< < Dağlık Karabağ Savaşı İran’daki Etnik Ayrışmayı Derinleştiriyor


Dağlık Karabağ Savaşı İran’daki Etnik Ayrışmayı Derinleştiriyor

Yazan  05 Kasım 2020

Uluslararası arenada Azerbaycan toprağı olarak bilinen Dağlık-Karabağ’da Ermenistan ve Azerbaycan arasında yaşanan çatışmalar 27 Eylül’de yeniden başladı.

Bu çatışmaların etkisi sadece Güney Kafkasya ile sınırlı kalmadı. Savaş, 84 milyonluk nüfusunun üçte biriniAzerbaycan Türklerinin oluşturduğu komşu İran’da da protestoları alevlendirdi. İran’ın kuzeybatısında çeşitli illerde ve başkent Tahran’da protestolar düzenlendi. Çatışmanın başladığı 27 Eylülden itibaren, Rusya’nın İran toprakları üzerinden Ermenistan’a askeri yardım göndermesini barışçıl bir şekilde protesto eden 200’den fazla İran Azerbaycanlı vatandaşı tutukladı. Tutuklanan protestoculardan bazısı polis ve istihbarat güçleri tarafından işkenceye maruz kaldığı bildirildi.

Savaş Etnisiteleri Birleştirir: İran-Irak Savaşı

Tarihsel olarak savaşlar, tüm dünyada ulusal kimliklerin oluşmasında önemli rol oynamıştır. İran tarihi de bunun bir kanıtıdır. 1980’den 1988 yılına kadar süren İran-Irak savaşı, yaşanan sıkıntılara rağmen etnik ilişkiler ve ulusal bir İranlılık kimliğinin teşvik edilmesi açısından beklenmedik ve olumlu sonuçlar doğurmuştur. Bu dönemde dış tehditlere karşı İran’da ulusal bir dayanışmanın sergilendiğini görmekteyiz. Mağdur durumda olan azınlık topluluklarının bu gibi davranışları çok etnikli yapıya sahip başka ülkelerde de görülmüştür. Savaş boyunca ayrımcılığa maruz kalmış etniklerden binlerce kişi İran’ı savunmak için cephede hayatını kaybetti. Etnik azınlık grupların İran nüfusunun önemli bir çoğunluğunu oluşturduğu ve her etnik grubun farklı ayrımcılık biçimlerine maruz kaldığına rağmen savaş etnikler arası dayanışmanın ortaya çıkmasında önemli bir rol oynadı.

1979 yılında İslam Devrimi’nin bir sonucu olarak kurulan İran İslam Cumhuriyeti adı altında Şiilik kolektif ve kapsayıcı bir kimlik olarak ortaya çıktı. Buna ek olarak, İran rejimi “İslami dayanışmayı” daimi bir dış politika ilkesi olarak benimsedi. Bu politika,dini kimliğin, etnik kimliğin sınırlarını aşmasını ve böylece etnik sorunların engellenmesine olanak sağladığı için önemliydi. Aslında İran, ağırlıklı olarak Şii bir ülke olduğu için (yüzde 90-95), Şii İslami inancının gücü ve popülaritesi İran ulusal kimliği kavramına etkili bir şekilde dağıldığından, böylece, İran'a aidiyet duygusunu güçlendirdi.Bu bağlamda veriler, dini etkinliklere daha sık katılanların, katılmayanlara kıyasla daha yüksek bir ulusal aidiyet duygusuna sahip olduklarını gösteriyor.

Kimlik Politikalarının Başarısızlığı: Dağlık-Karabağ Savaşı

İran'ın kimlik politikası, başka bir savaşın merceğinden ortaya çıkıyor: Ermenistan ile Azerbaycan arasında 1988'den 1994'e kadar süren Dağlık Karabağ Savaşı. İran'ın bu savaşta Ermenistan'ı destekleyen bir politika sergilediği için, Ermenistan ile sınır kapısının kapatılmasını talep eden Azerbaycan Türklerinin geniş protesto dalgalarına neden oldu. İran’ın resmi olarak Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü resmiyete tanıma konusundaki nötr tutumunun aksine, son otuz yılda Ermenistan ile iyi ilişkiler sürdürdü ve Rus askeri yardımını transfer ederek Erivan’ı destekledi.

1992 yılında da İran rejiminin Karabağ politikasına karşı Tebriz, Urmiye ve Tahran gibi şehirlerde protestolar yapıldı. İran, öncelikle jeopolitik endişeler ve Azerbaycan’ın bağımsızlığının İran’daki Azerbaycan Türkleri üzerinde domino etkisine ilişkin kaygıları nedeniyle Ermenistan’ı destekledi. Aslında bu endişe İran nezdinde yeni bir şey değildi.Nitekim tarihsel belgeler, aynı endişenin, kısa ömürlü Azerbaycan Cumhuriyeti'nin 28 Mayıs 1918'de kurulmasının ardından da ortaya çıktığını gösteriyor. Bağımsız bir Azerbaycan, her zaman İran'ın ulusal güvenliğine yönelik potansiyel bir tehdit olarak görülmüştür. İran rejimi, varlıklı ve cazip bir Azerbaycan Cumhuriyetinden ziyade savaş gibi sorunlara saplanmış bir Azerbaycan görmeyi tercih etmiştir. Bu, bağımsızlığın İran’daki mağdur Azerbaycanlılara ilham veren etkisini caydırıcı, azaltıcı bir politikadır.

İran rejiminin ülke içinde umduğu dayanışma pek başarılı olmadı. Tahran’ın umduğunun aksine, dış politika yaklaşımı ülkü içindeki Azerbaycanlılar da İran milli kimliğine dair aidiyet duygusunu zayıflattı. Bu durumun başlıca sebebi, İran’ın Karabağ politikasının çok iddia edilen “İslami dayanışma” ilkelerine aykırı olmasıdır. İran, ağırlıklı olarak Şii bir ulus olan Azerbaycan Cumhuriyetine yönelik İslami dayanışmayı ifade etmekten büyük ölçüde kaçınmıştır. Sonuç, İran'daki etnik Azerbaycanlılar da Tahran merkezi yönetiminin ihanetine uğramış gibi bir his uyandı. Bu tutum, Azerbaycan vatandaşları arasında İran'ın İslami söyleminin yankısını azaltmakla kalmadı, aynı zamanda ülkede kapsayıcı bir dini kimliğin dikkat çekmesine zarar verdi.Nitekim veriler İran’da dindarlığın azalma eğiliminde olduğunu açıkça göstermektedir. İranlıların yüzde 66'sı beş yıl öncesine kıyasla bugün daha az dindardırlar ve önümüzdeki beş yılda bu durumun din aleyhine daha da derinleşeceği tahmin edilmektedir. İran'da Azerbaycanlıların dindarlık düzeylerindeki düşüş, yüzde 70 ile İran'ın ulusal ortalamasının üzerindedir. İran'ın kimlik politikasının başarısızlığı, alternatif kimlik sınırlarının ortaya çıkmasının önünü açtığı için çok önemli sonuçlar doğuruyor.

Dağlık Karabağ Savaşı, rejimin kolektif bir Şii kimliği ile örülü olan ayrıcalıklı Fars milliyetçiliğinin doğasını ortaya çıkardığı için İran açısından bir dış şok etkisi yarattı. Bu durum, etnik ayrımcılık konusunda daha fazla farkındalık yarattı. Anket verilerine göre İran'daki Azerbaycanlıların yalnızca yüzde 39'u devletin etnik azınlıklara karşı ayrımcılık yapmadığını söylüyor. Bir zamanlar İran'daki en sadık etnik azınlıklardan biri olan Azerbaycanlı Türkler, gün geçtikçe hayal kırıklığına uğramaya devam ettiler. Azalan dindarlık bağlamında etnik eşitsizlik ve ayrımcılık konusundaki farkındalık, İran Azerbaycan’ındaki etnik bölünmeleri hızlandırıyor. Son gelişmeler, ön planda olan Azerbaycan kimliğinin eyleme dönüştüğünü gösteriyor. Devlet baskısına rağmen, İran'daki Azerbaycanlıların Azerbaycan Cumhuriyeti ile dayanışma düzeyi emsalsizdir.

Çok etnikli bir ülkede kapsayıcı ulus inşasının başarısızlığı sadece etnik ilişkileri kötüleştirmekle kalmaz, aynı zamanda demokrasiye geçiş süreçlerini de karmaşık hale getirir. Irak, bu tür bir geçişte çok büyük engellerle karşılaşan çarpıcı bir örnektir.Araştırmalar, ayrımcılık politikaları doğrultusunda etnik veya dini grupların siyasi iktidardan dışlanması nedeniyle politikleştiğinde, otokrasiden demokrasiye geçişin sorunlu olacağını göstermektedir. İran’ın politize olmuş etnik kimliklerini dikkate almadan ve Farsların egemen olduğu iktidar yapısından devlet düzeyinde çok etnikli bir iktidar yapılandırmasına geçiş ihtimali olmadan, İran için herhangi bir demokratikleşme projesi feci sonuçlara yol açabilir.

Ramin Cabbarlı

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Misafir Yazar

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Gözde Kılıç Yaşın   - 03-12-2020

Kıbrıs Meselesinde Kritik Dönem

Kıbrıs meselesi önemli bir dönüm noktasında; adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm üretilebilir.