11 Mart 2025
21YYTE.ORG Orta Doğu Ve Afrika Araştırmaları Merkezi ABD’NİN LÜBNAN’DA ANLAŞMAZLIĞI

ABD’NİN LÜBNAN’DA ANLAŞMAZLIĞI

Ortadoğu’nun anlaşılması en güç ülkelerin başında geliyor Lübnan. Ülke, her döneminde güçlerin hakimiyet savaşına sahne olmuş bir oyun alanı gibi.

4 Dakika
OKUNMA SÜRESİ
Ortadoğu’nun anlaşılması en güç ülkelerin başında geliyor Lübnan. Ülke, her döneminde güçlerin hakimiyet savaşına sahne olmuş bir oyun alanı gibi.

Lübnan'ın çözülmesine uygun olan kim (ülke) ise oyun onun kurallarına uygun oynanıyor. 19.yüzyılda Maruni-Dürzi savaşlarıyla Fransızlar ile İngilizlerin rekabetine sahne oldu. Lübnan tam bağımsızlığını kazandı denildiği zaman ise sahneye İsrail çıktı . Filistinlileri neden gösterip başlayan saldırıları uluslar arası krizlere neden olmasına rağmen İsrail geri adım atmadı . Lübnan'da anti-emperyalist yada bütünüyle İsrail egemenliğine karşı milis güçlerin artmasına sebep olarak Lübnan'ı yaşanması ve yönetilmesi zor ülke haline getirmiştir .

Toparlanma sürecinde önemli adımlar atan Lübnan hükümeti attığı her olumlu adımın karşılığını bir başka sorunla alıyor . Son zamanlarda dış politikadaki olumlu havanın ardından ABD ile 5 Ekim 2007 tarihli imzalandığı belirtilen Güvenlik Anlaşması geçmişte yaşanan siyasetin faturasını kimlerin ödeyeceği sorusunu gündeme getirmiştir . Ama ne hükümetten nede anlaşmanın asıl içeriğine hedef olan Hizbullah'tan böyle bir anlaşmanın geçerliliğini savunan açıklama gelmiştir .

Anlaşma, Fuad Sinyora hükümeti döneminde, hükümetin onayıyla Lübnan İç Güvenlik Kuvvetleri Genel Müdürü (İSF) Şefi Tümgeneral Eşref Rifi ile ABD'nin Lübnan'daki Büyükelçisi Jeff Feltman arasında 5 Kasım 2007 tarihinde imzalandı. Amerika, bu anlaşma için 50 milyon dolar hibe etti.

Buraya kadar her şey normal gibi görünmesine rağmen ters giden bir şeylerin olduğu Hizbullah'ın ülkede giderek artan gücüyle ortaya çıkmıştır. Çünkü Lübnanlı hukukçulara göre anlaşmada usulsüzlük yapılmıştır. ABD, anlaşmanın içeriğiyle Hizbullah'ı hedef almakta ve Lübnan'ı kontrol altına alma teşebbüsünde görünmektedir .İddialarda ise yine İsrail var. ABD'nin İsrail'in Lübnan'daki varlığı için yapılan yardımlarının bu anlaşmada da kendisini gösterdiğini iddia etmektedir Hizbullah ve şuan ki müttefiki Hıristiyanlar .

Hizbullah, kurulduğu 1982 yılından beri Amerikan yönetiminin İsrail'e mutlak ve kayıtsız desteğine, mali , siyasi ve askeri sahalarda limitsiz yardımlarına tanık olmaktadır . ABD bu doğrultuda İsrail'e ve kendisine karşı direnen her türlü hareketi ise tenkit ve düşman ilan etmektedir .[1]

Lübnan Anayasasına göre devlet içerisindeki hiçbir memur, bu şekilde bir anlaşma imzalayamaz. Anayasanın 52. Maddesine göre uluslar arası anlaşmalar, Cumhurbaşkanı tarafından imzalanır. Anlaşma sonra da Lübnan Meclisi tarafından onay alır. Ancak Lübnan tarafından belirtilenlere göre ne Cumhurbaşkanı Emil Lahud'un bu anlaşmadan haberi var ne de anlaşma Lübnan Meclis'ine sunuldu. Anlaşmada Lahud'un imzası yok. Lahud, Hizbullah ve Emel Hareketi'nin bakanlarının çekilmesinden ötürü, Taif anlaşmasına göre hükümetin meşru olmadığını 11.11.2006 tarihinde ilan etmiş ve bu tarihten sonra hükümetin hiçbir oturumuna katılmamıştı. Anlaşmadaki anayasal açıdan ikinci ihlal ise üç senedir aralıksız yürürlükte kalmasıdır. 52. Maddeye göre Rifi ve Feltman arasında imzalanan bu anlaşmanın her sene yeniden gündeme alınması gerekiyordu. Anlaşmanın yürürlüğe konuluş şeklinin anayasaya aykırılığının yanı sıra içeriği itibariyle de Lübnan'da tartışılıyor. Anlaşma maddelerinden özellikle iki tanesiyle, Lübnan egemenliğinin çiğnendiği ve Amerika'nın Lübnan'ın içişlerine müdahalesine izin verildiği belirtiliyor.

18 sayfadan oluşan anlaşmanın 9 maddesi var. Anlaşmanın en önemli maddesi, ABD anlaşmanın devamı için, ABD'nin terörist olarak kabul ettiği örgütlere bağlı olan kişilerin emniyet güçlerine dahil edilmemesini şart koşmaktadır. ABD burada özellikle de Hizbullah'ı hedef almaktadır. Anlaşmadaki bir diğer önemli madde ise ABD'nin, suçlulara ulaşabilmek için Lübnan'daki telefon şebekeleri hakkında ayrıntılı bilgi istenilmesidir.Anlaşmadaki üçüncü önemli madde ise anlaşma kapsamında Lübnan'da görev yapacak Amerikalılara dokunulmazlık hakkının tanınmasıdır. Lübnan'da dokunulmazlık hakkı sadece Meclis'in onayıyla diplomatlara tanınmaktadır. Bir diğer madde ise Amerikalılara, emniyet birimleri içerisinde, istedikleri her yere hiçbir engelle karşılaşmaksızın girebilme imkanı sunuyor.[2]

Ancak Rifi geçen hafta yaptığı açıklamada [3] bunların kendisine karşı yapılan siyasi bir kampanya olduğunu öne sürmüştür . Anlaşmanın sadece güvenlik güçlerinin eğitimini kapsadığı belirtmesine rağmen koalisyon ise anlaşmanın ülkenin güvenlik haritalarına ABD'nin dolayısıyla İsrail'in ulaşması anlamına geldiğini iddia etmektedirler . Tüm bu gelişmeler ne ABD'nin ne de iddia edildiği gibi İsrail'in ülkeden kolay kolay vazgeçmeyeceğini göstermektedir. Özellikle İran ile gelinen bunca aşamalardan sonra ABD ve İsrail , Suriye ve İran'a karşı sıfır sorunlu Lübnan'ın varlığını Ortadoğu'da asla tanımayacaktır .



[1] Qassam,Naem,Hizbullah,Karma kitaplar,İstanbul,2007,s.160.

[2] http://www.israhaber.com/lubnan-haberleri-2-2.html

[3] http://www.lebanonews.net/mainhl.asp?hlid=5751

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *