ABD’nin Orta Asya Rakipleri

Yazan  16 Temmuz 2011
ŞİÖ içindeki Rusya-Çin örtülü mücadelesinin dondurulup İKÖ ile işbirliğine gidilmesi ise Amerikan karar alıcıları için bir kâbus olabilir.

Son yıllarda Orta Asya'da Amerikan etkisinin azaldığı görüşü genel kabul görmektedir. ABD'nin hareket alanını kısıtlayan faktörlerin başında Washington'a rakip bölge ülkeleri gelmektedir. Her bir bölgesel gücün kendi ulusal çıkar tanımlaması farklı olduğundan rekabet, ABD politikaları için inişli çıkışlı bir seyir anlamına gelmektedir. Rusya, Çin ve İran'ın Washington'u oldukça rahatsız ettiği de ortadadır. Şanghay İşbirliği Örgütü ise rekabete farklı bir boyut katmaktadır. Sırasıyla incelenecek olursa:

RUSYA

SSCB dağıldıktan Yeltsin döneminde izlenen Batı yanlısı politikalar nedeniyle Rusya, Orta Asya ülkeleriyle yakın ilişkiler kurmaktan kaçınmıştır. 1993 yılından itibaren Rusya'da ön plana çıkan Avrasyacılık[1] hareketinin de etkisiyle Rusya, Orta Asya'yı "Yakın Çevresi" ilan etmiş ve Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleriyle ikili anlaşmalar imzalamıştır. Bu ülkelerde askeri üsler elde etmek ve bu ülkelerin askeri personelini eğitme konusundaki baskılarının yanı sıra Rusya, ekonomi alanında da girişimlerde bulunmaya başlamıştır. Bu doğrultuda kuzey hattından gelen petrol sevkiyatının devam etmesini de zorlamak üzere ABD destekli Doğu –Batı enerji koridorlarının gerçekleşmemesi için Hazar Denizi'nin hukuki statüsünü[2] tartışmaya açmıştır. Rusya, Orta Asya ülkelerinden Avrasya Gaz Birliği'nin oluşturulmasını talep ederken birçok uzmana göre Çeçenistan müdahalesini Kafkaslardaki petrol akışını güvence altına almak için gerçekleştirmiştir. Bölgede artan Amerikan angajmanına karşılık Çin, İran ve Hindistan'la ilişkiler geliştirmiştir.[3]

Putin'in iktidara gelmesinin ardından Rus dış politikasında Orta Asya'nın önemi artmıştır. Putin döneminde SSCB'den kalan mirasın küresel güç olmaya değil bölgesel bir güç olmaya yeteceğini gören Putin, Batı dünyasının bir parçası olmak yerine Batı dünyası ile çatışmadan yakın çevresine yoğunlaşmayı tercih etmiştir. ABD ile Çin'in politik manevra alanının kısıtlanması da bölgede istikrarın sağlanmasını gerektirmektedir.[4] Rusya, ABD'nin bölgeye girmesini engellemeye çalışırken 11 Eylül sonrasında Amerikan operasyonlarına destek vermiştir. Rusya'nın ABD'ye desteği:

- Çeçenistan operasyonları için mazeret kazandıracaktı,

- Rusya'nın Batı dünyasındaki imajını değiştirebilirdi.

- Ayrıca, radikal İslami terör örgütleri Rusya için de bir tehdit unsuruydu.

Ancak ABD'nin bölgeye askeri ve mali yardımlarını artırarak Orta Asya cumhuriyetleriyle siyasi ilişkilerini geliştirmesi zamanla Rusya'yı rahatsız etmiştir. Rusya, Orta Asya'daki doğalgaz ve petrol sevkiyatının denetimini sürdürebilmek için Avrasya Gaz Birliği'ni ve Gümrük Birliği'ni kurmayı önermiş; kuzey-güney doğrultusundaki güzergâhın değiştirilmemesi konusunda Orta Asya ülkelerine baskı yapmıştır. Rus yetkililere göre ABD'nin hedefi Orta Asya'da etkinliğini artırarak Rusya'yı bölgeden dışlamaktır.[5]

Rusya, ABD'nin 11 Eylül sonrası operasyonlarına göz yumsa da BDT ve ŞİÖ üzerinden Amerikan angajmanını dengelemeye çalışmaktadır. Bu noktada Rusya'nın ABD ile rekabet halinde olduğu alanlar şunlardır:

- Bölgede yeniden nüfuz oluşturma mücadelesi,

- Boru hatları üzerindeki rekabet,

- BDT ve ŞİÖ aracılığıyla yürütülen rekabet,

- Radikal dinci ve ayrılıkçı örgütlere karşı sınır güvenliğini sağlamak.

Rusya, devlet ve özel şirketleri aracılığıyla 1990'lı yıllardan itibaren oluşturulan uluslararası konsorsiyumların tamamına yakınından belirli paylar almıştır. Güvenlik alanında ciddi hamleler yapmış, Tacikistan'ın dış sınırlarını koruyan Rusya bu ülkede kalıcı bir üs elde etmiştir. 2002 yılında kurulan Ortak Güvenlik Antlaşması Örgütü çerçevesinde Rus, Kazak, Kırgız ve Tacik askerlerden oluşan 5,000 kişilik bir acil müdahale gücü oluşturulmuş, Kırgızistan'da Kant Üssü elde edilmiştir. Rusya ayrıca Batı'nın hamlesine karşılık alternatif boru hattı projeleri oluşturmaya çalışmaktadır.[6]

ÇİN

Çin, "Büyük Stratejisi" çerçevesinde Rusya ve Orta Asya ülkeleriyle ilişkileriyle hem bölgesel avantajlar elde etmeyi isterken aynı zamanda küresel hedeflerine ulaşmayı tasarlamaktadır. Çin'in temel amacı kuzeybatı bölgesindeki güvenliğini tamamen sağladıktan sonra Asya-Pasifik bölgesine yönelmektir. Bu bağlamda Çin'in Orta Asya siyaseti, ABD ve NATO'ya karşı oynayacağı bir karta sahip olmak ve kuzeybatı sınırlarındaki sınır güvenliğini sorunsuz hale getirmektir. Çin, bu politikası için en çok Şanghay İşbirliği Örgütü'ne ihtiyaç duymaktadır.[7] Çin'in bölgeden elde etmek istediği çıkarlar:

- ABD'nin bölgedeki ekonomik etkinliğini kısıtlamak,

- Rusya'nın stratejik alanı olarak gördüğü yakın çevresini kullanmasını sınırlandırmak,

- Radikal İslami örgütleri yok etmek,

- Artan enerji ihtiyacı için Orta Asya enerji pazarını kontrol etmek,

- Hazar enerji bölgesine erişmek,

- Orta Asya'da ekonomik ve askeri kapasitesini artırmak,

- Batı değerlerinin bölgeye empoze edilmesiyle Kosova Modeli yaratılmasını önlemek,

- Kuzeybatı sınırlarının güvenliğini sağlamaktır.[8]

ŞANGHAY İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ

1996 yılında kurulan ŞİÖ, Soğuk Savaş sonrasında Çin ve Rusya'nın ABD'nin tek taraflı hegemonyasına karşı yaratılmış belki de en önemli direniş gücü olmuştur. 11 Eylül sonrası Afganistan operasyonlarında ABD'nin Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan'da askeri üsler elde etmesi ŞİÖ'nün otoritesini sarsmıştır ancak ABD'nin ilerleyen yıllarda Özbekistan ve Tacikistan'daki üslerini kaybetmesi de ŞİÖ'nün başarısıdır. 2004 Zirvesi'nde Moğolistan'ın, 2005 Zirvesi'nde İran, Pakistan ve Hindistan'ın gözlemci olarak kabul edilmesiyle örgütün bölgesellikten çıkarak kıtasal bir kimliğe büründüğü yorumları yapılmıştır. ABD'nin Kırgızistan'da gerçekleştirilen Lale Devrimi'ndeki rolü ve Özbekistan'daki Andican olaylarında Özbek yönetimine karşı tavrı, bu ülkeleri ŞİÖ'ye yaklaştırmıştır. Bunun sonucunda 2005 yılında Özbekistan ABD'nin Hanabad Üssü'nü boşaltmasını talep etmiştir. ABD'nin bölgedeki tek üssü olarak kalan Manas Üssü'nün de kirası Kırgız yönetimi tarafından 75 kat artırılmıştır. ŞİÖ'nün bu üssün de tasfiye edilmesi yönündeki baskıları ise ABD'yi rahatsız etmektedir. ŞİÖ'nün lideri konumundaki Çin, ABD'nin bölgeden çekilmesi için üye ülkeler üzerindeki etkisini oldukça başarılı kullanmaktadır. Bölgesel işbirliği amacıyla kurulan ŞİÖ, bugün itibariyle Çin'in çok kutuplu bir dünya yaratma isteğiyle Rusya'nın bölgeyi kontrol etme çabalarının bir ürünü haline gelmiştir. Çin ve Rusya için ABD ortak tehdit durumundadır. İki ülke de ABD'nin demokrasiyi yayma stratejisinden rahatsızdır. Ancak genel görüşe göre iki ülke de tek başlarına ABD'ye karşı koyabilecek güce sahip olmadığı için ŞİÖ aracılığıyla birlikte hareket etmektedir. Bazı uzmanlara göre ŞİÖ ile İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) arasında birleşme kararı çıkması imkânsız değildir. Birleşme gerçekleşirse ŞİÖ-İKÖ birliği, dünya enerji kaynaklarının %90'ını ve dünya nüfusunun %85'ini kapsayacaktır. Bütün bu argümanlara rağmen bölgede bir de Rusya-Çin örtülü mücadelesi vardır. Orta Asya enerji kaynakları üzerindeki denetimi artırma konusunda iki ülke birbirlerine rakiptir. Çin'in artan enerji ihtiyacını karşılamak için bölge ülkeleriyle geliştirdiği ilişkiler Rusya'yı rahatsız etmektedir.[9] Rusya ve Çin arasındaki bu örtülü mücadele ise ABD'yi bölgede rahatlatan en önemli gelişmedir.

İRAN

İran, Orta Asya ve Kafkaslara geçiş avantajıyla farklı bir öneme sahiptir. İran Orta Asya'da siyasal ve kültürel bir nüfuza da sahiptir. Ancak bölgede rekabet halinde olan ABD, Rusya ve Çin'e nazaran İran'ın bölgedeki etkisi zayıftır. İran'ın Orta Asya'ya yönelik politikası şu şekilde özetlenebilir:

- ABD'nin çevreleme politikasından ve uluslararası yalnızlıktan kurtulmak için Orta Asya cumhuriyetleriyle ilişkiler kurmak,

- Sınır güvenliğini sağlamak ve bölgedeki istikrarı desteklemek,

- Özellikle Kazakistan ve Türkmenistan ile ilişkileri geliştirmek,

- Rusya ve Türkiye ile dengeli ilişkiler yürütmek,

- Alternatif enerji koridorları açarak Orta Asya'nın enerji sevkiyatını kendi topraklarından geçirmek,

- Bölge ülkeleriyle ekonomik ve ticari ilişkileri geliştirerek ABD'nin kendisini engellemesini önlemek.

Siyasal İslam'ı benimsemiş olmasına rağmen İran, Orta Asya cumhuriyetleriyle ilişkilerinde daha esnek davranmaktadır. İran, kendisini bölgedeki ekonomik rekabetin bir aktörü olarak görmektedir. Bölge ülkelerinin kökten dinci gruplarla yaşadığı çatışmalarda bölge ülkelerinin tarafında yer alan İran bu politikasıyla rekabete dâhil olmak istediğini de kanıtlamaktadır. Bu noktada Özbekistan, Türkmenistan ve Tacikistan ile ilişkiler iyileşmiştir. İran, bölge ülkeleri arasındaki sorunlara taraf olmaktan da kaçınmaktadır. İran'ın Orta Asya siyasetinde en önemli adım ise kuşkusuz ŞİÖ'ye tam üyelik yolunda çaba sarf etmesidir.[10]

İran, Orta Asya ve İran Körfezi'nin kalbinde yer almaktadır. Hazar Denizi'ne kıyısı vardır. Gelişmiş bir petrol sektörüne sahip olan İran, Orta Asya ülkelerine yönelik ekonomi politikasını enerji temelli oluşturmuştur. İran yönetiminin hayali, Kuzey-Güney, Doğu-Batı, Orta Asya-Avrupa enerji yollarının, demiryollarının ve havayollarının İran üzerinden geçmesidir. İran, önümüzdeki 25 yıl içinde Türkmenistan'dan 8 milyar metreküp doğalgaz alacağını açıklamıştır. İran'ın en büyük zaafı Orta Asya ülkelerine yeni teknoloji ve finansman transfer etme gücünden yoksun olmasıdır. Bu durum da İran'ı bölgedeki küresel rekabette geri düşürmektedir.[11]

SONUÇ

Orta Asya'da ABD, Rusya, Çin ve İran'ın dışında Hindistan, Pakistan, terör örgütleri ve Orta Asya Cumhuriyetleri'nin çok yönlü dış politika takipçisi olma hevesleri de unutulmamalıdır. ŞİÖ içindeki Rusya-Çin örtülü mücadelesinin dondurulup İKÖ ile işbirliğine gidilmesi ise Amerikan karar alıcıları için bir kâbus olabilir. Orta Doğu'daki halk hareketleriyle bölgedeki etkisini kalıcı hale getirmek istediği bazı uzmanlarca sık sık ifade edilen ABD'nin Orta Asya'ya yakın zamanda kararlı bir geri dönüş yapması şaşırtıcı olmamalıdır.


[1] Avrasyacılık hareketiyle ilgili ayrıntılı bilgi için bkz. Mehmet Seyfettin Erol, "Küresel Güç Mücadelesinde Avrasya Jeopolitiği ve Türk Avrasya'sı", Mehmet Seyfettin Erol (Der),"Küresel Güç Mücadelesinde Avrasya'nın Değişen Jeopolitiği Yeni Büyük Oyun", Platin Yayınları, 1. Baskı, Ankara, 2009

[2] Hazar Denizi'nin hukuki statüsü ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz. Cavid Abdullayev, "Uluslararası Hukuk Çerçevesinde Hazarın Statüsü ve Doğal Kaynaklarının İşletilmesi Sorunu", http://auhf.ankara.edu.tr/dergiler/auhfd-arsiv/AUHF-1999-48-01-04/AUHF-1999-48-01-04-Abdullayev.pdf

[3] Doç. Dr. Ertan Efegil, "Orta Asya'da Güç Mücadelesine Genel Bakış", Yrd. Doç. Dr. Mehmet Seyfettin Erol (Der), "Küresel Güç Mücadelesinde Avrasya'nın Değişen Jeopolitiği Yeni Büyük Oyun", Platin Yayınları, 1. Baskı, Ankara, Ocak 2009, s.68-70

[4] Neziha Musaoğlu, "Putin Rusya'sının Orta Asya Politikasında Bağımsız Devletler Topluluğu", Erol (Der), a.g.e., s. 206-208

[5] Efegil, a.g.e., s.70-72

[6] Prof. Dr. Tayyar Arı-Dr. Ferhat Pirinççi, "11 Eylülün Gölgesinde Orta Asya'ya Yönelik Amerikan Politikası", Tayyar Arı (Der), "Orta Asya ve Kafkasya Rekabetten İşbirliğine", MKM Yayıncılık, Bursa, 2010

, s. 316-318

[7] Dr. Nuraniye Hidayet Ekrem, "Çin Halk Cumhuriyeti Dış Politikası (1950-2000)", ASAM Yayınları, Ankara, 2003, s.131

[8] Ekrem, a.g.e., s.157

[9] Bilge Ustaoğlu, "Çin'in Orta Asya Politikası", a.g.e., s. 364-370

[10] Mehmet Seyfettin Erol-Arzu Celalifer Ekinci, "İran'ın Orta Asya Politikası: İşbirliği Arayışları ve Güvenlik Sorunu", Erol(Der), a.g.e., s. 393-416

[11] a.g.e.,

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Cahit Armağan Dilek   - 17-08-2019

Rusya Güvenli Bölge Planını Destekliyor mu?

Güvenli bölge aldatmacası…