<font style='color: gray;'>Türkiye’nin Kafkasya Politikasına Moskova’nın Bakışı</font>

Yazan  20 Mayıs 2013

 

Türk-Rus rekabeti iki ülkenin İmparatorluk dönemlerine dayanmaktadır. İki büyük gücün rekabet alanlarından birisi de Kafkasya bölgesi olmuştur. 1921 tarihinde Türkiye ile Rusya arasında yapılan Moskova Antlaşmasıyla Türkiye’nin Kafkasya ile olan şimdiki sınırları çizilmiştir. SSCB’nin yıkılmasına kadarki dönem boyunca Moskova’nın mutlak kontrolünde olan Kafkasya bölgesi, 1991’de yeni bağımsız devletlerin ortaya çıkmasıyla ve Kuzey Kafkaslarda da Moskova yönetimine karşı çıkan bağımsızlık hareketleriyle birlikte Rusya’nın bölgenin tamamında etkisini zayıflatmıştır. Rusya’nın kontrolünün zayıflamasıyla birlikte bu bölgede etkinliğini artırmak için Türkiye harekete geçmiştir. Dolayısıyla SSCB’nin yıkılmasıyla birlikte Kafkasya politikasına tekrar geri dönen Türkiye, bölgede Rusya ile olan tarihsel rekabet ve mücadeleye yeni biçimleriyle tekrar başlamıştır. Bu bağlamda ele alacağımız değerlendirmenin konusu da Kafkasya’da Türk ve Rus rekabeti çerçevesinde Rusya’nın bölgedeki varlığı, buna paralel olarak Türkiye’nin bölgede yönelik aktif bir şekilde etkisini artırması ve Rusya’nın buna bakışı olacaktır.

Rusya’nın Bölgedeki Ülke Üsleri

1990’lar boyunca Rusya’nın Kafkaslardaki etkisi azalırken, Türkiye’nin etkisi artmıştır. Rusya’nın bölgedeki dış politika önceliği, özellikle de Çeçenistan ve Dağıstan’daki sorunlar medeniyle Kafkasların istikrarını sağlanmaktı. Rusya’nın bölgede diğer bir dış politika önceliği ise, enerji kaynaklarının kontrolü meselesiydi. Moskova Kafkaslarda etkinliğini devam ettirmek için bölgede var olan diplomatik ve askeri potansiyelini kullanarak yürütmeye çalışmıştır. Hazar Denizinin enerji kaynaklarını kontrolde tutmak için Hazar Denizinin hukuksal statüsü üzerinde Kafkaslar üzerinden geçebilecek boru hatlarının bloke etmesi ve bu botu hatları güzergâhına yakın yerlerde devam eden çatışma bölgelerinde askeri varlığının kullanmıştır.[1]

Kafkasya’da Dağlık Karabağ meselesi nedeniyle Bakü’yle, Abhazya ve Güney Osetya sorunları nedeniyle de Tiflis yönetimiyle soğuk ilişkiler yaşayan Moskova,  bölgede varlığını sürdürebilmek için politik ağırlığını Ermenistan’a, son dönemlerde de Abhazya ile Güney Osetya’ya doğru kullanmıştır.Rusya 1995’ten itibaren Türkiye sınırında bulunan Ermenistan’ın Gümrü şehrinde askeri üs bulundurmaya başlamıştır. Rusya’nın Güney Askeri Bölge komutanlığına bağlı faaliyet gösteren Rus askeri birlikleri anlaşmaya göre Ermenistan’da askeri üs bulundurması karşılığında Ermenistan’ın güvenliğini ve Ermenistan silahlı kuvvetlerinin modernizasyonunu sağlamakla yükümlü olmuştur. Dolayısıyla Moskova Ermenistan’ı askeri üsleriyle hem Türkiye’den hem de Azerbaycan’dan koruma işlevini üslenmiştir.[2]

Rusya Kafkasya’da etkinliğini koruyabilmek ve diğer güçlerin yayılmacılığını engelleye bilmek için özellikle askeri anlamda güçlenmeye ağırlık vermiştir. Rusya, Ermenistan’da bulunan 201. askeri üssündeki bedelli asker sayısını son 6 ay içerisinde iki kat artırmış, üsse, S-300 hava savunma sistemleri ve MiG-29 avcı uçakları yerleştirmiştir. Bununla Rusya güney sınırlarının güvenliğini garanti altına almaya çalışmıştır.[3]

