BATAK 2019

19 Temmuz 2019
2793

Bu makale 400 Milyar TL Batık Kredi Yapılandırılması ile Türk Özel Sektörünün Yabancı Sermayenin Eline Geçmesinin Süreci Anlatılmaktadır.

Türkiye ekonomisi son dönemde genci ihtiyarı, çiftçisi sanayicisi, işçisi memuru kadını erkeği herkesin dilinde. Kesinlikle ekonomide bir şeyler oldu. Herkesi etkilemeyi başardı.

Merkez Bankası kurulduğu günden bu yana hiçbir kadar tartışılmamıştır herhalde.

Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ile ilgili yazıma öncelikle durum tespiti yaparak başlamak istiyorum.

BES'in genel toplam fon büyüklüğü 94,5 Milyar TL, toplam katılımcı sayısı 6,81 milyon kişiden oluşuyor. 30 Mayıs 2019 tarihi itibariyle BES fonlarında MK(Menkul Kıymet) oranları %10 hisse, %28 tahvilden (DİBS-Devlet İç Borçlanma Senedi) oluşuyor.

Otomatik katılım yolu ile gelen para, yukarıdaki toplamın içinde olmak kaydı ile 6 Milyar TL'dir ve 4,8 milyon kişiden sağlanmaktadır.

Mevzuatı değişen fonların portföyleri ise:

Tüm likit fon toplamı : 10,5 milyar TL

Tüm standart fon toplamı : 7,6 milyar TL

Tüm Devlet Katkısı fonu toplamı : 11,5 milyar TL'dir.

BES fonlarında aşağıdaki değişiklikler yapılmıştır.

1-Devlet katkısı fonunun en az %10’u BİST(Borsa İstanbul)'de hisse senedine ayrılacak.

(Devlet katkısı fonunda toplam 11,5 Milyar TL bir para ve %6,51 hisse senedi vardır. Hisse alınabilir ek TL miktarı 400 milyon TL olarak hesaplanabilir.)

2-Standart Fon en az %10 ve en çok %30 Hisse Senedi alabilir.

30 Mayıs 2019 tarihinde toplam 7,6 milyar TL, 250 milyon TL ve % 3,3 hisse senedi bulunuyor.

Hisse senedine ayrılabilecekler ek tutar en az 750 milyon - en çok 2.25 milyar TL'dir.

3-Para piyasası likit fon en az %25 DİBS alabilir.

30 Mayıs 2019 tarihi itibariyle, likit fonda 10.5 milyar TL para var ve % 1,14 ile 107 milyon TL de DİBS bulunuyor.

Bu durumda ek olarak DİBS'e ayrılabilecek tutar, 2.3 Milyar TL olmaktadır.

 

Sonuç :

1- Standart fon ve devlet katkısı fonuna toplam en az 1,1 Milyar TL en çok 2,5 milyar TL hisse alınabilir. (31/7/2019 tarihine kadar)

Etkileri :

A- Borsa İstanbul günlük işlem hacmi 6-7 milyar TL civarında, iki ay da gelecek maksimum 2,5 milyar TL pozitif bir etki yaratır. Bu durum ilk anda oluşur; ama bu etki bana göre geçicidir.

B-“Borsada, beklentiler alınır ve gerçekler satılır” diye bir söz vardır. Kısacası ucuz fiyattan uzun dönem için hisse seçerek yatırım yapmak tabii ki kazançlıdır.

Fakat sonuç olarak bilanço rakamları ve makro ekonomi verileri orta vadede düzelmeden borsa düzelmez ve toparlanmaz.

Sadece uzun dönemli yatırımcılar için uygun fiyattan portföy oluşturma imkanı oluşur.

Bu arada eski bir banka hazine ve fon yöneticisi olarak ülkede ekonomi ile ilgili SİSTEMATİK RİSK oluştuğunu hatırlatmam lazım.

Bence bayrama kadar “körler sağırlar birbirimizi ağırlar” durumundayız, sonrası belirsizlik deryası.

2-Para piyasasında likit fonlara ek olarak 2,3 milyar TL "HB/DT (DİBS)" yani (hazine bonosu/devlet tahvili) alabilecek bir imkan ortaya çıkar.

 

Etkileri :

A-Devlet 2,3 milyar TL ek borç alır ve faizlerin düşeceği umulur teorik olarak.

B-Faizleri düşürme gibi bir etkisi bence olmaz,

C-Bu kaynak harcanır veya piyasaya bir şekilde verilirse ekonomik canlanma ve büyüme etkisi de yaratmaz; ama enflasyonun artmasına etkisi olur.

D-Bu işlem krizin ortasında sadece ama sadece bayrama kadar bir nefestir.

E-Bu karar İle Likit Fonlar çok ama çok önemli bir özelliğini kaybetmiştir. Bu fonların portföyünde %87 ters-repo vardı ve faiz artışından ve azalışından etkilenmezdi, yani riski en düşük fon ve ana para garantisi olan bir fondu. Biz bu fona yatırım aracı olarak bakmaz, BES'de risk yönetim aracı derdik. Şimdi bu özellik kayboldu, portföyüne doğrudan DİBS koyduğunuzda faizler arttığında fonun değeri azalacaktır.

Kısaca artık faiz riski taşıyan bir fon haline gelmiştir.(BES fonu 16 yıl sonra özelliğini kaybetti, sistemi bozuldu.)

F-Likit fonun portföyünde şimdiye kadar ters-repo vardı ve %87 oranındaydı. Şimdi finans bilgilerinizi hatırlayın lütfen.

Fonlar ters-repo işlemini DiBS karşılığı yapıyordu. Şimdi Bu DİBS'lere ihtiyaç kalmadığına göre, bu DİBS'ler piyasada satılmaya kalkılırsa faizlerde yükselme etkisi oluşur ve ek 2,3 milyar TL yeni DİBS almanın da bir etkisi olmaz.

“Sıfıra Sıfır Elde Var Sıfır”

Tarım ve sanayide üretim artmadıkça, tasarruf yapılmadıkça, israf devam ettikçe 3-5 milyar TL para yaratacağım diye 16 yıllık BES sistemini sakatlamanın ve güvensizlik yaratmanın lüzumu yoktu, ama maalesef  BES sistemi de tahrip edildi.

Türkiye’nin şuan içinde bulunduğu durum veya sorunları sadece ekonomik değildir.

Türkiye ekonomisinde 2018 yılında vatandaş ve şirketler tarafından hissedilir hale gelen ve 2019 yılında da devam eden krizin aslında başlangıcı, 2005 yılı sonrasında uygulamaya konulan “inşaat ekonomisi”, “beton ekonomisi” diye adlandırdığımız üretken olmayan yatırımlara ülke kaynaklarının neredeyse tamamının aktarılmasıdır.

Türkiye’de yabancılara gayrimenkul edinimini tanıyan ancak özel durumlarda sınırlandıran bir sistem bulunmaktadır. Yabancıların taşınmaz mal edinebilmesi yönünden Avrupa Birliği ve ülkemiz uygulamalarının genel olarak benzer olmakla birlikte 2008 sonrasında taşınmaz ediniminin tanınması yönünden birçok Avrupa Birliği üye ülkesinden de ileri olduğumuzu söylemek yanlış olmayacaktır.

Net hata ve noksan kalemini bir efsane olarak adlandırıyorum. Çünkü efsane kelimesi farklı şekillerde tanımlansa da en yaygın kullanışı, “halk arasında nesilden nesile aktarılmış ve doğruluğu tartışılır hikayeler” şeklindedir. Ödemeler bilançosunda yer alan net hata ve noksan kalemi de nasıl oluştuğu konusunda tam fikir birliğine varılsa da tam olarak açıklanamayan ve tartışılan bir efsaneye dönüşmektedir.

Bundan yaklaşık iki ay önceki ilk yazımız da Türkiye ekonomisinin genel bir değerlendirmesini yapmıştık. Daha sonra dış denge ve mali dengedeki makro ekonomik göstergelerdeki gelişimleri incelemiştik. Bu yazımda reel denge olarak ifade ettiğimiz günlük ekonomik işleyiş ile ilgili makro ekonomik göstergelere bir bakacağız. 

Yazımızın üçüncü bölümü, Türkiye ekonomisinin uluslararası hesaplarının gösterildiği dış denge makro ekonomik göstergeler üzerine olacaktır.

İlk yazımızda Türkiye’de zamanında rasyonel bir şekilde uygulanmayan dış ticaret, para ve maliye politikalarının var olan ekonomik sorunların büyümesine ve yayılmasına ve de belirginleşmesine neden olduğundan bahsetmiştik. 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR