkleri, Yunanistan siyasal sistemine dahil olabilmek ve mümkün olduğunca daha çok Türk adayı meclise taşıyabilmek için yoğun çaba göstermektedir. Bir yandan örgütlenmeye ağırlık verilirken bir yandan da Türk toplumunun seçimlerde oylarını Türk adaylara yönlendirmesi konusunda bilgilendirme çalışmaları yapılıyor. Her ne kadar nihai sonuç seçim sonrasında belli olacaksa da Türk azınlık “Türk Oyları Türk Adaylara” parolasını benimsemiş görünüyor. Türkiye'de yaşayan ve Yunanistan’da oy kullanma hakkına sahip olan Batı Trakya Türkleri de, Yunanistan’daki seçimlere katılmak üzere örgütleniyor. Türkiye’de oy kullanma hakkına sahip 20 binin üzerinde Batı Trakya Türkü olduğu tahmin ediliyor. Özellikle İzmir, Bursa ve İstanbul’dan yaklaşık 10 bin Batı Trakyalı Türk, otobüslerle Yunanistan’a gitmek üzere hazırlandılar. Yunanistan Vatandaşlık Kanunu’nun eski 19.maddesi ile vatandaşlıktan atılan 60 bin azınlık mensubu ve dolayısıyla bu grubun oy kullanma yaşına gelmiş çocukları ise oy kullanma hakkına da sahip değiller.

Yunanistan’ın Türk kimliğini ezici politikalarından çıkış yolu arayan Batı Trakya Türkleri, parlamentoda mümkün olan en yüksek düzeyde temsil edebilmek için tıpkı Yunanistan gibi ince hesaplarla oylarını ayarlamaya çalışmaktadır. Örneğin Türk oylarını bölen 3-2 sistemiyle mücadele edebilmek için partilerin en güçlü Türk adayına oy verme yolu seçilmektedir. Hatta mümkün oluyorsa, aday gösterilme aşamasında iki Türk adaydan birinin güçlü diğerinin zayıf olması sağlanmaya çalışılıyor.

Farklı bir seçim siteminde, en az dört milletvekili çıkarabilecek nüfus yoğunluklarına rağmen hiç milletvekili çıkaramadıkları ya da tek bir milletvekilinde kaldıkları dönemleri[9] yaşamaları nedeniyle Batı Trakya Türkleri, bu seçim döneminde daha dikkatli adımlar atmaktadır. Temel hedef, belirli adaylar üzerinde anlaşabilmek ve oyları bölmeden mümkün olduğunca birkaç aday üzerinde yoğunlaştırarak en az üç milletvekili çıkarmaktır. Gümülcine, İskeçe, Kavala, Drama ve Dedeağaç'ın içinde bulunduğu Batı Trakya'da yaşayan Türkler[10] eriyen nüfusları nedeniyle sadece Gümülcine ve İskeçe'de milletvekili çıkarabilecek kadar nüfus yoğunluğuna sahip. Mevcut sistem, Gümülcine’den (Rodop) iki, İskeçe’den bir azınlık mensubunu milletvekili olarak çıkarmaya imkân tanıyor. Bu nedenle de seçilme olasılıkları daha yüksek olan adaylarda oyların birleştirilmesi düşünülmektedir. Oy kullanacak olanlara yapılan telkin de bu yöndedir. Bu isimler, Gümülcine’de PASOK’un adayı Ahmet Hacıosman; İskeçe’de ise yine PASOK adayıÇetin Mandacı’dır.

Parlamento’ya girebilecek üçüncü isim ise Türk nüfusu daha yoğun olduğu için Rodop’tan çıkması umut edilmektedir. Dolayısıyla iki isim ön plana çıkmaktadır: PASOK adayı Rıdvan Kocamüminveya ND adayı İlhan Ahmet. Hacıosman’ın 2007 seçimlerindeki gibi kazanabileceğinden çok daha fazla oyla meclise göndermek yerine ikinci bir isimde anlaşılabilmesi durumunda Gümülcine’den ikinci bir Türk milletvekilinin meclise girmesi garantilenebilecektir. Özellikle Türkiye’deki dernekler üçüncü milletvekilliği için İlhan Ahmet’i işaret ediyor. İlhan Ahmet’in 2004 seçimlerinde aldığı 13.782 oy da bir anlamda bu tercihi makul kılıyor. Ne var ki, Türk azınlığın hem ND hem de İlhan Ahmet’e küskün olduğu yorumları da Batı Trakya’da yaşayanlardan gelmektedir. İktidardaki ND’nin oyları, ülke çapında[11] olduğu gibi sürdürdüğü azınlık politikasının Türk kimliğini daha da erittiği değerlendirmesi[12] nedeniyle Türk azınlık nezdinde de düşüş göstermektedir. İlhan Ahmet’e dönük kırgınlığın temelinde ise 2007 seçim döneminde “oylarını sattığı” iddiası ve azınlığın tek milletvekili olma sorumluluğunu taşıdığı 2004-2007 döneminde de “Tayinli İmam Yasası”nın[13] çıkarılmasındaki rolü yatmaktadır.[14] Rıdvan Kocamümin de, milletvekilliği garanti görülen Ahmet Hacıosman gibi PASOK’tan aday gösterilmiştir. Azınlık mensupları, aynı partiden, aynı bölgede ikinci bir Türk milletvekili çıkarmanın güç olacağı değerlendirmesini yapmaktadır.

Üçüncü Türk Milletvekili Hayal mi?

“Türk Oyları Türk Adaylara” sloganı 3. milletvekilinin seçilmesi aşamasında yetersiz kalmaktadır. Hâlbuki bu seçimlerde Batı Trakya Türklerinin lehine sonuçlanabilecek bir gelişme yaşanmaktadır. LAOS[15] Partisi Genel Başkanı Yorgo Karacaferis’in Gümülcine’den aday olması, Rodop Bölgesindeki ND oylarında LAOS lehine bir bölünme yaşanması ihtimalini doğurmuştur. “Türkiye ve Üsküp’e Rağmen Adayım” sloganıyla Gümülcine’de ilk kez ve hem de genel başkanını aday gösteren aşırı sağ parti LAOS’un, azınlıklarla iç içe yaşayan Yunan kökenlilerinin yabancı düşmanlığından faydalanmak istediğine şüphe bulunmuyor. ND’nin Gümülcine’de yaşayabileceği bir başarısızlığın İlhan Ahmet için ND’ye verilecek Türk oylarını da riske sokabileceği değerlendirmesi yapılıyorsa da ülkenin iki büyük partisinden biri olan ND, Rodop’tan eli boş çıkmayacaktır.  

İskeçe’de 2007 seçimlerinde 15.211 oy alan Çetin Mandacı’nın bu seçimlerde de milletvekili seçileceğine kesin gözüyle bakılıyor. İskeçe’de Türk adaylara kullanılan Türk oylarının sayısında ciddi bir artış gözlenmektedir. 2004 seçimlerine dek Türk adaylar sadece 12 bin oy alabiliyorken, azınlığın örgütlenmesiyle bu sayı 17 bine dek çıkarılabilmiştir. Bu seçimlerde daha önce Yunan adaylara giden oyların Türk adaylara çekilmesi yönünde daha ciddi bir başarı beklenmektedir. Dolayısıyla İskeçe Türk nüfusunun da ikinci bir Türk milletvekili çıkarma şansı bulunmaktadır. Özellikle Türkiye’de Nea Demokratia’nın İskeçe adayı Aysel Zeybek’in İskeçe’nin ikinci milletvekili olma şansının güçlü olduğu iddia edilmektedir. Ancak İskeçe’den gelen yorumlar, olumsuz azınlık politikasının iktidardaki Nea Demokratia’nın oylarını ciddi anlamda düşürdüğü ve Aysel Zeybek’in de güçlü bir aday olmadığı yönündedir. Yunanistan’ın karmaşık seçim sistemi, en fazla oyu alan partiyi iktidara getirdiği gibi ikinci tur tasnifte bölge çapında en az oy alan küçük partiye milletvekili çıkarma şansı vererek sistem içerisinde kalması yönünde destekliyor. Bu nedenle de küçük bir parti olmasına rağmen Siriza’nın Türk adayı Hasan Malkoç, İskeçe’den çıkabilecek ikinci milletvekilliği için daha şanslı bir isim olarak görülmektedir. Yani yaklaşık 5 bin civarında oy alması halinde, Yunanistan seçim sisteminin küçük partileri koruyan uygulamaları sayesinde İskeçe’den ikinci Türk milletvekili mümkün olmaktadır. Çetin Mandacı’dan kaçan kimi küskün oyların da Malkoç’a yöneleceği ifade edilmektedir. Zaten yine Yunanistan seçim sistemi nedeniyle İskeçe’den iki büyük partinin de birer azınlık milletvekili çıkarması ihtimali düşüktür.

