En genel itibariyle radikalleşme, bir bireyin veya grubun belirli siyasal hedeflerini gerçekleştirmek amacıyla şiddeti kullanmayı kabul etmesi ve bu amaca yönelik eyleme geçmesidir[1].

Fasıldan Fasıla kitabında Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşışöyle diyor:[1]

 

Ulusal güvenliğimiz açısından şimdiye dek karşılaşmadığımız kadar tehlikeli seviyede bir kült örgüt[1] olarak Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) terör, casusluk[2] ile kadın pazarlama,[3] uyuşturucu satma,[4] soru çalma,[5] gasp, şantaj, kundakçılık ve hırsızlık gibi diğer suç işleme amaçlı organize olan birçok şebekesi mevcuttur.

FETÖ, algı yönetimi alanında profesyonel bir örgüt olarak karşımıza çıkıyor.

Ülkemizde FETÖ ve benzeri kült örgütler faaliyetlerini sürdürüyor. Onları sadece delilikle suçlayabilir miyiz? Yoksa bu durumun altında yatan mesajları, şifreleri mi incelemeliyiz?

Ortodoks dünyasının iki önemli merkezi olan Fener Patrikhanesi ile Moskova Patrikhanesi’nin “Ukrayna’ya kim egemen olacak” tartışması nedeniyle birbirleriyle köprüleri attığını ve bu yıl bu nedenle Ortodoks dünyasının tarihindeki belki de en büyük kopuşun yaşandığını daha önce çeşitli makalelerimde yazmıştım.

FETÖ bir casusluk ve terör örgütü olmasının yanı sıra en genel çerçevede tehlikeli bir kült örgüt olarak değerlendirilmelidir.

İncelediğimiz “On Using the Term Cult”[1] başlıklı makale, ilk olarak 1990’ların sonunda internete koyulmuş ve daha sonrasında üzerinde bazı değişiklikler yapılarak ICSA Today dergisinde 2015 yılında yayımlanmıştır. 

Tehlikeli bir demagog hakkındaki uyarıları görmezden gelmek, ölümcül sonuçlar doğurabilir.

Günlük siyasi söz dalaşları arasında, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) bütün korkunç yanlarını ve yakın gelecekte ortaya çıkması muhtemel tehditlerini gözden kaçırıyoruz. Bu karmaşada, FETÖ meselesini sadece bir iktidar savaşı olarak anlamlandırmak, meselenin Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Milleti açısından bir var olma mücadelesi olduğu gerçeğini göz ardı ediyor.

Fener Rum Patrikhanesi ile Moskova Patrikhanesi arasında şiddeti artan bir tartışma yaşanıyor. Moskova Patrikhanesi, ayinlerde artık Fener Rum Patrikhanesi’nin birinci kilise olarak anılmayacağını deklare etti.

Şantaj; hukuki olarak bir suç, süreç olarak bir sanat, devletlerden küçük çocuklara kadar kullanılabilecek bir güç ya da tamamen bir bilgi alışverişi olarak ticaret konusu olabilmektedir. 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Dr. Cengiz Tatar   - 19-05-2019

19 MAYIS 1919’DAN 19 MAYIS 2019’A MİLLİ MÜCADELE’DE 100’NCÜ YIL

Mustafa Kemal ATATÜRK, 13 Mayıs 1918’den 16 Mayıs 1919’a kadar 6 ay İstanbul’da kalmış ve Anadolu’daki milli direnişin ön hazırlığını yapmıştır.