Suriye’de “Mat” Durumu

Yazan  24 Aralık 2011
Suriye’de yönetim karşıtı gösterilerin başlamasından bu yana dokuz ay geçti. Dokuz ayın sonunda Suriye’de gelinen durumu özetleyecek bir kelime aranırsa, bir satranç kavramı olan “mat” en uygun kelime olurdu.

Çünkü iki tarafta kazanamadıkları bir sürecin içerisindedirler. Suriye'de durum çıkmaza girmiştir. Öyle ki, ne Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad yönetimden çekilmeyi ne de protestocular taleplerinden vazgeçmeyi düşünmektedirler. Bu yazıda Suriye'de gelinen durum özetlenmeye çalışılacaktır.

 

Suriye'deki durumun bir çıkmaza girdiğini düşündüğümüz bir dönemde Suriye Arap Birliği protokolünü imzalamıştır.Bu protokol hapisteki muhaliflerin serbest bırakılması, yabancı basın organlarının ve Arap Birliği gözlemcilerinin ülkeye kabul edilmesini içermektedir. İyi niyet çerçevesinde uygulandığı takdirde bu önlemler Suriye'de şiddeti durdurma potansiyeline sahiptir. Ancak bu ne Esad karşıtı göstericiler tarafından ne de Batı ve Basra Körfezi ülkelerinin başını çektiği koalisyon tarafından iyi niyetli bir adım olarak algılanmıştır. Tersine bu adım bir oyalama taktiği; zaman kazanma çabası olarak yorumlanmaktadır.[1]

 

Esad'ın Arap Birliği protokolünü imzalayarak, gözlemcileri Suriye'ye kabul etme kararı bundan sonraki süreçte nasıl bir etki yapacaktır? Önümüzdeki süreçte gözlemcilerin çatışmaları azaltacağını beklemek ya da gözlemciler sayesinde Suriye'de ne olup bittiği konusunda daha sağlıklı bilgilere ulaşmayı beklemek pek muhtemel gözükmemektedir.

 

Suriye'nin protokoller konusundaki tavrını değiştirmesi müttefikleri Rusya ve İran'ın etkisi[2] ile olmuştur. Hatta Irak bile bu konuda devreye girmiştir. Suriye'nin müttefiklerinin bu çabaları taraf değiştirme, ya da Suriye'ye olan desteği çekmek olarak değil, ülkeye yapılacak bir müdahaleyi engelleme, Şam'ın uluslararası manevra alanını genişletme ve krizi sona erdirme çabası olarak değerlendirilmelidir.Suriye'nin bu arabuluculuğa olumlu yanıt vermesi önemli bir adımdır. Şam, bu adımı atarken, Arap Birliğine gözlemciler konusunda bazı koşullarını kabul ettirerek, Esad rejiminin panik içerisinde olmadığını, göstermiştir.

 

 

 

Suriye'nin protokolü imzalamasının hemen ardından muhalefetin örgütü Suriye Ulusal Konseyi protokolün kendileri için bir anlam ifade etmediğini ve konuyu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine taşıyacaklarını açıklamışlardır.[3] Bu açıklamanın ardından Konsey lideri Burhan Galyun uluslararası toplumun daha etkin olması yönündeki isteği ve konunun BM'e taşınmasının gereğini dile getirmiştir.[4] Suriye Ulusal Konseyinin bu açıklamaları Konseyin Suriye'de dış müdahalesiz bir çözüm iradesinden uzaklaştığını, krizin bir an önce çözülmesi isteği içinde olmadığını göstermektedir. Suriye halkının dış müdahaleye karşı olan tavrı da dikkate alındığında Ulusal Konsey'e olan halk desteğinin artmayacağını bekleyebiliriz. Ayrıca Burhan Galyun''un Suriye'de yönetimi ele aldıklarında İran, Hizbullah ve Hamasile ilişkilerini kesip İsrail ile Golan Tepeleri konusunda masaya oturacaklarını açıklaması[5] Suriye Ulusal Konseyinin Batı yanlısı tutumunu iyice ortaya çıkarmıştır. Şam rejimi Konsey'in bu tavrı karşısında Suriye topraklarının İsrail'e satılacağı propagandasını yapıp Konsey'in daha fazla taraftar toplamasının önüne geçebilir. Ancak Suriye muhalefetinin silahlı örgütü Özgür Suriye Ordusu ise uluslararası meşruiyet kazanmaya daha fazla odaklanan Suriye Ulusal Konsey'inin aksine daha fazla iç kamuoyuna yönelmiş gibi görünmektedir. Bu nedenle Özgür Suriye Ordusu'nun önümüzdeki günlerde daha fazla taraftar toplaması beklenebilir

 

Muhalifler daha iyiorganize olma konusunda bazı adımlar atmaktadırlar. Bu bağlamda 17-18 Aralık 2011'de Suriye Ulusal Konseyi ilk genel kurul toplantısını Tunus'ta gerçekleştirmiştir. Özgür Suriye Ordusunun da daha fazla silahlandığı ve örgüte katılımın arttığı haberleri basında yer almaktadır. Suriye Ulusal Konseyi mezhepsel gerginlikleri yatıştırabilecek güçlü bir yapıya kavuşamaz, ülkedeki tüm grupları etrafında toplayamaz ve Esad yönetimine karşı kendini iyi bir alternatif olarak ortaya koyamaz ise Suriye bir kaos ortamına sürüklenebilecektir. Ancak yukarıda da belirtildiği gibi Ulusal Konsey Batı ve dış müdahale yanlısı tutumu ile bütün bunları yapabilecek güçten yoksun gözükmektedir. Suriye Ulusal Konseyi ile Özgür Suriye ordusu belirli bir koordinasyon içine girme belirtileri gösterse de [6] henüz bir Suriye Ulusal Konseyi ile Özgür Suriye Ordusu koalisyonundan söz edememekteyiz.

 

Öte yandanSuriye'de her iki tarafın daşiddeti arttığı görülmektedir. BM Suriye'deki ölü sayısını 5 binlerle ifade etmektedir. Özellikle Aralık 2011 sonlarına gelindiğinde İdlib kentinde artan çatışmalar sonucunda iki gün içinde 200'den fazla kişinin Esad yönetimi tarafından öldürüldüğüne dair iddialar vardır. Bu nedenle daha önce Suriye'ye bir müdahaleye doğrudan dahil olmak istemediği gözlemlenen ABD Suriye'ye olan tavrını sertleştirmiştir. ABD sadece birkaç gün evvel Arap Birliği Protokülü'nü imzalamış olan Suriye'ye yeni yaptırımlar uygulanabileceğini açıklamıştır.[7] ABD'nin Suriye'ye yapılacak olası bir müdahalede geri planda kalma isteği devam etmektedir, ancak önümüzdeki günlerde ABD'nin tavrının daha da sertleşmesini bekleyebiliriz.ABD'nin bu tavrının Rusya ve İran'ın Arap Birliğini tekrar Suriye ile masaya oturtan girişiminden duyduğu rahatsızlık ile bağlantılı olabileceği hususu akıllardan çıkarılmamalıdır. Bu arada Suriye hava ve deniz kuvvetlerinin gerçekleştirdiği tatbikat da dışarıdan gelecek herhangi bir saldırıya karşı ülkenin hazırlıklı olduğu mesajı olarak değerlendirilebilir.

 

Batı, Batının müttefikiBasra Körfez ülkeleri Esad yönetimini köşeye sıkıştırmak için ekonomi silahını kullanmaktadır. Bu ittifak, Suriye'yi giderek daha fazla yalnızlaştırmakta, yaptırımları ağırlaştırmaktadır. Suriye ekonomisi bu durumdan olumsuz etkilenmektedir. Suriye'de turizm gelirleri bitme noktasına gelmiş, işsizlik artışa geçmiştir. Kış aylarında halk yakıt bulmakta güçlük çekmektedir. Tüm bunlara rağmen Suriye ekonomisinin dışa bağımlı bir ekonomi olmadığını akılda tutmakta fayda vardır. Öyle ki, tarıma dayalı bir ekonomiye sahip olan Suriye kendi kendine yetebilmektedir. Hatta Suriye'den ucuz gıda maddesi alabilen komşu ülkelerin ekonomik yaptırımlardan Suriye'den daha fazla etkilendiği söylenebilir. Beşar Esad ABC televizyonundan Barbara Walters ile yaptığı röportajda ülkesinin yaptırımlara alışkın olduğunu, yaptırımların iyi tarafları da bulunduğunu, zira ülkesinin yaptırımlar sayesinde sanayileşme hamlesini gerçekleştirdiğini[8] söylemiştir.Örneğin, Türk tekstil ürünlerine uygulanan yeni yüksek gümrük vergileri Halep merkezli Suriye tekstil sanayinde canlanmaya neden olmuştur. Suriye'ye karşı özellikle enerji sektörüne yapılan yaptırımlardan Suriye'de büyük yatırımları olan AB ülkeleri olumsuz etkilenecektir. Fransız Total Oil, Lafarge, Airbus şirketleri Suriye'de durdurdukları yatırımlar nedeniyle milyonlarca dolar zarar edeceklerdir. Bunun yanında Royal Dutch Shell ve Kanada Suncor Enerji de Suriye yaptırımlarından zarar görmektedir. Öte yandan Çin Ulusal Petrol Şirketi ve Hindistan Petrol ve Doğal Gaz Şirketi, Suriye enerji sektörüne Avrupalı şirketlerin yerini dolduracak önemli yatırımlar yapmışlardır.[9] İran ve Rusya'nın bunları izlemesi beklenebilir. İran bu bağlamda 13 Aralık 2011'de Suriye ile serbest ticaret anlaşması imzalamıştır. [10]

 

Sonuç

 

Suriye'de son günlerde tırmanan şiddet Esad yönetiminin Arap Birliği gözlemcileri ülkeye gelmeden muhalefeti bastırma çabası olarak yorumlanmaktadır.[11] Ancak bu durumun gözlemciler ülkeye girmeden önce yapılan kışkırtmalar yoluyla Esad yönetimini daha da zayıflatma ve yönetimin meşruiyetini aşındırma amacını taşıdığı olarak da değerlendirilebilir. Şam'da gerçekleşen son büyük bombalama şiddetin daha da tırmanacağını göstermektedir.

