RUS-HİNT ASKERİ İŞBİRLİĞİNİN STRATEJİK ETKİLER

Yazan  05 Mayıs 2010
Rusya ve Hindistan Soğuk Savaş zamanında başlattıkları askeri işbirliğini, günümüzde daha da geliştirerek devam ettirmektedirler


Özet

Rusya ve Hindistan Soğuk Savaş zamanında başlattıkları askeri işbirliğini, günümüzde daha da geliştirerek devam ettirmektedirler. Nükleer enerji gibi diğer stratejik sektörlerdeki işbirliğini de artırmaya başlamaları dikkatleri bu iki ülkenin üzerine çekmektedir. İki ülke arasındaki ileri düzeydeki teknik işbirliklerinin olası siyasi sonuçlarına baktığımızda, bunun stratejik bir işbirliği olduğunu ve Rusya ile Hindistan'ın gelecekte bir ittifak kurabileceğini akıllara getirmektedir.

Giriş

Orta Asya'yı Güney Asya'ya bağlayan bölgede Afganistan Savaşı sürerken, kıtanın en güneyinde bulunan bölgesel güç Hindistan ile en kuzeyinde bulunan küresel güç Rusya, bölge politikalarının geleceğini şekillendirebilecekleri bir işbirliği içindedirler. Orta Asya'nın tali enerji kaynaklarının güneyinde ve kuzeyinde geniş topraklarda bulunan, üretim gücüne ve önemli ölçüde nüfusa sahip olan bu iki ülkenin arasındaki savunma ve enerji alanlarını kapsayan işbirliğinin mazisi derindir. Son zamanlarda artan girişimler sayesinde bu sektörlerdeki işbirliğinin geliştirilmesinin hız kazanması, bölgede yeni siyasi yansımalara yol açabilir. Böyle bir işbirliği Pakistan, Orta Asya ülkeleri, Çin gibi bölge ülkelerinin yanı sıra bölge dışındaki ABD ve Avrupa ülkelerini de etkileyebilecek niteliktedir. Bu etkileşme bağlamında Rus-Hint askeri işbirliğini temel alarak, ileride iki ülkenin bir ittifak kurup kuramayacağını sorgulamak faydalı olacaktır.

Rus-Hint İşbirliğinin Arka Planı

Rus-Hint askeri işbirliğini, Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği'nin Hindistan ile ilişkilerinin mirası olarak tanımlamak gerekir. SSCB, ABD ve Çin'e karşı Hindistan'ı önemli bir müttefik adayı olarak görmüş ve bu ülkeyle işbirliğini sürekli sıkı tutmuştu. Ancak 1947 yılında Hindistan ve Pakistan'ın bağımsız oldukları, 1949'da ise Çin'in Komünist güçlerin eline geçtiği dönem, bölgedeki önde gelen aktörler arasında bugünkü işbirliklerinin gelişmesini sağlayan olayların başlangıç dönemi olmuştur.

Hindistan, kendisinden ayrılan Pakistan ile Keşmir Sorunu nedeniyle üç kere savaşmıştır. Bunlardan ilki 1948 yılında meydana gelmiştir. Halkının çoğu Müslüman olan Keşmir'in Hintli yönetimi 1847'de bu bölgeyi Hindistan'a ilhak edince, Hindistan'dan ayrılan Müslümanların oluşturduğu Pakistan buraya asker sevk etti. Hint birlikleri de karşı koydu. 1948'de Keşmir savaş bölgesine dönüştü. Pakistan küçük bir bölgeyi işgal edebilmiş, sorun ise çözülememişti. Batı yanlısı bir dış politika izleyen Pakistan 1954'ten başlayarak Amerikan yardımı almaya başladı. 1955'te Pakistan'ın Bağdat Paktı'na katılmasıyla birlikte, SSCB de Keşmir ve Pakistan ile aralarındaki diğer konularda Hindistan'ı desteklemeye başladı.[2]

1959'da Çin'in Tibet'i işgalinin ardından Tibet lideri Dalai Lama'nın Hindistan'a sığınması, 1962 Ekim'inde Çin'in Hindistan'a girmesini getirdi. Böylece Pakistan, Çin'i Hindistan'a karşı denge unsuru olarak görmeye başladı. Ancak Kore Savaşı biteli daha on yıl olmamıştı ve Çin'in düşmanı olan ABD de Çin'e karşı Hindistan'ı destekledi. Pakistan ile Çin arasında bulunan sınır sorununun 1962 sonlarında çözülmesi de Çin-Pakistan yaklaşımı ihtiyacı ile birlikte gelişti. Pakistan Çin'in bölgedeki baskısından faydalanarak Keşmir sorununu halletmeye çalıştı. Çin, 1963'ten itibaren Keşmir konusunda Pakistan'ı desteklemeye başladı. Pakistan bir yandan Sovyetler Birliği ile arasının soğuk olmamasına da özen gösterdi. Bu dönemde Keşmir'de Müslümanlar ile Hindular arasında çatışmalar çıkıyordu. Bu arada Çin 1964'te başarılı olduğu ilk nükleer silah denemesini gerçekleştirerek beşinci nükleer güç oldu. Hindistan ise 1964'te Keşmir'in ayrılmaz bir parçası olduğunu ilan etti. Bu gelişmeler 1965'teki İkinci Pakistan-Hindistan Savaşı'na neden oldu. Pakistan birlikleri Keşmir'e girdiyse de, Çin'in savaşa karşı sert tutumu tarafları kısa zamanda ateşkese zorladı. Akabinde Çin siyasi olarak Hindistan'a yüklenmeye başladı. Çin'in bu baskısı ABD'nin tekrar Hindistan'ı desteklemesine neden oldu. Sovyetler Birliği ise tarafsız bir tutum sergiledi ve arabulucu olmaya çalıştı. Bunun üzerine her iki taraf da askerlerini savaş öncesi yerlerine çekecekleri Taşkent Deklarasyonu'nu imzaladılar. Sovyetler Birliği de konu üzerine ağırlığını ilk kez koymuş oluyordu.[3]

Pakistan ile Hindistan 1970 yılında Doğu Pakistan'ın bağımsızlığını ilan etmesinin ardından 1971 yılında üçüncü kez savaştılar. İlan edilen Bangladeş Hükümeti Pakistan askerleri tarafından dağıtılınca bölgede iç savaş çıktı. İç Savaş sırasında Hindistan'ın Bangladeşlilere asker ve malzeme desteği vermesi üzerine, bölgede Pakistan ile Hindistan arasında bazı sınır çatışmaları vuku bulmaya başladı. Sovyetler Birliği bu sefer açıkça Hindistan'ı destekledi. ABD ile yumuşama dönemine girmekte olan Çin de Pakistan'a tam destek vereceğini açıkladı. Pakistan uçakları bazı Batı Hint havaalanlarına baskın düzenleyince savaş çıktı. Savaş sırasında Hint birlikleri, bugünkü Bangladeş olan Doğu Pakistan'daki Pakistan birliklerini yenmiş ve savaşın galibi Hindistan olmuştu. Bunun sonucunda Doğu Pakistan, Pakistan'dan ayrılmış ve Bangladeş kurulmuştur.[4]

ABD savaştan dolayı Hindistan'a yapmakta olduğu yardımı kesmişti. Bununla birlikte, ABD, Sovyetler Birliği ve Çin Bangladeş'i hemen tanımışlardı.[5] Böylece Hindistan stratejik düzeyde önemli bir zafer elde etmiş ve bu sayede Pakistan'a karşı iki cephelilik halinin verdiği dezavantajdan kurtularak bundan sonra olası savaşlarda doğrudan batı sınırına odaklanma şansını elde etmiştir.

1974'te ise Hindistan ilk nükleer silah denemesini gerçekleştirerek altıncı nükleer güç olmuştur. Bağlantısız bir ülke olarak NATO ve Varşova Paktı'na mesafeli duran bu ülkeye uluslararası tepkiler yağmıştır. Bu durum Pakistan'ı da nükleer silah edinmeye zorlamıştır. Her iki ülke nükleer silahlanma ve buna paralel füze teknolojilerinin transferi ve geliştirilmesi konularında yarışa girmişlerdir. Pakistan özellikle Çin'den füze teknolojisi ve uçak alırken, Hindistan ise aynı konularda sürekli işbirliği içinde olduğu Sovyetler Birliği'ni tercih etmiştir. Bu arada Sovyetler Birliği'nin Afganistan'ı işgaline karşı Afgan Mücahitleri desteklemek için ABD'nin de Pakistan ile işbirliğini artırması, üç büyük gücün bölgedeki etki alanını geliştirmiştir. Pakistan'ın 1990'larda nükleer güç olması ise Hindistan ile arasında caydırıcı bir denge sağlamıştır. Ancak 11 Eylül 2001'deki terör olaylarının ardından ABD'nin Afganistan'a müdahalesi Pakistan ile Hindistan arasındaki dengeleri sarsarken, Sovyetler Birliği'nin dağılmasına rağmen, mirasçısı Rusya'nın Hindistan ile 1990'larda devam etmekte olan askeri işbirliğini yoğunlaştırmasını da getirmiştir.

Güncel Rus-Hint Askeri İşbirliği

Rusya, 2005-2009 dönemindeki silah ihracatının % 69'unu Asya ve Pasifik ülkelerine yapmış olup,[6] Hindistan'ın bunda çok önemli bir yeri bulunmaktadır. SIPRI'nin tespitlerine göre, Hindistan Çin ile birlikte en çok silah ihraç eden ülke konumunda olup, her ikisinin ana silah sağlayıcısı Rusya'dır.[7] Rus-Hint askeri işbirliği, artık gitgide hacmi genişleyen bir silah ticaretinin yanı sıra, siyasi sonuçları olabilecek bir stratejik ortaklığa doğru ilerlemektedir. Soğuk Savaş döneminde Rusya'nın Hindistan'ı, ABD'nin de Pakistan'ı desteklemesi iki süper gücün bölgedeki siyasetlerinin bir parçasıydı. Birbirleriyle üç kez savaşan, birlikleri çok defa çatışmaya giren Pakistan ile Hindistan'ın aralarındaki Keşmir sorunu ve bu çekişmeye nükleer silahlanmanın da dâhil olması, Soğuk Savaş sırasında Güney Asya'daki dengelerin hassaslaşmasına yol açmıştı. 1990'lardaki Orta Asya'daki enerji kaynaklarının dünyaya taşınması için yeni yollar aranması ve Afganistan Savaşı'nın başladığı 2001'den itibaren bölgede Pakistan ile ABD'nin iki farklı cephede ortak düşmana karşı savaşması, günümüzde Rus-Hint işbirliğinin seviye atlamaya doğru gittiğine işaret etmektedir.

2000'li yıllarda Hindistan ve Rusya arasında artan askeri işbirliğinin meyveleri olarak çok sayıda anlaşmanın imzalanmasına tanıklık etmekteyiz. İki ülke 2 Aralık 2004 tarihinde imzalanan bir protokolle süregelen askeri ve stratejik işbirliklerini güçlendirme kararı almışlardı. Rusya Başbakanı Vladimir Putin'in 12 Mart 2010'da Hindistan'ı ziyareti sırasında on milyon Dolar tutarında Rus-Hint savunma ve enerji anlaşmalarının imzalanmasının arkasında Rus Devletbaşkanı Dmitri Medvedev ile Hint Başbakan Manmohan Singh'in 7 Aralık 2009'da Moskova'da yaptıkları görüşmeler yatmaktadır.[8] 12 Mart 2010'da Hindistan ile Rusya arasında 1,5 milyar Dolar değerinde 29 adet MiG-29K Fulcrum av uçağını kapsayan bir anlaşma imzalanmıştır. Bu uçaklar, MiG-29'un uçakgemilerinde kullanabilmeleri için gerekli iniş-kalkış donanımına sahip olan türevidir.[9] 4 Aralık 2009'da da 12 MiG-29K ile bu uçakların çift kişilik modeli olan dört MiG-29KUB Hint Deniz Kuvvetleri'ne teslim edilmişti.[10] Dünyanın beşinci büyük donanmasına sahip olan Hindistan'ın Rusya ile 2006'da imzaladığı 1,6 milyar Dolar'lık anlaşma sayesinde 2012'de teslim edilecek üç firkateyn Kaliningrad'da inşa edilmektedir.[11] Hindistan'ın elinde uçakgemisi de mevcut olup, Rusya ile yeni imzaladığı diğer bir anlaşmaya göre, 2,3 milyar Dolar'a şu anda yatmakta olan 30 yaşındaki 44.570 tonluk Admiral Gorshkov uçakgemisini onarıldıktan sonra 2011'de teslim alacaktır. Bununla birlikte 5. Nesil Savaş Uçağı ortak üretimi ile GPS için seyrüsefer sistemlerinin ortak üretimi ve bunun Rus yapısı olanlarının Hintlilerce kullanımı konularında anlaşmalar imzalamışlardır. Bununla birlikte onlarca milyar Dolar tutarında olacak 16'ya kadar nükleer reaktör kurulması da enerji sektöründeki yoğun işbirliğini göstermektedir.[12] Ayrıca Hindistan, üç milyar Dolar'ın üzerinde tutacak bir program dâhilinde, Rusya'dan 42 adet çok maksatlı avcı uçağı Su-30MKI Flanker-C alacaktır. Hint Hava Kuvvetleri daha önceden aldığı aynı tip uçakları Pakistan ve Çin sınırlarına yakın havaüslerine yerleştirmiştir.[13]

