Yılın ikinci çeyreğinde, ABD yüzde 12.2, Çin yüzde 7.6, Avro alanı 14.3, Fransa yüzde 18.7, Yunanistan yüzde 16.4, Türkiye ise yüzde 21.7 büyümüş.

Kalkınma nedir? Genel manada kalkınma, bir ülkede üretimin ve o ülkede yaşayan insanların milli gelirlerinin artmasının yanı sıra toplumun sosyal ve kültürel değerlerinin iyileştirilmesi, yenileştirilmesi ve medeniyetin ilerlemesine paralel olarak değiştirilmesi şeklinde tanımlanabilir.

Dünyada hanidir bir ekonomik durgunluk korkusu vardı. Bu korku pandemi ile birlikte daha da arttı. Ama Covid 19 için aşı ve ilaç bulma kararlılık, yetenek, bilgi ve teknolojisine sahip ülkeler, ekonomik durgunluğa karşı son 14 yıldan beri geliştirdikleri ilacın dozunu iki yıldır daha arttırdıklarından özlem duydukları enflasyon, çağrılara kulak vermiş gözüküyor.

Her ülkede Merkez Bankaları ile Hazine arasındaki dayanışma ilişkisi para ve maliye politikalarının kalbi gibi işlev görür. Dolayısı ile ekonomideki nakit akışını kan dolaşımı sistemi olarak düşünecek olursak, iki kurum arasındaki ilişki, kanı vücuda pompalayıp, geri toplama, basıncı denetleme gibi, ekonomiyi gerektiği kadar hızlandırma veya yavaşlatmayı açıklar.

Eskiden karnelerimizde bulunan hal ve gidiş notu, aydan aya, yarıyıldan yarıyıla veya yıldan yıla davranışlarımızın seyrindeki değişmeyi gösterirdi. 

Bir ülkede yıllık fiyat artışları çift haneli olursa, kısa vadede talebi daraltmak için başvurulan para politikası önlemlerinin başında faiz yükseltmek gelir.

1970'li yılların enflasyonist ortamı, batı dünyasında iktisat yazınına pek çok yeni kavram kazandırmıştı. Bu, soruna farklı boyutları ile tanı koyup, çözüm üretmek için olduğu kadar,akademik duyarlılığın bir sonucuydu.

Birinci dünya savaşı sonrası 1945'te başkan Truman döneminde dünyada yürürlüğe sokulan Bretton Woods anlaşması sonrası dünya dövizlerinin ABD dolarına, doların ise altın karşılığına endekslenmesi öngörülmüş ve dolayısıyla Amerikan İmparatorluğu ile sembolleşen Amerikan Yüzyılı başlamıştır.

Pandemi ile derinleşen ekonomik zorluklar ve bilhassa dünyanın yeniden durgunlukla el ele yürüyen bir enflasyonist döneme yeniden girme eğilimi, başta ABD olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde yeniden altın standardına dönülmesi konusunda bazı görüşlerin tartışılmasına yol açmaktadır.

1929-30 bunalımı bilindiği gibi dünya ekonomilerini, ikinci dünya savaşı sonrasına kadar yüksek koruma duvarları arkasına itmişti.  Savaşın bitmesinden hemen sonra, mağlup veya galip fark etmeksizin ülkeler aralarında anlaşarak dünya ticaretinin gelişmesini engelleyen kota, kısıtlama ve tarifeleri azaltmaya karar verdiklerinde, bir işbirliği iklimi yaratıldı.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's“Türkiye'nin kredi notunu” B1'den B2'ye indirdi ve “görünüm değerlendirmesini” de, mali ölçümlerin beklenenden daha hızlı kötüleşebileceğini kaydederek "negatif"te bıraktı[1]

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR