Türkistan'da Çin Devlet Terörü!

Yazan  15 Temmuz 2009
Türkçe’deki ’kan ağlamak’, ’kan kusmak’, ’kan yutmak’ve ’kan sızmak’kelimelerinin hepsi bir arada kullanılsa bile Uygur Türklerinin yaşadığı trajediyi anlatmaya yetmez. Uygur halkı, dünyanın gözleri önünde bir kez daha acımasızca eziliyor, katlediliy

Uygurlar özgür insanlara seslerini dahi duyuramadan kitlesel olarak tutuklamalara, toplumsal köleleştirilmeye ve nihayet kitlesel katliama muhatap oluyorlar. Kabul etmek gerekir ki Uygurlar, tarihin en öksüz ve en şanssız milletidir. Şanssızlar çünkü Çin gibi dünya nüfusunun dörte birini oluşturan bir ülke ile komşular. Şanssızlar çünkü bu emperyalist komşu tarafından ülkeleri işgal edilmiştir. Talihsizler çünkü dünyanın gördüğü en zalim ve insanlık dışı rejimi olan komünizmin demir yumruğu altında yaşamak zorundalar.

Emperyalizm bir bütündür parçalanamaz!

Emperyalizm maddenin yani gücün zalimleşmesidir. Bu yönü itibarıyla da emperyalizm bir bütündür. Herhangi bir millete ve topluma ya da komünizme ve kapitalizme özgü değildir.

ABD'de dünya henüz tekelci kapitalizm aşamasına geçmeden önce insanlık düşmanı uygulamalar nüksetmişti. O dönemde beyaz olmayan ırkların, Tanrı'nın isteğine uygun olarak yok edilmesi (!) düşüncesi Amerika'da yaygın bir işlemdi. 'Tanrı, kendi halkına yer açmak için, diğerlerinin yok edilmesini istedi' cümlesi, zamanın Püriten din adamlarınca söylenmiştir. Bir başka Püriten, 'Tanrı, aralarında hastalık yayarak Massachussetts'deki Kızılderililerin sayılarını 30 binden üç yüze indirmemizi istedi'demişti.

Amerika'nın üç yüz yıl önce yürürlüğe koyduğu imha ve asimilasyon politikasını Çin 21. yüzyılda uyguluyor. Çin Halk Cumhuriyeti'nin, işgal ettiği Doğu Türkistan'da Uygur Türklerine karşı uyguladığı insanlık dışı muamele bir zamanlara istilacı Amerikalıların yerli halka uyguladığı muameleye benzemektedir. Çin'in uyguladığı resmen devlet terörüdür. Silahlı Han Çinliler, Urumçi sokaklarında kendilerine yer açmak için olacak "Uygurları yok edin" sloganlarıyla Uygurlara saldırmaktadır. Çinliler kendi halkı olan Han Çinlilerine yer açmak için Uygurları yok etmek stratejisi izledikleri görülmektedir. Çin hükümeti Uygur Türklerini kendi vatanlarından sürmek, asimile etmek, öldürmek ve sindirmek için her yolu meşru görmektedir. Çin Halk Cumhuriyeti, bugün bir bireyi, gurubu ve topluluğu değil bir milleti toptan cezalandırıyor. Çinli yetkililer uzun süreden bu yana Doğu Türkistan'a Çinli nüfus aktarıyor. Bu politika sonucunda Uygurlar, kendi vatanlarında azınlık duruma düşürülmüşlerdir.

Komünist Partisi ve Uygurlar

Çin Komünist Partisi'nin bu zalim tutumu, