Enerji ve Güvenliği Üzerine Notlar

Yazan  24 Aralık 2010
Devlet içinde ve dışındaki bilgi birikimi, uzmanlık, insan kaynağını, bakış açısı, hafızayı bir araya getirecek bir Enerji Güvenlik Konseyi’nin kurulması isabetli olabilir.

Zaman içinde enerji çok muhtemelen geçen yüzyıla göre daha nadir, pahalı, güvensiz ve vazgeçilmez olacaktır. Giderek çevre, enerji ve güvenlik meselelerinin arasında daha ciddi bağlantıların olduğu ortaya çıkmaktadır. Enerji açısından dışa bağımlı ülkelerin bu nedenle ödeyecekleri ekonomik, siyasi ve askeri bedeller yüzyıl ilerledikçe artacaktır. Türkiye'nin de enerji bağımlılığı olan ülkelere yönelik dış politikasında tercihlerinin sınırlanması, pazarlık ve manevra alanının daralması şaşırtıcı olmaz.

 

Enerji kaynaklarının sınırlı olması, fosil kaynakların büyük bir bölümünün bazı bölgelerde yoğunlaşmış olması ve bu bölgelerin siyasi açıdan istikrarsızlığı ve kırılganlığı, petrol üretimi ile tüketimi ve rafineri kapasitesi ile petrol tüketimi arasındaki farkın çok sınırlı olması enerji konusunda yapısal, dönemsel ve anlık belirsizliklere neden olmaktadır. Üretici ülkelerde yaşanabilecek ani ve radikal siyasi gelişmelerin enerji üretimi ve akışının istikrarına, dolayısıyla fiyat istikrarına yönelik olumsuz etkileri olabilmektedir.

 

Terör grupları siyasi amaçları doğrultusunda sadece zarar vermek için, yine onlar ve bazı profesyonel suç örgütleri "kira" alabilmek için, koruma şirketleri kendilerine "iş çıksın" diye, bazı istihbarat örgütleri bizzat kendileri veya taşeron örgütler vasıtasıyla jeopolitik amaçlarla, boru hatları ve daha az sıklıkta olsa da barajlar, enerji nakil hatları, nükleer olanlar dahil büyük enerji tesislerinin güvenliğine yönelik eylemler düzenleyebilirler. Önümüzdeki on yıllarda enerjinin güvenlik maliyetinin de artması sürpriz olmaz.

 

2030 yılında mevcut bilinen fosil rezervlerin yarıdan fazlası tüketilmiş olacaktır. Bu durumun yeni bulunacak rezervler, yeni ve/veya alternatif enerji teknolojileri ile kısmen ertelenmesi mümkündür. Ama bugün okula başlayan çocukların orta yaşa varmalarından önce dünyanın enerji kaynaklı ciddi gerilim ve buhranlar yaşaması çok muhtemeldir. Petrol savaşlarının yaşanması muhtemelen petrolün bitmesinden çok önce başlayacaktır. Bu noktada daha 1975'te ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger'ın ABD'nin S. Arabistan'ı olası bir işgalinin sonuçlarını etüt ettirdiğini hatırlamak gerekir (Miles Ignotus, "Seizing Arab Oil", Harper's, Mart 1975, ss. 45-62).

 

Enerji fiyatlarının yüksekliği ya da geleceğe güvenle bakmayı engelleyen istikrarsızlığı Türkiye gibi dış enerji kaynaklarına bağımlı olan ülkeler için önemli bir sorundur. Bu nedenle Ankara önde gelen petrol ithalatçısı ülkelerin (OPIC - Petrol İthal Eden Ülkeler Örgütü?) tüketici karteli değilse bile belli bir koordinasyon ve dayanışma içinde olması için bir araya gelmelerine öncülük etmelidir.

 

Türkiye'nin en güçlü iki komşusu Rusya ve İran'a olan enerji bağımlılığının her zaman sorunsuz devam edeceğinden emin olunamaz. Rusya'ya hem gaz hem de nükleerde bağımlı olmanın ilave sakıncaları olduğunu görmek zor değildir. Bu bağımlılıklar karşılıklıdır ama asimetriktir de. Bu asimetri kendini, bu iki ülkenin, bazı zorlukları ve maliyeti olsa ve zaman alsa da, pazar olarak Türkiye dışında alternatifler bulabileceklerini düşünebilmeleri, ama Ankara'nın böyle bir şansı olmamasında gösterebilir. Bu iki ülke teknik, güvenlik ve siyasi neden ve bahanelerle Türkiye'ye enerji akışını durdurma, yavaşlatma ya da düzensizleştirme gibi yollara başvurarak Türkiye'ye kendilerine olan bağımlılığını hatırlatma, onu uyarma ve cezalandırma yoluna gidebilirler. Türkiye, başta bu iki ülke olmak üzere enerji ithal ettiği ülkelere, siyasi ve jeopolitik nedenlerle belirtilen türde yollara başvurmalarını kabul edemeyeceğini, bu gibi şeylerin aradaki güven ilişkisini tamamen yok edeceğini belirtmeli, bundan sonraki anlaşmalara bu tür şantajları tespit ve tazmin edecek maddeler koydurmaya çalışmalıdır.

 

Transit bir ülke olmak Türkiye'nin enerji kıtlığının yaşandığı veya bunun yaklaştığı dönemlerde nispeten daha az sorun yaşayacağı anlamına gelir mi? Transit ülke olmanın

Türkiye'ye getireceği fayda, maliyet ve riskleri daha iyi hesaplayacak kadro ve analitik araçlara sahip olunmalıdır. Rusya, İran ve Orta Asya cumhuriyetlerinin enerji kaynaklarını yurtdışı pazarlara taşıyan hat ve anlaşmaların giderek batıdan doğuya döndüğü söylenebilir.

 

Enerji konusunda yeni teknolojileri yaratma, takip etme ve uygulama konusunda üniversite, özel sektör, devlet ve belki yabancı sermayeyi bir araya getirecek bir Yüksek Enerji Enstitüsü'nün varlığı ve kalitesi Türkiye'nin önümüzdeki yıllarda önemi artacak bu hayati konuya hazırlıksız yakalanmasını önleyebilecektir.

 

Gelişmiş ülkeler ileri teknoloji sayesinde petrol ve gazdan başka enerji kaynaklarına geçseler dahi bu teknolojileri hızlı, kolayca ve karşılığında bir şey istemeden bizimle paylaşacak değillerdir. Ayrıca bu yeni teknolojilere geçmenin Türkiye için ciddi dönüşüm maliyetleri de olacaktır.

 

Dünyada enerji konusunda üretilen bilgi ve fikirleri Türkiye ortamına taşıyacak ve yenilerini geliştirecek bir düşünce kuruluşunun kurulması ülke açısından çok isabetli olabilir. Böyle bir kuruluş enerji konusunda çalışan üniversite, bürokrasi, siyaset, özel sektör ve medya dünyasından kişileri bir araya getirerek yeni fikir ve projelerin filizlenmesine katkıda bulunabilir. Türkiye'nin enerjinin çeşitli alt konularında uzmanlık geliştirmiş çok sayıda insana ihtiyacı vardır. Enerji uzmanlığının saygın, etkin ve ekonomik açıdan tatmin eden güvenli bir meslek olması gençlerin kariyer seçerken bu alanı daha da ciddiye almalarını sağlayabilir.

 

Enerji politikalarımızın süreklilik arz etmesinin önemi açıktır. Bu nedenle hükümetlerin gerek iktidardayken muhalefetle, gerekse iktidarı devrederken yeni hükümeti kuracak partilerle yoğun ve dürüst bir istişare ve işbirliğinde bulunmakta sorumlulukları vardır. Meclis'teki enerji ile ilgili komisyonun da yasamanın yanında hem denetleme, hesap sorma, gündem oluşturma gibi fonksiyonlarını yerine getirirken Meclis dışındaki uzmanlarla daha etkin ve yoğun bir çalışma içine girmesi gerekmektedir.

 

Enerji konusu, siyasi, jeopolitik, diplomatik, ekonomik, güvenlik, çevre, hukuk, finans, istihbarat boyutları olan çok boyutlu, uzun dönemli, karmaşık, dinamik, kilit ve dolayısıyla stratejik bir meseledir. Bu nedenle Türkiye'de enerji konusunda, devlet içinde ve dışındaki bilgi birikimi, uzmanlık, insan kaynağını, bakış açısı, hafızayı bir araya getirecek bir Enerji Güvenlik Konseyi'nin kurulması isabetli olabilir. Enerji Bakanlığı'nın liderliğinde veya belki Başbakanlık'ta devletin değişik kurumları arasında bilgi, analiz, personel paylaşımı ve koordinasyonun daha düzenli ve disiplinli hale gelmesi ve uzun dönemli stratejik planlama yapılması gibi getirileri olacak bu tür bir kurum için geç kalınmamalıdır.

Şanlı Bahadır Koç

Adı  Soyadı: Şanlı Bahadır KOÇ

Doğum Yeri:  Eskişehir

 Eğitim Durumu

İlk Öğretim-Lise:: Eskişehir Anadolu Lisesi

 Üniversite: Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü

Yüksek Lisans: Bilkent Tarih Bölümü, Tez Konusu“Noel Buxton: Portrait of a Philantrophist as a Turcophobe.

İlgi Alanı: ABD iç siyaseti ve dış politikası, Türk dış politikası, Orta Doğu siyaseti, Güvenlik karar alma mekanizmaları ve istihbarat teorisi

 Bildiği Diller:

İngilizce

Bugüne Kadar Çalıştığı Yerler:

* ASAM (2001-2009)

* Hürriyet Gazetesi (2009)

Bilimsel Çalışmalar

1997’den bu yana Foreign Press Review adlı yabancı basın derlemesinin editörlüğünü yapmaktadır.

Makaleleri

Enerji ve Güvenliği Üzerine Notlar 29 Kasım 2010.  

Amerikan Travması ve Kongre Seçimleri 23 Kasım 2010

Füze Savunması Üzerine 20 Soru ve 5 Seçenek 20 Ekim 2010

Obama Ekibinde Yaprak Dökümü - Beyaz Saray’dan Kaçış mı? 12 Ekim 2010

"Kürt Devleti" Üzerine Notlar ve Çeşitlemeler 23 Eylül 2010

Mullen’ın Ankara Ziyareti 7 Eylül 2010

ABD’nin Afganistan’daki Seçenekleri 24 Ağustos 2010

Financial Times Haberinin Türk-Amerikan İlişkileri Üzerine Düşündürttükleri 18 Ağustos 2010

İsrail-ABD-İran-Türkiye Dörtgeni 26 Temmuz 2010

Bay Netanyahu Washington’a Gitti: Böyle mi Olacaktı, Obama? 16 Temmuz 2010

Stratejik Dehlizlerde Derinlik Sarhoşluğu: Bir AKP Dış Politikası Eleştirisi Temmuz 2010

Rus Casusluk Olayı: "John Le Carre mi, Austin Powers mı?" 5 Temmuz 2010

“Mahalleye Hoş Geldin”:Türkiye’nin Orta Doğu’da İlk Günü 02 Haziran 2010

Nükleer Takas: “Savaşı Bitiren Anlaşma” mı, “Acem Oyunu” mu? 20 Mayıs 2010

ABD Irak’tan Çekilirken Riskler ve Hesaplar 1 Mayıs 2010

ABD-İsrail İlişkilerinde “Normalleşme” Sancıları 22 Nisan 2010

Obama’nın Nükleer Cazibe Taarruzu: Bardağın Üçte Biri Dolu 9 Nisan 2010

ABD-İsrail İlişkilerinde “Tektonik Kayma” mı? 5 Nisan 2010

Irak Seçimleri: Sonun Başlangıcı, Başlangıcın Sonu 19 Mart 2010

Ermeni Karar Tasarısı Üzerine Notlar, Yorumlar ve Öneriler 8 Mart 2010

Bütçe Açığı ve Amerikan Gerilemesinin Ekonomi Politiği 19 Şubat 2010

Cemaat-skeptic 6 Ocak 2010

AKP bir seçim daha kazanırsa burası FC olur 4 Ocak 2010

ABD bu işin neresinde? 29 Aralık 2009

Türkiye-Ermenistan Protokolü Üzerine Düşünceler 3 Eylül 2009

"Obama’nın Savaşı":AfPak Üzerine Notlar 20 Nisan 2009

Obama’nın Türkiye Gezisi ve Türk-Amerikan İlişkileri 19 Mart 2009

ABD ve Orta Doğu Barış Süreci Mart 2009

Obama’nın “Kırkı Çıkarken” Mart 2009

ABD-PKK “İlişkisi” Üzerine Notlar Şubat 2009

Mahşerin Üç Atlısı: Ross, Holbrooke ve Mitchell 5 Şubat 2009

SOFA ABD için Irak’ta “Sonun Başlangıcı” mı? Ocak 2009

Obama Döneminde ABD ve Asya 15 Ocak 2009

Obama’nın Güvenlik Kabinesi Üzerine Notlar 4 Aralık 2008

 Yeni ABD Başkanı Obama ve Türk-Amerikan İlişkileri 6 Kasım 2008 - eksik

ABD Başkanlık Seçimlerinin Türk-Amerikan İlişkilerine Muhtemel Etkileri 30 Ekim 2008

ABD Başkanlık Seçimleri Ekim 2008

Obama’nın Biden’ı Tercihinin Bir Tahlili 26 Ağustos 2008

Amerikan Sağı Üzerine Notlar Ağustos 2008

Gürcistan Krizi, ABD ve Türkiye 11 Ağustos 2008

Obama'nın Dış Gezisi 29 Temmuz 2008

Başkan Bush’un Avrupa Gezisi ve Transatlantik İlişkileri 18 Haziran 2008

ABD Seçimleri (ppt) - 10 Haziran 2008

"Sessiz Tsunami": Global Gıda Krizi (ppt) - 29 Nisan 2008

Amiral Fallon'un İstifası 13 Mart 2008

ABD ve PKK İlişkisi Üzerine Notlar 22 Kasım 2007

“İçeride Liberal, Dışarıda Şahin”: K. Irak’a Harekat Üzerine Notlar 25 Ekimy 2007

K.Irak'a Ekonomik Müeyyideler Üzerine Sorular 25 Ekimy 2007

Irak "Hamle"sinin Muhasebesi Eylül 2007

Türk-Amerikan İlişkileri - Yeni Dönemin Gündemi Eylül 2007

ABD, K. Irak ve Türkiye Üzerine Notlar ve Sorular Haziran 2007

ABD ve Orta Doğu: "Müflis mirasyedi" mi "stratejik deha" mı? Mayıs 2007

Recommendations for Strengthening U.S.-Turkish Relations February 26, 2007

ABD'nin Irak'taki Seçenekleri Ocak 2007

'Topal Ördek'le İki Yıl Daha: 2006 Kongre Seçimleri Aralık 2006

U.S.: Empire, Gulliver or the “First Among Unequals” (ppt) - ASAM 2023 Conference - October 2006

Türk-Amerikan İlişkilerinde “İkinci Bahar” mı, “Sonun Başlangıcı” mı? Stratejik Analiz - Haziran 2006 -

Irak’ta Direnişin ve İşgalin Gölgesinde Demokrasi Deneyi Avrasya Dosyası - İslam ve Demokrasi Özel Sayısı

Gurur ve Önyargı: ABD İran Gerginliği ve Türkiye Stratejik Analiz Nisan 2006 - (pdf)

Arzın Merkezine Seyahat: ABD Ulusal Güvenlik Konseyi - Journey to the Center of the World: U.S. National Security Council Avrasya Dosyası 2005

Dört Tarz-ı Siyaset: Türk-Amerikan İlişkileri ve Başbakan Erdoğan’ın Washington Ziyareti Temmuz 2005

11 Eylül’den Sonra Türk-Amerikan İlişkileri: Eski Dostlar mı Eskimeyen Dostlar mı? Avrasya Dosyası - 2005

“Dört Yıl Daha”: Yeni Bush Yönetimi ve Dünya Aralık 2004

2004’ten 2005’e Türk-Amerikan İlişkileri Aralık 2004

Türkiye, Iraklı Kürtler ve Statükonun Meşruiyeti Nisan 2004 - eksik

Askerî Alanda Devrim: Askerî Bir Senfoni Ocak 2004

Çirkin Amerikalı’ ile ‘Güven Bunalımı’: ‘Süleymaniye Krizi ve Türk-Amerikan İlişkileri Temmuz 2003 - ( pdf )

The Middle East: A Land of Opportunity and Peril for Turkey - May 2003

Türk-Amerikan İlişkileri Üzerine Notlar: Ataerkil Yapıdan Tüccar Mantığına mı? Mayıs 2003

Türkiye, ABD ve Irak Harekâtı: Hayır Diyebilen Türkiye? - Şubat 2003

Değişim, ‘Sense of Proportion’ ve Tarihin Yararları ile Sınırları Üzerine Nisan 2003

ABD Güvenlik Politikalarında Güç Kullanımı ve Caydırıcılık Ağustos 2002

“Yalnız Kovboy” ya da “Eşit Olmayanlar Arasında Birinci”: ABD Dış Politikasında Tektaraflılık-Çoktaraflılık Tartışmaları Mart 2002

İyi, Kötü ve Çirkin: ABD'nin Orta Doğu Politikaları Ocak 2002

Unilateralism corrupts, absolute unilateralism corrupts absolutely Turkish News, May 21, 2002

ABD ve Afganistan: Çıkış Var mı? Kasım 2001

Realism and Change

Crime and Punishment - Deterrence and its Failure in Theory and Practice 2001

“Tüketebileceğimizden Daha Fazla Değişim” ya da Eskimeyen Dünya Düzeni Ekim 2001

“ABD-AB İlişkilerinde Metal Yorgunluğu” Haziran 2001

2002-2004 yılları arasında ASAM için yazdığı kısa “Günlük Değerlendirmeler” için bkz. http://ajp1914.blogspot.com/

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü   - 18-10-2019

ABD-Türkiye’nin Kuzeydoğu Suriye Mutabakatı Nedir, Ne Değildir?

ABD ve Türk yetkililerin açıklamalarında anlaşmaya varılmıştır denilse de kamuoyuna sunulan metnin başlığı ortak açıklama olarak geçmektedir. Bu haliyle metni bir anlaşmadan ziyade mutabakat metni olarak görmek gerekir.