Afganistan'da Milli Bilinç

Yazan  16 Şubat 2011
Afganistan Halkı travma yaşamıştır.Buna rağmen sabırla ve çelik iradesiyle geleceğini inşa etmeye çalışmaktadır.

Bu makale 1 Mart 1920 tarihinde Türk-Afgan Devletleri arasında imzalanan "diplomatik antlaşmanın" doksanıncı yıl dönümüne ithaf edilmiştir.

Afganistan'ın günümüzdeki siyasi, sosyal ve ekonomik görünümünü 11 Eylül 2001 tarihinde Washington ve Newyork kentlerine gerçekleştirilmiş olan terör saldırılarından sonra ABD'nin başlatmış olduğu askeri harekât ve Taliban rejiminin yıkılmasından sonra başlayan, sözümona ülkeye istikrar kazandırmayı ve demokrasiyi tesis etmeyi hedefleyen süreç şekillendirmektedir. Afganistan'da şu anda yeni anayasa yürürlüğe girmiş durumdadır ve şaibeli de olsa seçimlerle göreve getirilmiş bir devlet başkanı ve parlamento iş başındadır.

11 Eylül 2001 tarihinde ABD'de gerçekleşen terör saldırılarından sonra, ABD yönetimi, kendi kurup destek verdiği Taliban rejiminden, saldırılardan sorumlu tutuğu ve Afganistan'da barındıklarını öne sürdüğü El-Kaide Örgütü üyelerini teslim etmesini talep etmiş, bu talep yerine getirilmeyince de askeri harekât başlatılmıştır. ABD'nin liderliğini yaptığı koalisyon güçleri, Afganistan içindeki muhalif grupların da desteğini alarak yıkım ve talan harekâtını sürdürmüş ve 17 Kasım 2001 itibariyle kurmuş olduğu ve destek verdiği kukla Taliban rejimi sona ermiştir.

Afganistan'ın dört büyük etnik grubunun ve Afgan diasporasının önde gelenleri Aralık 2001'de Almanya'nın Bonn şehrinde bir araya gelerek, ülkenin yeni yönetiminin ana hatlarını belirlemişlerdir. İmzalanan Bonn Anlaşması sonucunda 30 kişiden oluşan bir "Afgan Geçici Yönetimi" kurulmuş ve bu yönetim, Hamid Karzai başkanlığında 22 Aralık 2001 tarihi itibariyle göreve başlamıştır. 10 Haziran 2002 tarihinde toplanan "Loya Jirga" (aşiret liderleri ve dini liderleri bir araya getiren büyük kurul) ile de "Afganistan Geçici İslam Devleti" kurulmuş ve 18 ay içinde anayasasının kabul edilmesi, 24 ay içinde de seçimlerin yapılması kararı alınmıştır.

Afganistan'da halen başta ABD olmak üzere 38 ülkenin askerleri, güvenlik ve istihbarat birimleri mevcudiyetlerini sürdürmektedir. Aralık 2001'den beri Kabil ve çevresinin güvenliği ISAF (Uluslararası Güvenlik Destek Kuvveti) tarafından sağlanmaktadır. Birleşmiş Milletler tarafından kurulan bu kuvvetin komutası 11 Ağustos 2003'de NATO'ya geçmiştir.

Afganistan'da Ekonomi

Afganistan, otuz yılı aşkın süredir devam eden savaşlardan sonra harap olmuş ekonomisini ve sosyal dokusunu yeni baştan inşa etme çabası içerisindedir. Nüfusun temel ihtiyaçlarının karşılanması, iş imkânlarının yaratılması, yabancı yatırımın çekilmesi ve ülkeye döviz girişinin sağlanması için ekonominin özellikle tarım, enerji, konut, eğitim ve ihracata yönelik endüstriler alanında tekrar işler duruma getirilmesi için mücadele edilmektedir.

Afgan ekonomisi, 2002 yılından itibaren önemli derecede bir büyüme sergilemeye başlamıştır. Bu dönemde ülkeye yaklaşık 2 milyar dolarlık yardım gelmesi, tarım sektöründeki olumlu gelişmeler ve dört yıl süren kuraklığın sona ermesi, bu büyümenin ardındaki başlıca sebeplerdir.

2002 yılında yüzde 29'luk bir büyüme gerçekleştiren Afgan ekonomisi, 2003 yılında yüzde 16, 2004 yılında ise yüzde 8 büyümüştür. Bu eğilim sonraki yıllarda da devam etmiştir. Afganistan Hükümeti tarafından hazırlanmış olan "Afganistan'ın Geleceğini Güvence Altına Almak" başlıklı rapora göre önümüzdeki on yıl içerisinde yılda ortalama yüzde 9'luk bir büyüme oranına ulaşılması hedeflenmektedir. 2009 hariç belirtilen ortalama rakama ulaşılmıştır.

Türkiye kısa sürede yapmış olduğu eğitim, sağlık, tarım, altyapı ve kapasite geliştirme çalışmalarıyla bu alanlarda harikalar yaratmaktadır. Diğer ülkelerin yaptıkları hizmetler Türkiyenin seviyesinden ve hedefinden haylı uzaktır. Türkiye Afganistan'da tüm toplulukları destekleyen kucaklayan eşit ölçülerde hizmet götüren dünyada tek ülkedir.

Türkiye ile Afganistan arasındaki ilişkiler tarihten akıp gelmektedir. Bu ilişkiCumhuriyet'in ilk yıllarında zirveye ulaşmış, Afgan Kralı Amanullah Han'ın 1928 yılında Türkiye ziyareti ve Mustafa Kemal Atatürk ile yapmış olduğu görüşmeler, ülkeler arasındaki işbirliğinin temelini kuvvetlendirmiştir.

Afganistan'da eğitim ve sağlık dünya ortalamasının çok altındadır. Türkiye'nin vermiş olduğu destek ve yapmış olduğuçalışmalar Afganistan'ın yaralarını sarmakta eğitim ve sağlık konusunda hızla mesafeler alınmaktadır. Kapasite gelişimi ve alt yapı sorunları hızla ortadan kalkmaktadır.

Afganistan'ın Gerçekleri

Afganistan'da halkın yüzde 20-40'lık bir kısmı yeterince beslenememektedir.

Halkın yüzde 70'i günde 2 doların altında bir gelirle yaşamaktadır.

Kişi başına ortalama yıllık gelir, tahmini 400 dolardır.

Okul çağına gelen çocukların sadece yüzde 54'ü ilkokula gidebilmekltedir.

15 yaşın üzerindeki Afganlı gencinin sadece üçte biri okuma yazma bilmektedir.

Her beş çocuktan biri, daha beş yaşına gelmeden hayata gözlerini yummaktadır.

Afganistan'da işsizlik çok ciddi bir sorundur. İşsizlik oranı başkent Kabil'de yüzde 50, diğer bölgelerde ise daha yüksek orandadır.

Ortalama yaşam süresi 43 yıldır.

Afganistan, tüm bu olumsuz şartlara rağmen şu anda bir ekonomik reform sürecinden geçmekte ve bu süreç, ülkenin yıllarca süren savaşlardan sonra tekrar küresel sisteme entegrasyonunu amaçlamaktadır. Afganistan'ın ticaret ve yatırım açısından birçok avantajı bulunmakta olup, güvenlik ortamının iyleşmesiyle birlikte bu avantajlar daha çok ön plana çıkacaktır.

Yukarıda görülen olumsuzlukların kısa sürede düzeleceğine, bu kötü gidişe Afgan halkının dur diyeceğine olan inancımız tamdır. Bu irade Afgan halkında görülmektedir. Afganistan kötü talihini değiştirmekte, bunun da emareleri görülmektedir.

Sonuç

Afganistan, Asya'daki stratejik konumu sayesinde Orta Asya, Pakistan, İran, Hindistan ve Çin'i içine alan toplam 2,5 milyar nüfuslu bir pazarın kilit noktasında bulunmaktadır.

Kuzey-Güney Ulaşım Koridoru sayesinde gerek dış ticaret gerekse enerji sevkiyatı konusunda Afganistan, Güney Asya için etkin bir transit ulaşım imkânı sağlamaktadır.

Başta petrol, doğalgaz, demir, bakır, değerli madenler ve metaller olmak üzere Afganistan'ın büyük, el değmemiş doğal kaynakları dış güçlerin iştahını kabartmaktadır.

Yukarıdaki başlığı okuyunca bu çalışmamızda bir çelişki görülebilir ama Afganistanda milli bilinç hızla gelişmekte, Afgan bilinci etrafında kenetlenme, milli ülküler etrafında yeni biliçlenme ve sahiplenme emareleri görülmekte ve her gün biraz daha mesafe kat edilmektedir. İslam dini, vatan, bayrak, milli marş değerleri etrafında kenetlenilmekte ve bu değerlere sahip olma bilinci gelişmektedir. Dini ve milli konularda donanımlı altın nesil yetişmektedir.

Afganistan'da çocuklar çok güzeldir. Afganistanın geleceğini bu çocuklar şekillendireceklerdir. Afganistan'ın gülen yüzün solmasın, Afganistan işgallere uğramasın.

Bu makalenin kaynakçası yoktur. Bu makalenin kaynağı bizatihi bu makalenin yazarıdır.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 29-11-2020

Türkiye’nin Afrika ve Libya Politikası

Türkiye’nin Afrika politikasını, daha çok Sahra Altı ülkeler ile ilişkiler açısından, Kuzey Afrika’yı ise, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) politikası olarak değerlendirmek bazı açılardan daha isabetli olabilir.