Azerbaycan Rusya İlişkilerinde Kırılma Mı Yaşanıyor?

Yazan  23 Aralık 2013

Giriş

Kızıl Ordunun işgaliyle yetmiş yıl Sovyetler Birliği yönetiminde kalan ve 1991’debağımsızlığını ilan eden Azerbaycan Moskova için bağımsızlıktan sonra önemini korumuştur. Azerbaycan’ın petrol ve doğalgaz rezervleri, tarıma elverişli arazileri ve strateji konumu bu önemin temel belirleyicileridir. Azerbaycan eski dünyanın en önemli yerinde, yani Orta Asya ile Ortadoğu ve Ön Asya’nın tam ortasında bulunmaktadır. Bölgenin en önemli özelliği Azerbaycan’ın tarihi geçit ve ticaret yolları üzerinde bulunmasıdır. Bölge ülkeleri arasında bir köprü konumunda olması, stratejik açıdan her zaman ele geçirilmek istenmesi nedeniyle tarih boyunca dünya jeopolitiğinde hassas bir konumda yer almıştır.Ermenistan ile süren savaş, serbest piyasa ekonomisinin uygulanmasındaki zorluklar ve ülke içindeki politik istikrarsızlıklar Azerbaycan’ı bağımsızlığının ilk yıllarında zor durumda bırakmıştır. Bağımsızlığın korunması ve toprak bütünlüğünün temin edilerek ülke içindeki güvenliğin sağlanması Azerbaycan güvenlik ve dış politikalarının temelini oluşturmuştur.

Bağımsızlıktan sonra Azerbaycan dış politikası Azerbaycan’daki yönetici kadrolara göre farklılık göstermiştir.  Muttallibov döneminde Rusya yanlısı politika izlenirken, Elçibey döneminde bağımsızlığa yönelik politika, Aliyev döneminde ise Rusya’nın dikkatini çekmeyecek bir denge politikası izlenmiştir.[1]

Gebele Radar İstasyonunun kapatılması, Rusya’da yaşayan Azerbaycanlı göçmenlere baskı, Rusya’nın Azerbaycan’la ilgili siyasi ve ekonomik çıkarları, Azerbaycan’ın Rusya’yı rahatsız eden politikaları ve Rusya’nın Azerbaycan politikasında algılanan problemler çerçevesinde Azerbaycan-Rusya ilişkilerinde kırılma yaşandığından bahsetmek mümkündür.

Gebele Radar İstasyonun Kapatılmasının Arka Planı

Azerbaycan’ın Aralık 2012’de Gebele Radar İstasyonu için kira ücretini arttırmasından sonra Bakü-Moskova ilişkileri gerginleşmeye başlamıştır. Gebele radar istasyonu 1985’tekurulmuştur. Gebele istasyonunun etki menzili 8000 kilometredir. Yani Türkiye, Irak, İran, Hindistan ve tüm Yakın Doğu ülkeleri bu radar istayonunun  görüş alanına dahildir.

    

Gebele istasyonu adları geçen ülkelerin topraklarındaki askeri ve sivil bütün hareketleri  izleyebilmektedir.  2002’de10 seneliğine Rusya tarafından kiralanması öngörülen istasyonla ilgili anlaşmanın süresi 24 Aralık 2012 tarihinde bitmiştir. Bu zamana kadar Rusya Azerbaycan’a kira ücreti olarak yılda 7 milyon dolar ödemiştir. Fakat Bakü 2013’den başlayarak Rusya tarafından yılda 300 milyon dolar ödenmesini istemiştir. Bu yüzden de anlaşmaya varılamamıştı . İstasyonun kapanmasıyla Azerbaycan topraklarında  hiç bir yabancı devletin askeri üssü kalmamıştır.[2]

Bazı uzmanlar Rusya’nın Gebele Radar İstasyonu`ndan vazgeçmesinin ikili ilişkileri olumsuz etkilemeyeceği kanaatindedir. Milletvekili Aydın Mirzezade Rusya’nın diğer ülkelerindeki üslerinde de kira ücretinin yüksek olduğunu bildirerek bu olayın ilişkiler konusunda hiç bir değişiklik yapmıyacağını söylemiştir[3]. Siyaset bilimci Vefa Guluzade[4]:"Fikrimce, Gebele Üssünün faaliyetinin kapanması ilişkilere hiç bir etkisi olmayacak. İlişkiler malum durumda. Zaten bu istasyon Rusyanın kendisi için de gerekli değildir. Sadece burada binden çok Rus ailesi yaşıyor. Onlar bizden kira sürecini uzatmamızı rica ediyorlardı. Biz şartlarımızı söyledik, onlar da imtina etti. Fakat Rusya bunu bi bahane olarak kullanıcaktır."demiştir. Rusya İktisadi Ataştırmalar Enstitüsünün başkanı Sergey Markov`a göre ise, "Üssün kapatılmasının Rusya için hiçbir jeopolitik etkisi olmamıştır. Ama bunun sonucunda ülkeler arasındaki askeri ittifakın şekli bozulmuştur.[5]"

