Su-35 veya Su-57 Türkiye İçin Bir Alternatif Olabilir Mi?

Yazan  01 Eylül 2019

Türkiye'nin Rusya'dan satın aldığı S-400 sistemlerinin 2. Bataryasının Ankara Mürted Meydan Komutanlığına intikali ve Rusya'nın başkenti Moskova yakınlarında düzenlenen Uluslararası Havacılık Fuarı MAKS-2019’un açılışının aynı güne denk gelmesi ile birlikte Su-35 ve SU-57 uçaklarının Türkiye tarafından satın alınıp alınmayacağı konusu gündemi süratle işgal etmeye başladı. 

 

S-400 satın alması nedeniyle, F-35 ortaklığından çıkarılma aşaması içerisinde olan Türkiye, 5'inci Nesil Muharip Uçak ihtiyacı için çok yönlü arayış içerinde bulunmaktadır. Bu kapsamda Türkiye yerli üretim TF-X projesini bir taraftan yürütürken, Rusya ile de Su-35 ve Su-57 uçakları üzerinden satın alma, ortak üretim veya teknoloji transferi gibi seçenekler üzerinden görüş alışverişi içinde bulunduğu anlaşılmaktadır.

Bölgemizdeki ülkelerinden, İsrail F-35'leri hava harekatlarında kullanmaya başlarken, bölge dışı aktörlerden ABD ve İngiltere'de F-35'leri bölgemizdeki meydanlara intikal ettirerek tatbikat uçuşları yapmaktadırlar. Ülkemizin çevresindeki gelişmeler Türkiye'nin de kısa sürede 5'inci nesil Muharip Uçaklara sahip olmasını işaret etmektedir.

Başlıktaki soruya cevap verebilmek için F-35, Su-35 ve Su-57 uçaklarını bizce önemli olduğunu düşündüğümüz açılardan incelemeye çalışalım, bu arada önemli bir iki konuyu izah edelim. Askeri Sistemlerin performans bilgileri "Gizli" olması nedeniyle, "bilmesi gereken" prensibine göre sadece yetkili kişiler tarafından bilinmektedir. Açık kaynaklarda ABD kaynaklı sistemler için bir kısım bilgiler bulabilirken Rus sistemleri hakkında pek detaylı bilgi bulunmamaktadır. İnternet ortamında Stealth uçaklara ait birçok sayısal değerler karşılaştırılmakta, ancak bu bilgilerin doğruluğuna emin olmadığımız için yanılgıya ve yanlış yönlendirmeye sebep olabileceğini göz önünde tutulmalıyız.Buna rağmen biz yinede güvenebileceğimizi düşündüğümüz bazı açık kaynak bilgilerini kullanacağız.

Burada şunu da ifade edeyim,aslında uçak karşılaştırmalarını yapmaktan ziyade nasıl bir Stealth Uçak istediğiniz çok daha önemlidir. Benim düşünceme göre, bu aşamada 5'inci Nesil Uçak seçerken Türkiye olarak dikkat etmemiz gereken konuları şöyle sıralayabiliriz; Uçakların Stealthve Karşı-Stealth  özelliğinin olup olmadığı, Mühimmat özellikleri, Görev Sistemlerinin etkinliği, Uçak üzerindeki sensörlerin füzyonu, Ağ merkezli harekat konseptine uygunluğu/mevcut sisteminize entegre edilip edilemeyeceği dikkate alınmalıdır. Saydığım bu özellikleri yeterince karşılayamayan herhangi bir uçağı,ülkemizin bulunduğu mevcut konjonktürde, tedarik etmesi çok anlamlı olmayacaktır.

Stealth Özellikleri açısından bakıldığında,ilk bakacağımız özellik RCS değeridir. Açık kaynaklarda F-35 RCS değeri 0.005 m2, Su-35 RCS değeri 1m2-3m2ve Su-57 RCS değeri olarak 0.5 m2 olarak verilmektedir. Buradan hareketle F-35 Uçaklarının Su-57 uçağından çok daha iyi  Stealth özelliğe sahip olduğu, Su-35 uçağının ise Stealth özelliği bulunmadığı rahatlıkla söyleyebiliriz.

Karşı-Stealth özellikleri açısından bakıldığında uçaklar üzerinde öncelikle ESM sistemleri ve IRST sistemleri ve bunların  tespit mesafeleri incelenmelidir. ESM ve IRST sensörlerinin her ikisi de Karşı-stealth olarak kullanılabilecek sistemlerdir. F-35 uçağı üzerinde her iki sensörde yer almakta, ancak IRST tespit mesafesi konusunda bilgi bulunmamaktadır. Su-35 üzerinde IRST sisteminin bulunduğu tespit mesafesinin 50 km olduğu yönünde bilgiler bulunmaktadır, ki bu tespit mesafesi yeterli bir mesafe değildir. Su-57 IRST kabiliyeti konusunda ise hiç bir bilgiye ulaşılamamaktadır.

Mühimmat açısından bakıldığında hava-hava hassas güdümlü füzelerin isabet yüzdeleri ve yerli mühimmatların kullanılıp kullanılamayacağı konularına önem verilmelidir.

Özellikle uçak üzerinde yer alan sistemlerden Radar, ESM, ECM, IRST, Muhabere ve Füzyon Sistemlerinin performansları açısından ihtiyacımıza cevap verip veremeyeceği sorgulanmalıdır.

Sensör Füzyonu 5'inci Nesil Uçaklar için çok önem taşıyan bir özelliktir. Yani Uçak üzerinde bulunabilecek bütün görev sistemlerinin elde ettiği veriyi otomatik olarak işleyip, ön paneldeki ekranda pilota hava resmi olarak gösterebilmelidir. Üstelik oluşturduğu bu taktik resmi başka platformlara aktaracak/başka platformların oluşturduğu taktik hava resmini alabilecek kabiliyete sahip olmalıdır.

5'inci Nesil Uçakların ağ merkezli harekat konseptine uygunluğu en önemli özelliklerden birisi olmalıdır. F-35 marketing değerleri açısından bakıldığında ağ merkezli harekat konseptine uygun olarak çalışmaktadır.Su-35 ve Su-57 uçaklarının ne ölçüde böyle bir ihtiyacı karşıladığı bilinmemektedir.

Gelelim entegrasyon konusuna; Türkiye tüm NATO ülkelerinde olduğu gibi, NATO standartlarına uygun Ağ Merkezli (Network Centric) Harekat konsepti uygulayan bir ülkedir. Mevcut altyapısı da buna göre şekillenmiştir. Tedarik ettiği bütün hava, deniz ve kara platformlarını da bu konsepte entegre edebilmek için büyük çaba göstermektedir.

Fakat Rusya'dan satın alınan 2 batarya S-400 sistemi veya tedarik edilmesi durumunda Su-35 veya Su-57 uçakları bu konseptin dışında kalmak zorunda kalacaktır, yani NATO kısıtlamaları nedeniyle mevcut ağ merkezli harekat sistemine entegre edilemeyecektir.  Rusya'nın nasıl bir taktik veri aktarma sistemi kullandığı konusunda açık kaynaklarda tatmin edici bir bilgi bulunmamasına rağmen, bir çeşit link sistemi kullandığı muhakkaktır. Türkiye'nin tedarik edilen veya edilecek Rus sistemleri için milli bir taktik veri sistemi geliştirmesi veya Rus sistemleri üzerinde var olan Rus muhabere sistemlerini kullanması gerekecektir. Buda mevcut kullanılan NATO tabanlı ağ merkezli harekat konseptinin yanında yeni bir taktik veri ağının kurulması, savunma mimarisi oluşturulması, ilave personel temini ve yeni altyapı ile öngörülemeyecek ilave maliyet anlamına gelebilecektir.

Bugün gelinen teknolojik aşamada, dünyanın en iyi platformunu (uçağını, gemisini veya tankını vb.) satın alsanız/üretseniz,  fakat başka platformlarınız tarafından ortaklaşa üretilen taktik veriyi bu platforma gönderip ondan taktik veri alamıyorsanız bu platformun bir kıymeti olmayacaktır. Bu nedenle, Rus orijinli sistemlerin ağ merkezli değil de platform merkezli veya otonom kullanılması durumunda bu sistemlerden istenen beklentiler karşılanamayabilecektir. Bu konu, çok derin ve kapsamlı olması nedeniyle bu paragrafı burada tamamlarken, ilgili uzmanların bu konuya azami dikkat göstermesi ülkemizin menfaatine olacaktır.

Şimdi biraz gündemdeki Rus uçaklarına yakından bakalım. Su-35 uçakları Hava-Hava muharebeleri için çok uygun ve üstün bir uçak olarak görülebilir. Fakat 5'inci Nesil Uçakların envantere girmesiyle birlikte hava-hava muharebelerinin bir parçası olan "dog-fight" olarak bilinen "it dalaşı"2 ,3 ve 4'üncü nesil uçaklar önemli bir manevra iken 5'inci Nesil Uçaklar için demode bir  manevra olarak geride kaldığını düşünenlerdenim. Su-35 ve F-35 uçaklarının kafa kafaya geldikleri veya getirildikleri bir ortamda Su-35 uçağının kıvraklığı nedeniyle daha avantajlı olacağını düşünüyorum.

Fakat bunun tam tersi bir ortamda yani kısıtlı sektördeki Uçak radar görüşü ve kısıtlı IRST kabiliyeti ile yer radar desteği almayan bir Su-35 uçağının, Stealth kabiliyetli ve birçok sensör ile donanmış durumsal farkındalık açısından çok üstün bir F-35 karşısında avantajını yitireceğini düşünüyorum. Su-35 uçağı Dördüncü Nesil kategorisinde üstün kabiliyetli bir uçak olabilir, 5 nci Nesil Stealth Uçaklara karşı etkili olabileceğini düşünmüyorum. Ayrıca Su-35 Uçağı Rus taktik veri sistemi kullanması nedeniyle mevcut sistemlerimize NATO kısıtlamaları nedeniyle mevcut ağ merkezli harekat konseptine entegre edilemeyecektir. Su-35 uçakları Rus Hava Savunma Sistemi içinde etkin olarak kullanılabilirken, yukarıda ifade etmeye çalıştığım nedenlerle bizim mevcut altyapımız içersinde aynı etkinlikte kullanılamayacağı için iyi bir  alternatif olmadığını düşünmüyorum.

Su-57 uçakları ise 2002 yılında Rusya tarafından geliştirilmeye başlanmış, 2010 yılında ilk uçuşunu gerçekleştirmiş, yeni nesil motoru ile de ilk test uçuşunu 2017'de yapmıştır.

Bu noktada gözden kaçırmamamız gereken bir konu bulunmaktadır. Rusya ve Hindistan yaklaşık on yıl önce Su-57'nin Hindistan versiyonu olacak  "Perspective Multi-role Fighter (PMF)" inortak geliştirme ve üretimi konusunda anlaşma yapmışlar, ancak 2018 yılına gelindiğinde Hindistan; Rusya'nın Su-57 uçuş bilgisayarı ve görev yazılımı kaynak kodlarının paylaşılmasını istememesi, iş paylaşımındaki anlaşmazlıklar, uçak motorundaki zayıflık, stealth  özelliğinin yetersizliği ve mühimmat taşıma kapasitesindeki yetersizlikler gibi nedenleri beyan ederek tek taraflı olarak projeden çekilmiştir. Buna rağmen, Rusya geçtiğimiz Temmuz ayında Hindistan'a Su-57 uçağını birlikte üretme teklifini yinelemiştir.

Burada şunu belirtelim,halihazırda Su-57 test ve gösteri uçuşları yapmaktadır, ancak Görev sistemleri ile ilgili bilgi bulunmamaktadır. Bu da bir bütün olarak Su-57 uçağının belli bir yetkinliğe ulaşamadığı izlenimini vermektedir. Bu izlenimde Hindistan'ın projeden çekilme nedenlerinin de payı bulunmaktadır.  Aynı zamanda  Su-57 uçağının geliştirme işleminin devam ettiği görülmektedir. Bu nedenle, Su-57'nin ulaştığı yetkinliği tam olarak görmeden önümüzdeki yakın dönemde Su-57'nin Türkiye için bir alternatif olabileceğini söylemek güç görünmektedir.

Ancak yinede, 5'inci Nesil Uçak tedarikindeki sıkışıklığı aşabilmek için, Hindistan-Rusya modelinde olduğu gibi TF-X projesi ve Su-57 projesinin ortak ihtiyaçları bir havuzda biriktirilerek "ortak geliştirme ve üretimi" konusu dikkate alınmaya değer bir yaklaşım olabilir.  Türkiye'nin de ortak geliştirme ve üretim kapsamında önemli katkıları olabilir. Rusya'nın teknoloji transferi konusunda Hindistan'a gösterdiği yaklaşımdan farklı bir yaklaşım göstereceğini düşünmemekle birlikte, yine de orak geliştirme ve üretim üzerine görüş alışverişinde bulunulabilir. Ancak görüşmelerde Hindistan'ın ortaklıktan ayrılırken ortaya koyduğu sebepler veya daha fazlası bizim de özen göstereceğimiz hususlar olmalıdır.

Sonuç olarak, Rusya ve Türkiye ortak geliştirme ve üretimi kapsamında TF-X uçağının geliştirme ve üretiminin hızlanması sağlanabilir.  Fakat bu yöntemle ortaya çıkacak TF-X Muharip Uçağının envanterimize girmesi durumunda zorluklar yaşanabileceği de gözden uzak tutulmamalıdır. Çünkü kısa bir süre önce bir NATO ülkesi olarak, Rusya'dan S-400 sistemi almamız ABD yaptırımlarıyla F-35'lerin Türkiye'ye verilmemesine neden oldu. Rusya ile ortak geliştirme ve üretim yapma neticesinde ise daha fazla yaptırımla karşılaşmamız ihtimal dahilindedir. Mevcut savunma sistemlerimizin yanında tedarik ettiğimiz veya ortak geliştirme ve üretim ile tedarik edeceğimiz sistemlerinin maliyet ve harekat etkin kullanımı konusunda epey çaba sarf etmemiz gerekmektedir. Rusya ile bu tip etkileşimlerimizin uluslararası arenada  gelecekte daha fazla ve ağır komplikasyonlara neden olabileceğini de beklemeliyiz.

 

 

KAYNAKÇA:

 

http://mil-embedded.com/guest-blogs/radar-cross-section-the-measure-of-stealth/

https://www.globalsecurity.org/military/world/stealth-aircraft-rcs.htm

https://nationalinterest.org/blog/buzz/stealth-no-more-russias-su-35-fighter-might-be-able-track-f-22-raptor-53137

https://medium.com/@skunkworksLH/russias-new-stealth-su-57-t-50-pak-fa-jet-exposed-as-a-fraud-by-iaf-now-russia-just-9a898cb00f6e

https://thediplomat.com/2016/09/india-and-russia-reach-agreement-over-5th-generation-fighter-aircraft/

https://thediplomat.com/2019/07/russia-offers-india-its-su-57-stealth-fighter-again/

https://www.thehindubusinessline.com/news/russia-drops-decade-old-stealth-fighter-project-with-india/article24445450.ece

Son Düzenlenme Pazar, 01 Eylül 2019 16:54
Bircihan D. Dilek

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışmanı

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 20-11-2019

Kara Bahar Operasyonunu başladı

Küresel güçler kendi çıkarlarına uygun bir dünya düzeni yaratmak ve hazırladıkları senaryoyu hayata geçirebilmek için önce bir tehdit yaratmak sonra da o tehdidi bertaraf etmek üzere yerelden küresel ölçeğe değişen ortaklıklar ve ittifaklar teşkil ettiler.