Kafkasyada Yeniden Yapılanma

Acaristan’ın Gürcistan’ın kontrolü altına girmesi, Türkiye-Azerbaycan gerilimi, Çeçenistan’da patlayan bombalar Büyük Orta Doğu’nun bir parçası olan Kafkasya’da da yeniden yapılanma çalışmalarının başladığını gösteriyor.

Öncelikle Acaristan'da ki gelişmeleri yakından izlememiz gerekiyor. Acaristan, Müslüman nüfusun yaşadığı bir bölge olarak 1921 Kars anlaşması ile özerk bölge olarak tesis edilmiştir. Gürcistan'ın bağımsızlığını kazanması ile iktidara gelen Gamsahurdiya Ocak 1992'de ülkeyi terk etmek zorunda kalmış, iktidarı ele geçiren askeri konsey Şevardnatze'yi devlet başkanı olarak Mart 1992'de ülkeye davet etmiştir. Ancak Şevrdnatze'nin kontrolü ele alması olayları yatıştırmamıştır. Gerçi Güney Osetya'daki ayaklanma Haziran 1992'de ateşkesi ile sonuçlanmıştır ama Abhazya'da başlayan çatışmalar 1993 Ağustosunda Gürcistan'ın yenilgisi ile sonuçlanmıştır. Bunun üzerine Gürcistan'ın başkenti üzerine yürümeyi deneyen Gamsahurdiya tekrar iç savaş çıkmasına neden olmuştur. Ancak, savaşı Gamsahurdiya kaybedince Şevardnatze'nin kontrolü kesinleşmiştir.

Öte yandan Acaristan bütün bu olayların dışında kalmıştır. Mart 1991'de Gamsahurdiya'nın partisi olan Yuvarlak Masa'nın Acaristan temsilcisi olarak Acaristan Yüksek Konsey başkanlığına gelen Aslan Abaşidze kendi iktidarını güçlendirmiştir. Önce merkezi yönetimin yetki alanına giren bir çok hususu Tiflis'deki karışıklıktan istifade ederek kontrolü altına almıştır. Sarp sınır kapısı, Batum limanı, Bakü-Batum petrol boru hattı Batum-Bakü-Erivan demiryollarından elde ettiği ekonomik gelirlerin büyük bölümünü Acaristan içinde kullanarak Tiflis'le paylaşmayı reddetmiştir.

Aslan Abaşidze kurduğu Demokratik Uyanış Partisi ile Acaristan'daki bütün yaşamı kontrol altına alırken Batum'daki Rus askeri üstüne sırtına dayayarak Tiflis'e her konuda meydan okumuştur. Abaşidze kendi askeri güçlerini de kurmuştur. Ancak bütün bunları yaparken sürekli olarak Gürcistan'ın toprak bütünlüğünü vurgulamış, asla ayrılıkçı bir süreci cesaretlendirmemiştir. Vergileri de Acaristan'da harcadığı ve halk durumdan memnun olduğu için ses çıkarmamıştır.

2 Kasım 2003 seçimlerinden önce Şevardnatze zaten hiçbir zaman ciddi bir çatışma süreci içinde olmadığı Abaşidze ile dayanışma içine girmiştir. Seçim sonuçlarına göre Abaşidze'nin partisi Gürcistan genelinde ikinci parti olurken, Şevarnadze'nin birinci olan partiside iktidar için Abaşidze'nin parlamentoda vereceği desteğe muhtaç hale gelmiştir. Bu sonucun çok ciddi iki sonucu olmuştur. Birinci sonuç Abaşidze'den hiç hoşlanmayan Şevardnatze etrafındaki istihbarat-polis-asker üçlüsünün Şevardnatze'ye olan desteğini çekmesi olmuştur. Diğer sonucu ise Abaşidze'nin Şevardnatze'ye askeri güçler dahil olmak üzere destek vermesi. Ancak, Abaşidze'nin verdiği destek Şevardnatze'yi iktidarda tutmaya yetmemiştir.

Şevardnatze'nin yıkılmasından sonra kurulan rejimi Abaşidze tanımadığını ilan etmiş, ve yeniden yapılacak seçimlere izin vermeyeceğini açıklamıştır. Abaşidze'nin bu tavrı Acarsitan halkında "acaba Gürcistan'dan kopuyor muyuz?" korkusu yaratmıştır. Bu da Abaşidze'ye verilen desteğin azalmasına neden olmuştur. Öte yandan ilk kez Abaşitze'ye karşı örgütlü bir muhalefet Tiflis'in desteği ile gelişmeye başlamıştır. Moskova'da Abaşitze'den desteğini çekince Abaşitze'nin Acaristan'ı terk etmekten başka çaresi kalmamıştır.

Moskova'nın Abaşitze'den desteğini çekmesinin arkasında Moskova'da liberal çevrelerde bir süreden beri Moskova'nın Kafkasya'da uyguladığı "böl ve yönet" politikasının başarısız olduğuna ve değişmesi gerektiğine dair eleştirilerin de etkisi olmuştur. Gerçekten de Rusya Gürcistan'ı ve Azerbaycan'ı bu tür Rusya'ya bağımlı merkez-kaç unsurlarla baskı altına almıştır ancak bunun sonucu bu ülke halklarının Ruslardan ve Rusya'dan nefret etmesi olmuştur. Bu ise Rusya'nın artık kaldıramayacağı kadar Moskova'nın menfaatlerine zarar verdiği gibi Amerikan desteğini almış bir Tiflis karşısında Acaristan'ı desteklemekten ise Tiflis ile ilişkileri düzelterek bu ülkeyi sonsuza kadar ABD'nin kucağına itmemek daha akıllıca bir politika gibi görünmeye başlamıştır Moskova'ya. Gürcistan'da bundan sonra ne olacak ve bunun Türkiye'nin menfaatleri ile nasıl bir ilgisi var. Bu konuyu Cumartesi günü ele alacağız.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 23-09-2020

“Alea iacta est”: Ok Yaydan Çıkmıştır

“Alea iacta est” sözünü, bildiğiniz gibi Jul Sezar’ın, Roma ile arasındaki anlaşmayı bozup orduları ile şehrin kuzeyindeki cılız Rubicon (bugünkü adı ile Fiumicino) nehrini geçer geçmez(MÖ 49), artık bir büyük savaşın kaçınılmaz olduğunu anlatmak için söylediği rivayet olunur. ...