YA TÜRKÇE BAŞA YA KUZGUN LEŞE

Yazan  08 Ocak 2009
Eurovision şarkı yarışmasında Türkiye’yi temsil eden İngilizce parçayı dinleyen herkesin aklına sayısız soru geldiğini, bize gelen e-posta ve telefonlar ortaya koymaktadır. Sorulardan bazıları şunlar:

Türküsüz Türkiye olur mu? Türkçesiz Türkü söylenebilir mi? Türkçesiz Türkiye temsil edilebilir mi? Yarışmacı neden Türkçe söylemiyor? İngiliz diliyle ispat-ı vucud müstemleke ülkelerine özgü değil midir? Tarihi bir millet, başka bir milletin diliyle yarışmaya girer mi? TRT ve diğer yetkililerin bu konuda Türkçe duyarlılıkları olmasa bile sorumlulukları yok mudur?

Kısacası sorular yazılamayacak kadar çok. Ancak birileri de "Aman efendim bunda da ne var? Yarışmacı söylediklerinin daha iyi anlaşılması ve derece alması için bunu yapıyor. Yarışmacının Türkçe söylemesi değil Türkiye adına yarışması yeterlidir" diyebilir. Daha da ötesi "önemli olan kazanmaktır" diyenler de çıkabilir. Ancak bunu birileri Türkiye gibi bir ülke adına söyleyemez. Türkiye -belki birileri farkında değil ama- başlı başına bir medeniyeti, değerler sistemini ve kültürü temsil ediyor.

Bir kimsenin kendi dilini, sesini ve sözünü başarı için terk etmesi Makyevelist bir tutumdur. Sağlıklı bir tavır değildir. Sonuçta taklitçilik özgün ve özgüveni olan insanların sayısını değil, taklitçi insanların miktarını artırır. Yabancıyı taklit, yabancının dilini taklitle başlar.

Müstemleke zihniyeti!

Gerçekte Türkiye kendi diliyle kazanılacak bir sonunculuğu ecnebi diliyle alınılacak birinciliğe tercih edecek insanlara muhtaçtır. Ancak sorumluluk mevkiinde olanlarda ne böyle bir bilinç ne de böyle bir kaygının olduğu anlaşılmaktadır.

Bu zihniyettir ki, Türkiye'de devlet, bir etnisitenin hem de bir kısım insanlarının konuştuğu dille yayın yapan televizyonu devlet eliyle yayına sokmuştur. Türkçenin karşısına resmen bir dilin lehçesi konulmuştur. Yetkililerin bu tutumu, yani bir yandan uluslar arası yarışmalara yabancı dille katılmayı gelenek haline getirmesi, diğer yandan yabancı dille eğitim ve yayının kutsaması Türkçeyi "öz yurdunda garip öz vatanın da parya" konumuna düşürmüştür. Bu vefasızlık yalnız dil konusunda değil hayatın bütün alanlarında Türkiye'yi kuşatmıştır. Bugün Türkiye bu zihniyet yüzünden ancak yabancı sporculara "milli forma" giydirilerek alınan madalyalarla zevahiri kurtaran bir ülke konumuna indirgenmiştir.

Bu durum kendine güvenmeyen, kendi yeteneklerini kullanmasını beceremeyen hatta kendi kültürünü taşıyamayan bir zihniyeti yansıtıyor. Kendi diliyle birinci olacağına, kendi sporcusuyla zafere ulaşacağına inanmayan bir zihniyet, kelimenin tam anlamıyla müstemleke zihniyetidir. Giderek bardak taşmaktadır. İnsanlar Türkiye'de artık 'ya Türkçe başa ya kuzgun leşe' deme noktasına gelmişlerdir.

Bütün gelişmeler, Türkiye'nin Karamanoğlu Mehmet Bey gibi bir devlet adamı tavrına, her zamankinden daha büyük ihtiyacı olduğunu göstermektedir. Onun o gün söylediğine bugünün Türkiye'sinin çok daha fazla ihtiyacı vardır. Karamanoğlu Mehmet Bey: "Simden girü hîç kimesne kapuda ve divanda ve mecâlis ve seyranda Türkçeden gayri dil söylemeye" demişti.

Özcan Yeniçeri

1954 yılında Gümüşhane'nin Şiran ilçesinde doğdu. İlk ve orta tahsilini Gümüşhane'de, yüksek tahsilini Ankara'da tamamladı. 1987 yılında Uludağ üniversitesi Sosyal Bilimler Ensti-tüsü'nde Yüksek Lisansını tamamladı. 1991 yılında ise Erciyes üni-versitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde Yönetim Organizasyon dalında “örgütlerde çatışma ve Yabancılaşmanın önlenmesinde Yönetime Katılmanın Rolü” adlı tezinin kabul edilmesiyle de doktor unvanını aldı.

1998 yılında doçent, 2004 yılında da profesör oldu.

Prof.Dr. özcan Yeniçeri, Niğde üniversitesi'nde çeşitli aralıklarla Kamu Yönetimi Bölüm Başkanlığı, Meslek Yüksek Okulu Mü-dürlüğü, Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü yaptı.

1999 yılında Kazakistan'daki Ahmet Yesevi üniversitesi'nde görev aldı. Bu üniversitede “Uluslararası İlişkiler Bölümü”nü kurdu ve bir yıl süreyle de başkanlığını yaptı. 2004 yılında AYSAM (Ahmet Yesevi Stratejik Araştırmalar Merkezi) Başkanlığına getirildi. İki yıl bu görevi yapmış olup halen Niğde üniversitesi'ndeki görevine de-vam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri'nin yazdığı eserlerden bazıları şunlardır: Yeniden Türkleşmek, örgütsel Değişmenin Yönetimi, Küre-selleşme Karşısında Milliyetçilik ve Kimlik, Küresel Kıskaç ve Türkçülük, Bilgi Yönetim Stratejileri ve Girişimcilik, Dokunanlar, İtirazlar, Bugünden Yarına Türk Dünyasına Stratejik Bakış, Yönetimde Yeni Yaklaşımlar. ölüler Nefes Almaz (Roman), örgütlerde çatışma ve Yabancılaşma Yönetimi

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 2003 yılı “Prof. Dr. Osman Turan Kültür Araştırmaları” ödülünü almıştır.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, Ortadoğu, Ayyıldız, Millet, Hergün ve Siyaset Ekseni gazetelerinde çeşitli aralıklarla köşe yazarlığı yapmıştır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde köşe yazarlığına devam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 12 Haziran 2011 Genel Seçimleri ile Milliyetçi Hareket Partisi Ankara milletvekili olmuştur. Ankara Milletvekili Yeniçeri aynı zamanda TBMM Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Komisyonu üyesidir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Bircihan D. Dilek   - 13-12-2019

Balistik Füze Tehdidi ve Türkiye

Son birkaç yıldır F-35 ve S-400 konuları ülkemizin gündemini işgal ederken, stratejik bir saldırı silahı olan Balistik Füze tehdidi hızla etrafımızı sardı.