Asya'nın Agit'i CICA

Yazan  11 Haziran 2010
İstanbul’da peş peşe iki önemli toplantı gerçekleştirildi. Birincisi TASAM’ın gerçekleştirdiği 5.Uluslararası Türk-Asya Kongresi’nde Asyalı düşünce kuruluşları “Asya’da Güvenliğin İnşası ve CICA” gündemiyle bir araya geldiler.

3-5 Haziran 2010 tarihleri arasında yapılan bu toplantının 7-9 Haziran 2010 tarihlerinde yapılan toplantıya bir nevi hazırlık yaptığı anlaşılıyor. 3-5 Haziran tarihleri arasında yapılan toplantının sonuç bildirgesinden de bunu anlıyoruz. Yayınlanan bildiride "Uluslar arası Güvenlik ve Asya Jeopolitiği", "Asya'da Güvenlik Kurumları ve Bölgesel Güvenlik Politikaları", "Asya Güvenliği Üzerinde Asimetrik Tehditlerin Etkileri", "Enerji İş Birliği ve Enerji Arz Güvenliği Politikaları", "Asya'da Güven Artırıcı Önlemler ve İş Birliği İmkanları" ve "Yeni Güvenlik Yaklaşımları" başlıklı altı ayrı oturumda sunumların ve müzakerelerin yapıldığı ifade edilmiştir.

Bu toplantıda üzerinde durulan konular tek tek açıklanmıştır. En çok dikkat çeken başlıklar; "Asya kıtasında ekonomi, siyaset ve güvenlik alanında işbirliği için gerekli hukuksal ve kurumsal çerçeve henüz oluşturulamamıştır. Bu nedenle Asya ülkeleri küresel sorunlar karşısında birlikte eylem yeteneğinden büyük ölçüde yoksun kalmaktadır. Asya kendi sorunlarının üstesinden gelememektedir. Bu durumda kıta dışı müdahaleler iç siyaset ve güvenlikle ilgili süreçleri daha da karmaşıklaştırmaktadır. Asya ülkeleri arasında geçmişe dayanan sorunlara ve gerilimlere, geleneksel olmayan tehditlerin eklenmesi (su, çevre, terörizm, doğal afetler, enerji ve gıda güvenliği vb) kıtada güven ve işbirliğini daha da gerekli kılmaktadır" önemli olarak bu şekilde özetlenerek Asya'nın sorunları dile getirildi.

3-5 Haziran'da gerçekleşen bu toplantının ardından gerçekleştirilen Üçüncü Devlet ve Hükümet Başkanları zirvesi CICA 7-9 Haziran tarihlerinde yapıldı. CICA nedir? Tam adı Conference on Interaction and Confidence Building Measures in Asia yani Asya'da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı. CICA Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev'in 1992'deki önerisiyle hayat bulmuştur. Afganistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Çin, Güney Kore, Mısır, Hindistan, İran, İsrail, Kazakistan, Kırgızistan, Moğolistan, Pakistan, Filistin Özerk Yönetimi, Rusya, Tacikistan, Tayland, Türkiye, Özbekistan ve Ürdün

Üye ülkeler, bunlara Vietnam ve Irak'ın katılmasıyla üye sayısı 22'ye çıktı. CICA toplantılarına ABD, Japonya, Endonezya, Malezya, Ukrayna ve Katar ile BM ve AGİT gibi kuruluşlar gözlemci olarak katılıyor.

Nazarbayev'in önerisiyle hayat bulan bu kuruluş 1996 yılında kuruluş belgesini yazdı, ilk zirvesini 2002 yılında gerçekleştirdi. Kuruluşunda 17, ilk zirvede 18 ülke ve nihayet 2010'da 22 ülkeye ulaştı. Bu ülkelerin kapladığı alan Asya kıtasının %90'nını oluşturmaktadır.

Soğuk Savaş'ın sona ermesinden sonra kurulan CICA, diğer uluslar arası teşkilatlar kadar çok tanınmış değildir. Daha yeni yeni dünya diplomasisinde yerini almaktadır.

Bu yapılan son toplantıda CICA dönem başkanlığını Kazakistan Türkiye'ye devretti. Bu arada Kazakistan'ın AGİT başkanlığı devam edecek.

AGİT Soğuk Savaş nedeniyle kurulmuştu. CICA Soğuk Savaş sonrası dönemde kurulmuştur. En büyük amacı Asya'da güvenlik ve işbirliğini sağlamaktır.

Nazarbayev AGİT başkanı olarak yaptığı bir konuşmada AGİT'in 11 yıldır devlet ve hükümet başkanları zirvesini düzenlenmemiş olmasını karar mekanizmalarının "kriz değilse bile, tıkanma halinde olduğunun göstergesi olarak" ifade etmişti. Nazarbayev 2010 dönem başkanlığı önceliklerini de terörle mücadele, gerginliklerin çözümlenmesi ve Afganistan'ın yeniden imar edilmesi olarak sıraladı. AGİT'in etkisini kaybetmesi veya ortadan kalkmasının Avrupa Atlantik bölgesinde hassas bir boşluk yaratacağı uyarısında bulundu.

Bugün bu öngörülere sahip Orta Asya'nın güçlü devletlerinden biri olan Kazakistan'ın AGİT başkanlığını yürütmesi, diğer taraftan da Asya'nın AGİT'i olarak adlandırılan CICA'nın başkanlığının Türkiye'ye geçmesi uluslar arası anlamda başta Asya olmak üzere ( CICA Asya ülkelerinden oluştuğu için )

*Kültürler arası diyalogun kurulabilmesi

*İnsan haklarının sağlanabilmesi

*Ekonomik işbirliğine gidilebilmesi

*Enerji sorunun çözülebilmesi

*Terörün önlenebilmesi

*Uyuşturucu ve silah kaçakçılığının önüne geçilebilmesi

*Çevre ve su sorunlarının çözülebilmesi için önemli bir fırsattır. Bu fırsatın iyi değerlendirilmesi Asya'ya ve önemli ölçüde dünya barışına ve ekonomisine büyük katkı sağlayacaktır.

Bugünkü durum bile Hindistan ile Pakistan, İran ile İsrail'in, Mısır'ın, Filistin'in aynı masa etrafında bir araya gelebilmesi, başlı başına güven artırıcı bir önlem olarak görülmelidir.Yakalanan bu ivme hız kesmeden devam etmelidir.

Doç. Dr. Meşküre Yılmaz

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışmanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 29-11-2020

Türkiye’nin Afrika ve Libya Politikası

Türkiye’nin Afrika politikasını, daha çok Sahra Altı ülkeler ile ilişkiler açısından, Kuzey Afrika’yı ise, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) politikası olarak değerlendirmek bazı açılardan daha isabetli olabilir.