Orhan Zeynalov Olayından Azerbaycan’a Mesaj

İlişkilerdeki gerginlik Rusya’da yaşayan göçmenlerle ilgili de kendini göstermektedir. Rusya’da 2010 yılı verilerine göre, 3.200.000 Azerbaycanlı yaşamaktadır.[6] Emekçi göçmenlere karşı baskı olduğundan söz edilmektedir. 2013 yılı sonunda meydana gelen Orhan Zeynalov olayı da  Rusya’da Azerbaycanlılara karşı uluslararası hukukaaykırı davranış olduğunu doğrulamaktadır. Hatırlanacağı üzere, 10 Ekim’de Moskova’nın Birulevo ilçesinde 25 yaşındaki Yegor Şerbakov’un öldürülmesi yerli sakinlerin itirazlarına neden olmuştu. Katilin bulunmasını talep eden Rus milliyetçiler ilçedeki Kafkasyadan gelen vatandaşların yoğun olarak çalıştığı “Biryuza” ticaret merkezi ve “Pokrov” meyve halinin kapatılmasını talep ederek, ticaret merkezinde ve halde çalışan Kafkasya ve Orta Asyalı göçmenlere saldırmışlardı. Ayrıca katil zanlısı Orhan Zeynalov’un tutuklanması sırasında emniyet güçlerinin ona karşı sert davranışları ve işkence görüntüleri yayınlanmıştı.

Rusya’da bir yıl içerisinde ortalama yaklaşık yirmi bin insan öldürülmektedir.[7] Suç zeminin boy gösterdiği bir ülkede katil zanlısı Orhan Zeynalov’a karşı olan insan haklarının tamamen hiçe sayılması Rusya’da ırkçılık atmosferinin ne derecede yüksek olduğunu göstermektedir. Zeynalov’a karşı yapılanları Azerbaycan’a gönderilen mesaj olarak da yorumlamak mümkündür.

Siyasi ve Ekonomik Çıkarlar

Rusya’nın Azerbaycan’a karşı baskılarının ardında iktisadi ve politik çıkarlar vardır. Rusya’nın bu hamlelerinin ardında Azerbaycan’ı “Sovyetler Birliği'nin başka isimle yeniden yapılandırılması” olarak şekillendirdikleri Avrasya Birliği, Avrasya Ekonomi Grubu ve Gümrük Birliği'ne üye olmaya mecbur etmek niyeti yatmaktadır[8]. Vladimir Putin 2012’de cumhurbaşkanı seçildikten sonra dış politikada atacağı adımlar hakkında “İzvestiya” gazetesinde yazmış olduğu makalede Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra oluşan devletleri “Avrasya Birliği” adı altında birleştirmek istediğini söylemiş, fakat Azerbaycan bu oluşumlara destek vermemiştir. Yeni Müsavat gazetesine konuşan dış politika uzmanı Natik Miri, “bu gün ABD Ermenistan’ı Rusya’nın etki alanından çıkarmak isterken biz hangi nedenle yeniden Rusya’nın etki alanına geri dönüyoruz?"[9]diyerekAzerbaycan`ınbu birliğe üye olmasına karşı çıkmıştır. Natik Miri’ye göre, Avrasya Birliği’ne üye olmakla Azerbaycan tüm özgürlüklerinden vazgeçmek zorunda kalacaktır. Çünkü bu adım yeniden Rusya’nın nüfuz alanına dönmek anlamına geliyor ki, burada da karar alıcı rolünde Moskova olacak, politikayı o belirleyecektir.Ayrıca Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ sorunu çözülmeden Avrasya- Gümrük Birliği’ne üye olması beklenmemektedir. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in konuşmalarında Karabağ’ın savaş yoluyla geri alınacağını söylemesi gerginliğin daha da artmasına yol açmıştır. Rusya, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü tanımasını resmen beyan etse de , bununla bağlı praktik adımın atılmasında hiçbir gayret gösterilmemiştir. Dağlık Karabağ sorununun halledilmesi doğrudan Rusya’ya bağlıdır. Rusya Azerbaycan’ı nüfuz alanında tutmak için Ermenistan kartını kullanmaktadır. Rusya Ermenistan’ı silahlandırmakla bunu Azerbaycan’a baskı aracı olarak kullanmaktadır. Ama yalnız Ermenistan’da değil Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra ortaya çıkan ülkelerde olan savaşların da arkasında Rusya vardır. Gürcistan cumhurbaşkanı Saakaşvili Birleşmiş Milletler’dekikonuşmasında bu konuyu açıkca belirtmiştir. Saakaşvili’nin de söylediği gibi, Rusya, ne Azerbaycan’ın ne de Ermenistan’ın savaştan üstünlük kazanmasını istememektedir. Savaşın devam etmesi her iki ülkeyi Rusya’nın etkisi altında tutmaktadır. Ukraynalı politikacı, Aleksey Voronenko Karabağ sorununda son sözün yalnız Rusya’ya değil, dünya kamuoyuna - Avrupa Birliği ve ABD’ye ait olduğunu iddia etmiştir. Voronenko’ya göre, “Rusya Dağlık Karabağ problemini halledebilir, fakat Ermenistan için değil, kendi menfaatleri içinBakanlık döneminde Medvedev aracılık hizmetlerine daha çok zaman ayırmıştır. Fakat Rusya sorunun devam etmesinden para kazanmaktadır[10]. Rusya Karabağ sorunundaki arabuluculuk faaliyetine kendi çıkarları çerçevesinde yaklaşmaktadır ve aslında sorunun hallinde istekli değildir. Bunu Rusya’nın bölgeye uluslararası barış kuvvetlerinin yerleştirilmesine karşı çıkması ve Minsk Grubunun heyetinin değişmesine itiraz etmesi de doğrulamaktadır. Bunun yerine Rusya bölgede kendi askeri birliklerini yerleştirmek istemektedir.[11]

Rusya, Avrupa ile Azerbaycan arasındaki doğalgaz alanındaki işbirliğini endişe ile izlemektedir. Azerbaycan petrolünün topraklarından transit geçişini öngören anlaşmayı tek taraflı feshetmiştir. İki ülke arasındaki anlaşma 1996 Ocak ayında imzalanmıştır. Anlaşma çerçevesinde Azerbaycan petrolü, Rusya topraklarından geçerek Novorossiysk limanından dünya pazarına çıkmaktaydı. Ancak hattın kapanmış olmasının Azerbaycan’ı fazla etkilemeyeceği belirtmektedir. Çünkü Azerbaycan petrolünün yüzde sekseni Ceyhan limanından dünya pazarına ulaştırılmaktadır. Rusya Azerbaycan’ın enerji kaynaklarının ortak kullanımını istemektedir. Bundan başka, iki ülkenin Hazar politikaları da örtüşmemektedir. Çünkü, halihazırda Rusya’nın isteği Azerbaycan için uygun değildir. Hazar petrolleri üzerindeki etki mücadelesi bağlamında gelişen sorun Hazar’ın statüsü sorunudur. Hazar’ın statüsünün belirlenmesine karşı çıkan Rusya, Hazar’ın özel bir statüye sahip olması gerektiğini savunmakta ve Hazar’ın deniz yatağı ile petrol kaynaklarının ortak kullanımda olmasını istemektedir. Rusya petrol-doğalgaz alanında tekel olma arzusundadır. Putin, Avrupa için alternatif enerji kaynağı olan Hazar Havzası üzerindeki kontrolü ele geçirerek Avrupa üzerinde etki kazanmaya ve dünyanın enerji tekeli olmaya çalışmaktadır. Rusya Avrupa’yı kendisinden bağımlı hale getirmek istemektedir.

Azerbaycan Gürcistan yakınlaşması da gerginlik yaratan nedenlerdendir. Rusya Azerbaycan’ın Gürcistan’ı desteklemesini de kabul etmektedir. Çünkü Hazar’ın petrol ve doğalgaz rezervleri Gürcistan’a ve oradan da Türkiye’ye taşınmaktadır. Putin’in 7 yıl sonra Azerbaycan’a ziyaretinin arka planında bunlar yer almaktadır.

Sonuç

Azerbaycan son 20 yılda hiçbir zaman Rusya’yı karşısına almak istememiştir ve bu politikasına bu gün de devam etmektedir. Ancak Azerbaycan, denge siyaseti oluşturmak adına Batı ile ilişkilerini geliştirmek için adımları atarken, bu yirmi yıl içinde dönem dönem Rusya ile krizler yaşamak zorunda kalmıştır. Putin döneminde ise, Rusya ile Azerbaycan ilişkilerinde Gebele radar üssü, enerji piyasasındaki rekabet ve Rusya’daki Azerbaycan göçmenlerine karşı saldırılar öne çıkmıştır. Ancak bu krizler iki ülke arasındaki ekonomik ve siyasi ilişkilerde telafisi mümkün olmayan krizler değildir. Rusya halen eski Sovyetler Birliği coğrafyasını genişleme alanı olarak görmekte ve bu devletlere yönelik politikalarının ana hattını bu ideoloji oluşturmaktadır. Bundan dolayı ekonomik açıdan bölgede güçlü bir konumda olan Rusya’nın siyasi anlamda da bölgede uzun vadeli etkisini artırması için bölge ülkelerin siyasal tercihlerini kabullenen ve bölge ülkelerinin de çıkarlarını gözeten bir politika izlemesi gerekmektedir.

 


*Züriye Babayeva, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, Güney Kafkasya-İran-Pakistan Araştırmaları Merkezi, Araştırmacı, Gazi Üniversitesi, Siyaset ve Sosyal Bilimler Yüksek Lisans öğrencisi

[1] Samir Guliyev, “Bağımsızlıktan sonra Azerbaycan-ABD ilişkileri”, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi, , 2004, s. 28-36

[2] “Gebele RLS-Sonuncu rus herbçileri Azerbaycan’dan çıkıyor”, -(25.10.2013), erişim: http://president-az.com/article/az/1120/27

[5]“Azerbaycan Gebele RLS-i kendi çıkarları çerçevesinde hall etmek hukuna malik”, - 12.03.2013, erişim: http://salamnews.org/az/news/read/63725/azerbaycan-qebele-rls-in-taleyini-maraqlari-ccedilerccedilivesinde-hell-etmek-huumlququna-malikdir-ndash-rusiyali-politoloq/

[6]“Dünya ölkələrində nə qədər azərbaycanlı yaşayır?”,-31.12.2010, erişim: http://modern.az/articles/10130/1/

[7]“Rusyada faşizmin yaratdığı Orhan Zeynalov fırtınası”, - 17.10.2013, erişim: http://www.azadliq.info/reportaj/339-reportaj2/36755-rusiyada-faizmin-yaratd-orxan-zeynalov-frtnas.html

[9] “Azerbaycan’ın Avrasiya Birliği’neqoşulması torpaqların işğaldan azad olunmasına kömək ede bilmez”, -04.09.2013, erişim: http://www.mediaforum.az/az/2013/09/04/Az%C9%99rbaycan%C4%B1n-Avrasiya-%C4%B0ttifaq%C4%B1na-qo%C5%9Fulmas%C4%B1-torpaqlar%C4%B1n-070854166c02.html

Züriye Babayeva

Uzmanlık Alanları

  Azerbaycan

Biyografi

Züriye Babayeva lise öğrenimini İlgar Abilhasanov adına 42 N-lu Lise`sinde tamamladıktan sonra 2008`de Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Cumhurbaşkanına bağlı Kamu Yönetimi Akademisi Kamu Yönetimi bölümünde lisans öğrenimine başlamıştır. 2012`de Gazi Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünü kazanmıştır. 2013`de 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, Güney Kafkasya-İran-Pakistan Araştırmaları Merkezi`nde araştırmacı olarak göreve başlamıştır.

 

Yabancı diller

İngiliz   (iyi)

Rus      (iyi)

Fransız  (başlangıç seviyesi)

 

Makaleleri

Karabag hakikatleri Ermenilerin Diliyle, Genç İdareçiler Dergisi, Mart, 2010

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü   - 18-10-2019

ABD-Türkiye’nin Kuzeydoğu Suriye Mutabakatı Nedir, Ne Değildir?

ABD ve Türk yetkililerin açıklamalarında anlaşmaya varılmıştır denilse de kamuoyuna sunulan metnin başlığı ortak açıklama olarak geçmektedir. Bu haliyle metni bir anlaşmadan ziyade mutabakat metni olarak görmek gerekir.