Bu sayfayı yazdır

BAŞBAKANIMIZA GÜVENELİM

Yazan  24 Nisan 2009
Her sene Amerikan Başbakan 24 Nisan’da Ermenilerin “Meds Yeğen” olarak adlandırdığı gibi “Büyük Felaketin” yıldönümünde diye açıklama yaparlar.

Özür dileme kampanyası da 24 Nisan'a zemin hazırlama olarak değerlendirilebilir. Amerikan Başkanının 24 Nisan'da hazırlanan ortama uygun olarak Türkiye Cumhuriyetine özür dileme konusunda baskı yapması söz konusu olabilir. Amerikan Kongresi de Ermeni soykırımını kabul edebilir. Zaten Amerikan eyalet parlamentolarının yarısın da kabul etmiş durumda… Amerikan kongresinde soykırımının kabul edilip edilmemesinin önemi nedir. Kabul edilmezse caydırıcı, kabul edilirse özendirici olur.

Kabul edilirse diğer ülkeler, Amerika kabul etti bizde edelim, derler. Türkiye, soykırımı parlamentosunda ilk tanıyan Uruguay'a gereken tepkiyi verseydi, bugün birçok ülke bu kararı kabul edemezdi. Uruguay dışında, Kıbrıs Rum Yönetimi, Arjantin, Rusya, Kanada, Yunanistan, Lübnan, Belçika, İtalya, Vatikan, Fransa, İsviçre, Slovakya, Hollanda, Polonya, Almanla, Venezuela, Litvanya, parlamentolarında soykırım kabul edilmiştir.

1986 yılında AB Parlamentosu soykırımı kabul etmiş ve 2004 yılında da Türkiye'den bunu tanımasını istemiştir.

Amerika kongrede soykırımı kabul edip etmeme konusun devamlı gündemde tutarak soykırımı ticareti yapmaktadır.

Ermenistan'la sınır kapılarının açılması talebi de daha çok Amerika'dan destek görüyor. Amerika'nın Güney Kafkasya politikası bütünlük oluşturuyor.

Özellikle henüz taslak aşamasında olan Genişletilmiş Karadeniz Stratejisi açısından bölgesel sorunların çözümü önem taşıyor. Diğer yandan tam da bu proje çerçevesinde Amerika, Ermenistan'ı İran ve Rusya'dan koparmaya çalışıyor. Yanı Türkiye-Ermenistan sınırının açılması durumunda Ermenistan Türkiye üzerinden Batı ile daha da yakınlaşacak Rusya ve İran'dan kopacaktır. Fakat bu durumda Ermenistan'ın Türkiye'ye karşı talepleri ne olacaktır? Ayrıca Amerika kendine karşı toprak talebi ve soykırım iddiası olmayan İran'la neden diplomatik ilişkilerini başlatmıyor.

1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılması sonucu bağımsızlığını ilan eden Ermenistan'ı tanıyan ilk devletlerden biriside Türkiye Cumhuriyeti olmuştur.

Ancak Ermenistan'ın Azerbaycan topraklarının bir kısmını işgal etmesi ve 1915'deki Ermeni tehcirini soykırım kabul etmesi ve Doğu Anadolu Bölgesini de "Batı Ermenistan" olarak kabul etmesi üzerine Türkiye 1993 yılında Ermenistan ile olan sınır kapılarını insan ve mal trafiğine kapattı. Bütün bunlara rağmen çok güç koşullar altında bulunan Ermenistan'a gıda yardımında bulundu ve elektrik enerjisi verdi. Türkiye, ayrıca başka ülkelerin insani yardımlarının ulaşması için kendi topraklarının kullanılmasına karşı çıkmadı. Ermenistan'ın Karadeniz Ekonomik işbirliğine kurucu üye olarak girmesine karşı çıkmak yerine destek verdi.

Erivan'dan İstanbul'a ve Trabzon'a uçak seferleri düzenlenmesine izin verdi. Halen Gürcistan ve İran üzerinden dolaylı şekilde ticaret devam etmektedir.

Ermenistan parlamentosu 19-20 Aralık 2007'de yaptığı özel oturumu ile iddialarını sürdürse de Türkiye geçmişte yaşayanları tarihçilere bırakmıştır.

