Hepimiz Hocalı'lıyız!

Yazan  26 Şubat 2014

İnsanlık dramı dendiğinde akla gelen en önemli tarihlerden birisidir 26 Şubat 1992. Ermeni güçlerinin 1991’in sonlarına doğru ablukaya aldığı Hocalı, 2 bin 605 ailenin, toplam 11 bin 356 kişinin yaşadığı bir kasabaydı o zamanlar. Aralık 1991’de Karabağ’ın başkenti olarak kabul edilen Hankendi şehrini işgal eden Ermenililerin bir sonraki hedefi, bölgenin tek havaalanına sahip ve stratejik önem taşıyan Hocalı’yı ele geçirmekti.

Ermenistan Silahlı Kuvvetleri köyü üç yönden kuşatmış, helikopter ve ağır silahların yardımı ile önce köyü bombalamış ve ardından da köye girerek katliam yapmıştır. Ermeniler bu köyü işgal ederek bütün bölge halkına bir mesaj vermek istemekteydiler. Nitekim Azerbaycan Türkleri için ağır bir mesaj vermiş oldular. Saldırıda ölenler hakkında verilen resmi rakam 613 kişi olmakla birlikte, katledilen toplam Azerbaycanlı sayısının 1.300 kişi olduğu söylenmektedir. Saldırılar sırasında Hocalı’da yaşayan Ahıska Türkleri de evlerinde yakılarak öldürülmüştür. Kadın, çocuk ve yaşlılar da dahil olmak üzere siviller katledilmiştir. Katliamın ilk gecesinde sekiz aile bütün fertleriyle öldürülmüş, 700’den fazla çocuk anne ya da babasını kaybetmiştir. Yaralılar ise 1.000’in üzerindedir. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde cesetlerin birçoğunun yakıldığı, gözlerinin oyulduğu, kulakları, burunları ve kafaları ile vücutlarının çeşitli uzuvlarının kesildiği görülmüştür. Katliam esnasında birliklere komutanlık yapsınlar diye eski ASALA eylemcilerinin de kullanıldığı bilinmektedir. Aynı vahşetten hamile kadınlar ve çocuklar bile nasibini almıştır. Ermeniler bu hamleyle aynı zamanda stratejik bir bölgeyi de işgal ederek askeri açıdan önemli bir başarı elde etmiştir. Ancak insanlık adına tarihin en acımasız soykırımı gerçekleştirilmiştir. Diğer taraftan Ermeniler için bu soykırım kendilerinin iddia ettiği 1915 yılında yaşananların bir öcü niteliği de taşımaktadır.

Hocalı’da yaşanılan vahşeti soykırım olarak görmekteyiz. Soykırım kelimesinin 1948’de Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Engellenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nde (SSECS) hukuksal bir tanımı bulunmaktadır. Sözleşmenin 2. maddesi soykırımı “ulusal, etnik, ırksal ve dinsel bir grubun bütününün ya da bir bölümünün yok edilmesi niyetiyle girişilen şu hareketlerden herhangi biridir: grubun üyelerinin öldürülmesi; grubun üyelerine ciddi bedensel ya da zihinsel hasar verilmesi; grubun yaşam koşullarının bunun grubun bütününe ya da bir kısmına getireceği fiziksel yıkım hesaplanarak kasti olarak bozulması; grup içinde doğumları engelleyecek yöntemlerin uygulanması;  çocukların zorla bir gruptan alınıp bir diğerine verilmesi” şeklinde tanımlar. Dolayısıyla Hocalı’da bu tanımdan daha fazlası yaşanmıştır.

Katliam bölgesine bir kaç gün sonra giden Azerbaycan ve yabancı ülke vatandaşı olan gazeteciler tarafından görüntülenen bu vahşet ve katliam dünya kamuoyu ile paylaşıldı. Rusya ve Ermenistan bu katliamı gizlemeye çalıştı. Ama başarılı olamadılar. Dünyanın birçok kentinde hem Rusya hem de Ermenistan protesto edildi. Her zaman olduğu gibi BM bu katliamı görmemezlikten geldi, ancak daha sonra yarım bir ağızla bu katliamı kınadı. Yine de Fransa, Amerika ve Rusya her zaman olduğu gibi katillerden ve zalimlerden yana tavır koydular. Zaten bu katliamın arkasında bu devletlerin maddi ve manevi desteği olmasaydı Ermeni çeteleri böyle bir katliam yapamazlardı. Emperyalist ve katil ülkelerin desteğinin yanı sıra Ermenistan’daki Ermeni din adamlarının Haçlı ruhu ile savaşçılarını kutsaması da bu kişileri böyle bir katliamda görev almaya sevk etti.

Yani Azerbaycan bu haklı mücadelesinde 22 yıldır tek başınadır. Siyasi arenada göstermemiz gereken birliği bu olayda yeterince gösteremedik ve dünya gündemine oturtamadık bu soykırımı.

Gelişmelere seyirci kalan BM ve Batılı devletler, Ermenilerin yaptıkları katliamlara ve işgal hareketlerine ciddi bir tepki göstermemişlerdir. Ermenilerin Mayıs 1992’de Nahçıvan’a saldırmalarından sonra Türkiye 1921 Kars Anlaşması çerçevesinde bölgeyi korumak için askerimüdahalede bulunabileceğini açıklamıştır. Uluslararası toplum, ancak Ermenilerin nüfusu 60 binden fazla olan Kelbecer’e saldırmasıyla harekete geçmiştir. BMGK, 822 sayılı kararı ile Ermeni kuvvetlerinin işgal altındaki topraklardan çekilmesini istemiş, ancak bu talep de karşılık bulmamıştır. Kararın ardından AGİT bünyesinde arabuluculuk çalışmaları başlatılmıştır. 

Ermenilere göre tarih boyunca kanına susadıkları Türklerin söyledikleri hep yalandır. Hatta Polyak şairi Adam Mets'in, Rus şairi Puşkin'in, Griboyedov'un, Veriçko, Şavrov, Klinka'nın, Mayevski'nin de Ermenilerle ilgili söyledikleri yalandır. Peki, farklı zamanlarda yazılmış farklı kaynaklardan aldığımız Ermenilerin dilinden söylenenler de mi yalan acaba? Hani Ermeniler hep doğru(!) söylerler ya, O zaman da muhakkak doğru söylemişlerdir!

"1883'de Erivan şehrinin 18.766 kişilik nüfusunun 15.992'u, 1866'da ise 27.246 kişiden 23.626'sı, yani % 85,2'si Azerbaycanlı olmuştur." (Ermeni alimi Zaven Korkodyan, Sovyet Ermenistan’ının nüfusu 1831-1931, 1932.)

"Tarihi kadimlik tasavvuruna göre, Ermenilerin Büyük Ermenistan olarak algılanan gerçek vatanı Rus sınırları dışında, daha doğrusu Küçük Asya'da bulunmaktadır. Dağlık Karabağ'da yaşayan Ermenilere gelince, onların bir parçası aborigen olup, Hıristiyan dinini koruyan eski Arnavutların soyundandır. Bir bölümü takip ve saldırılardan canını kurtarmak için Azerbaycan topraklarında sığınak bulan İran ve Türkiye mültecileridir." (B.İşhanyan -Kafkasya halkları)

1828'de ünlü " Türkmençay " anlaşması olmasaydı, Griboyedov ve Abovyan olmasaydı, Rus askerleri olmasaydı, bugün çağdaş köy ve şehirlere dönüşen yüzlerce yeni oluşturulan Ermeni ocakları olmayacaktı... Sadece son on yılda (60 - 70'li yıllarda) Vatana iki yüz binden çok Ermeni göç etmiştir.” (Zori Balayan - Ocak)

Taşnak temsilcileri çevrelerine gönüllü silahlı çeteler toplayarak savaş giden Türk topraklarında kadın, çocuk, ihtiyar ve sakat insanları acımasızca doğradılar” (A. Lalayan, 1918-20'lerde katliamlar hakkında, " İngilabi Doğu" dergisi)

"Yığınlarından başka bir şey kalmamıştı. Bütün evler yakılmış, onların sahipleri ise öldürülmüştü. Aynı durum Hankendi'ndeki Türk mahallesinin de başına getirilmişti... Bakü'de Ermeniler İngilizlerin yardımı ile bu büyük petrol şehrini ele geçirdiler ve şehrin Türk nüfusundan 25.000'ini kırdılar." (Ohanes Apresyan'ın hatıralarından ve Leonard Ramsden Hartvill, “İnsanlar böyledir”, 1918-1922 yılları Azerbaycan olayları bir Ermeni'nin anılarında")

Ermeni hükümetinin Taşnak ajanları Karabağ'ı Ermenistan'a birleştirmeye çalışıyorlar. Bu, Karabağ nüfusunun Bakü'deki hayat kaynağından mahrum olmak, hiçbir zaman hiçbir şey ile ilgisi olmayan Erivan'la bağlanmak demektir. Ermeni köylüleri beşinci kurultayda Azerbaycan'ı tanımayı ve onunla birleşmeyi karar aldılar” (Anastas Mikoyan . Lenin'e yazdığı mektuptan)

Hocalı soykırım vahşetinin tanığı olan ve daha sonra Beyrut’a yerleşen Ermeni gazeteci Daud Kheyriyan “For The Sake Of Cross” (Haçın Hatırı İçin) adlı kitabında şu satırlara yer vermiştir:

“… Gaflan denen ve cesetlerin yakılması ile görevli Ermeni grup, Hocalının 1 kilometre Batısında bir yere 2 Mart günü 100 Azeri cesedini getirip yığdı. Son kamyonda 10 yaş civarlarında olan bir kız çocuğu gördüm. Başından ve elinden yaralıydı. Yüzü morarmıştı. Soğuğa, yaralarına ve açlığa rağmen hala yaşıyordu. Çok az nefes alabiliyordu. Gözlerini ölüm korkusu sarmıştı. O sırada Tigranyan isimli Ermeni asker onu tuttuğu gibi öteki cesetlerin üstüne fırlattı. Sonra tüm cesetleri yaktılar. Bana sanki yanmakta olan ölü bedenler arasından bir çığlık işittim gibi geldi. Yapabileceğim bir şey yoktu. Ben Şuşa’ya döndüm. Onlar Haçın hatırı için savaşa devam ettiler

"Türklerle Ermeniler arasındaki kavgaların varoluşunun temel nedenlerinden biri de Türk ve Azerbaycan halklarının humanizmine, vatanseverliğine karşı Ermeni milliyetçilerinin sürekli gaddarlığıdır." (Amerikalı Ermeni yazar Sürmeliyan’ın “Bayanlar Ve Baylar, Müracaatım Sizedir" kitabından)

 

Bu satırları yazarken ve okurken insanların parmakları titriyor, kalbi ve vicdanı sızlıyor. Peki, bunları yapanlara sizce ne demeli?

Hocalı, Türk’ün titreyip kendine dönmesi gerektiğini hatırlatan acı bir tablodur.Hocalı da yaşananlar insanlık tarihine, Ermenistan tarafından yazılmış kara bir sayfadır. İşte bu kara sayfanın 22. Yılını anarken hepimiz TÜRKÜZ, hepimiz Hocalıyız, hepimiz Azerbaycan Türküyüz, hepimiz Karabağlıyız!

 

Züriye Babayeva

Uzmanlık Alanları

  Azerbaycan

Biyografi

Züriye Babayeva lise öğrenimini İlgar Abilhasanov adına 42 N-lu Lise`sinde tamamladıktan sonra 2008`de Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Cumhurbaşkanına bağlı Kamu Yönetimi Akademisi Kamu Yönetimi bölümünde lisans öğrenimine başlamıştır. 2012`de Gazi Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünü kazanmıştır. 2013`de 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, Güney Kafkasya-İran-Pakistan Araştırmaları Merkezi`nde araştırmacı olarak göreve başlamıştır.

 

Yabancı diller

İngiliz   (iyi)

Rus      (iyi)

Fransız  (başlangıç seviyesi)

 

Makaleleri

Karabag hakikatleri Ermenilerin Diliyle, Genç İdareçiler Dergisi, Mart, 2010

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü   - 18-09-2019

IŞİD'in Tarihsel Gelişimi ve Dinamikleri

IŞİD sadece Suriyeli gruplar için değil hem bölgesel güçler hem de küresel aktörler için büyük bir tehlike olarak görülüyor.