İran’ın Yeni Muhafazakârları Kutsal İktidara Ortak Olabilir mi?

Yazan  25 Şubat 2013

Geliştirdiği nükleer program, Suriye krizindeki konumu ve Orta Doğu’da “Direniş Ekseni” adıyla genişletmeye çalıştığı siyasi nüfuzu ile dünya kamuoyunun dikkatini üzerine çeken İran, iç politikada siyasi gerilimler yaşamaktadır. İran’ın politik sisteminde oldukça etkili ve belirleyici bir güce sahip olan Muhafazakârlar, politik ve ekonomik sistemdeki iktidar kavgası nedeniyle büyük bir bölünmenin eşine doğru ilerlemektedir. Dini lider Ayetullah Ali Hamaney ile Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejat arasında belirginleşen siyasi çekişme, kurumlar arasında devam eden politik bir çatışmaya dönüşmüştür. 5 Şubat 2013’de Ahmedinajat'a yakınlığıyla bilinen Tahran savcısı Said Murtezavi’nin, adı yolsuzluk iddialarına karıştığı gerekçesiyle yargı ergi tarafından açığa alınmasının ardından Cumhurbaşkanı Ahmedinejat tarafından Sosyal Güvenlik Kurumunun başına atanması taraflar arasındaki çekişmeyi yeniden alevlendirmiştir.

İran politik sistemi, sahip olduğu teokratik yapısı yani “velayet-i fakih” etrafında örülmüş resmi kurumlardan oluşması nedeniyle atanmışlar seçilmişler üzerinde mutlak bir hakimiyete sahiptir. Bu açıdan kurumlar arasındaki iktidar kavgasının nasıl okunması gerektiğini daha iyi anlayabilmek için İran politik sistemine genel hatlarıyla göz atmak yararlı olacaktır. İran’da sistemin kritik kurumları, “velayet-i fakih” diğer bir deyişle dini rehberin devlet üzerindeki egemenliğini temel alan bir çerçeve içinde oluşturulmuştur. İran’da önemli bir geleneğe sahip olan Şia mezhebindeki imamet kurumunun Humeyni tarafından yeniden yorumlanmasıyla ortaya çıkan velayet-i fakih, sistemin en önemli ve öncelikli kurumudur. Buna göre kişilerin devleti yönetme meşruiyeti ancak on iki İmam soyundan gelmelerine bağlıdır. Fakat on iki imamların sonuncusu olan İmam Mehdi’nin yeryüzüne ne zaman geleceği bilinmediği için o gelene dek, İslam hükümetini yönetme yetkisi din alimlerine verilmiştir. Hz. Muhammed ve ehl-i beytine özgü bir özellik olan “velayet” (mutlak otorite) fakihler yani din âlimleri için de geçerlidir. Bu bağlamda makalede mutlak egemenliğin paylaşılması adına dini lider Ali Hamaney ile Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejat arasındaki siyasi çekişme değerlendirilecektir.

İran’da Kurumlar Çatışıyor

Ahmedinajat'a yakınlığıyla bilinen Tahran savcısı Said Murtezavi’nin görevden alınmasının ardından Çalışma ve Refah Bakanlığı’na bağlı Sosyal Güvenlik Kurumu’nun başına atanması muhafazakâr kanadı oldukça rahatsız etmiştir.[1] Bu duruma tepki gösteren ve dini lider Hamaney’e yakınlığıyla bilinen vekiller konuyu Meclise taşıdılar. Vekiller, Murtezavi’nin Sosyal Güvenlik Kurumunun başına atamasından kurumun bağlı olduğu Çalışma ve Sosyal Refah Bakanı Abdulrıza Şeyhülislam’ı sorumlu tuttu.[2] Bakan Şeyhülislam hakkında verilen gensoru görüşmesinde kürsüye çıkan Cumhurbaşkanı Ahmedinejat, konuyla ilgili bir savunma yapmak yerine yargıda etkili olan Laricani ailesini hedef alan bir video izletti. Video’da Meclis Başkanı Ali Laricani’nin kardeşi Fazıl Laricani’nin görevden alınan Tahran savcısı Murtazavi’den rüşvet istediği işaret ediliyordu. Bunun üzerine Meclis Başkanı Ali Laricani ile Ahmedinejat arasında mecliste sert bir tartışma yaşandı.[3] Durumdan rahatsız olan dini lider Hamney ise bir erkin başkanının, ispatlanmamış bir iddiadan dolayı diğer iki erki suçlamasının şerri hukuka, yasalara ve halkın hukukuna aykırı olduğunu ifade ederek isim vermeden Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejat’ı uyardı.[4]