Türkiye'de ve Türklerde geçmişte yaşanan bütün acılara rağmen Ermenistan'a ve Ermenilere karşı bir kin mevcut değildir.

Diyaspora Ermenilerinin bir kısmında ve Ermenistan'da bazı çevrelerde hala mevcut olduğu gözlenen bu hissi körükleyenlerin de Ermenilerin kendilerinin olmadığı, bunun gerçek sahiplerinin Türkiye üzerinde öteden beri oyunlar oynayan emperyalist ülkeler olduğu açıktır.

Ermeniler 1920'de yapılan Gümrü Anlaşması ile Doğu Anadolu'da hak iddia etmeyeceklerini kabul etmişlerdi.

Türkiye Ermenistan sınırını kapatırken Karabağ'da yaşanan soykırım ve Azerbaycan topraklarının %20'sinin Ermeniler tarafından işgali tek sebep değildir. Bu olaylar bardağı taşıran son damlaydı. Bardak zaten doluydu; soykırım iddiaları, Türkiye'nin toprak bütünlüğünün tanınmaması her görüşmede gündeme gelen fakat Ermeniler tarafından kabul edilmeyen konulardı. Türkiye ile Ermenistan arasında 24 Ağustos 2007'den beri devam eden görüşmeler var. Ermeniler asılsız iddialarından ve taleplerinden vazgeçemedikleri için görüşmeler sonuçsuz kaldı.

Bugünlerde değişen ne oldu da sürekli sınırın açılacağı gündeme gelmektedir? Ermenistan iddialarından ve taleplerinden vazgeçti mi? Ağrı Dağı'nı devlet armasından çıkarıp, Doğu Anadolu'yu Batı Ermenistan olarak tanımlamaya son verip Gümrü + Kars Anlaşması'nı esas kabul ediyoruz mu dedi?

Ayrıca işgal altında tuttuğu Azerbaycan topraklarından mı çekildi?

Bunların hiç biri olmamasına rağmen Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan "ön koşulsuz kapıların açılacağını" söyledi.

Türkiye eğer kapıları ön koşulsuz açacak olsaydı 2007 den bu yana açardı. Hem Türkiye'nin hem de Azerbaycan'ın takip edeceği politika dengeler açısından oldukça önemli.

Türkiye'nin ve Azerbaycan'ın asla unutmaması gereken konular var. Azerbaycan'da ve Türkiye'de çok kullanılan atasözlerinden bir tanesi "uman yerden küserler" tabii ki Azerbaycan Türkiye'den Azerbaycan'daki işgal kalkmadan Ermenistan ile ilişkilerini normalleşmesini bekleyemez. Ama Azerbaycan'da unutmamalı ki topraklarını işgal eden Ermenistan'ın arkasında Rusya vardı.

Bu yüzden, Ermenistan ile Türkiye'nin ilişkilerinin düzelmesi, Ermenistan'ın söz konusu konularda göstereceği tavır değişikliğine bağlı aksi takdirde Türkiye'nin hem kendi çıkarlarını hem de Azerbaycan'ınkileri bir kenara bırakıp sınırları açması düşünülemez.

Ben bu yazıyı 24 Nisan günü siteye göndermeden 22 Nisan gecesi açıklanan 23 Nisan'da haberlere düşen Türkiye-Ermenistan yol haritasını belirledi sözleri beni çok şaşırttı. Bayan Clinton'un açıklaması bu dayatmanın nerden geldiğini de açıkça ortaya koyuyor. 24 Nisan'da hemen bu gün önce bu açıklamaların yapılması tam anlamıyla "yangından mal kaçırmak" şeklinde yorumlanabilir. Obama Türkiye'ye geldi de ne istedi diyenler nelerin istendiğini bir bir görecekler. Her zaman verdiğimiz acele kararların sıkıntısını çekiyoruz. Ermenistan bağımsızlığını ilan ettiği zaman tanımakta aceleci davranmasaydık bu kadar köşeye sıkıştırılamazdık. Şimdi de (elbette Ermenistan ile ilişkilerimiz normalleştirilebilir) alelacele kararlar alarak sonra altında kalkamayacağımız durumlara düşmeyelim. Hepimiz Başbakanımıza güvenelim.

Doç. Dr. Meşküre Yılmaz

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü
Bilimsel Danışmanı