2008’de Gürcistan ile Güney Osetya arasında tekrar çıkan krize müdahale eden Rusya, Gürcistan ile yaşadığı savaş sonrası Abhazya ile Güney Osetya’nın bağımsızlıklarını tanımış ve bunların güvenliklerinin garantörlüğünü de üstlenmiştir.[4] Rusya 2009’dan itibaren Abhazya’daki 7.  Güney Osetya’daki 4. askeri üssünde asker sayısını toplam 4 bine çıkartmış, bu üsler konusunda taraflarla yapmış olduğu antlaşmaların süresini 49 seneliğine uzatarak yeni bir hukuksal statüye kavuşmuştur.[5]

Bölgede “Türkiye Stratejisi”

Türkiye için Kafkaslar, Orta Asya’ya Gürcistan ve Azerbaycan üzerinden açılan kapı, Hazar Denizi’nin enerji kaynaklarının boru hatlarıyla Türkiye üzerinden dünya piyasalarına aktarılması, kendi enerji taleplerinin bir bölümünün bölge enerji kaynaklarından karşılanması, kendi sanayi ürünlerinin bu ülkelere satılması ve bölgenin istikrarının korunması gibi stratejik öneme sahiptir.[6]

1990’lardan itibaren bölgede en önemli oyunculardan biri haline gelen Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan ile olan ilişkilerinde önemli mesafe almıştır. 1990’lar boyunca Azerbaycan’ın uluslararası kuruluşlarında en önemli destekçisi olmuş, 1996’dan itibaren de Türk askeri danışmanları Azerbaycan ordusunun oluşturulmasında ve eğitilmesinde önemli rol üstlenmiştir. Gürcistan ile olan ilişkilerde de Ahıska Türkleri’nin vatana dönüş meselesi ve Abhazya sorunu gibi meseleler pazarlık konusu olsa da, 1998’de Türkiye ile Gürcistan arasında askeri alanda işbirliği gerçekleşmiş ve Türkiye Gürcistan ordusunun modernizasyonunu üslenmişti.[7]

1990’larda Kuzey Kafkasya’da etkili olan Türkiye, 2000’lerden itibaren Rusya ile terörizmle mücadelede işbirliği yapma konusunda ortak deklarasyon imzalanmış, Türkiye Çeçenler’e destek vermeyeceğini, buna karşılık Rusya da PKK’ya destek vermeyeceğini açıklamıştır.[8] Türkiye ile Rusya arasında yapılan bu yakınlaşma Türkiye’nin Kafkasya genelindeki politikasını Güney Kafkasya ile sınırlamış, Kuzey Kafkasya’yı tekrar kontrol altına almaya başlayan Moskova, Türkiye ile olan rekabetini kendi sınırları dışına taşımıştır. Bundan sonra Türkiye politikasını yoğun olarak Güzey Kafkasya’ya yöneltmiştir.

Türkiye’nin 1990’lardan itibaren Hazar havzasının enerji kaynaklarını Kafkaslar üzerinden Türkiye’ye ve dünya piyasalarına taşınması konusundaki Rusya ile olan mücadelede başarılı olmuştur. Haziran 2006’ya gelindiğinde Türkiye dünyanın ikinci an uzun petrol boru hattı projesi olan Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı Projesini hayata geçirilmiştir. Türkiye’nin bölgedeki diğer bir başarılı hamlesi de Temmuz 2007’de faaliyete başlayan Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı olmuştur. Türkiye kendi iç tüketiminin dışında Hazar enerji kaynaklarının Türkiye üzerinde transit dağıtımının yapılması için Trans-Anadolu Boru Hattı Projesinin gerçekleşmesi için Azerbaycan ile önemli ilerleme sağlamıştır.[9]