İran’da dini lider ile cumhurbaşkanı arasında uzun süredir yaşanan siyasi çekişme Tahran savcısı Murtezavi hakkında tutuklama kararı alınmasıyla yeni bir boyut kazandı. Meclisteki gensoru görüşmesinde Meclis Başkanı Ali Laricani, Cumhurbaşkanı Ahmedinejat’ı mafyavari davranmakla suçlayarak meclisi terk etmesini istemiştir.[5] Her ne kadar bu tartışma Laricani ile Ahmedinejat arasında yaşanıyor gibi görünse de aslında çatışmanın temelinde Dini Lider Hamaney ile Ahmedinejat arasındaki siyasi nüfuz mücadelesinin etkili olduğu görülmektedir. İran sistemi içersinde yaşanan menfaat çatışması, siyasi anlamda aynı ideolojik akımdan gelen fakat İran için liberal ekonomi politikalarının benimsenmesi gerekliliğine inanan yeni muhafazakâr kuşağın hâkimiyetini kurma çabası olarak yorumlanabilir. Bu anlamda sanayi ve ticari burjuvazisi daha ılımlı ve piyasa ekonomisiyle bütünleşmiş bir İslam cumhuriyeti isterken; askeri bürokrasi ve devlet rantı ile ortaya çıkan ekonomik, dini ve siyasi tabaka, Batı’ya meydan okuyan bir İslami adalet devleti arzulamaktadırlar.[6]

İlk Kıvılcım: İstihbarat Bakanlığı Operasyonu

Taraflar arasındaki ilk ihtilaf Nisan 2011’de Ahmedinejad’ın İstihbarat Bakanı Haydar Moslehi’yi istifaya zorlaması ve Hameney’in buna karşı çıkarak Moslehi’yi tekrar göreve getirmesiyle açık bir şekilde kendini göstermiştir.[7] Anlaşmazlık 2009 yılında Ahmedinejad’ın ikinci cumhurbaşkanlığı dönemi başladığında dünürü Rahim Meşayi’yi Cumhurbaşkanı 1.Yardımcılığı görevine getirmesiyle başlamıştır. Ahmedinejat’ın bu ataması Ayetullahların yoğun eleştirisine neden olmuştur. Ahmedinajad, dini lider Hamaney’in baskısıyla dünürü Meşayi’yi yardımcılık görevinden alarak, Cumhurbaşkanlığı Bürosu Genel Sekreteri yapmıştır.[8] Gerginliğin temel nedeni ise önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olamayan Ahmedinejat’ın yeni dönemde de iktidarını sürdürmek istemesi olarak yorumlanabilir.

İki dönem üst üst cumhurbaşkanı olan Ahmedinejat, önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde İran anayasasına göre aday olamıyor. Ancak İran'daki siyasi etkinliğini devam ettirebilmek için kendi ekibinin tasfiye edilmesine de direnmektedir. Ahmedinejat'ın cumhurbaşkanlığı için adayının ise dünürü İsfendiyar Meşai olması beklenmektedir. Fakat Meşai,Amerika’yla anlaşmak için gizli temaslar yaptığı iddiaları nedeniyle mollalar tarafından şiddetle eleştirilip, sapkın akımın üyesi olmakla suçlanmaktadır. Her şeye rağmen iktidarlarını kaybetmek istemeyen Ahmedinejat ve grubu dini liderin karşısında onun gücüyle rekabet edebilecek yeni bir güç oluşturmaya çalışmakta ısrarcı görünmektedir. Buna karşın yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri için dini lider Ali Hamaney’in isedünürü olan Meclis Başkanı Ali Laracani'yi işaret etmesi ya da dolaylı olarak desteklemesi beklenmektedir. Mecliste yaşanan Ahmedinejat-Laricani tartışması ise ancak bu bağlamda değerlendirildiğinde anlam kazanmaktadır.

İran’da herhangi bir gücün dini lidere karşı cephe açması pekte alışık olunan bir durum değil çünkü İran politik sistemindeki stratejik kurumların atamaları dini lider tarafından yapılmaktadır. İran’da askeri bürokrasi ve dini otoritenin seçilmişler üzerindeki vesayeti oldukça geniş bir etki alanına sahip iken Ahmedinejat'ı dini lidere karşı bu kadar güçlü kılan şeyin ise Hamaney ve ekibine karşı kullanılabilecek önemli istihbarat belgeleri olduğu iddia edilmektedir. Eski milletvekillerinden Muhammed Hoşçehren, Ahmedinejat’a yakınlığıyla bilinen İran Dergisi’nde Ahmedinejat timinin istihbarat bakanlığından 140 bin evrakı dışarı sızdırdığını ve bunların 314’ünün dini lider Hamaney’in şahsı hakkındaki evraklar olduğunu gündeme getirmiştir.[9] Ahmedinejat, 2009'da İran istihbaratına yaptığı siyasi operasyon sonunda İstihbarat Bakanı ve iki bakan yardımcısını görevden almış ve bir süre bu bakanlığa kendisi vekâlet etmiştir.[10] Ahmedinejat’ın Hamaney ve ekibi hakkındaki önemli istihbarat bilgilerini bu süre zarfında elde etmiş olması muhtemeldir.

Sonuç

Dini lider etrafında kümelenen muhafazakârlar ile cumhurbaşkanı etrafında kümelenen yeni muhafazakârlar arasındaki siyasi çekişme dolaylı olarak devam edeceğinin sinyallerini vermektedir. Bundan sonra taraflar arasındaki çekişme için iki senaryo düşünülebilir. İlki siyasi mücadelenin açık bir çatışmaya dönüşmesidir ki; bu durum İran’ın ciddi bir kaosa sürüklenmesi anlamına gelecektir. İran’da kurumlar arasında bir çatışmaya neden olabilecek bu senaryoda dini lider çatışmanın açıkça tarafı olursa Hamaney’in ruhani otoritesi açıktan sorgulanabilir bir durum yaratacaktır. İkinci senaryo ise tarafların bir uzlaşı ile anlaşması ve egemenliği paylaşmasıdır. Bu senaryoda da “kutsal iktidarı” elinde bulunduran dini lider devlet idaresindeki gücünü Ahmedinejat ve ekibi ile paylaşmak zorunda olduğundan dini liderin ve askeri bürokrasinin etkisi eskisi kadar güçlü olmayacaktır.

Her iki senaryoya göre de gelecek cumhurbaşkanlığı seçimlerini Ahmedinajat’a yakın bir ismin kazanması durumunda İran’da dini liderin toplum üzerindeki etkisi azalarak en zor günlerini yaşayacaktır. Bu bağlamda İran’da velayet-i fakih’in zayıflaması, rejimin zayıflaması anlamına geleceğinden iç politikasındaki çatışmalar, İran için ABD yaptırımlarından daha riskli bir durum oluşturacaktır.

 




[1] “İran'da iktidar savaşı kızıştı”, TRT Haber, 05.02.2013, Çevrimiçi:http://www.trthaber.com/haber/dunya/iranda-iktidar-savasi-kizisti-73611.html
[2]“ İran meclisinde sert tartışmalar”, Dünya Bülteni, 04.02.2013, Çevrimiçi:http://www.dunyabulteni.net/?aType=haber&ArticleID=245768
[3] Thomas Erdbrınk, “Ahmadinejad’s Ally Arrested as Fight With Political Family Grows”, February 5, 2013, Çevrimiçi: http://www.nytimes.com/2013/02/06/world/middleeast/ahmadinejad-ally-arrested-as-fight-with-family-grows.html?_r=0
[4] “Iran: Khamenei warns of government divisions”, The Independent, 11 OCTOBER 2012, Çevrimiçi:http://www.independent.co.uk/news/world/middle-east/iran-khamenei-warns-of-government-divisions-8206054.html
[5] “Ahmadinejad accuses Iran speaker's family of corruption”, Reuters, Feb 3, 2013, Çevrimiçi:http://www.reuters.com/article/2013/02/03/us-iran-politics-idUSBRE9120DG20130203
[6] Arif Keskin, “İran seçimleri ve arkasındaki gelişmeler”, Türksam, 02.07.2009, Çevrimiçi:http://www.turksam.org/tr/a1706.html
[8] Fehim Taştekin, “Meydanlar siyah siyaset gri”, Radikal, 11.02.2013, Çevrimiçi:http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=HaberYazdir&ArticleID=1120828
[9] “Ahmedinejat Timinin İstihbarattan Çıkardığı Önemli Evrak”, Sallaaneh, 26.10.2011, Çevrimiçi: http://sallaaneh.wordpress.com/2011/10/26/ خروج-اسناد-وزارت-اطلاعات-توسط-تیم-احمد/
[10] “Ahmedinejad’ın istihbarat bakanlığı operasyonu sürüyor”, Yakın Doğu Haber, 01.08.2009, Çevrimiçi:http://www.ydh.com.tr/HD6865_ahmedinejadin-istihbarat-bakanligi-operasyonu-suruyor.html

 

Hakan Boz

bozhakanboz@hotmail.com

Uzmanlık Alanları

Azerbaycan, İran, Pakistan

Biyografi

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’nde Araştırmacısı olarak görev yapan Hakan BOZ, Güney Kafkasya-İran-Pakistan Araştırmaları Merkezi'nde çalışmaktadır.

Bununla birlikte hakemli bir dergi olan 21. Yüzyılda Sosyal Bilimler Dergisi ile 21. Yüzyıl Dergi’lerinin sorumlu yazı işleri müdürüdür. Boz, enstitü çalışmalarının Radyo Karedeniz ve Pusula Gazete’siyle koordine edilmesi sürecini de yönetmektedir.

İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul’da tamamlamıştır. Üniversite eğitimi için 2005 yılında Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne girdi. İlk senesinde gösterdiği başarı ile fakültesinde dereceye girerek, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’ne geçiş yaptı. Lisans eğitimini Gazetecilik Bölümü’nde “Türk Basını’nda Güneydoğu Sorunu” isimli bitirme projesiyle tamamlamıştır.Atılım Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde Yüksek Lisans eğitimine devam etmektedir.

Hakan Boz, Enstitü’deki görevine Eylül 2011’de başlamıştır.

Yabancı Diller

İngilizce

Eserleri

  • Suriye’nin Arkasındaki Cephe: İran, Küçük Orta Doğu: Suriye, Ümit Özdağ (Ed.), Kripto Yayınları, Ankara, 2012; Suriye’nin Arkasındaki Cephe: İran

Makaleleri

  • Hakan BOZ, Şii Hilalinden Direniş Eksenine İran Dış Politikasında Şiilik, , 21. Yüzyıl Dergisi, Aralık 2012
  • Hakan BOZ, Turan Soylu Kavimlerin Kadim Yurdu: İran, 21. Yüzyıl Dergisi, Kasım 2012
  • Hakan BOZ, Karabağ Sorununda Masadaki Seçenek Askeri Müdahale mi?, 21. Yüzyıl Dergisi, Ağustos 2012
  • Hakan BOZ, Ahmet Turan Esen-Turgay Düğen-Alper Özcan21. Yüzyıl Dergisi, Türkiye-Azerbaycan-KKTC Birleşik Devleri, Temmuz 2012
  • Hakan BOZ, Şeytan Üçgeninde Dans: İsrail-Azerbaycan-İran, 21. Yüzyıl Dergisi, Haziran 2012
  • Hakan BOZ, ABD’nin Nükleer Kriz Sendromu: Pakistan, İran Olur mu? , 21. Yüzyıl Dergisi, Mayıs 2012
  • Hakan BOZ, Suriye’nin Arkasındaki Cephe: İran, , 21. Yüzyıl Dergisi, Nisan 2012
  • Hakan BOZ, 2012, İran İçin Savaş Yılı mı?  21. Yüzyıl Dergisi, Mart 2012
  • Hakan BOZ, İran’ın Kuzey Irak Politikaları, 21. Yüzyıl Dergisi, Ocak 2012
  • Hakan BOZ, Belucistan, Orta Asya’nın Kürdistanı mı?, 21. Yüzyıl Dergisi, aralık 2011
  • Hakan BOZ, Azerbaycan Dış Politikasının Manevra Sahaları,2023 Dergisi, Mart 2012, Sayı: 131
  • Hakan BOZ, İran’ın Azerbaycan’daki Asimetrik Savaşı,Ekoavrasya, Kış 2012.        

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü   - 18-10-2019

ABD-Türkiye’nin Kuzeydoğu Suriye Mutabakatı Nedir, Ne Değildir?

ABD ve Türk yetkililerin açıklamalarında anlaşmaya varılmıştır denilse de kamuoyuna sunulan metnin başlığı ortak açıklama olarak geçmektedir. Bu haliyle metni bir anlaşmadan ziyade mutabakat metni olarak görmek gerekir.