Azerbaycan’da Ne Oluyor

Azerbaycan’da Kasım 2005’de yapılacak olan seçimler yaklaşırken gerilim yükseliyor. Gerilimin ardındaki nedenlerden birisi de Bush’un Tebriz’de 10 Mayıs’da yaptığı konuşmada yaptığı çağrı.

Bush, bu konuşmasında "Özgürlüğün Karadeniz'den Hazar'a, ve Basra Körfezi ve ötesine ilerlediği tarihsel bir dönemden geçiyoruz. Şimdi Kafkasya, Orta Asya ve geniş Orta Doğu'da genç insanların kalbinde özgürlük arzusunun yandığını görüyoruz. Hepsi özgürlük isteyor ve istediklerini alacaklar."

Bu konuşmanın en fazla etki gösterdiği yer konuşmanın yapıldığı Tiflis değil, Bakü oldu. Azeri hükümeti Bush'un Azerbaycan'ı değil, diğer bölge ülkelerini kastedttiğini ileri sürerken, muhalefet ise bu konuşmanın hedefinin Azerbaycan olduğunu yorumunu yaptı. Azerbaycan şimdi Gürcistan ve Ukrayna gibi bir sürece doğru mu ilerliyor?

Bu soruya cevap vermeden önce Azerbaycan'ın önce nerede durduğunu ve buraya nasıl geldiğini görmemiz gerekiyor. Azerbaycan, bağımsızlık ve demokrasiye Elçibey ve Halk Cephesi'nin önderliğinde ilerledi. Elçibey'in Türkiye'ye aşırı güveni, iç iktidar yapısını sağlam oluşturmaması Rusya'nın ve Türkiye içindeki Haydar Aliyevçi lobinin Elçibey'in devrilmesine giden sürecin önünü açmasına neden oldu.

Daha Elçibey iktidarde iken Ankara'da Başbakanlıkta Haydar Aliyev'in iktidara gelmesi için rapor hazırlanırken, Elçibey Bakü'ye doğru ilerleyen bir avuç isyancıya karşı Ankara'dan destek istediğinde, Dış İşleri Bakanı Hikmet Çetin "İkinci bir Kıbrıs'a tahammülümüz yok" diyerek, Elçibey'e yardım fikrine karşı çıkıyordu. Böylece, Elçibey aktif Rus müdahalesi, pasif Ankara desteği, İran'ın alkışları ve ABD'nin seyretmesi ile iktidardan uzaklaştırılıyordu.

Nahçıvan'dan Bakü'ye gelen ve iktidarının ilk günlerinde değişen dünya gerçeklerinden kopan Haydar Aliyev Azerbaycan'ı tamamen Moskova rotasına sürükleme girişiminde bulunuyordu. Bu konuda bazı adımlar atan Haydar Aliyev dünyanın değiştiğini, artık bölgede Rusya'nın tek belirleyici olamayacağını anladıktan sonra, Moskova-Washington-Tahran ve Ankara arasındadeğişen dengelere dayanan bir makyavelist politika izliyordu. İngiltere'de BP aracılığı ile Haydar Aliyev rejimine destek veriyordu.

Haydar Aliyev Azerbaycan'da ise anti-demokratik uygulama ve baskılara dayanan bir rüşvet rejimi oluşturmuştu. Elçibey zamanında oluşturulan ve demokratik ilkelere riayet eden başkanlık rejimi, Suriye türü bir "süper-başkanlık" rejimine dönüşüyordu. Haydar Aliyev'in mutlak anlamda denetlediği meclis, istediği gibi değiştirebileceği bir anayasa, rüşvet karşılığı atanan valiler, ve anti-demokratik bir seçim sistemisistemin ana hatlarını oluşturuyordu.

Dilinden Türkiye dostluğunu düşürmeyen Haydar Aliyev konu gerçekten iyi ilişkilere geldiği zaman İran ve Rus tırlarından almadığı vergileri Türk tırlarından almak konusunda israrcı oluyordu. Türk işadamlarına Bakü'de baskılar artıyor ve bir çok işadamı zaman içinde işlerini tasfiye ederek geri dönüyorlardı. Öyle ki, Rusya ve Orta Asya'da bir çok büyük girişimi olan bir Türk holdingi Bakü'de rüşvet vermediği için deposu yakılınca yatırımlarını durduruyordu.

Haydar Aliyev'in ölümü ile birlikte Aliyev hanedanlığı oluşturulma yoluna gidiliyordu. Başını liderliğini İsa Kamber'in yaptığı Musavat Partisi'nin önderliğinde muhalefet, rejimin hanedanlaşmasına karşı mücadele etmeye çalıştı.Muhalefet bir şeyin farkındaydı. Aliyev hanedanını iktidara getiren Azerbaycan halkı değil, dış güçlerdi. Şimdi bu hanedanın devamını engellemek için öncelikle ABD, İngiltere ve Türkiye'nin desteğinin İlham Aliyev'in arkasından çekilmesi gerekmekteydi.

Yapılması gereken öncelikle seçimlerin demokratik geçmesini sağlamaktı. Çünkü iktidar, seçime"iktidar, muhalefet ve bağımsızlar" şeklinde üç kesimin girdiğini ileri sürerek seçim komisyonlarına iktidara yakın "bağımsızlara" da muhalafet ve iktidar ile eşit güç verip, seçmen sandıklarının sayımında daha baştan 2/3'lük bir üstünlük sağlıyordu. Böylece, muhalefetin sandıklarla ilgili herhangi bir itirazının kabul edilmesi mümkün olmaktan çıkıyordu.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 16-10-2019

SDG/YPG'ye Çifte Koruma Kuşağı

İç politikada zorda olan Trump, kişisel açmazdan kurtulmak için dünya gündeminin en üst sırasındaki Suriye konusunu da kullanıyor. Ama görünen o ki, bunu yaparken de Türkiye'yi de kullanıyor.