YAZ SAATİ UYGULAMASI

Yazan  09 Ekim 2016

BİRKAÇ GÜN ÖNCE YAZ SAATİ UYGULAMASIYLA İLGİLİ GEREKSİZ VE TOPLUMUN HER KONUDA OLDUĞU GİBİ BU KONUDA DA İKİYE BÖLÜNDÜĞÜNÜ GÖRDÜĞÜM BİR TARTIŞMAYA ŞAHİT OLDUM. İŞTE BU YÜZDEN HEM YAZ SAATİ KONUSUNDA ETKB'NA RAPOR HAZIRLAYAN İTÜ'NÜN HEM DE YAZ SAATİ UYGULAMASINA KARŞI ÇIKAN EMO'NUN GÖRÜŞLERİNİ AYNEN AKTARMAYI UYGUN GÖRDÜM. ŞAHSİ GÖRÜŞÜM EN AZINDAN BU YIL BU UYGULAMANIN YAPILMASI YÖNÜNDEDİR. ŞAYET ÇOK ÖNEMLİ AKSAKLIKLAR ORTAYA ÇIKARSA GEREĞİ DE YAPILMALIDIR. MUTLAKA DA YAPILACAKTIR. İTÜ'NÜN GÖRÜŞLERİ: '' Ülkemizde sanayi ve yerleşimin en yoğun olduğu batı bölgelerimizde enerji tüketimi daha fazla olduğundan, ulusal çapta yapılacak bir enerji planlamasının da buna göre yapılması gerekiyor. Araştırma ekibinin yaptığı çalışmalar sonunda elde edilen bulgulara bakıldığında, kış saati uygulamasının tasarruftan çok tüketim getirdiği de net bir şekilde ortaya kondu. Elektrik fiyatının en yüksek olduğu saatler olan 17:00-22:00 arasında tüketimin artmasına yol açan kış saati uygulamasının kaldırılmasıyla, meskenlerdeki tüketiciler ve sanayi tesisleri de daha avantajlı olacak. Dolayısıyla bu durum hem tüketiciyi hem de ulusal ekonomimizi olumlu yönde etkileyecek. Öyle ki proje çalışmalarında bu veriye ulaşmak için 08:00-17:00, 08:30-17:30 ve 09:00-18:00 olmak üzere üç farklı mesai aralığı üzerinden, enerji tüketimi istatistikleri incelendi. Böylece proje sonucunda; 2010-2016 yılları arasını kapsayan 6 yıllık sürede kış saati uygulaması nedeniyle yaşanan ek elektrik tüketimleri karşılaştırıldığında, kış saati uygulamasının geçerli olduğu aylar bazında yıllık yaklaşık %8.58, toplam elektrik bazında ise %3.62 oranında önemli bir tasarruf yapılacak. Bu tasarruf, ortalama olarak Konya ilinin yıllık toplam elektirik tükemine eşit bir miktar anlamına geliyor. Prof. Dr. Ahmet Duran Şahin bu noktada, yaz saatinin standart hâle gelmesiyle 30 MW’lık yaklaşık 50 adet rüzgâr tarlasının veya aynı güce sahip 100 adet güneş santralinin ürettiği miktarda elektrik enerjisinden tasarruf edileceğini de somut bir örnek olarak belirtiyor… saati ve kış saati uygulamaları değerlendirilirken bunun yanında insanların günlük hayat temposu ve biyolojik saati de göz önüne alındı. Uygulamalar arasında bu açıdan da bir kıyaslama yapan araştırmacılarımız, kış saati uygulamasından ötürü çalışmaya bir saat geç başlayan ve çalışma süreleri sonunda eve dönüş yoluna gece karanlığında çıkmak zorunda kalan çalışanlar için de yaz saatinin psikolojik ve biyolojik ritim yönünden son derece olumlu olduğunda birleşti. Psikolog Cem Demirbaş bu noktada “Yıl içinde yaz ve kış saatlerinin dönüşümlü olarak uygulanması kısa ve uzun vadede insanların zihinsel ve fiziksel rahatsızlıklara maruz kalmalarına neden oluyor. Özellikle kış aylarında zaten gündüz süresinin azalması sebebiyle, güneş ışığından yararlanmak daha da önemli bir hâle geliyor. Zira insanların günlük hayatında karanlık süresi arttıkça mevsimsel depresyona yakalanma riski de o ölçüde artıyor. Kış saati uygulaması nedeniyle hepimiz işlerimizin önemli bir bölümünü akşam saatlerinde yapmaya mecbur kalıyoruz. Bu durum da başta uykusuzluk ve konsantrasyon eksikliğinden kaynaklı iş kazalarında artış başta olmak üzere, biyoritmimizi bozan birçok sorunla bizi karşı karşıya bırakıyor. Yaz saatinin tek zaman olarak uygulanması, bu sorunların giderilmesinde önemli bir rol oynayacak.” diyerek konuyu psikolojik açıdan yorumluyor. EMO'NUN GÖRÜŞLERİ: ''Bakanlar Kurulu`nun 8 Eylül 2016 tarihli Resmi Gazete`de yayımlanan kararıyla yaz saati uygulaması kalıcılaştırılmıştır. Buna göre 30 Ekim 2016 tarihinde saatler, 1 saat geri alınmayacaktır. Böylece yaz döneminde GMT+3 dilimine çekilen saat uygulaması bir yıl boyunca kalıcı hale getirilmiştir. Ancak EMO`nun yaptığı çalışmaya göre yeni uygulamada geçerli kılınan GMT+3 saat dilimi kışın sabah saatlerinde aydınlatma ihtiyacı doğuracak olması nedeniyle uygun değildir. Yaz-kış saati uygulaması devam ettirilmelidir. Enerjinin verimli kullanımı açısından en uygun noktanın GMT+2:30 olduğu saptanmıştır. Yine yaz saati uygulaması da yapılarak ve GMT+3 yerine ileri bir nokta olarak GMT+3:30 dilimine çekilerek tasarruf miktarının daha da artırılması mümkündür. Ülkemizde ulusal saat dilimi; kışa denk gelen 5 ayda (Kasım, Aralık, Ocak, Şubat ve Mart) İzmit GMT+2, 30 derece Doğu meridyeni, yaza denk gelen 7 ay (Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim) boyunca da Iğdır GMT+3, 45 derece Doğu meridyeni olarak uygulanmaktaydı. Saatlerin ileri ve geri alınması; toplumsal yaşamda yarattığı karmaşadan güne karanlıkta başlamanın uyku düzeni ve insan sağlığı üzerindeki etkisine; ekonomik ilişkiler ve turizm başta olmak üzere dış dünya ile uyuma varıncaya kadar pek çok açıdan tartışmalara yol açmaktaydı. Uygulama; gün ışığından en etkin şekilde yararlanma noktasında da sorgulanıyordu. Bakanlar Kurulu`nun yaz saatini kalıcılaştırma kararının gerekçesi kamuoyu ile paylaşılmamıştır. Böyle bir karar, öncelikle bilimsel ve teknik çalışmalara dayandırılmalıdır. Bu çalışma Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bünyesinde yapılmalı, hatta ülkemizdeki sektörel gelişimi, bölgesel elektrik tüketim paylarını da dikkate almalıdır. EMO`nun yaptığı incelemeye göre; GMT+2:30 saat dilimi yani Ordu-Fatsa`dan geçen 37.5 derece Doğu meridyeni Türkiye için en uygun noktadır. Bu nokta Türkiye`nin her iki ucuna göre yaklaşık aynı mesafededir. Böylece tüm Türkiye`de daha dengeli ve eşit bir aydınlatma ihtiyacı oluşacaktır. Buçuklu dilim belirleme, ülkelerin konumlarına göre dünyada başka ülkelerde de kabul gören akılcı bir çözümdür. Öncelikle altı çizilmesi gereken nokta, geniş yüzölçümü olan ülkelerde yaz-kış saati uygulamasının enerji tasarrufu açısından önemli olduğudur. Yazın günler uzun olduğundan ileri saat uygulaması devam ettirilmelidir. Yaz ve kış saati için belirlenecek noktanın tespitinde ise yüzölçümü dağılımıyla birlikte bölgesel olarak enerji tüketim miktarları dikkate alınmalıdır. Hatta sektörel gelişmelerin de değerlendirilmesi enerji tasarrufu açısından önemli olacaktır. Örneğin sanayinin gelişmiş olduğu Batı ile tarım ve tarımsal sulamanın önemli olduğu Doğu arasında elektrik tüketim zamanları açısından da farklılıklar bulunmaktadır. Yaz saatinin kalıcılaştırılmasına dair alınan karar, ne yazık ki bu noktalar dikkate alınmadan verilmiş görünmektedir. Nitekim yeni uygulama gün ışığından en etkin yararlanma açısından olumlu bir karar değildir. Yaz saatinin kalıcılaştırılması, kış aylarında mesainin başladığı sabah saatlerinde elektrik kullanım ihtiyacını artıracaktır. Özellikle Batı`da yer alan illerimizde güneşin geç doğacağı gerçeği ile birlikte elektrik tüketiminin yoğun olduğu bölgelerin Batı`da yer aldığı düşünüldüğünde alınan karar özellikle hanelerin elektrik faturasını artıracaktır. Vardiyalı çalışan sanayi sektörü bir yana bırakılırsa yapılan uygulama ancak akşam saatlerinde aydınlatma ihtiyacı ortaya çıkan küçük işyerleri ve ticarethaneler için görece sınırlı bir olumlu etki sağlayabilir. Piyasalaştırılan elektrik sektöründe üretici ve dağıtıcıların kapasite fazlalığı ve buna bağlı olarak fiyat düşmelerinden yakındıkları bilinen bir gerçektir. Bu koşullarda alınan kararla Türkiye`nin elektrik tüketimini artırmaya yönelik manipülatif bir şekilde şirketlerin çıkarına müdahale mi yapılmak istenmektedir? Hem ülkemizin boşa enerji tüketiminin önüne geçmek, cari açık üzerinde olumsuz etkiye sahip olan enerji yükünü artırmamak, hem de yurttaşların cebini yakan elektrik faturalarının kabarmasını önlemek için yapılan yanlıştan geri dönülmeli, yaz-kış saati uygulaması devam ettirilmeli, saat dilimleri de en uygun noktayı belirleyerek yeniden düzenlenmelidir.

Son Düzenlenme Salı, 16 Temmuz 2019 10:16
Muhittin Ziya Gözler

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Enerji ve Enerji Güvenliği Araştırmaları Merkezi Başkanı

 

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 22-08-2019

Kıbrıs'ta Türk kimliğini silme operasyonu

2007 sonrasında başlayan açılım politikalarının Türkiye'yi getirdiği nokta, Ocak 2013'te başlayan sözde çözüm süreci gerçekte büyük bir yıkım süreci olan PKK terör örgütüyle müzakereler olmuştu.