Bu sayfayı yazdır

İran ve Çin, Maksimum Baskı Altında Stratejik Ortaklık

Yazan  14 Ocak 2020

Pekin'in enerjiye güvenli ve uzun vadeli erişim stratejisi, Çin ve İran'ın, özellikle enerji alanında stratejik ortaklıkları hedeflemesine yol açtı. Ekonomik ve jeopolitik hedefler Tahran-Pekin ilişkilerini güçlendirebilir.

Çin'in daha ucuz enerji kaynaklarına erişmek için kısa ve orta vadede izlediği strateji, yüksek riskli piyasalardan; ABD ile güçlü ekonomik ve politik bağları olmayan veya başka bir deyişle, Beyaz Saray'ın müttefikleri olmayan ülkelerden, enerji sağlamaktır. Bu politikanın en önemli kanıtı olarak, Afganistan, Irak gibi ülkelere ve Afrika topraklarına veya İran’a, özellikle ABD tarafından yoğun yaptırım uygulanırken yatırım yapması ve petrol ithal etmesi görülebilir. Bu, Çin'in İran'ın enerji kaynaklarına stratejik bir biçimde yaklaşmasına neden oldu.

Öte yandan, İran İslam Cumhuriyeti'nin Batı ve ABD karşısındaki devrimci konumları göz önüne alındığında, Pekin İran'la, enerji sektöründeki işbirliği ve yatırımları dışında da, diğer ilişkilere daha yakından bakmaya çalıştı.

Çinli petrol şirketleri, Kuveyt, Umman, Katar, Suriye, Birleşik Arap Emirlikleri ve Yemen gibi ülkelerdeki petrol ve gaz projelerinde aktif olarak yer alsalar da, özellikle petrol konusunda Suudi Arabistan ve İran'a odaklanmış durumdadır.

Çin'in artan enerji ihtiyacı ve Tahran'ın dünya görüşü, İran ile ilişkilerini şekillendirmede önemli bir rol oynamaktadır. Çin'in kesintisiz ekonomik gelişimi petrole sürekli erişimin (tercihen Basra Körfezi'nden) önemini daha da arttırmıştır. 2011'den beri Çin, Basra Körfezi petrolünün dünyanın en büyük ithalatçısı haline geldi ve o zamandan beri Ortadoğu petrol ithalatı önemli bir tüketim kaynağı oldu. İran, 2014 yılında Çin'in petrol ithalatının % 10'unu oluşturuyordu. İran Nükleer anlaşmanın imzalanmasından sonraki dönemde Çin'in İran'dan petrol ithalatı günde 700.000 varile ulaştı.

İran, gaz ve petrol rezervleri bakımından ikinci ve dördüncü sırada yer alıyor, bu yüzden Çin’in dikkatini çekiyor. Şu anda Çin, petrolünün önemli bir bölümünü İran'dan ithal ediyor ve Tahran'dan doğal gaz satın almak için ayrıntılı planlar yapıyor.
Son yirmi yıldır Tahran ve Pekin, 25 yıl boyunca 200 milyar dolardan fazla bir dizi sözleşme imzaladılar. İran daha önce Sinopec Şirketler Grubu'ndan İran'ın enerji kaynaklarını iyileştirmek için kapsamlı bir plan geliştirmesini istemişti. Plan; petrokimya ve doğal gaz endüstrileri için arama, sondaj ve geliştirme planlarını içeriyordu. Ekim 2004'de İran ve Çinli Sinopec Grubu, günde 250 milyon ton doğal gaz ve 150.000 ile 160.000 varil ham petrol elde etmek için yaklaşık 100 milyar dolar değerinde bir anlaşma imzaladı. Bu arada, Pekin ve Tahran, 2008 yılında Arak petrol rafinerisini geliştirmek için 8,2 milyar dolarlık bir anlaşma imzaladılar.
Geçen yıl, Çin'in, İran'ın enerji sektörüne yaptığı 400 milyar dolarlık yatırım haberi, Washington'un yaptırımlar meselesini tırmandırmasıyla medyaya sızdırıldı.

Trump'ın İran'a yönelik tüm tehditleri ve İran'ın petrol ihracatını sıfıra indirmeye çalışan Beyaz Saray, en azından İran-Çin etkileşimi söz konusu olduğunda başaramadı.
Guardian gazetesi geçtiğimiz günlerde Uluslararası Denizcilik Örgütü'nün Çin'in petrol tankerlerini ABD izleme sisteminden sakladığına inandığını ve İran'dan ham petrol ve gaz almaya devam ettiğini yazdı. İngiliz gazetesi, örgütteki yetkililerce, Çin faaliyetlerinin saklandığı ve yaptırımlardan korkarak, hangi petrol tankerlerinin Çin limanlarına gittiğini söylemediği iddisında bulundu. 
The Guardian'a analizine göre, İran-Çin ilişkileri çok karmaşıktır. İran, ABD'nin politikalarını uygulayamayacağı tek petrol zengini ülkedir. Öte yandan, Çin'in enerji ihtiyaçlarını karşılaması da önemlidir. Ancak, ABD ve Çin ticaretinin hacmi diğer ülkelerle karşılaştırılamaz.

Bazı uluslararası medya haberlerine göre, Çin son zamanlarda İran'dan 200.000'den fazla varil petrol satın aldı. Bu miktar, gizli petrol gönderilerinden veya sıvılaştırılmış gaz kondensatlarının alımından ayrı olarak değerlendirildi. Reuters haber ajansı, Temmuz ayında İran'ın Çin'e 4 ila 11 milyon varil petrol ihraç ettiğini bildirdi. Bu, Tahran'ın Pekin'e günde yaklaşık 140.000 ile 360.000 varil petrol sattığı anlamına geliyor. Rapora göre, İran'ın Çin'e yaptığı petrol ihracatının bazı dönemlerde günde 700.000 varile yaklaşmasıyla İran'ın en büyük petrol müşterisi Çin oldu.

İran medyasına göre, Kazvin valisinin Ekonomik İşleri Yardımcısı İsa Kubadi, Çinli işadamlarının Kazvin'in Hurremdaşt sanayi kasabasında seramik fayans üretmek için 30 milyon dolar yatırım yaptığını söyledi. Çin'in ABD ile son zamanlarda yaptığı ticaret savaşında olduğunu düşünürsek,  İran ve Rusya gibi ülkelere yaptığı yatırımlar, Çin'in için önemli bir avantaj olacak. 

Çin'in İran büyükelçisi Chang Hua, İLNA muhabirine yaptığı açıklamada, "Çin hükümeti her zaman İran'la ekonomik ilişkilerini geliştirmeye karar verdi. İki ülkedeki yetkililer şu anda yaptırımlarla başa çıkmak için düzenli toplantılar düzenliyor ve anlaşmalar yapıldı. Ancak ABD yaptırımları nedeniyle anlaşmaların ayrıntılarını ve bankacılığın nasıl yapılacağını açıklamıyorum" dedi.

Son olarak, İran-Çin siyasi hedefler ve ilişkileri, ekonomik ilişkileri açısından daha kapsamlıdır. Aslında Çin'in Basra Körfezi'ndeki petrol kaynaklarına erişmesi gerekiyor ve İran, bu amaca ulaşmak için en iyi ülke oldu. İran'ın Orta Doğu'daki konumu o kadar hassas ki Çin'in ABD'ye karşı durmasına yardımcı olabilir. Tahran'ın ayrıca özellikle ekonomik kalkınma için güçlü bir müttefike ihtiyacı var. Öte yandan İran, Ortadoğu'daki diplomatik ve askeri konumunu güçlendirmeyi amaçlıyor ve Çin bu alanlarda İran'a yardım edebilir. İki ülkenin işbirliğinin geliştirilmesi, karşılıklı uzun vadeli çıkarları anlamında değilse de orta vadede Tahran ve Pekin ortak ekonomik ve jeopolitik hedefler peşinde.

Köksal Taşkent

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
İran Araştırmaları Uzmanı