Atatürk’ün ve 3 Mayıs’ın Emaneti

Yazan  03 Mayıs 2008
Osmanlı Devleti’ni yıkılıştan kurtarmak amacıyla düşünülen fikirlerden biri olarak ortaya çıkan Türkçülük, bilim adamları ve yazarlar tarafından geliştirilmek istenmiştir.

Türk Milliyetçiliği'nin fikri gelişimini başlatan kişi Ziya Gökalp'tir. Ancak onun ölümü ve başka bu tarzda bir milliyetçinin çıkmayışı milliyetçiliğin fikri gelişimini engellemiştir.

Türkçülük Osmanlı Devleti'ni kurtaramamıştır, ama Milli Mücadelenin kazanılmasıyla "Milli Devletin" doğmasını sağlamıştır. Atatürk yürüttüğü mücadeleye "Milli Mücadele", açtığı meclise "Türkiye Büyük Millet Meclisi", kurduğu devlete "Türkiye Cumhuriyeti" diyerek bu ülküyü benimsemiş ve gerçekleştirmiş en büyük milliyetçidir. Atatürk kurduğu yeni Türk Devleti'nin vatandaşlarını herhangi bir özellik aramaksızın "Türkiye Cumhuriyeti uyruğuna bağlı, ben Türk'üm diyen herkes Türk'tür" söylemiyle çağdaş bir milliyetçilik tanımı da yapmıştır. Atatürk'ün bu konudaki fikir babası Ziya Gökalp'tir. Gökalp'e göre "Türkçülük, Türk Milleti'ni yükseltmek" demektir. Millet ne ırki, ne kavmi, ne coğrafi, ne siyasi ne de idari bir zümredir. Millet lisanca, dince, ahlakça ve edebiyatça müşterek, aynı terbiyeyi almış mürekkep bir harsi zümredir. Türkçülüğün ileri aşaması Turancılık'tır. Turan, istikbalde diğer Türklerin Oğuzlarla bütünleşeceği "kızıl elmadır". Bu bir hayal bile olsa güç alınacak önemli bir dayanak noktasıdır. Bugüne uygulayarak kızıl elmayı tanımlarsak;

"Bizim kızıl elmamız, bilim, birlik, barıştır;

Nefret, haset son bulsun, ülkemiz sevgiyle dolsun

Sarsılmaz imanı ile Tanrı Türk'ü korusun" diyoruz.

3 Mayıs 1944'te Türk Milliyetçilerine reva görülenler, sanırım hafızalardan silinmemiştir. Tabutluk gibi meşhur işkence ve zulümlerin yapıldığı 1,5 yıl süren tutukluluktan sonra hepsi tahliye edilen ve 3 yıldan fazla süren duruşmalar sonunda hepsi beraat eden ikisi profesör, ikisi hekim, üçü avukat, dördü subay, beşi öğretmen, beşi öğrenci, ikisi serbest meslek 23 sanığın isimleri şöyledir:

Fehima Altan, Nihal Atsız, Nurullah Barıman, Sait Bilgiç, Hasan Ferit Cansever, Muzaffer Eriş, Cihat Savaş Fer, Orhan Şaik Gökyay, Fazıl Hisarcıklı, Mehmet Külahlıoğlu, Hüseyin Namık Orkun, Cemal Oğuz Öcal, Hazma Sadi Özbek, Necdet Özgelen, Nejdet Sancar, M. Zeki Sofuoğlu, Cebbar Şenel, Hikmet Tanyu, Fethi Tevetoğlu, Zeki Velidi Togan, İsmet Rasim Tümtürk, Alparslan Türkeş, Reha Oğuz Türkkan.

3 Mayıs 1944 Türkçülerin yargılanması olarak tarihe geçmiştir. Bu olaylar sırasında dönemin cumhurbaşkanı İsmet İnönü 19 Mayıs 1944'te söylediği nutukta "Milli ve Milliyetçi bir devletin" kendi milliyetçilerine, ne kadar zararlı gördüğünü anlatmıştır. İnönü'nün bu tutumu Sovyetler Birliği'ne şirin görünmek amacıyla yapıldığı şeklinde yorumlara sebep olmuştur.

Günümüzde de AB hayranları Avrupa'ya şirin görünmek için Milli Devletten rahatsız olmakta, Türkiyelilikten bahsetmektedir. AB de küresel bir güç olduğu için bunu talep etmektedir. Hatta daha ileri giderek "Milli Devletin" kurucusu Atatürk'ün resimlerinin devlet dairelerinden indirilmesini tavsiye edebilmektedir. Türkiye eğer "Milli Devlet" olma vasfını kaybetmek istemiyorsa bir an önce AB tam üyelik sürecini durdurmalı, Gümrük Birliği'nden çıkmalı, yönünü Türk Cumhuriyetlerine dönmelidir. Bu yapılırken elbette AB ve ABD veya başka ülkelerle ilişkinin kesilmesi şeklinde de olmamalıdır. Türkiye'nin Türk dünyasıyla ilişkileri söylem olmaktan ve tek taraflı yardım esasından çıkarılarak, karşılıklı sağlam ilişkiler çerçevesinde olmalıdır.

Türkiye, Türk Cumhuriyetleri ile ilişkilerde Türkçü, Turancı söylemlerden kaçınmalı, gerçekçi bir temelde ilişkilerini şekillendirmelidir. Binlerce kilometre uzakta olan ülkeler bölgeye yönelik uzun vadeli stratejiler geliştirirken, Türkiye, bölgedeki gücüne ve büyüklüğüne yakışır projeler üretmek ve uygulamak zorundadır.

Doç. Dr. Meşküre Yılmaz

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışmanı

21. Yüzyıl Türkiye Buluşmaları

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Gözde Kılıç Yaşın   - 08-07-2020

Kosova-Sırbistan Görüşmelerinde Liderlik Çekişmesi

Kosova-Sırbistan anlaşmazlığı, Balkanlarda sürdürülebilir istikrarın önündeki en önemli engel olarak görülüyor.