 

Suriye'deki matın iç dinamiklerle çözülmesi mümkün görünmemektedir. Ne muhalefete yapılan örtülü-açık destek ne de ekonomik yaptırımlar ve uluslararası izolasyon hala sonuç vermekten uzaktır.Öte yandan İran ve Rusya'nın desteği de Şam'ın denetimi sağlamasına yetmemektedir.2012'de çözümü sağlayacak olan, Batı-Basra Körfezi ittifakının mı yoksa Rusya-İran ekseninin mi daha etkili olacak şekilde tavır alacağıdır.

 

 


 

 

[1] Kareem Fahim, "Surge in Syrian Killings Is Reported Before Visit", Telegraph,21 Aralık 2011 http://www.telegraph.co.uk/news/worldnews/middleeast/syria/8966334/Syria-accused-of-buying-time-after-signing-Arab-League-protocol.html

 

[2] "Iran Backs Ally Syria On Arab League Plan", Now Lebanon, 19 Aralık 2011,

http://www.nowlebanon.com/NewsArchiveDetails.aspx?ID=344284

"Arab protocol signed on Russian advice — Syria", Gulf News,20 Aralık 2011, , http://gulfnews.com/news/region/syria/arab-protocol-signed-on-russian-advice-syria-1.953932

 

[3]Caroline Akoum, "Al-Assad's signing of the protocol means nothing to us – Syrian National Council", Asharq Alawsat, 20 Aralık 2011, http://asharq-e.com/news.asp?section=1&id=27780

 

[4] Zeina Karam, "Observers Head To Syria Amid İnternational Uproar",Guardian, http://www.guardian.co.uk/world/feedarticle/10007942, 22 Aralık 2011

 

[5]"Head of Syria's main opposition says group plans to cut ties with Iran, Hamas, Hezbollah", Al Arabiya, 2 Aralık, http://www.alarabiya.net/articles/2011/12/02/180414.html

 

[6] "Syrian opposition to co-ordinate with Free Syrian Army", BBC,1 Aralık 2011, http://www.bbc.co.uk/news/world-europe-15984682

 

[7] "Statement by the Press Secretary on Syria", The White HouseStatements & Releases, 21 Aralık 2011, http://www.whitehouse.gov/the-press-office/2011/12/21/statement-press-secretary-syria

 

[8]Röportajın tamamı için bknz. http://www.youtube.com/watch?v=TT4GyNXgRfQ

 

[9] "HPCL looks to import oil from Syria", Business Standard,9 Aralık 2011,http://business-standard.com/india/news/hpcl-looks-to-import-oilsyria/152632/on

Tom Bergin, "China Refines Overseas Oil Grab Strategy", Financial Post, 9 Aralık 2011, http://business.financialpost.com/2011/12/09/china-refines-overseas-oil-grab-strategy/

 

[10] "Iran, Syria Ink Free Trade Agreement", Tehran Times, 18 Aralık 2011, http://www.tehrantimes.com/economy-and-business/93660-iran-syria-ink-free-trade-agreement-

 

[11] Fahim, a.g.m.

 

 

Sibel Kalemdaroğlu

sibelkalemdaroglu@gmail.com

Uzmanlık Alanları

Ortadoğu, Ortadoğu siyasi tarihi, Körfez ülkeleri

Biyografi

Sibel Kalemdaroğlu 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’nde Ortadoğu ve Afrika Araştırmaları Merkezi’nde Araştırmacı olarak görev yapmaktadır.

İlköğretimin Arı Koleji, orta ve lise eğitimini TED Ankara Koleji’nde tamamladıktan sonra 1998 senesinde Bilkent Üniversitesi’ndeki lisans eğitimine başlamıştır. Uluslararası İlişkiler alanında lisans diplomasını 2003 senesinde aldıktan sonra Marka ve Patent vekili olarak çalışan Kalemdaroğlu 2010 yılından bu yana düşünce kuruluşlarında çalışmaktadır. 2012 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden yüksek lisans diplomasını aldıktan sonra yine aynı sene içinde Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler bölümünde doktora çalışmalarına başlamıştır.

2011 Haziran ayından bu yana 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’ndeki görevine başlamıştır. Kalemdaroğlu’nun bazı makaleleri 21. Yüzyıl internet sitesi ve Dergisi’nde yer almaktadır.

Yabancı Diller

İngilizce KPDS : 90

Almanca (Başlangıc seviyesi)

İtalyanca (Başlangıç seviyesi)

Arapça (Başlangıç Seviyesi)

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR