Bütün Yönleriyle HOCALI SOYKIRIMI

Yazan  24 Şubat 2012

1918 yılına kadar Türk toprağı olan ve hatta kurulduğu dönemde nüfusunun yarısı Türk olan Ermenistan Cumhuriyeti topraklarında bugün bir tane bile Türk yaşamamaktadır. Fakat bugün Türk devletlerinde on binlerce Ermeni yasal ve yasa dışı yollarla yaşamaktadır. Ermenistan Cumhuriyeti topraklarını Türkler'den arındırma süreci planlı bir şekilde 1800'li yılların başından başlamış, 1920, 1945–1946 ve 1988 yılında devam etmiştir. Bu süreç Türklerin Ermenistan'ın toprak bütünlüğüne saygı duyduğu, hiçbir yabancı güçle işbirliği yapmadığı ve hiçbir ayrılıkçı eylem yapmadığı bir dönemde yaşanmıştır. Türkler zamanında topraklarını paylaştıkları Ermeniler tarafından kovulmuş ve kovulma sıradan bir kovulma olmamıştır. Sonralar Ermenilerin bu eylemleri Ermenistan toprakları dışına taşmış ve işgal, etnik temizlik ve soykırım eylemlerine dönüşmüştür.

Ermenilerin Ermenistan Cumhuriyeti'nin bulunduğu Güney Kafkasya'daki Türk topraklarında ilk devlet kurma duyguları XVI-XVII yüzyılın başlarında kabarmıştır. Eçmiyazin Ermeni patrikliğinin yörede bulunması, Ermenilerin Revan (İrevan-Erivan) ve civarına özel bir önem vermesine neden olmuş, onlar burasını kutsal bir yer olarak kabul etmiş ve bütün dikkatlerini bu yöreye yöneltmişlerdir.[1] Diğer taraftan dış ticaretinin gelişmesinde önemli rol oynadıkları için Safevi devleti tarafından dış ticarette onlara bazı ayrıcalıklar tanınmıştı. Bu ayrıcalıklar ve ticaretin getirmiş olduğu zenginlik Ermenileri bu coğrafyada devlet kurma arzusuna yöneltmiştir. Bir taraftan Avrupa'nın Fransa, Prusya ve İtalya gibi devletleriyle görüşen Ermeni din ve ticaret adamları diğer taraftan Safevi Şahı 1. Şah Abbas ile aralarını iyi tutmaya çalışıyorlardı. Sarayda kazandıkları güven onların ayrıca Safevi devletinin dış politikasında önemli yerlere gelmelerine neden oldu. Ticarette ve dış politikadaki rollerini kurmayı planladıkları Ermenistan devlet için Avrupa devletlerinden destek almak için kullanmaya çalıştılar. Fakat Avrupa-Safevi ilişkilerinin iyi olması nedeniyle Ermeniler umdukları desteği Avrupa'dan alamadı.[2]

Ermenilerin devlet kurma duygularıyla aynı dönemde yükselişe geçen başka bir gelişme ise Rusya Çarlığı'nın yükselişiydi. Ermeniler bu gelişmeyi gözden kaçırmadılar. XVII. yüzyıldan başlayarak Çarlık Rusyası'nın dış politikasında sıcak denizlere inme politikası ivme kazandı. Kafkasya'yı işgal etmek, burada Osmanlı ve İran'a karşı Hıristiyan bir devlet kurmak açısından Ermeniler de ön plana çıkıyordu. Rus Çarı I Petro bu planları kurarken Ermeni asıllı İsrail Ori, Petro'nun ziyaretine Büyük Ermenistan haritasıyla geldi. Bu ziyaret Güney Kafkasya'da dört aşamalı Ermeni yayılmacılığının başlangıcı oldu.[3]

Dört Aşamalı Ermeni Yayılmacılığı ve Hocalı

Birinci aşama (1722–1887), İran ve Osmanlı coğrafyasındaki Ermenilerin Azerbaycan coğrafyasına yerleştirilmesi yöntemiyle sayılarının suni bir şekilde artırılmasıdır. Bu konuda özellikle 1724'de Petro'nun fermanı ile Ermenilerin Hazar boyu Mazandaran, Gilan, Bakü ve Derbend vilayetlerine yerleştirildikleri bilinmektedir. Petro'nun fermanını 1828 Türkmençay ve 1829 Edirne Anlaşmaları ile Osmanlı ve İran coğrafyasındaki Ermenilerin toplu şekilde İrevan, Nahçıvan ve Karabağ vilayetlerine yerleştirilmeleri izledi.[4] Bu dönemde Ermeniler, bu topraklarda sayılarını çoğaltıp, Çar hükümetinin onlara olan ilgisinden yararlanarak, kendilerini mazlum fakat becerikli lanse ederek, yerli insanlar arasında nüfuzlarını artırarak, ve ekonomik durumlarını iyileştirerek yeni topraklar ele geçirmişler. Bu işlerinde Çar hükümeti Ermenilere her zaman yardımcı oluyordu. Bu yakınlığın sonucunda Çarlık Rusya'nın desteğiyle ile bugünkü Ermenistan devletinin temeli için bölgenin nüfus dengesiyle oynandı.

İkinci aşama (1887-1918), örgütlenme aşamasıdır. Batı Avrupa ülkeleri ve Rusya'nın devrimci hareketlerinin etkisi altında bulunan Ermeniler, 19. yüzyılın 80-90'lı yıllarında siyasi açıdan örgütlenmeye başlarlar. 1887 tarihinde bir grup Ermeni milliyetçisi tarafından Cenevre'de "Hınçak" (Çan), 1890 tarihinde de Tiflis'te aşırı milliyetçi Ermeni "Taşnaksütyun" (Birlik) adlı burjuva partileri kurulur. Bu partiler Rusya'da ve Osmanlı İmparatorluğu'nda oturan Ermenilerin "tek umumi vatanı" –"Büyük Ermenistan"ı kurabilmesi gibi hayalci istekleri gerçekleştirme yolunu tutarlar.[5] Ermeni milliyetçi partilerinin, özellikle "Taşnaksütyun" partisinin terör ve dağıtıcı faaliyeti bütün Güney Kafkasya, Osmanlı İmparatorluğu'nun Anadolu ve Avrupa kısımları ile İran'ın Azerbaycan Türklerinin oturdukları yerleri içine alıyordu. Güney Kafkasya'nın Rusya tarafından işgalinden sonra ilk defa 1905-1907 tarihlerinde Ermeniler burada Azerbaycan Türklerine karşı birinci çok büyük ve açık kanlı olaylarını çıkartıyorlar. Ayrıca bu örgütlerin Azerbaycan Türklerine yönelik saldırıları 1917-1920 yılları arasında da devam etmiş, bu saldırıların sonucu yüz binlerce insan hayatını kaybetmiş ve bir o kadar insan kendi topraklarından göç etmek zorunda kalmıştır.

Üçüncü aşama (1918–1988), Ermenilerin Güney Kafkasya'da devlet kurmaları sonrasında "Sadece Ermenilerin yaşadığı bir Ermenistan" veya "Türksüz Ermenistan" siyasetinin gerçekleşmesidir. Mayıs 1918'de Ermenistan devleti kurulduğu zaman başkenti bulunmuyordu. Kafkasya'da etnik çatışmaların son bulması adına Azerbaycan tarafı İrevan'ın[6] Ermenistan'ın başkenti olmasına onay verdi. Azerbaycan'ın Zengezur ve Göyçe vilayetlerinin Bolşevik Rusyası tarafından Ermenistan'a hediye olunmasıyla kurulduğu dönemde 9 bin km2 olan Ermenistan'ın yüzölçümü 29 bin km2'ye çıkartıldı.[7] 1935'e kadar Ermenistan'da köy, kasaba ve coğrafi yer adlarının % 95'i Azerbaycan Türkçesindeydi. Ermenistan'daki Türk isimlerinin Ermenileştirilmesi son yıllara kadar devam ettirildi. 1991'de de Ermenistan Cumhurbaşkanı Levon Ter-Petrosyan'ın emrine uygun olarak 90 Azeri köyüne Ermeni isimleri verildi Bu dönemde Ermenistan'da yaşayan yüz binlerce Türk kendi yurtlarından kovuldu. Ermenistan'ın yaptığı baskılar sonucu 1930'larda dağınık bir vaziyette Ermenistan'ı terk etmenin dışında özellikle 1948-53 yılları arasında 110 bin ve 1988-1989'da ise 230 bin Azerbaycan Türkü zorla kendi topraklarından kovuldular.[8]

Dördüncü aşama (1988-1994), Ermenistan'ın yayılmacı siyasetin irredantizm[9] çeşidini benimsemesidir. Ermeniler bu meseleye halkların kendi kaderini tayin hakkı şekline sokarak Azerbaycan topraklarını işgaline uluslararası hukuk açısından bir yasal temel oluşturmak isteseler de günümüze kadar bu kabul görmedi. 1980'li yılların başlarından itibaren Ermenistan'ın ayrı ayrı bölgelerinde Azerbaycan Türklerine karşı saldırılar başladı. 1988'den itibaren Azerbaycan Türklerine yönelik baskılar giderek daha da arttı. Onlara günlük gıda ürünleri satılmıyor ve sağlık hizmeti verilmiyordu. Bu baskılar üzerine Azerbaycan Türkleri Azerbaycan'a göç etmek zorunda kaldılar. 1989 yılında 230 hin Azerbaycan Türkü zorla kendi topraklarından çıkarıldı.[10] Türkler zamanında topraklarını paylaştıkları Ermeniler tarafından kovulmuştur. Bu kovulma sıradan bir kovulma olmadığı gibi daha sonralar Ermenilerin bu eylemleri Ermenistan toprakları dışına taşmış ve bu sürgünler işgal, korkutma, yıldırma, intikam alma, etnik temizlik ve soykırım eylemlerine dönüşmüştür. Aslında Ermenilerin devletleşmenin her aşamasında bu taktiklerle karşılaşmak mümkündür. 1988'de Rusya'nın da desteğiyle Ermenistan'ın Azerbaycan'a karşı başlattığı savaşın sonucunda Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ Özerk bölgesi ve çevresindeki yedi rayon Ermenistan tarafından işgal olundu. Bu işgal BM Güvenlik Konseyi 822, 853, 874, 884 sayılı kararları ve 14 Mart 2008'de BM Genel Kurulu'nda kabul olunan "İşgal Olunmuş Azerbaycan Topraklarında Son Durum" başlıklı kararda da kanıtlanmaktadır.

Hocalı Soykırımı dördüncü aşama içinde gerçekleşmiş fakat XIX yüzyıldan bu yana Ermenilerin Azerbaycan Türkü'ne karşı süregelen siyasetinin tekrarıdır. Hocalı sadece bir soykırım değil aynı zamanda XIX ve XX yüzyıldan itibaren Ermenilerin savaşlar sırasında askeri stratejilerinin bir parçasıdır.

Dağlık Karabağ Savaşı'nda Hocalı'nın Durumu

1991 sonuna doğru Dağlık Karabağ'da ciddi bir çatışma yaşanmamıştı. Bu tarihe kadar Azerbaycan Türkleri Ermenistan'dan Ermeniler ise Azerbaycan'dan kovulmuştu. Dağlık Karabağ bölgesinde dengeler korunmaktaydı. Fakat Rusya'da 1991'de yaşanan Ağustos darbesinden sonra SSCB'nin dağılması süreci hızlanınca Sovyet Ordusu bölgeyi terk etmeye başladı. Bu terk etme Ermeniler için bir fırsat oldu. Azerbaycan vatandaşı Dağlık Karabağ Ermenisi ve 1998-2008 arasında Ermenistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olan Robert Koçaryan kendileri açısından ortaya çıkan fırsatı, Sovyet ordusu Dağlık Karabağ'dan çıktığı zaman biz Azerbaycanlılarla baş başa kaldık. Fakat biz organize olmuştuk ve en az 3-4 yıllık bir gizli çalışma tecrübemiz vardı. Bütün Sovyet silahı bizde kaldı ve biz onların silahları götürmesine izin vermedik,[11] şeklinde anlatıyor. 22 Aralık 1991'de Hankendi'ndeki silahlı Ermeniler SSCB'nin şehirdeki Jandarma birliklerinin kışlalarına saldırarak depolardaki bütün cephane ve zırhlı araçlarına el koydular ve Rus askerini silahlarını bırakarak bölgeyi terk etmeye zorladılar.[12] Rus askerleri ise SSCB yasaları gereği bu silahları kullanılamaz hale getirip çıkması gerekirken silahları Ermenilere bırakıp şehri terk etti. Ermeniler Rus silahlarına el koyduktan sonra Dağlık Karabağ'a yönelik saldırılar hız kazandı. En önemi sorunlardan biri Hankendi'yi Azerbaycan köylerinin "kuşatmasından" kurtarmak ve Ermenistan ile karasal bağı kurmaktı.

Dağlık Karabağ'ın merkezi şehri Hankendi'nin çevresi Azerbaycan Türklerinin çoğunlukta yaşadığı yerleşim yerleriydi. 25 km doğuya doğru Ağdam şehri, 10 km kuzeye doğru ise Karabağ'ın tek havaalanı olan şehri Hocalı bulunuyordu. Hankendi'nin güney tarafından dağların üzerinde doğrudan tarihi Şuşa kenti bulunuyordu. Hankendi'nde yaşayan Ermeniler Ermenistan'la bağlantılarını dağların üzerinden helikopterle sağlıyordu.[13] 24 Eylül 1991'de Ağdere vilayeti İmaret Gervent köyü, 30 Ekim'de Tug ve Selaketin köyleri, 12 Kasım Ahulu, 19 Kasım'da Hocavend, 15 Aralık'ta ise Cemilli köyleri 366 Motorize Alay'ın askeri personeli ve teknolojisi desteğiyle işgal olundu.[14] Şubat'ın başında Azerbaycan köyleri Malıbeyli, Karadağlı ve Ağdaban Ermeniler tarafından işgal olundu ve saldırılarda 99 sivil insan hayatını kaybederken 140 kişi de yaralandı.[15]Hocalı kuşatma altına alınırken Hankendi çevresi de yavaş yavaş Azerbaycan köylerinden temizlenmeye başlandı.

Bundan sonra ana hedef Dağlık Karbağ'ın tek hava alanına sahip olan, Hankendi ile Askeran arasında bulunan ve Dağlık Karabağ bölgesini ikiye ayıran Hocalı idi. Hocalı'nın stratejik bir bölgede yerleşmesi 1988'den itibaren sık sık Ermeni saldırıların maruz kalmasına neden oluyordu.[16] Azerbaycan birliklerinin Hocalı'yı kontrol altında tutması Hankendi'nin kontrol altında tutulmasına neden oluyordu. Bu özelliğinden dolayı Hocalı 1905-07 yıllarında da Ermeniler tarafından yakılmıştır.[17] Azerbaycan'ın en eski yerleşim merkezlerinden biri olan bu kent, Hocalı ailesi tarafından kurulmuştu.[18] Nüfusuna göre, Hocalı bölgede Şuşa şehrinden sonra ikinci olmuştur. Şehirde Azerbaycan Türkleri'nden başka 18 Eylül 1988'de Hankendin'den, Kasım 1988'de Ermenistan'dan ve 1989'da Fergana Vadisi'nden göç ederek Azerbaycan'a gelen Ahıska Türkleri de yaşıyordu.[19] 1988'de Hocalı'nın nüfusu 2135 kişi iken 1991'de bu rakam 6300'e yükselmişti. Çevre illere yapılan Ermeni saldırılarından Hocalı'ya kaçan sivillerle birlikte kentte 9 bin civarında insan oturuyordu. Bunun sonucunda Hocalı, şehir statüsünü almıştı.[20] Hocalı'da iki okul, kültür evi, iki kütüphane, sağlık merkezi, hastane, haberleşme kurumu ve benzeri kurumlar ile XIV. yüzyıla ait olan mezarlar bulunuyordu. Şehrin çevresinde Son Tunç ve İlk Demir Dönemlerine ait eserler bulunuyordu. Hocalı-Gedebey Kültürü'nün ilk abideleri M.Ö. XIII-VII aittir ve Hocalı yakınlığında bulunmaktadır.[21]

Ocak 1991'de Hocalı'ya giden Amerikalı gazeteci Tomas Goltz kentteki durumu bu cümlelerle anlatıyordu: "Şehirde telefon çalışmıyor, elektrik yok, ısıtma sistemi yok, hiçbir şey çalışmıyor. Şehrin dışarıyla bağlantısı yüksek riskli helikopter uçuşlardır."[22] 30 Ekim 1991'den itibaren Hocalı ile Azerbaycan'ın geri kalan kısmı arasında karasal yol Ermeniler tarafından kesildi ve Hocalı karadan kuşatıldı. Hocalı'yla bağlantı sadece helikopterle sağlanabiliyordu. 2 Ocak 1992'den itibaren ise Hocalı'da elektrik bulunmuyordu. Son sivil helikopter 28 Ocak'ta Hocalı'ya gidebildi. Son askeri helikopter ise 13 Şubat'ta Hocalı'ya yakıt ve yiyecek götürebildi.[23] Kentin savunmasını Özel Polis Birlikleri (OMON) Komutanı Elif Hacıyev ve hafif silahlarla donatılmış 160 gönüllü yapıyordu.

25-26 Şubat 1992'de Hocalı'da Yaşananlar

Hocalı'ya saldırı İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Ali Akper Vilayeti'nin bölgede olduğu dönemde gerçekleşti. 25 Şubat'ta Bakü'de Azerbaycanlı yetkililerle görüşen Vilayeti, 27 Şubat'ta Dağlık Karabağ'a oradan ise Ermenistan'a geçecekti. Anlaşmaya göre 27 Şubat-1 Mart arasında üç günlük ateşkes ilan olunmalıydı.[24] Fakat 25 Şubat'ta Ermenilerin Hocalı'ya saldırısı ateşkesin soykırıma dönüşmesine neden oldu.

Bu tarihte ikinci önemli olay ise Azerbaycan Parlamentosunda ülkenin silahlı kuvvetlerinin durumuyla ile ilgili bir yasa tasarısının görüşülmesi idi. Aralık 1991'de dağılan SSCB'nin yerine BDT kurulunca Rusya eski SSCB alanında kontrolünü kaybetmemek için BDT çerçevesinde Moskova yönetiminde bir ordu kurulmasını istedi ve bu yönde eski SSCB ülke yönetimlerine baskı yapıyordu. Azerbaycan parlamentosunda Şubat ayında bu yasa tasarısı görüşüldü fakat dönemin muhalif partisi Azerbaycan Halk Cephesi milletvekillerinin karşı çıkması sebebiyle yasa tasarısı meclisten geçmedi. Dönemin Cumhurbaşkanı Ayaz Muttelibov'un sözlerine göre, yasa tasarısı Azerbaycan parlamentosunda görüşüldüğü zaman Rusya Federasyonu Başkanı Boris Yeltsin onu arayarak Karabağ'da destek karşılığında tasarının meclisten geçmesini istemiştir. Mütellibov'un sözlerine göre, muhalif milletvekillerinin dış politikada yanlış hesapları sonucu bu tasarı yasalaşamayınca Rus generaller Hocalı'da Azerbaycan'dan kısas aldı.[25]

Hocalı Soykırımı'nda Rusya'nın suçlanmasına neden olan başka bir olay ise BDT'nin 366. Motorize Alayı'nın Hocalı Soykırımı'nda yer almasıydı. Bu alayın Hocalı'ya saldırıda yer alması Memorial İnsan Hakları Örgütü'nün Hocalı ile ilgili raporunda belirtilmiştir. Ağustos 1988'de Hankendi'nde yerleşen SSCB'nin dağılmasından sonra Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ordusu olan 366. Motorize Alay'ın subayları doğrudan Ermenilere yardım ediyordu. 366. Alayın 350 askerinden 50'si ve 2. tabur komutanı binbaşı Seyran Ohanyan Ermeni idi.[26] 366. Motorize Alay'ın Hankendi'nde yerleştirildiği 1988 yılı aynı zamanda Karabağ'da olayların patlak verdiği yıldır.

Hocalı'ya saldırıdan bir gün önce 24 Şubat'ta 366. Motorize Alay'ın askerleri önünde konuşma yapan Alay komutanı Y. Zavigolova, bu savaşın toprak savaşı değil Hıristiyan- Müslümanlar arasında bir din savaşı olduğunu söylüyor: "…Dünyanın İslam devletleri temsilcileri bizim Haçı kırmak için Bakü'ye toplanmışlar… Hıristiyanlığa karşı bir yürüyüş var. Bu yürüyüşte ya dinimizi, şerefimizi korumalıyız ya da şerefsizliği kabul edip boyun eğmeliyiz."[27] General Zavigolova bu açıklamasıyla saldırıya farklı anlam kazandırarak Ermenilere yardim etmeleri için Rus askerlerini motive etmeye çalışıyor.

Bu konuşmadan bir gün sonra 25 Şubat'ta gece saat 22.00'da Hankendi'nde bulunan 366. Motorize Alay[28] Ermenilerle birlikte kenti üç yönden kuşatarak, tank ve zırhlı muharebe araçlarıyla saldırdılar. Hocalılar Ermeni saldırısından korunmak için iki istikamette kaçtılar[29]

· Ermenilerin koridor olarak bıraktıklarını iddia ettikleri kentin doğusuna doğru

· Şehrin kuzey-doğusuna doğru. Bu istikamette daha az sivilin gittiği bilinmektedir.

Şehirde ise 200–300 civarında sivil insan sığınaklarda kaldı. Kentin içindeki çatışmalarda ölenlerin sayı bilinmemektedir.[30] Hocalı'dan kaçarken koridorlarda Ermeniler tarafından öldürülenlerin sayısı ise olaydan sonra netleşmeye başladı. Hocalı'da 63'ü çocuk, 106'sı kadın ve 70'i yaşlı 613 sivil insan öldürülmüştür. Sekiz aile tamamen yok olmuş, 487 kişi sakat kalmış ve 1275 kişi esir alınmıştır. Esir alınanlardan 68'i kadın ve 28'i çocuk toplam 150 kişinin yaşayıp yaşamadığı belli değil.[31] Bu olayda vahim olan bir gecede bu kadar insanın öldürülmesinin yanı sıra, öldürülen veya esir alınan insanların kadın, çocuk ve yaşlılara merhamet gösterilmeden özel işkenceler görmeleri idi.

Kentin doğusuna doğru giden sivil halk gece ormanı geçip sabah birkaç silahlı gönüllüyle birlikte direk Ermeni köyü olan Nahçevanik'in üzerine çıktılar. Burada Ermeniler onları yoğun bir ateşle karşıladılar. Sivillerin yanındaki birlikler de karşılık verdi fakat güçleri yetersizdi ve sivillerle birlikte hepsi öldürüldü.[32]

Ermenilerin verdiği bilgiye göre, onlar saldırıdan önce kentin doğusuna doğru sivillerin çıkabilmesi için serbest koridor bırakmış ve bu koridora ateş açmama sözü vermişlerdi. Ayrıca Hocalı'ya saldırmadan önce kentin üzerinden helikopterlerle kentin sivil halkına serbest koridor hakkında kağıt dağıttıklarını iddia ediyorlar. Fakat Memorial İnsan Hakları Örgütü temsilcilerine Ermeniler bu kağıtların örneğini gösteremedikleri gibi örgütün temsilcileri Hocalı'da söz konusu kağıtlardan örnek bulamamış ve Hocalılardan hepsi örgüt temsilcilerine bu tür bir kağıttan haberdar olmadıklarını söylemişlerdir.[33] Olaydan bir gün sonra Azerbaycanlı kameraman muhabir Cingiz Mustafayev'in yabancı gazetecilerle birlikte bu koridordan çektiği görüntüler burada kadın, yaşlı ve çocuklar dahil yüzlerce insanın öldürüldüğünü kanıtlamaktadır. Ayrıca bu insanların birçoğunun işkence ile öldürüldüğü de görüntülerden anlaşılmaktadır.

Memorial'ın koridorla ilgili tespitlerini o dönemde bölgede bulunan Rus ordusunda subay olan Yuriy Girçenko'nun "Olmayan Devletin Ordusu" başlıklı kitabında Hocalı olayları ile ilgili bölümünde de görmek mümkündür. Girçenko Hocalı'da Ermeniler tarafından siviller için açılan koridor ve o koridorda yaşananlarla ilgili şöyle yazıyor:

"Ermeniler Hocalı'ya saldırdığı zaman ses güçlendiriciler aracılığıyla Hocalı'dan kaçan sivil halk için "serbest koridor" bıraktıklarını anons ettiler. Hocalı'dan kaçanların yanında bir kaç silahlı Özel Polis de vardı. Ermeni kontrol noktalarına yakınlaştıkları zaman kaçkınlar yanındakı silahlı şahıslar bu kontrol noktalarına ateş ettiler. Ermeniler buna ağır silahlarla karşılık verdiler.

Ağdam'dan olan silahlı sivil Azerbaycanlılar kendi başlarına bu koridoru korumak için karşı atağa kalktılar. fakat başarılı olamadılar. Ermeniler birinci grup kaçkınlarla karşı karşıya kaldılar. Ermeniler kontrol noktalarından otomatik silahlardan kaçkınlara ateş açmaya başladılar. Bu sırada Ermeniler kaçkınlar arasında onları korumakla görevli olan silahlılar gibi silahsız Azerbaycanlıları da öldürdüler. Büyük, küçük yaşlı genç ve kadın çocuk demeden herkesi öldürdüler.

Kaçkınlar Ermeni köyü Nahçivanik istikametinde de Ermenilerin ağır silahlı saldırısına maruz kaldılar. Burada da sivil insanları öldürüldüler .

Hocalı kaçkınlarının bir kısmı Azerbaycan köyü Gülablı istikametinde gittiler ve orada iki yüz kaçkın Ermeniler tarafından esir alındı.

Ermenilerin çoğunlukta yaşadığı Eskeran kasabasının solundan Ağdam'a giden yola ise kaçkınların ikinci grubu gitti. Onları da Ermeniler kurşun yağmuruna tuttular. Bu grup arasından Ermenilerin esir aldıkları da oldu. Bazılarını oradaca öldürdüler. (Ermeniler) Bu grup arasındakı silahlıların kafalarını balta ile kestiler. Bazı esirlerin gözlerini çıkarttılar, kulaklarını kestiler ve sonra da öldürdüler.

Hocalı'da ise 300 sivil kaldı onlar da esir alınarak Ermenilerin çoğunlukta yaşadığı Hankendi'ne götürüldüler.[34]

Memorial'ın raporuna göre, bu koridordan kaçan sivil insanların birçoğu ise esir alınmış ve Ermeni işgalinde olan Pircamal ve Nahçevanik köylerine götürülmüştür. Bu esirlerin birçoğu o köylerde kurşunlanarak öldürülmüştür. Hocalı'nın sivil halkının ve Azerbaycan askerlerinin Hankendi'nde tutulduğu yerleri ziyaret eden Memorial Örgütü temsilcileri esirlerin kötü muamele gördüklerinin şahidi olmuşlar. Örgütün temsilcileri esirlerin durumu ile ilgili şu tespiti yapmaktadır, "Zaten esirlerin dış görünümleri onların sürekli dövüldüklerinin ve işkence gördüklerinin kanıtıdır."[35]

Doktor raporlarına ve esirlikten geri dönen insanların verdiği bilgilere göre, Ermeniler Hocalı'da esir düşen insanları işkencelerle öldürmüşler. Bazılarının kafa derileri soyulmuş, bazılarının kulağı, burnu veya cinsel organları kesilmiştir. Ermeniler kadın, çocuk ve yaşlılara merhamet göstermemiştir. Kadınların göğüslerini kesmek ve cinsel organlarına ateş etmek yaygın işkence çeşididir.[36] Hocalı'da şehit olanların cesetlerinin üzerinde yapılan otopsi de birçok insanın özel işkencelerle öldürüldüğü ortaya koymaktadır. Hocalı'da şehit düşenlerden 131 kişi üzerinde yapılan otopsi sonucu, 20 kişinin şaramplen parçasından,151 kişinin kurşundan ve 11 kişinin ise sopalar veya sert cisimlerle dövülerek öldürüldüğü ortaya çıkmaktadır. Ayrıca ölenlerden 3 kişinin donarak, 33 kişinin özel işkencelerle, örneğin, kafa derisinin soyulduğu, kadınlarda göğüslerin kesildiği, burun ve kulakların kesildiği ve erkeklerde ise cinsel organların kesildiği tespit olunmuştur. 31 cesette ise hem kurşun yarası hem de işkence izlerine rastlanmıştır. 13 ceset yanarak öldürülmüş, 10 kişi ise üzerinden ağır zırhlıların geçmesi sonucu hayatını kaybetmiştir.[37] Hocalı'da esir alınanlardan geri dönenlerin bazıları intihar etmiş bazıları ise ciddi psikolojik sorunlar yaşamaktadırlar.

Hocalı Soykırımı'nın Sorumluları

Hocalı'ya karşı yapılan saldırıdan sonra 366. Motorize Alay'ı Mart ayında geri çağrıldı. 9 tank, 4 zırhlı taşıyıcı, 70 piyade zırhlı savaş aracı, 4 Strela -10 roket sistemi, 8 top, 57 havan topunu Ermenistan'a vererek Dağlık Karabağ'dan çıkarılan Alay, Gürcistan'ın Vaziani bölgesine yerleştirilmiştir.[38]

Bu olayla ilgili olarak 27 Şubat 1992'de Karabağ'daki Bölgelerarası Savcılık, Azerbaycan Cumhuriyeti Ceza Yasası 255. madde 3. bölüm ve 70. madde 4 ve 6. bölümlerine, Uluslararası Askeri Mahkeme Antlaşması ve 1949 Cenevre Sözleşmesi ve diğer uluslararası antlaşmaları ihlal etmesi nedeniyle soruşturma başlatıldı. 366 Motorize Alay komutanı Y.Y. Zarvigorov ve Nabokikh, Krauel, Likhodey ve diğerleri hakkında birçok kanıt toplandı. 366. Alayın komuta personeline karşı sorgulamayı tamamlamak için iki defa RF Genel Savcısı'na V.G. Stepankov'a 14.12.92 ve 28.06.93 tarihlerinde başvuru yapıldı ve alayın komutanlarının sorgulanmasını talep etti. Fakat bu isteğe RF savcısı tarafından bir yanıt alınamadı.

Araştırma Grubunun başkanı Y.Y. Zarvigorov ve diğer subayları sorgulamak için Tiflis'in Zaziani bölgesine gitti. Fakat Hankendi Askeri Garnizonu eski Savcısı Lazutkin, Transkafkasya Askeri Dairesi Komutan Yardımcısı Seyran Ohanyan engeller çıkararak onların konuşmasına izin vermedi. Grubun başkanı 366. Alayın silahlarının Ermeni tarafına verilmesinin tanığı subayı sorgulamak istedi. Fakat subay Moskova'ya danıştıktan sonra ifade vermeyi ret etti.[39]

Yapılan araştırmalar sonucu Hocalı'ya saldıran 366 Motorize Alayı'ndaki asker ve subayların isimleri ise tespit edilmiştir:

1. Zarvigorov Yuri Yuriyeviç – Alay komutanı;

2. Çitçiyan Valeriy Asaakoviç – 366. Motorize Alay'ın 1. Taburı komutan yardımcısı

3. Ayriyan Vaçagan Grigoryeviç – albay, alayın istihbarat komutanı,

4.Ohanyan Seyran Mushegoviç – 2. Tabur komutanı. (Ermenistan'ın şimdiki Savunma Bakanı)

5. Arutyunov Aleksander Aleksandroviç – albay, 2. tabur komutan yardımcısı.

6. Akopyan Nerses Grantoviç – baş teğmen, 1. tabur bölük komutanı

7. Arutyunyan Vladislav Vladimiroviç – yüzbaşı;

8. Baylaryan Armen Volodiyeviç – 1. Bölük teknisyeni;

9. Ayrapetyan Vaçik Gurgenoviç – üçüncü bölük baş çavuş;

10. Mirzoyan Vaçik Grantoviç – 3. bölük başçavuş;

11. Şikhanyan Andrew Artyuşeviç – 1. tabur organizasyon komutanı;

12. Khaçaturyan – 6. bölük başçavuşu

13. Abramyan V.V – 2. bölük baş teknisyen;

14. Baylaryan Sergey Yurikoviç – 2. tabur bölük komutanı;

15. Danilyan Armen Barinovich – 7. bölük başçavuşu;

16. Avanesyan – 2. bölük baş teknisyen;

17. Zakharyan – uçak savar bölüğü komutanı;

18. Bagdasaryan Valeri – tank bölüğü baş çavuşu;

19. Kisabayyan Grigoriy Akopovich – iletişim bölüğü komutanı;

20. Arustamyan – haberleşme bölüğü baş teknisyen;

21. Amelyan Garik – yemekhane başçısı;

22. Avenesyan Robik – erzak deposu başçısı;

23. Arutyunyan Kamo Rafaelovich – tamir bölüğü asker komutanı;

24. Musaelyan – tamir bölüğü asker komutanı;

25. Sarkisyan Alexander – tamirat bölüğü baş teknisyen;

26. Osipov Yuri – roket topçu depo başkanı;

27. Simonyan Valeri –malzeme tedarik bölüğü baş çavuşu;

28. Petrosyan Ashot – gizli birimin başkanı;

29. Nabokikh Yevgeniy – albay, 3. tabur komutanı (karısı Ermeni);

30. Likhodey Igor Ivanovich – topçu bölümü komutanı;

31. Miroshnichenko Igor – baş teğmen, malzeme tedarik bölüğü komutanı;

32. Smagin – teğmen, tank bölüğü komutanı;

33. Kuznetsov Andrew – teğmen, kimyasal savunma bölüğü komutanı;

34. Garmaş Viktor – tank bölüğü komutanı, üsteğmen;

35. Belyazin – tank bölüğü asker komutanı, teğmen;

36. Mirmehdiyev – 3. bölük komutanı, üsteğmen;

37. Fotimski –yüzbaşı, 2. tabur 3. bölük komutanı;

38. Bugayenko – 2. tabur 4. bölük asker komutanı, teğmen;

39. Potapov – yüzbaşı, 2 tabur 4. bölük komutanı;

40. Krut – yüzbaşı, 2 tabur 6. bölük komutanı;

41. Savintsev – yüzbaşı, 2 tabur 4. bölük komutanı;

42. Dobranski – yüzbaşı, 2 tabur 4 bölük istihbarat komutanı;

43. Bobolev – 2. tabur karargah komutanı, yüzbaşı;

44. Minin – yüzbaşı, 2. tabur komutan yardımcısı;

45. Tevosyan – 2. tabur 5. bölük komutanı, yüzbaşı;

46. Bogachev – 3. tabur subayı, üsteğmen;

47. Kurchatov – 3. tabur subayı, üsteğmen;

48. Maftullin - 3. tabur subayı, üsteğmen;

49. Kuzmanoviç - 3. tabur subayı, üsteğmen;

50. Ivanov - 3. tabur subayı, yüzbaşı;

51. Matveyev – 3. tabur topçu bölüğü komutanı, yüzbaşı.[40]

Hocalı'ya saldıranlar arasında Hankendi eski Şehir Emniyet Müdürü Armo Abramyan, Askeran ili Emniyet eski Müdürü Mavrik Gukasyan, yardımcısı Şagen Barsegyan, Hankendi şehir hapishanesi eski müdürü Serjik Koçaryan da bulunmuştur.[41] Daha sonraki açıklamalarından Hocalı'da yapılan Soykırım'dan Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'ın da sorumlu olduğu ortaya çıkmaktadır.

6 Mart 1992'de dönemin Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ayaz Müttelibov, Hocalı'nın korunması için yeterli tedbir almaması sebebiyle muhalefetin baskısıyla istifaya zorlandı. Hocalı olaylarından sonra Rusya'ya kaçan Müttelibov hakkında, Hocalı'nın savunulması için yeterli tedbir almaması sebebiyle mahkemenin tutuklama kararı var. Kentteki özel birlikler komutanı Elif Hacıyev, Hocalı'nın savunulması için defalarca Mutellibov'dan yardım istemiş fakat alamamıştı. 17 Aralık 1992'de Hocalı Valisi Elman Memmedov Bakü'ye telgraf çekerek Mutallibov iktidarına şunları bildirmiştir: "Sizi bilgilendirmem gerekiyor ki, Rus Ermeni birlikleri bütün Azerbaycan yerleşim yerlerini işgal etmiştir. Hankendi ve Askeran arasında yolu açmak için Ermeniler her türlü yolu deneyecekler… Bu nedenle sizden Hocalı'nın savunmasında gerekli önlemlerin alınması için ciddi adımlar atmanızı bekliyorum… Sizden acil yardım bekliyoruz".[42] Müttalibov'un kuşatma altında olan kentin sivil insanlarını savunmak için yeterli önlem almadığı bilinirken Müttelibov Hocalı soykırımından sonra Rusya'nın Nezavisimaya Gazetaya gazetesine yaptığı açıklamada bütün suçu dönemin muhalif partisi Halk Cephesi üzerine yıkarak bu olayın iktidara gelmek için AHC'nin tezgâhladığını iddia etti.[43] Müttelibov'un bu açıklaması Ermenilerin, Hocalı'dakı olayın sorumluları biz değil, Azerbaycan Halk Cephesidir şeklinde, kendilerini savunmaları için temel tezlerden biri oldu.

26 Şubat 2004'de Turan haber ajansına verdiği röportajda Ermenilerin, kendisinin Hocalı ile ilgili açıklamalarını çarptırdıklarını ve kendisinin Ermenilerin ifade ettiklerinden daha farklı bir açıklama yaptığını ifade ediyordu. Mütellibov, "Ermenilerin Hocalı'yı Azerbaycanlılar kendileri yapmıştır açıklamaları dünyada benzeri olmayan bir alçaklıktır… Ben o dönemde Ermenilerin iddia ettiği gibi bir açıklama yapmadım Ben, Azerbaycan Halk Cephesi Hocalı'da yaşananlardan faydalanarak iktidarı ele geçirmeye çalışıyor" ifadesini kullandım."[44] Bundan başka 24 Mart 1997'de BM İnsan Hakları Örgütü Başkanı Holly Cartner'in, Ermenistan'ın BM'deki temsilcisi Abelian'a yazdığı mektup da Ermenilerin iddialarını açık bir şekilde yalanlıyor.

Ermenistan Savunma Bakanlığı yaptığı dönemde İngiliz gazeteci Thomas de Waal'a röportaj veren Serj Sarkisyan Hocalı Soykırımı'nda amaçlarını şöyle anlatıyor: "Biz bu konuda yüksek sesle konuşmak istemiyoruz. Hocalı'ya kadar Azerbaycan bizim sivillere saldıramayacağımızı düşünüyordu fakat Hocalı'da biz bu klişeyi kırdık. Ayrıca Hocalı'ya saldıran birliklerimizin Bakü ve Sumgayıt'tan kaçan Ermeniler'den oluştuğu gerçeğini de kabul etmemiz gerekiyor." Sarkisyan'ın da ifadesinden göründüğü gibi Ermeniler Hocalı'daki siviller öldürmeyi daha önceden planlanmışlar. Polis şefi Valeri Babayan da, "Hocalı'ya saldıran birlik Azerbaycan'ın Sumgayıt ve diğer bölgelerinden gelenlerdi"[45] derken Sarkisyan'ın dediklerini tasdikleşmiş oluyordu. Azerbaycan'ı terk eden Ermeniler'de Azerbaycan Türkleri'ne karşı bir nefret ve intikam duygusu vardı ve Hocalı'da bunu dışa vurmak için fırsat buldular. Sarkisyan'ın sözleri de Hocalılara karşı Azerbaycan'dan göç eden Ermenilerden oluşan özel bir "İntikam Tugayı" oluşturduğunun ifadesidir. Ermenilerin neden sivilleri öldürdüğüne dair soruya ise bölge uzmanı Svante Cornell şu şekilde açıklık getiriyor, Ermeni tarafının iki önemli hedefi vardı: birinci olarak sivil halkın kendi toprağını bir daha geri dönmeyecek şekilde terk etmesi, ikinci olarak ise yakın illerde olan sivil halkı korkutarak işgalin genişletilmesini kolaylaştırmak ve sivillerin Ermeni işgaline karşı direncini kırmak.[46] Nitekim Hocalı'dan sonra Karabağ'ın tamamı ve Karabağ çevresinde iller daha hızlı bir şekilde işğal olundu ve çevre illerdeki sivil halkın direnci, Hocal'da yaşananlar tekrarlana bilir, endişesiyle kırıldı.[47]

Uluslararası Belgelerle Hocalı

İngiltere'nin Sunday Times gazetesi 1 Mart 1992 tarihli sayısında Hocalı olaylarını, "Ermeni askerleri binlerce aileyi yok etti" şeklinde duyururken, Rusya'nın İzvestia gazetesi 13 Mart 1992 tarihli sayısında Rus Yüzbaşısı Leonid Kravets, Hocalı yakınlarındaki tepede yüzlerce ceset gördüğünü ve bunların çoğunun özel işkencelerle öldürüldüğünü ifade etmiştir. Hocalı'ya saldırmayı kabul etmedikleri için 366. Alayın askeri iki Türkmen, Ruslar ve Ermenilerce dövülmüştü. Alay'dan kaçanlardan Türkmen asıllı Agamuhammed Mutif, Müslüman oldukları için Ermeni ve Ruslar tarafından dövüldüklerini ifade etmişler. 366. Motorize Alay'ın Hocalı'ya saldırdığını bu askerler de tasdik etmişlerdir. Gazete ve tanıkların Hocalı hakkında anlatımlarını çoğaltabiliriz.

Rusya'nın Memorial İnsan Hakları Örgütü'nün raporu, olay yerine giden gazetecilerin ve görgü tanıklarının verdiği bilgilere rağmen Ermenistan tarafı hem uluslararası örgütlerdeki temsilcilikleri aracılığıyla hem de dış işleri bakanlığı tarafından yapılan açıklamalarla Hocalı'da yapılanları farklı değerlendirmektedir. 3 Mart 1997'de Ermenistan'ın BM'deki temsilcisinin BM'ye yazdığı mektup ve 16 Şubat 2009'da Ermenistan Dışişleri Bakanlığı'nın Hocalı ile ilgi yaptığı açıklama Ermenistan tarafının sorumluluktan kaçınmaya çalıştığını göstermektedir. Fakat Hocalı'dan hemen sonra çekilen görüntüler, yabancı gazetecilerin olaydan sonra bir hafta içinde yaptıkları haberler, uluslararası örgütlerin raporları bu konuda Ermeni tarafının gerçekleri saptırmasına izin vermeyecek kadar çoktur. Bundan önceki yazılarda Memorial İnsan Hakları Örgütü'nün Hocalı hakkında hazırladığı raporu ve bu raporda Ermenilerin Hocalı'da yaptıkları soykırımın yansıtıldığını yazdık. Bu konuda ikinci önemli belge BM İnsan Hakları Örgütü Başkanı Holly Cartner'in Ermeni temsilciye yazdığı cevap mektubudur.

22 Şubat 1997'de Azerbaycan'ın BM'deki temsilcisi BM Başkanına Hocalı'nın tanınması için bir mektup yazarak Hocalı'dan dolayı Ermenistan'ın kınanmasını ister. Bu mektuba cevap olarak3 Mart 1997'de Cartner'e mektup yazan Ermenistan'ın BM'deki temsilcisi Abelian, Hocalı'da yaşanan soykırımın Azerbaycan iç politikasında iktidar-muhalefet çekişmesinden yaşandığını iddia eder. Abelian yazdığı mektupta ayrıca Helsinki İnsan Hakları Örgütü'nün 1992 raporunda Ermenilerin Hocalı'daki sivil Azerbaycanlıları serbest bıraktığını tespit ettiğini bildirerek Ermenilerin suçsuzu olduğunu Azerbaycan'ın kendisinin sorumlu olduğunu kanıtlamaya çalışır. Cartner, Ermeni temsilciye yazdığı cevap mektubundaki aşağıdaki paragraf Ermeni iddialarının asılsız olduğunu ve Hocalı'da Ermenilerin soykırım yaptığını kanıtlar. Cartner mektubunda, "Ne Hocalı'da yaşananları gözden geçirmemiz ne Hocalı'dan göç eden Azerbaycanlı mültecilerin ifadeleri sizin "Azerbaycanlılar kendileri iç çekişmeler nedeniyle Hocalı'da katliam yaptı" tezinizi desteklemiyor. Ayrıca sizin kendi mektubunuzda bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde bizim ret ettiğimiz tezlere biz destekliyormuşuz gibi atıfta bulunmanızdan da derin endişe içindeyiz....Biz hala Hocalı'da sivillerin ölümünden Karabag Ermenilerini sorumlu tutuyoruz" diyerek Ermeni temsilcisinin iddialarını yalanlar.

İnsan Hakları Örgütü Başkanı'nın Abelian'a yazdığı bu mektup, Ermenilerin olayları ve belgeleri nasıl çarptırdığının resmi kanıtıdır. Hocalı soykırımının Ermeniler tarafından yapıldığını ortaya koyan bu belge ne Türkiye ne Azerbaycan ne de bu iki devletin müttefiki tarafından yazılmıştır.

Ermenilerin Hocalı'da ve genel olarak Azerbaycan'da yaptıkları katliamla ilgili ikinci bir uluslararası belge ise 26 Nisan 2001 tarihinde Avrupa Konseyi Parlamento Asamblesi'nde 30 temsilcinin sunduğu belgedir. Belgede Ermenilerin sadece Hocalı'da değil 19. Yüzyıldan günümüze Azerbaycan Türkleri'ne karşı işlemiş olduğu soykırımların tamamı kınanmaktadır.

Sonuç

Karabağ'ı işgalinden sonra bir çok şehir, köy ve kasaba gibi Hocalı kasabasının ismi de Ermeniler tarafında değiştirilmiş ve İvanovka olmuştur. Hocalı'da ise soykırıma maruz kalan insanlar yerine Ermeniler yaşamaktadır. Ayrıca Hocalı soykırımında insanlara karşı kullanılan metotlarla 20. yüzyılın başlarında Anadolu ve Kafkasya'da kullanılan işkence ve öldürme metotları bire bir örtüşüyor. Bu nedenle Hocalı olayı sadece 25-26 Şubat 1992'de yaşanan geceyle sınırlı değildir.

1988'de Dağlık Karabağ'daki Ermenilerin ayrılıkçı taleplerine destek vermek için Erivan'da yapılan gösterilerde Ermenistan ve Dağlık Karabağ'daki Azerbaycanlılara karşı soykırım sloganlarının atıldığı da bilinmektedir. Hocalı Soykırımı'nın Ermeniler tarafından 1915'in intikamını almak için yapıldığı, bizzat Ermenilerin kendileri tarafından söylenmiştir. Hem makalede hem de bu makalede yer almayan belgelerde de Hocalı Soykırımı'nın suçlularının kimler olduğunun bilinmesine rağmen bu insanlar serbest şekilde dolaşmaktadırlar. Bu insanlar cezalandırılmak yerine tam tersi cumhurbaşkanı veya savunma bakanı yapılarak ödüllendirildiler. Bu gelecekte Ermeniler tarafından yapılabilecek yeni soykırımların önünü açar.

Hocalı'nın Türklere karşı yapılan bir soykırım olduğunun belgelenmemesi Ermeniler için bir fırsattır. Ermeniler Hocalı'da yaptıkları soykırımın fotoğraflarını Türklere karşı kullanmakta ve o fotoğrafların Ermeniler'e karşı yapılan katliamların belgesi olduğunu iddia etmektedirler. Örneğin, Rusya'nın "Moskovski Komsomolets" gazetesinin desteğiyle New-York'ta yayınlanan V Novom Svete/Yeni Kıta ekinde Edvard Pariyantsın tarafından "sözde Ermeni soykırımı" ile ilgili yazılan "Ermeni Soykırımı Gerçeklikleri" başlıklı makalede Hocalı fotoğrafları kullanılmıştır.

Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi'nin 27 Şubat 2007 tarihli kararıyla Hocalı'da yaşananlar soykırım olarak tanımış ve Hocalı'yı soykırım olarak tanıması için dünya parlamentolarına çağrıda bulunmuştur.[48] Bugün Türkiye'de Ceyhan Belediyesi Hocalı'da yaşananları soykırım olarak tanırken, Ankara'nın Keçiören Belediyesi de Keçiören Kalesi'nde Hocalı Soykırımı anıtı yaptırmıştır. Ayrıca Uluslararası Adalet Divanı'nın bulunduğu Lahey kentinde de Hocalı Soykırımı anıtı bulunmaktadır. Dünyanı çeşitli bölgelerinde Türkiye ve Azerbaycan diaspora teşkilatları her yıl Hocalı Soykırımı gününde toplantılar yapmaktadırlar. Bu Hocalı gerçeklerinin giderek daha çok tanındığı ve geniş kitlelere yayıldığı anlamına gelmektedir.

--------------------------------------------------------------------------------

 

*Cavid Veliev, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı yanında Stratejik Araştırma Merkezi

 

[1] Oktay Kızılkaya, Revan (İrevan) ve İğdır Yöresinde Demografik Yapının Ermeniler Lehine Dönüştürülmesi Süreci(1828-1920). Erciyez Üniversitesi Sosyla bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı 22, yıl 2007. (299-311) S 299.

[2]Vagif Arzumanlı ve Nazım Mustafa, "Tarihin Kara Sehifeleri: Deportasiya, Soykırım, Kaçkınlık", Baku Kartal Yayınları, 1998. s. 6.

[3] A.g.e. S. 7.

[4]A.g.e. S. 12-22.

[5] Taşnak ve Hınçak örgütleri hakkında ayrıntılı bilgi için bknz. Orhan Doğan, "Ermeni Komiteleri Hınçak ve Taşnaksütun (Rus Adalet Bakanı Y. Muravyev'in Ermeni Komitelerine İlişkin Raporu). Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2008. Sayı 20. S. 307-328

[6] İrevan'ın gerçek adı Revan olup 1509-1510 yıllarında Şah İsmail'in veziri Revengulu Han tarafından yaptırılmıştır. Azerbaycan Türkçesinde halk dilinde "r" harfi ile başlayan adların önünde "I" harfi kullanıldığı için Revan kalesinin ismi de sonradan İrevan olarak değiştirilmiştir. Revanın demografik yapısnın değiştirilmesi hakkında dah geniş bilgi için bknz. Oktay Kızılkaya, Revan (İrevan) ve İğdır Yöresinde Demografik Yapının Ermeniler Lehine Dönüştürülme Süreci (1828-1920). Erciyez Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı 22, Yıl 2007. ss. 299-311.

[7]Aygün Attar, Karabağ Sorunu Kapsamında Ermeniler ve Ermeni Siyaseti, Atatürk Araştırma Merkezi, 2005.

[8]Hatem Cabbarli, "Geçmişten Günümüze Ermenistan'da Azerbaycan Türkleri", Ermeni Araştırmaları - Sayı: 4. http://www.avim.org.tr/makaletekli.php?makaleid=490, (19 Mart 2010).

[9] İrredantizm İtalyanca kökenli bir sözcük olup yabancı ülke topraklarındaki dil, din, soy ve kültür birlikteliği olan soydaşlarını gerekçe ederek yayılmasıdır. Soydaşlarının yaşadığı yabancı ülke topraklarını kendine katmaktır.

[10] Hatem Cabbarli. A.g.m.

[11] Thomas de Waal, Black Garden: Armenia and Azerbaijan through Peace and War, New-York University Pres, 2004. S. 132.

[12] A.g.e., s. 132.

[13] A.g.e., s. 132.

[14] Hevva Memmedova, Hocalı; Şehidler, Şahidler, Bakü 2003, s. 16.

[15]Svante Cornell, Konflikt v Nagorno Karabakhe: dinamika i perspektivı reşenie

http://www.sakharov-center.ru/publications/azrus/az_015.htm

[16] Memorial İnsan Hakları Örgütü Raporu, http://www.memo.ru/hr/hotpoints/karabah/Hojaly/, (07.03.92- 05.04.92)..

[17] İnsan Hakları Örgütü, Human Rights Watch, http://www.hrw.org/legacy/reports/1993/WR93/Hsw-07.htm, 1993.

[18] Sariyya Muslum, Khojaly İs Not Dead. Çaşoğlu Yayınevi, Baku, 2007. S. 9.

[19] Memmedova, a.g.e., s. 10.

[20] Memorial İnsan Hakları Örgütü Raporu, http://www.memo.ru/hr/hotpoints/karabah/Hojaly/, 07.03.92- 05.04.92

[21] Sariyya Muslum., a.g.e., s. 10.

[22] Thomas Goltz, Khojaly, http://www.elibrary.az/docs/enkhojali/gl3.pdf , (02.03.09).

[23] Khojaly, History, Tragedy, Victims, , 02.03.2009.

[24] Memmedova, a.g.e., s. 21.

[25]http://www.regnum.ru/allnews/223355.html, (26.02.2004).

[26] A.g.e., s. 132.

[27] Memmedova, a.g.e., s.75.

[28] Bu alayın Hocalı'ya saldırıda yer aldığı alaydan kaçan askerlerin ifadelerinden ortaya çıkmıştır. 366. Motorize Alay`ın çoğunluğu Ermenilerden oluşuyordu. Bunun özel sebebi vardı. Bunlardan biri Sovyetlerin dağılma aşamasında olması ve diger cumhuriyetlerden bu alaya askerlerin gelmemesi, ikinci ise alayın Ermenileştirilmesi çabalarıydı.

[29] Memorial İnsan Hakları Örgütü Raporu, http://www.memo.ru/hr/hotpoints/karabah/Hojaly/, 07.03.92- 05.04.92.

[30] Ermeni tarafı Memorial İnsan Hakları Örgütü'ne Hocalı'da ölenlerin sayını vermekten kaçınmıştır.

[31] Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi'nin Hocalı Soykırımı'nın 15. Yıldönümü ile ilgili Kararları, 253-IIIQR, 27 Şubat 2007.

[32] Vaal, a.g.e., s. 135.

[33] Memorial İnsan Hakları Örgütü Raporu, http://www.memo.ru/hr/hotpoints/karabah/Hojaly/, 07.03.92- 05.04.92

[34] Yuriy Girçenko, Armiya gosudarstvo, kotorovo net, (Haziran-Aralık 2001). http://zhurnal.lib.ru/g/girchenko_jurij/arm3.shtml,

[35] Memorial İnsan Hakları Örgütü Raporu, http://www.memo.ru/hr/hotpoints/karabah/Hojaly/, 07.03.92- 05.04.92.

[36] Sariyya Muslum., a.g.e., S. 11-12.

[37] Hevva Memmedova, Hocalı; Şehidler, Şahidler. Bakü 2003, s. 19.

[38] Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi'nin Hocalı Soykırımı'nın 15. Yıldönümü ile ilgili Kararları, 253-IIIQR, 27 Şubat 2007.

[39] Sariyya Muslum., a.g.e., S. 11

[40] Sariyya Muslum., a.g.e., s. 14.

[41] Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi'nin Hocalı Soykırımı'nın 15. Yıldönümü ile ilgili Kararları, 253-IIIQR, 27 Şubat 2007.

[42] Hocalı'nın Sesi, 26.02.1999.

[43] Nezavisimaya Gazeta, 02.04.1992.

[44] Turan Haber ajansı, 26.02.2004.

[45] Vaal, a.g.e., 135.

[46]Svante Cornell, Konflikt v Nagorno Karabakhe: dinamika i perspektivı reşenie

http://www.sakharov-center.ru/publications/azrus/az_015.htm

[47] Hocalı`dan sonra işgal tarihleri ve sırası şöyledir: 7 Mayıs 1992 Şuşa, 18 Mayıs 1992 Laçın, 2 Nisan 1993 Kelbecer, 23 Temmuz 1993 Ağdam, 23 Ağustos 1993 Fizuli, 23 Ağustos 1993 Cebrayil, 31 Ağustos 1993 Gubadlı və 29 Ekim 1993 Zengilan.

[48] Azerbaycan Cumhuriyeti Milli Meclisi'nin Hocalı Soykırımı'nın 15. Yıldönümü ile ilgili Kararları, 253-IIIQR, 27 Şubat 2007.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Ümit Özdağ   - 21-11-2019

Süleyman Soylu’ya Sorular

Türk milletinin Anadolu’daki milli kimlik, kültür ve egemenliğine yönelik en büyük dördüncü tehdit, modern bir kavimler göçü şeklinde 2011-2019 arasında ülkemize gelen kayıtlı-kayıtsız 5.3 milyon Suriyeli sığınmacıdan kaynaklanmaktadır.