Kan ve PKK (7)

Yazan  26 Kasım 2008
Prof. Dr. Ümit Özdağ: Yeni bir terörle mücadele yasası çıkarılmalı. PKK’nın üst düzey yöneticilerinin teslim olması, para kaynaklarını ve silahlarını teslim etmeleri şart koşulmalı. İstekler yerine getirilmezse Abdullah Öcalan idam edilmeli.

Terör Uzmanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türkiye'nin yeni bir terörle mücadele kanununun çıkarılması gerektiğini şart koştu. Prof. Dr. Özdağ, PKK üyelerinin, üyelik suçundan 25 yıl ağır hapis cezasına çarptırılmasının önkoşul olduğunu söyledi. Özdağ, "Eylemlerinin cezası ayrıca verilmelidir. Bunun için terör örgütü üyeliği yasa tarafından çok açık bir şekilde tanımlanmalıdır. Hangi eyleme katılımın örgüt üyeliği anlamına geleceği yasada açıkça ortaya konulmalıdır. Böylece terörün zemini biyolojik olarak tüketilecektir. Bu cezayı çekerken, örgüt üyeliği sona erdiğine dair kararı veren mahkemede vicdani bir kanaat doğar ise 25 yıllık ceza ortadan kaldırılmalıdır" diye konuştu. İdam cezasının tüm eleştirilere rağmen yeniden yasaya dahil edilmesi ve 'uygulanması' gerektiğinin altını çizen Stratejist, "Bu yasa özellikle, toplu katliamcılara, kadın ve çocuk katillerine karşı tereddüt edilmeden uygulanmalıdır. Bu uygulamanın teröristbaşı Abdullah Öcalan gibi idam cezası kaldırılmadan önce idam cezasına çarptırılmış olan teröristleri kapsaması sağlanmalı" açıklamasını yaptı. İdam cezasının kesinlikle Öcalan'ı da kapsaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Özdağ, "Esasen, Öcalan'ın idam edilmesini engelleyecek şekilde yasanın değiştirilmesi büyük bir hata. İdam cezası devam ettiği sürece, PKK, Öcalan'ın hayatının tehlikeye gireceği endişesi ile terör eylemlerini durdurdu. İdam cezasını kaldıran ve kaldırılmasına karşı çıkmayan sorumlular, bugün gerçekleşen eylemlerden sorumludurlar" dedi.

Apo, dış dünyadan yalıtılmalı

Geçtiğimiz günlerde Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in vurguladığı biçimde 'İmralı'da teröristbaşının yanına birkaç mahkumun daha konulması' açıklamasına aykırı biçimde Öcalan'ın dış dünyadan tamamen yalıtılması gerektiği görüşünü savunan Özdağ, " Ayrıca, Öcalan'ın avukatları ile görüşerek demeç vermesi engellenmeli. Öcalan, sadece 1999-2005 arasında 101 görüşme notunu kamuoyuna açıklattı. Bu TBMM'deki partilerin haftalık basın toplantılarını andırmakta. Öte yandan Öcalan'ın F tipi cezaevine alınmasını isteyenlerin göz önünde tutması gereken örgütün böyle bir adımı çok boyutlu olarak istismar edeceği... PKK'nın 21-30 Ağustos 2008' de gerçekleştirdiği 10'uncu Kongresi sonrasında yaptığı açıklamada temel kararın İmralı sisteminin reddedilmesi olarak açıklandığı göz önünde tutulursa Öcalan'ın F tipine alınması PKK'nın zaferine dönüşecek. Bu istismarın ilk akla gelenleri şu şekilde sıralanabilir. a) "İmralı'yı aştık, sıra özgürlükte" sloganı ile yeni bir gösteri süreci ve örgüt kadrolarına moral verilmesi, b) Zaman içinde A. Öcalan'ın nakledileceği f tipinde PKK'lı mahkum yoğunlaşması, c) Hapishane önünde sürekli gösteri ve çatışma ile tansiyonu yüksek tutma. PKK'nın bu konuda tehlikeli şekilde yaratıcı olacağı göz önünde tutulmalıdır. Diğer bazı şartlar yerine geldikten sonra, Türkiye Cumhuriyeti PKK terör örgütünün bütün üst düzey yöneticilerinin teslim olmasını, PKK'nın para kaynaklarının ve silahlarının Türk güvenlik görevlilerine teslim edilmesini şart koşmalıdır. PKK'nın bu istekleri yerine getirmemesi durumunda Abdullah Öcalan idam edilmeli. Bazı çevreler bu yaklaşımı hukuk ilkelerini ileri sürerek eleştirebilirler. Ancak hiçbir hukuk ilkesi Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının can güvenliğinden ve Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığından önemli değildir.

Pişmanlık yasaları başarısız

Cezaların caydırıcılığı ilkesinin sürekli olarak suç işleyenlerin lehine ihlal edildiğini belirten Prof. Dr. Ümit Özdağ, "Bu çelişki yasalara bağlı olan yurttaşların devlete olan güvenini zaman içinde sarstı. 'Pişmanlık Yasası' uygulaması defalarca tekrarlanmış, hem istenen başarı elde edilememiş, hem de bölge insanında devlete karşı suç işlemenin mükâfatlandırıldığı düşüncesinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bundan sonra çıkarılacak bir pişmanlık yasası çıkarılmadan önce gereken politik ve psikolojik mekanizmaların oluşturulması halinde çok daha etkili sonuçlar alınabilir. Bundan dolayı bir yandan olumsuz etkileri göz önünde tutularak ve bölgedeki PKK karşıtı insanlara çalışmanın faydaları izah edilerek, öte yandan yasa çıkmadan yasanın hedeflediği PKK'lılar ve aileleri hedeflenerek kapsamlı çalışmalar sonucunda pişmanlık yasaları çıkarılmalı." Terör olaylarının Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde adi vaka şeklinde algılandığını ifade eden Stratejist, "Karakol basıp, adam kaçıran örgüt üyeleri göstermelik cezalarla kurtulmuşlar. Bingöl'de 33 erin katliamına katılan bir PKK'lı dahi kurtulan yaralılardan birisinin birkaç sene sonra teşhis etmesine rağmen beraat etmiştir" şeklinde konuştu. Bu tür hafif ceza ve salıvermelerin örgüt üyelerinin etkisini artırdığını dile getiren Özdağ, "Silahlı çatışmada terörist vuran güvenlik güçleri mahkemelerde süründü. Bütün bu gelişmeler insanların moralini bozmuş, devlet yanlısı yurttaşların devlete olan güvenini sarsmıştır" diye konuştu.

15 kitap yazdı

Prof. Dr. Ümit Özdağ'ın Kripto Yayınları'ndan çıkan "PKK Terörü Neden Bitmedi, Nasıl Biter?" adlı eserini tüm kitapçılarda bulabilirsiniz. Özdağ'ın, "Atatürk ve İnönü Döneminde Ordu- Siyaset İlişkileri", "Değişen Dünya Dengeleri ve Basra Körfezi Krizi", "Türkiye, Kuzey Irak ve PKK", "Türk Ordusunun PKK Operasyonları", "İstihbarat Teorisi" gibi Türkçe yayınlanmış tam 15 eseri bulunmakta.

Terör suçlarında gözaltı süresi az

Türkiye'nin içinde bulunduğu durum, demokrasiyi ve fikir hürriyetini istediği gibi tanımlamaya izin vermediği gibi, ABD ve AB ülkelerinin uyguladığı hukuk kurallarını uygulamasına ne yazık ki izin vermemekte. Örneğin, İngiltere'de terör suçlarında gözaltı süreci 28 gün iken Türkiye'de dört gündür. Bu çerçeve ortaya konulduktan sonra, fikir hürriyeti ile terör arasındaki hassas ilişkiye geçebiliriz. Amerikan Anayasa Mahkemesi bir kararında şöyle demektedir: 'Bir dağın tepesinde 'Yangın olmasa da yangın var, şeklinde bağırmak, fikir özgürlüğüdür ancak, dolu bir sinema salonunda yangın yok iken, yangın var diye bağırmak cinayettir.' Terör-propaganda ilişkisi üzerinde durulmaya ve dinamik süreci değişen şartlara göre yeniden yorumlamaya ihtiyaç vardır. Hukuki önlemler kapsamında alınacak en önemli tedbirlerden birisi de PKK'yı terör örgütü ve eylemlerini övenlerin cezalandırılması ile ilgili hukuki düzenlenmenin gerçekleştirilmesidir. Hukuki önlemler çerçevesinde üzerinde durulması gereken bir hususta hapishanelerde terörle mücadele çerçevesinde uygulanması gereken topluma kazandırma çalışmaları olmalı.

Hapishanelere çekidüzen verilmeli

Bunun için hapishanelerde terör örgütlerinin hâkimiyeti mutlak anlamda kırılmalı, mahkum terör örgütünden özgürleştirilmeli. Mahkumlara yönelik olarak demokrasi, yurttaşlık ve insan hakları boyutlarını kapsayan bir zorunlu eğitim süreci başlatılmalı. Topluma karşı demokrasi, yurttaşlık ve insan haklarını ihlal ederek suç işleyen bir bireyin böyle bir eğitime karşı direnme veya seçme özgürlüğü olamaz. Hapishaneler, terör akademilerinden yurttaşlık eğitim merkezlerine dönüşmeli. Bu süreçte örgüt avukatlarının mahkumlar üzerinde psikolojik / politik baskı yapmalarını engelleyici önlemler alınmalı, böyle bir tutum içine giren avukat meslekten ihraç edilmeli.

PKK'lının ailesi direnirse yardım yok

Stratejist Prof. Dr. Ümit Özdağ, PKK'nın eylemlerde istismar ettiği çocukların ailelerinin ilk eylemde valilik / kaymakamlık tarafından uyarılması gerektiğini söyledi. Özdağ, "Bundan sonuç alınmadığı takdirde Adana Valiliği'nin aldığı, sosyal yardımlarının kesilmeli, yeşil kartın iptali cezası uygulanmalı ve aileye para cezası kesilmelidir. Aile, çocuğun eylemlere katılmasını yine engellemiyor ise yapılması gereken, mahkeme kararı ile çocuğun bir sene aileden alınarak bir yatılı devlet okulunda okumasının sağlanmalıdır" açıklamasını yaptı. Prof. Dr. Ümit Özdağ, sözlerini şöyle noktaladı: "Bu sürenin ilk altı ayında aile çocuk ile görüştürülmemeli. Aynı süre içinde Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi'nin ilgili ilde bulunan psikolojik harekât birimi çocukla ilgilenmeli. Bu çocuklar için özel bir program hazırlanarak, Türkiye dolaştırılmalı, çocuğa örgüt tarafından aşılanmaya çalışılan intikam kültürü yok edilmeli."

BİTTİ

Yazı Dizisi: Gülçin GÜNAY / Tercüman

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof.Dr. Alaeddin Yalçınkaya   - 01-12-2022

İran’daki Protestolar ve Yaptırımların Güçlendirdiği Rejim

Mahsa Amini’nin 13 Eylül’de gözaltına alındıktan sonra ölümüyle başlayan protestolar İran sathında ve ülke dışında yaygınlaşmaktadır.