Türkiye’nin bölgedeki enerji politikaları Rusya tarafından olumsuz karşılanmış, bu projeleri baştan beri engellemek için bölge ülkeleri üzerinde Hazar Denizi Statüsü, Dağlık Karabağ Sorunu gibi yollarıyla baskı yapmaya çalışmıştır. Söz konusu projelere taraf olabilecek olan Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinden Türkmenistan, Özbekistan ve Kazakistan’ı da Rusya’dan koparmaya yönelik bir ABD projesinin devamı olduğu savunarak tepki göstermeye çalışmıştır.[10]

En son olarak da 14 Mayıs 2013 tarihinde 1996’da Azerbaycan ile petrollerin Rusya üzerinden gerçekleştirmekte olduğu transit geçiş hakkını sağlayan antlaşması Bakü’nün yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle Rusya tarafından iptal edilmiştir. “Transneft” temsilcisi İgor Demin, Azerbaycan’ın son beş sene içerisinde hükümetler arası anlaşmada belirtilen 5 milyon ton petrol transitini gerçekleştirmesi gerekirken, Bakü’nün bunun 2 milyon tondan daha aza indirdiğini açıklamıştır.[11]  Bu gelişme ile enerji alanında Rus etkisinin azaldığı,  Türk etkisinin de arttığının son örneği olmuştur.

Türkiye bölge güvenliği politikasında son zamanlarda çelişkili bir yol izlediği görülmüştür. Bir taraftan bir zamanlar Türkiye için çok önemli olan Acaristan özerkliği Tiflis tarafından fiili olarak ortadan kaldırılmasına ses çıkarmazken,  diğer taraftan da 2008 savaşında da Türk-Rus ilişkileri nedeniyle Gürcistan yanlısı bir politika izlemekten kaçınmıştır.  İkincisi ise, Türkiye’nin,  Gürcistan ile askeri alanda işbirliği yapmasına ve ülkenin silahlı kuvvetlerinin modernizasyonunda önemli yer oynamasına karşı, 2008 savaşında ABD gemilerinin Türk boğazlardan geçmesine de izin vermemiştir.[12]

Rus-Gürcü savaşının ortaya çıkmasıyla Türkiye bölgede farklı rol oynamaya çalışmıştır. Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının güvenliğinin ve bölgesel istikrarın sağlanmasıyla birlikte bölgesel krizlerin çözümünde kendi elini hukuksal ve siyasi anlamda güçlendirmek için “Kafkas için istikrar Paktı” projesini hayata geçirmeye çalışmıştır. Türkiye’nin teklif ettiği “pakt” bir tarafta Rusya-Ermenistan, diğer tarafta da Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan’ın birleşmesinden, ilk etapta Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan’ın Türkiye ve Rusya garantörlüğü altında bir işbirliği platformu oluşturmayı hedeflemiştir. Bu projenin gerçekleşmesi halinde Kafkasya’da Rusya ve Batı’nın etkisinin azalması, Ankara ise daha etkili hale gelmesi amaçlanmaktaydı.[13] Ancak Rusya böyle bir projeye sıcak bakmayınca bu politikası da işlevsiz kalmıştır.

2009’da Türkiye ile Ermenistan arasında imzalanan protokol sonrası Ankara ile Bakü arasındaki ilişkiler bozulmuş, Türkiye bölge politikasını tekrar gözden geçirmek zorunda kalmıştır. 2010’da Rusya’nın Ermenistan’daki üssünün süresini yeni anlaşmayla 25 yıldan 49 yıla uzatması ve Türkiye’nin, Rusya’nın bu girişimine karşılık Azerbaycan ile siyasi-askeri alanda yakınlaşmaya gitmesi Bakü ile Moskova arasında Gelebe radar üssünün kira bedeli ile ilgili görüşmelerin tıkanmasına neden olmuştur.[14]Bu gelişme Rusya’nın bölgedeki ağırlığına bir darbe olarak görülmüştür.

Türkiye,  Azerbaycan ve Gürcistan’a,  2014’de Afganistan’dan çekilecek olan NATO güçlerinin Hazar Denizi kıyısındaki Türkmenbaşı limanına, oradan Bakü-Tiflis, Ahalkelek-Kars demiryolları güzergâhını kullanması projesini ortaklaşa hayata geçirmeyi teklif etmiştir.[15] Türkiye’nin bu hamlesi, NATO’yu kullanarak Kafkasya’daki güç dengesini kendi lehine çevirmeye çalışmış ve NATO güçlerinin çekilme sürecinde güvenliğinin sağlanmasını da üslenmek istemiştir.

Türkiye’nin bölgeye yönelik diğer hamlesi de son zamanlarda bölge ülkeleriyle siyasi-askeri işbirliği çerçevesinde askeri tatbikatları artırması olmuştur. 26 Eylül 2012’de Ankara’da Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan’ın katılımıyla “Sonsuzluk-2012” kara kuvvetleri tatbikatı gerçekleştirilmiştir. Her sene düzenlenen tatbikatın amacı enerji boru hatlarının güvenliği ve yönetimini sağlamaktır.[16] 26 Kasım 2012’de Ankara’da Türkiye, Gürcistan ve Azerbaycan özel timlerinin katılımıyla “Kafkas Kartalı” tatbikatı gerçekleşmiştir.[17] 2013 yılı için Türkiye ile Gürcistan Genelkurmay Başkanları ortak tatbikat düzenleme konusunu ele almak için bir araya gelmiş, iki komşu ülke arasında askeri-stratejik işbirliği konuları ele alınmıştır. Türk tarafı Gürcistan’ın NATO üyeliğini kuvvetli bir şekilde desteklemeye devam ettiğini teyit etmiştir.[18] 28 Mart 2013 tarihinde Gürcistan’ın Batum kentinde gerçekleşen Türkiye, Gürcistan ve Azerbaycan Dışişleri Bakanlar toplantısında, 2014 yılında Gürcistan’ın ABD ile gerçekleştireceği askeri tatbikata Ankara ile Bakü’nün de katılabilecekleri konusunda karar alınmıştır.[19]

Ancak son zamanlarda Türkiye “Arap Baharı” bağlı olarak ve “sıfır sorun” politikasındaki bazı başarısızlıklar yaşaması nedeniyle kendi sorunlarına yönelmişken, ilerleyen zamanlarda dış politika yönünü tekrar Kafkaslara çevirerek, bölgede tekrar ağırlık kazanmaya başlayacağı düşünülmektedir. Türkiye’nin bölgede Azerbaycan gibi doğal müttefikinin olması ve Azerbaycan ile Gürcistan’ı BTC boru hattıyla kendisine bağlamış olması Ankara’nın elini güçlendirmiştir. Türkiye’de yaşayan önemli sayıda Kafkas diasporasının bölgeye yönelik aktif bir şekilde yakınlaşmaya çalışması, Türkiye’nin Abhazya konusunda daha yoğun politika izleyeceği beklenebilir. Ermenistan ile Türkiye arasında yaşanacak olan yeni bir yakınlaşma dönemi ve sınırların açıklamasıyla ticari ilişkilerin gelişmesi ve ulaşım yollarının bağlanmasıyla geleneksel olan Rusya’nın başat rolünün zararına olan bir gelişme olarak görülmektedir.  Ancak Türkiye, Rusya’ya olan önemli derecedeki enerji bağımlılığı nedeniyle Kafkaslarda etkisini artırırken Rusya’nın tepkisini kendi üzerine çekmekten kaçınacaktır.[20]

Sonuç

Kafkasya’ya devam eden tarihsel Türk-Rus rekabetinde enerji kaynaklar ve bölgede müttefik ülkeler konunda Türkiye önemli ilerleme sağlamış ve Rusya ile olan rekabette kazanan taraf olmuştur. Türkiye bölgede etkinliğini artırırken Rusya ile olan ilişkileri göz önünde bulundurarak hareket etmektedir. Buda özellikle bölgedeki güvenlik dengeleri açısından özen göstermektedir. Rusya’nın bölgede askeri anlamda güçlenmesine karşı Türkiye dolaylı yollardan müttefiklerini güçlendirmeye çalışmış, bu ülkelerle birlikte bölgesel işbirliği çerçevesinde etkisini artırmaya yönelmiştir. Türkiye’nin bölgedeki dengeleri bozmayacak şekilde izlediği politikalar, Rusya tarafından fazla tepkiyle karşılanmamaktadır, Ankara’nın aktif bir şekilde bölgede etkinliğinin artması uzun vadede Moskova açısında etkisinin azalacağı endişesini beraberinde getirmiştir.

 


[1][1]Aleksandr Karayev, “Turtsiya i Rossiya na Kavkaze: Vozmojnoe Vzaimodeystvie v Abhazskom i Karabahskom Protsesse, http://www.ia-centr.ru/expert/5999/ (14.05.2013).

[2]E.Tariverdiyeva, “Dogovor o Rossiyskoy Baze v Gümri- Şag k Rasşireniyu Vliyaniya Kremlya v Regione”, http://inosmi.ru/caucasus/20100820/162308482.html (4.05.2013).

[3]Aleksandr Ayzeman, “Rossiya Naraşivaet “Muskulı” na Yujnm Kavkaze”, http://www.apsny.ge/analytics/1366575580.php (3.05.2013).

[4]“Rusya, Abhazya ve Güney Osetya"nın bağımsızlığını tanıdı” Radikal, 26.08.2008.

[5]Yuri Gavrilov, “Bazı na 49 Let”, Nezavisimaya Gazeta, http://www.rg.ru/2011/09/29/bazy.html

[6]“Vneşnyaya Politika Turtsii Oriyentirovan na Yujnıy Kavkaz” http://newsazerbaijan.ru/politic/20130430/298798018.html (4.05.2013).

[7]“Kavkazskaya Politika Turtsii i Rossii”, http://izvestia.ru/news/315097 (02.05.2013).

[8]Ertan Efengil, “Türk-Rus İlişkilerin: Bölgesel İşbirliği veya Stratejik Kazanç”, 21.Yüzyıl Eşiğinde Türk Dış Politikası, İdris Bal(der.), Alfa,2001, s. 310.

[9]“Türkiye’nin Enerji Stratejisi”, http://www.mfa.gov.tr/turkiye_nin-enerji-stratejisi.tr.mfa (17.05.2013)

[10]Burcu Kanbal, “ Türkiye ve Rusya Federasyonu İlişkilerinde Boru Hatları Diplomasisi”, http://politikaakademisi.org/?p=4024 (17.05.2013).

[12]Anton Krivenyuk, “Hartiya Turtcii Ukrotila Kavkaz”, http://www.georgiatimes.info/interview/56704-1.html (15.05.2013).

[13]Nadejda Arbatova, “Moskva i Ankara v Mnogopolyarnom Mire” http://vpk-news.ru/articles/9018 (6.05.2013).

[14]Mihail Agadjanyan, “ 2012 god: Na Yujnom Kavkaze Bez Peremen”, http://www.ru.journal-neo.com/node/120086 (10.05.2013).

[15]Mihail Agadjanyan, “ 2012 god: Na Yujnom Kavkaze Bez Peremen”, http://www.ru.journal-neo.com/node/120086 (10.05.2013).

[16]“V Ankare Startovali Sovmestnıe Uçeniya Turtsii, Azerbaycana i Gruzii”, http://www.ekhokavkaza.ru/archive/news/20120924/3235/2759.html?id=24717956 (11.05.2013).

[17]“Kafkas Kartalı Tatbikatı Başlıyor”, http://www.sondakika.com/haber/haber-kafkas-kartali-tatbikati-basliyor-4116159/ (11.05.2013).

[18]İlkun Babayev, “ Gruziya i Turtsiya Obsudili Boprosı Provedeniya Svomestnıh Voennıh Ucheniy”, http://www.1news.az/region/Georgia/20130216082848856.html (11.05.2013).

[20]Djoşua Kuçer, “Rossiya, İran i Turctciya Vnov Boryutsya za Kavkaz”, http://russian.eurasianet.org/node/59970 (15.05.2013).

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Aziz Ergen   - 11-07-2020

Avrupa Birliği Ortaklık mı, Tehdit mi ?

Mustafa Kemal Atatürk, özdeğerlerden ödün vermeden kalkınıp güçlenmek ve ileri bir uygarlık düzeyine ulaşmak ile “ Avrupa’yı taklit etmek “ , “Avrupalılaşmak “ ya da “ Avrupalı olmak “ gibi teslimiyetçi davranışlar arasına, net ve ayırıcı bir çizgi çizmiştir. ...