Görüldüğü üzere değil üçüncü Türk milletvekili, dördüncü Türk milletvekili dahi Batı Trakya Türkleri için hayal değildir. Böylesi bir başarı sağlanması halinde, "Batı Trakya'nın yeniden dirilişi" sloganı da yerini bulmuş olacaktır. Oylarını Türk adaylarda birleştiren Batı Trakya Türkü, Yunanistan’ın zorlayıcı denklemleri nedeniyle üçüncü ve dördüncü milletvekilinin belirlenmesi noktasında ciddi tereddütler yaşamaktadır. Örgütlenmenin başarısı ise seçim sonuçlarıyla daha net anlaşılacaktır. Ancak başarısızlık durumunda bunun tek suçlusu Yunanistan politikaları olacaktır. Çünkü seçilen milletvekilleri, sadece azınlığın değil partilerinin de temsilcisi olmaları nedeniyle çoğu zaman sistem içerisinde hareket etmeye zorlanmakta ve kendi seçmenini küstürme riskini yüklenmektedir.

Bu anlamda parlamentoya PASOK, YDP ya da küçük bir partiden girecek milletvekillerinin daha sonra partilerinden istifa ederek bağımsızlaşması ve Yunanistan’ın tüm azınlıklarının sesinin duyurulmasına çalışmaları da bir alternatif olarak düşünülmektedir. Böylesi bir önerinin Batı Trakya Türklerince desteklenmeyecek olmasının temel sebebi, herhangi bir önerge vermek için belli sayıda milletvekilinin imzasının gerekmesi ve bağımsız olduktan sonra dışlanacağı kesin olan Türk milletvekillerinin yalnız kalacağının kesin görülmesidir. Ne var ki, geçmiş dönem gösterdi ki, Yunanistan’daki azınlıkların sorunlarının Yunanistan siyaseti içerisinde, Yunan partilerinin sırasında oturan milletvekilleri ile çözülmesi de pek mümkün olmuyor. Yine de Batı Trakya Türkleri’nin parlamentoda daha fazla sayıda milletvekili ile temsil edilebilmesinin de azınlık sorunlarının giderilmesi bakımından önemli bir avantaj sağlayacağı kesindir.

Baskı ve zulme boyun eğen Batı Trakya Türklüğü bir kez daha varlığını, kimliğini ispatlama yarışına girmiştir. Yunan Parlamentosu’nda en az üç milletvekili ile temsil edilmek amaçlanıyor. Asıl hedef de zaten azınlığın sesinin duyurulmasıdır. Bulgaristan’da yaşanmış ortak acıları büyük bir demokratik başarıya dönüştüren birlik duygusuna Batı Trakya’da da ihtiyaç var. Batı Trakya’da görüştüğümüz her bir kişinin beklentisi de söz konusu birlik duygusunun oluştuğunu görmek yönünde. Türkiye’de ya da Avrupa’da bulunan Batı Trakya Türklerinin bölgelerinde oy kullanması da hem bu birliktelik ruhuna büyük güç kazandıracak hem de Yunanistan’ın onları göçe zorlayan politikalarına sarsıcı bir cevap olacaktır. Bugün sadece Türkiye’de 750 bin civarında Batı Trakya kökenli Türk olduğu iddiası[16] diğer üçüncü ülkelerdeki oy kullanma hakkına sahip Batı Trakyalıların Yunanistan’daki gidişatı değiştirebilecek potansiyele sahip olduklarını düşündürmektedir. Gerek Türkiye’deki makamların beklenen destek için harekete geçirilmesi gerek uluslararası kamuoyunun dikkatinin azınlık sorunlarına çekilmesi gerekse de Yunan makamlarının gerekli düzenlemelere zorlanması için Batı Trakya Türklerinin örgütlü ve organize bir şekilde çalışması ve birleşerek güç oluşturması gerekiyor. 4 Ekim 2009 tarihli genel seçimler de Batı Trakya Türklerinin örgütlülüğün başarısının sınanması bakımından önemli bir merhale olacaktır.

 


[1] Panhellenion Sosialistiko Kinima - Panhelenik Sosyalist Hareketi

[2] Nea Demokratia (ND) - Yeni Demokrasi Partisi

[3] Rahmetli Sadık Ahmet 18 Haziran 1989’da Batı Trakya Türklerinin ilk bağımsız milletvekili seçildi. Böylece Yunan partilerinden milletvekili çıkarma zorunluluğu kırılmıştı. Ancak önü de kesilmek istendi. Batı Trakya Türklerine “Türk” demesi nedeniyle 18 ay hapis cezası aldı, iki ay hapis yattıktan sonra cezası para cezasına çevrildi. Sadık Ahmet 1993 seçimlerinde, yeni getirilen baraj engeline takılınca Dostluk, Eşitlik ve Barış Partisi’nin (DEP) kurulması yoluna gidilmiştir. Fakat DEP de, 150 bin nüfuslu Türk azınlıktan 200 bin oy almanın imkânsızlığı nedeniyle baraj engelini aşmayı başaramamıştır.

[4] “Kapodistrias Planı” ile Türk azınlığın yoğun yaşadığı bölgelerin, Yunan asıllıların çoğunluğu oluşturduğu belediyelerle birleştirilmesi, Türkleri yeni belediye sınırlarında azınlıkta bırakmış ve Türk oylarının etkisini azaltmıştır. Türk azınlık, bir anlamda, 7 küçük belediyeden 3 daha büyük belediyeye sıkıştırılmıştır. Rodop ili Meriç, İskeçe ili de Kavala ve Drama illeri ile birleştirilerek genişletilmiş seçim bölgeleri oluşturulmuştur. Böylece oluşturulan genişletilmiş seçim bölgeleri, azınlıktan vali ya da yerel yönetici seçilmesinin önünde önemli bir engel oluşturmuştur.

[5] Rodop, Gümülcine ve Dedeağaç’ı içine alan bölgedir.

[6] Synaspismós Rizospastikís Aristerás - Radikal Sol Koalisyonu

[7] Kommounistikó Kómma Elládas -Yunanistan Komünist Partisi

[8] 1984 ailesi ile birlikte 19. Madde kapsamında Yunan vatandaşlığından çıkarılan Aysel Zeybek, 2001 yılında AİHM’nin kararı ile tekrar Yunanistan vatandaşlığını kazanmıştır.

[9] Örneğin 2004’teki genel seçimlerde Gümülcine 40 oyla ikinci milletvekilini kaybederken İskeçe 700 oyla tek milletvekilini de kaybetmiş mecliste tek Türk parlamenter yer alabilmişti. 7 Mart 2004 seçimlerinde ND’nin Gümülcine'den gösterdiği aday İlhan Ahmet meclise tek Türk olarak girmiştir.

[10] Batı Trakya dışında, Rodos ve İstanköy adalarında yaşayan Türk topluluklar da var. Bunların sayısı Rodos’ta 4000, İstanköy’de ise 2500 kadardır.

[11] Kostas Karamanlis liderliğindeki ND, orman yangınları ve Aralık 2008’deki şiddet eylemlerinde görüldüğü üzere iyi bir kriz yöneticisi olmaması ve daha önemlisi ekonomiyi iyi yönetememesi nedeniyle ülke çapında oy kaybetmektedir.

[12] Karamanlis’in Çağdaş Avrupai Azınlık Politikasının Batı Trakya Bölgesi’nin altyapı sorunlarının giderilmesinden ibaret kalması nedeniyle ve kültürel haklar bakımından Pomakların  Müslüman azınlık içerisinden ayrıştırma girişimi olarak görülerekTürkler tarafından tepkiyle karşılanmaktadır.

[13] Tayinli İmam Yasası, 240 İmam Yasası olarak da anılmaktadır ve düzenleme de imamların devlet memuru yapılması ve haliyle devlet tarafından atanmasıdır. Söz konusu düzenlemenin Batı Trakya Türklerinin gasp edilen müftü seçme hakkına vurulmuş yeni bir darbe olarak görülmekte ve Türklerin bu konudaki mücadelesine zarar verdiği düşünülmektedir. 

[14] İlhan Ahmet’in söz konusu iddiaları da cevaplandırdığı bir mülakat için bkz. "Rodop YDP Eski Milletvekili İlhan Ahmet'ten İlginç Açıklamalar”, Gündem gazetesi, Sayı 62, Nisan 2009ve ayrıca bkz http://www.batitrakyalilar.com/dev/det_haber.asp?id=1564

[15] Ortodoks Halk Birliği

[16] Verilen sayı için bkz. Batı Trakya Dergisi, S:193, Yıl:22-2006, s.63 

EK:1920 YILINDAN GÜNÜMÜZE AZINLIKTAN MİLLETVEKİLLERİ
 
Batı Trakya tarihinde 1920 yılından bu yana Batı Trakya Türk Azınlığı’ndan milletvekili seçilen kişilerin isimleri aşağıdadır.
 