Savunma Sanayisi kuvvetli olan Hindistan, daha önce Su-30MKI uçaklarının lisanlı üretimini alarak yerli olanını Hava Kuvvetleri'ne teslim etmişti. Aynı şekilde Arjun Ana Muharebe Tankı'nın yerli üretimi, gemilere karşı süpersonik seyir füzesi Brahmos, 1200 km mesafeden yüksek isabet oranına sahip olan IRBM Agni-II, 300 km menzilli karadan karaya Prithvi-III füzesi 2004'te göze çarpan silahlar olmuşlardı.[14] Örneklerde de görüldüğü gibi, Hindistan stratejik savunma ve stratejik saldırı yeteneklerini Rusya'nın yardımıyla ve kendi sanayisiyle geliştirmektedir. 21. yüzyılda bu tür yeteneklerin geliştirilmeleri kalıcı stratejik işbirliğine sahip birden fazla ülkenin bir araya gelmesiyle oluşturulmaktadır. F-35 Lightning II ve Eurofighter gibi uçakların geliştirilmeleri ve üretime geçilmesi bu sayededir.

Yoğun Askeri İşbirliğinden Stratejik İşbirliğine mi?

Hindistan ile Rusya arasında fiilen kısmi düzeyde bir stratejik işbirliği olduğu söylenebilir. Ancak askeri işbirliğinin hızla artmakta olması, ileride "Hindistan ile Rusya arasında bir ittifak kurulması mümkün mü?" sorusunu akla getirmektedir. Bu soruyu cevaplayabilmek için tarih, jeopolitik ve askeri işbirliklerine birlikte bakmak gerekmektedir. Orta-Güney Asya bağlantı bölgesindeki dengeler, hem Rusya, hem de Hindistan açısından çok önemlidir. Çünkü buradaki Hint Hükümetinin yeni çıkarmayı düşündüğü Sivil Nükleer Sorumluluk Tasarısı'nın Amerikan firmalarının aleyhine olması da düşündürücüdür.[15] Kaldı ki, George W. Bush'un başkanlığı döneminde ABD'nin Hindistan ile nükleer işbirliği yapma girişiminin bile kısa zaman sonra etkisini kaybettiği görülmektedir. Buna dayanarak stratejik düzeyde Rus-Hint ilişkilerinin gücünün Hindistan'a yönelik ileri düzeydeki stratejik Amerikan girişimlerini etkisiz kılması ihtimalinin yüksek olduğunu düşünebiliriz. Beşinci Nesil Savaş Uçağı'nın (T-50) ortak geliştirilmesi de, aslında Rusya ile Hindistan'ın stratejik işbirliğini vurgulamaktadır. Çünkü bu tür uzun vadeli, gizli, masraflı ve geleceğe yönelik önemli etki sahibi olan askeri projeler ancak stratejik düzeye ulaşmış yakın ve köklü bir işbirliğinin sonucunda mümkündür. T-50'nin prototipinin uçuşunun gerçekleştirilmesinin hemen arkasından bu uçağın Hindistan ile birlikte geliştirileceğinin duyurulması ilginç bir gelişme olup, iki ülkenin bu uçaktan toplam 250 adet alacakları açıklanmıştır.[16] Örneğin, Eurofighter av/bombardıman uçağı, bu projenin Avrupa ülkelerinin katılımıyla gerçekleştirilmiş olan benzeri bir işbirliği ile ortaya çıkmıştı. Hindistan'ın Pakistan ve Çin ile savaşmasının üzerinden henüz 50 sene geçmemiş olup, ülkeler arasındaki gerginlik baki kalmıştır. Hindistan'ın düşmanları olan bu iki ülke arasındaki işbirliği de bu zaman zarfında yoğunluk kazanmıştır. Ancak şu anda ortada karmaşık bir durum söz konusudur. Çin, Rusya ile stratejik ittifaka girmiş olup her iki ülke de ŞİÖ üyesidir. Çin ile yoğun askeri işbirliğine sahip olan Pakistan ABD'nin müttefiki olarak Taliban ile savaşmaktadır. ABD ile Çin'in arası ise gitgide açılmaktadır. Rusya'nın ileride hem Çin'e, hem de ABD'ye karşı Hindistan'ın demografik gücüne ihtiyacı olacaktır. Çünkü Rusya 140 milyon nüfusa sahip olup, homojenliği yeterince kuvvetli değildir. Bununla birlikte, Rus idari kültürü bu yapıda çağlardan beri gelen bir tecrübenin üzerinde kurulmuştur. Hindistan ise Çin ile birlikte dünyanın en yoğun nüfusa sahip iki ülkesinden biridir. Hindistan önemli bir donanmaya sahip olup, müttefiki olduğu takdirde Hint Okyanusu'ndaki hâkimiyetiyle Rusya'ya avantaj sağlayabilir. Ancak yoğun savunma sanayi faaliyetlerine rağmen dışarıdan teknoloji transferine ihtiyaç duyduğu ortadadır ve Rusya askeri alanda ve uzay çalışmalarında Hindistan'a birçok olanak sağlayabilir. Zaten Hint Ordusu'nun kuvvetlenmesinde de Rusya'nın önemli bir payı olduğu ortadadır. Bu arada İran ile Pakistan arasında doğalgaz boru hattının bölgedeki enerji işbirliğinde bu iki ülkeyi hattın en doğu ucundaki Hindistan'a bağlama girişimine ABD endişeli yaklaşmaktadır. Çünkü Rusya, Hindistan'dan bağımsız olarak İran ile de nükleer enerji konusunda işbirliği yapmaktadır. İleride İran ile Hindistan arasında teknik konularda yapılması muhtemel işbirlikleri, özellikle nükleer ve askeri alanlara ya da uzay çalışmalarına kaydığı takdirde, ABD bundan oldukça rahatsız olacaktır. Kaldı ki, Orta Asya'dan Çin'e, Pakistan'a ve Hindistan'a uzanan mevcut boruhatları ve boruhattı projeleri de bölge ülkelerini enerji alanında birbirine bağlamaktadırlar. Bölgedeki bu karmaşık durum, şu anda bir Rus-Hint ittifakının olasılığı hakkında fazla ipucu vermemektedir. Yine de ortada önemli bir konu mevcut olup, o da köklü olan Rus-Hint askeri ilişkilerinin gitgide derinleşmekte olmasıdır. Bu durum, iki ülke arasında ileride kurulması muhtemel sağlam bir ittifak için, bir çıkış noktası olabilir. Bununla birlikte, bölgedeki olayların seyri ve diğer ülkeler arasındaki ilişkilerde yaşanacak değişimler ve bu gelişmelere bağlı olarak ya da olmadan ortaya çıkabilecek bir ihtiyaç durumu, Rus-Hint işbirliğinin varacağı nokta için belirleyici olacaktır.



[1] 21. Yüzyıl Enstitüsü, Milli Güvenlik Araştırmaları.

[2] Fahir Armaoğlu, 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi Cilt I : 1914-1980, Ankara, Türkiye İş Bankası Yayınları, 1992, s. 659-661.

[3] Armaoğlu, s.661-663.

[4] Armaoğlu, s.664-665.

[5] Armaoğlu, s.666.

[6] "Russian arms transfers to North Africa: Fuelling an arms race?", RIA Novosti, 15/03/2010, http://www.globalsecurity.org/military/library/news/2010/03/mil-100315-rianovosti01.htm

[7] G. Serrano, "Russian arms sales to Latin America increased by 900%", April 30, 2009, http://trendsupdates.com/russian-arms-sales-to-latin-america-increased-by-900

[8] "India, Russia Sign New Arms Sales Deal", Agence France-Presse, 7 Dec 2009, http://www.defensenews.com/story.php?i=4407920

[9] M K Bhadrakumar, "India savors Russian friendship", Asia Times Online, http://www.atimes.com/atimes/South_Asia/LC16Df01.html

[10] "MiG-29K Set To Join Indian Navy", Air International, March 2010, s.21.

[11] "Hint-Rus İşbirliği Denizde Devam Ediyor", MSI, http://www.milscint.com/haberdetay.asp?haberid=601&hid=4

[12] Bhadrakumar, "India savors Russian friendship".

[13] "India set to buy 42 more Russian Su-30 fighter jets", RIA Novosti, 02/03/2010, http://en.rian.ru/mlitary_news/20100302/158066242.html

[14] "Hindistan Hükümeti'nin Bir Yıllık Savunma Çalışmaları", MSI, http://www.milscint.com/haberdetay.asp?haberid=195&hid=7

[15] Anjana Pasricha, "India Defers Introduction of Civil Nuclear Liability Bill", VoA, 15 March 2010, http://www.globalsecurity.org/wmd/library/news/india/2010/india-100315-voa01.htm

[16] Piotr Butowski, Raptorski's Maiden Flight, Air International, March 2010, s.30-37, s.36-37.

Burak ÇINAR

1973 yılında Ankara'da doğmuştur. Lise eğitimini Ankara Lisesinde tamamlamıştır. 1998 yılında Bilkent üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olmuştur.  2000 yılında Atılım üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde Yüksek lisans eğitimine başlayan çınar, buradaki eğitimini tamamladıktan sonra 2003 yılında Hacettepe üniversitesi Tarih  bölümünde başladığı doktora çalışmalarını 2007 yılında tamamlamıştır.

 

YAYINLARI (TüRKçE):

 

n    Yayınlanmamış Doktora Tezi: İkinci Dünya Savaşı'nda Doğu Cephesi ve Türkiye, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Hacettepe üniversitesi (2007).

n    Yayınlanmamış Master Tezi: Körfez Savaşı Sonrası Türkiye, Suriye ve Yunanistan'ın Savunma Politikalarının Türk Dış Politikasına Etkileri, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Atılım üniversitesi (2002).

n    Ulusal Yayın-Akademik: “Incorrect Technological Decisions”, Akademik Araştırmalar Dergisi (No: 9-10, Mayıs-Aralık 2001), s.145-177, http://www.academical.org/dergi/MAKALE/9_10sayi/s9cinar1.htm

n    Ulusal Yayın-Akademik: “Yeni NATO üyesi Doğu Avrupa ülkelerinin Dünya Silah Piyasasındaki Yerleri”, Jeopolitik (Yıl: 1, Sayı: 2,  Bahar 2002), s.128-137.

n    Ulusal Yayın-Akademik: “İkinci Dünya Savaşı'ndaki Silah Teknolojileri'nin Soğuk Savaş'a Etkileri”, Jeopolitik (Yıl: 2, Sayı: 5,  Kış 2003), s.118-127.

, s.147-154.

n    Ulusal Yayın-Akademik: “Savaş ve çatışmalardaki Amerikan Askeri Kayıpları”, Jeopolitik (Yıl: 3, Sayı: 9,  Kış 2004) s.146-157.

n    Ulusal Yayın: “Irak Savaşı'nda Teknoloji-Ordu-Harekat Bağlantısı”, Stradigma (Sayı: 7, Ağustos 2003) http://www.stradigma.com/turkce/agustos2003/makale_05.html

n    Ulusal Yayın: “Savaş Tarihinde Saldırı-Savunma İlişkisi”, Stradigma (Sayı: 9, Ekim 2003)  http://www.stradigma.com/turkce/ekim2003/makale_07.html

n    Ulusal Yayın: “İnsan, Silah ve Kültür”Panorama (Sayı: 4, Mayıs 2004) http://www.panoramadergisi.com/mayis2004/pf_version.php?id=4

n    Ulusal Yayın-Makale: “Irak'ta Güvenlik Uzak Bir Düş”, Cumhuriyet-Strateji, No: 22, (22 Kasım 2004).

n    Ulusal Yayın-Makale: “ABD İle Başbaşa Gidiyor”, Cumhuriyet-Strateji, No: 27, (3 Ocak 2005).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Irak Savaşı'nda Silahların Etkinliği”, Cumhuriyet-Strateji, No: 29, (17 Ocak 2005).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Tarihten Tarihe öğütler”, Cumhuriyet-Strateji, No: 41, (11 Nisan 2005).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Türkiye'deki Tarihi Savaşalanları”, Cumhuriyet-Strateji, No: 50, (13 Haziran 2005).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Gelişmekte Olan Bir ülkenin Savunma Sanayisi Nasıl çökertilir?”, Cumhuriyet-Strateji, No: 58, (8 Ağustos 2005)

n    Ulusal Yayın-Makale: “Irak Savaşı'nda Amerikan Kayıplarının Boyutu”, Cumhuriyet-Strateji, No: 71, (7 Kasım 2005)

n    Ulusal Yayın-Makale: “Kamboçya ve Laos Müdahaleleri Işığında Suriye'ye Askeri Müdahale”, Strateji No: 75, (5 Aralık 2005).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Değişen Savaş Tarzları”, Cumhuriyet-Strateji, No: 80, (9 Ocak 2006).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Irak'tan çekilme Tartışmaları Hızlandı”, Cumhuriyet-Strateji, No: 89, (13 Mart 2006).

n    Ulusal Yayın-Makale: “İran'a Olası Saldırı Yöntemleri”, Cumhuriyet-Strateji, No: 156, (25 Haziran 2007).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Saldırı Helikopterlerinin Etkisizliği”, Cumhuriyet-Strateji, No: 165, (27 Ağustos 2007).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Türkiye Bölgesel Düşünmeli”, Cumhuriyet-Strateji, No: 181, (17 Aralık 2007).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Başarı Diplomasiyle Tamamlanmalı”, Cumhuriyet-Strateji, No: 184, (7 Ocak 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Ortadoğu'da Kaybolan Batı”, Cumhuriyet-Strateji, No: 186, (21 Ocak 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Irak'tan çekilmek Zor”, Cumhuriyet-Strateji, No: 189, (11 Şubat 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Rusya İzin Vermez”, Cumhuriyet-Strateji, No: 190, (18 Şubat 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Hükümetin Stratejik Başarısızlığı”, Cumhuriyet-Strateji, No: 196, (31 Mart 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Sömürü Mantığı Değişmedi”, Cumhuriyet-Strateji, No: 198, (14 Nisan 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Türkiye ‘Kabullere' Zorlanıyor”, Cumhuriyet-Strateji, No: 201, (5 Mayıs 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Savaşların Yan Etkileri”, Cumhuriyet-Strateji, No: 216, (18 Ağustos 2008)

n    Ulusal Yayın-Makale: “ABD Kayboluyor, Rusya Yükseliyor”, Cumhuriyet-Strateji, No: 217, (25 Ağustos 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Yeni Soğuk Savaşın Şekillenme Süreci”, Cumhuriyet-Strateji, No: 221, (22 Eylül 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Büyük Kedilerin Oyun Yumağı”, Cumhuriyet-Strateji, No: 223, (5 Ekim 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Vietnam Savaşı'nın Hava Muharebeleri Ve Kayıplar I”, MSI, 2008-36, (Ekim 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Savaş Ve ölüm”, Cumhuriyet-Strateji, No: 225, (20 Ekim 2008)

n    Ulusal Yayın-Makale: “Vietnam Savaşı'nın Hava Muharebeleri Ve Kayıplar II”, MSI, 2008-37, (Kasım 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Gürcistan Savaş Notları”, Cumhuriyet-Strateji, No: 230, (24 Kasım 2008).

n    Ulusal Yayın-Akademik: “Modern Savaş'ın Babası: Gustav Adolf”, Hacettepe üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi (Cilt:25 Sayı:2, Aralık 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Vietnam Savaşı'nda Zırhlı Birlikler I”, MSI, 2008-38, (Aralık 2008).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Vietnam Savaşı'nda Zırhlı Birlikler II”, MSI, 2008-39, (Ocak 2009).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Emperyalizmin Sınır ülkesi”, Cumhuriyet-Strateji, No: 238, (19 Ocak 2009).

n    Ulusal Yayın-Akademik: “Tarihte üçüncü Güç Ve Orta Asya Enerji Savaşları”, Güvenlik Stratejileri Dergisi, Yıl:4 Sayı:8, Aralık 2008, s.21-43, http://www.harpak.edu.tr/saren/files/GSD/guv_str_sayi_8_aralik2008.pdf

n    Ulusal Yayın-Makale: “İsrail'in Savaş Riski”, Cumhuriyet-Strateji, No: 241, (9 Şubat 2009).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Vietnam Savaşı'nda Helikopterler”, MSI, 2008-41, (Mart 2009).

n    Ulusal Yayın-Akademik: “Moğolların İkinci Japonya Seferi: Kyushu 1281”, Hacettepe üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Sayı:10, Bahar 2009, s.37-55.

n    Ulusal Yayın-Akademik: (Yrd. Doç.Dr. Haldun Yalçınkaya ile birlikte) “Blitzkrieg'in İkinci Dünya Savaşı öncesi Uygulaması: Büyük Taarrruz”, Hacettepe üniversitesi, Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Dergisi (basım aşamasında).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Afganistan'da Yeni Dönem”, ASAM Güncel Analiz, www.asam.org.tr

n    Ulusal Yayın-Makale: “McNamara'nın Ardından” ASAM Dış Politika Analizi, www.asam.org.tr

n    Ulusal Yayın-Makale: “Obama'nın Mesajı”, Stratejik Analiz (Temmuz 2009).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Vietnam Savaşı'nda Deniz Desteği”, MSI (Temmuz 2009).

n    Ulusal Yayın-Makale: “Vietnam Savaşı'nda Nehir Desteği”, MSI (Ağustos 2009).

n    Ulusal Yayın-Akademik: “Roma Ordusu'nun Savaşlardaki üstünlüğü” (basım aşamasında), Doğu Batı.

n    Ulusal Yayın: Amerikan Ordusu'nun Afganistan'daki Etkisizliği, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, öngörü, Eylül 2009, http://www.21yyte.org/tr/yazi.aspx?ID=3000&kat1=1

n    Ulusal Yayın: “ABD'nin Afganistan'daki Hançer Harekâtı”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü/öngörü, Eylül 2009, http://www.21yyte.org/tr/yazi.aspx?ID=3028&kat1=1

n    Ulusal Yayın: “ABD'nin Bölgeden Bölgeye Sıçrama Stratejisi”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü/öngörü, Eylül 2009, http://www.21yyte.org/tr/yazi.aspx?ID=3017&kat=1

n    Ulusal Yayın: “ABD'nin Irak'tan çekilmesi”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü/öngörü, Ekim 2009, http://www.21yyte.org/tr/yazararsiv.aspx?yazar=133

n    Ulusal Yayın: “Obama Ve Nobel”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü/öngörü, Ekim 2009, http://www.21yyte.org/tr/yazi.aspx?ID=3059&kat1=1

n    Ulusal Yayın: “Yeni Gelişmeler Işığında Amerikan-Rus Satrancı”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü/öngörü, Ekim 2009 (yayın aşamasında).

n    Ulusal Yayın-Akademik: “Bir Savaş Nasıl Yaratılır?”, 21. Yüzyıl, Aralık 2009 (basım aşamasında).

n    Ulusal Yayın-Akademik: “Afganistan Bir Tet Saldırısı'nın Eşiğinde mi? ”, 21. Yüzyıl, Kasım 2009 (basım aşamasında).

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Nuray Bilgili   - 19-09-2019

Türk Kültüründe Kozmik At Mitolojisi

 Türk söylencelerinde Atın yaratılışı çok özeldir. Seçkin cins atlar Hz. Hızır eliyle gökyüzünde yaratılmıştır. Özellikle “Alacalı Atların” Türk kültüründe ayrı bir yeri vardır.