1 KASIM 1920:
1-Müderris Hafız Ali Galip Gümülcine
2-Müderris Hafız Salih Efendi *
3-Arifzâde Arif Bey *
4-Hasan Abdürrahimoğlu İskeçe
 
16 ARALIK 1923:
1-Mustafa Ağa Gümülcine
2-Eminbeyzâde Hasan Bey Dimetoka
3-Müderris Hoca Mestan Efendi İskeçe
 
7 KASIM 1926:
1Müderris Hafız Ali Galip Gümülcine
2-Mustafa Ağa *
3-Şükrü Mahmutoğlu İskeçe
4-Haşimbeyzâde Fehmi Bey *
 
19 AĞUSTOS 1928:
1-Müderris Hafız Ali Galip Gümülcine
2-Cezayirli Muhtar Ali Rıza *
3-Niyazi Mumcu İskeçe
4-Halil Karaçanlı *
 
25 EYLÜL 1932:
1-Müderris Hafız Ali Galip Gümülcine
2-Mustafa Ağa *
3-Hatip Yusuf *
4-Hasan Abdurrahimoğlu İskeçe
 
5 MART 1933:
1-Müderris Hafız Galip Gümülcine
2-Mustafa Ağa *
3-İbrahim Demir Serdarzâde İskeçe
4-Hasan Abdürrahimoğlu
 
9 HAZİRAN 1935:
1-Hatip Yusuf Gümülcine
2-Mehmet Mustafaoğlu *
3-Niyazi Mumcu İskeçe
4-Hamdi Hüseyin Fehmi *
 
26 OCAK 1936:
1-Müderris Hafız Ali Galip Gümülcine
2-Hamdi Hüseyin Fehmi İskeçe
 
31 MART 1946:
1-Osman Üstüner Gümülcine
2-Faik Engin *
3-Hüseyin Zeybek İskeçe
3- Osman Nuri Fettâhoğlu *
 
5 MART 1950:
1-Fehmi Otmanlı Gümülcine
2-Osman Üstüner *
3-Osman Nuri Fettâhoğlu İskeçe
 
9 EYLÜL 1951:
1-Osman Üstüner Gümülcine
2-Os. Nuri Fettâhoğlu İskeçe
3-Hamdi Hüseyin Fehmi *
 
16 KASIM 1952:
1-Yusuf Hasanoğlu (Molla) Gümülcine
2-Hasan Hatipoğlu *
3-Os. N. Fettâhoğlu İskeçe
 
19 ŞUBAT 1956:
1-Osman Üstüner Gümülcine
2-Yusuf Hasanoğlu *
3-Os. N. Fettâhoğlu İskeçe
 
11 MAYIS 1958:
1-Osman Üstüner Gümülcine
2-Yusuf Hasanoğlu *
3-Os. N. Fettâhoğlu İskeçe
 
29 EKİM 1961:
1-Yusuf Hasan oğlu Gümülcine
2-Hasan Hatip oğlu
3-Os. N. Fettâh oğlu İskeçe
 
1 KASIM 1963:
1-Yusuf Hasan oğlu Gümülcine
2-Hasan Hatip oğlu
3-Os. N. Fettâh oğlu İskeçe
 
16 ŞUBAT 1964:
1-Hasan hatip oğlu Gümülcine
2-Yusuf Hasan oğlu
 
17 KASIM 1974:
1-Yaşar Mehme toğlu Gümülcine
2-Sebahattin Galip
 
20 KASIM 1977:
1-Hasan İmamoğlu Gümülcine
2-Orhan Hacıibram İskeçe
3-Celâl Zeybek
 
18 EKİM 1981:
1- Yaşar Mehmet oğlu Gümülcine
2-Ahmet Mehmet
 
2 HAZİRAN 1985:
1-Mehmet Müftü oğlu Gümülcine
2-Ahmet Faik oğlu İskeçe
 
2 HAZİRAN 1989:
1-Sadık Ahmet Gümülcine
 
5 KASIM 1989:
1- İsmail Molla Gümülcine
 
8 NİSAN 1990:
1-Sadık Ahmet Gümülcine
2-Ahmet Faikoğlu İskeçe
 
10 EKİM 1993:
-
22 EYLÜL 1996:
1-Galip Galip Gümülcine
2-Mustafa Mustafa *
3-Birol Akifoğu İskeçe
 
9 NİSAN 2000:
1-Galip Galip Gümülcine
2-Ahmet Mehmet *
 
7 MART 2004:
1-İlhan Ahmet
 
16 EYLÜL 2007
1-Çetin Mandacı
2-Ahmet Hacıosman

Gözde Kılıç Yaşın

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Balkanlar ve Kıbrıs Araştırmaları Merkezi Başkanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 04-12-2019

Doğu Akdeniz, Libya, Suriye, Fransa ve NATO

Recep Tayyip Erdoğan Başbakan iken, 28 Şubat 2011'de ''NATO Libya'ya müdahale etmeli midir? Böyle bir saçmalık olur mu yahu?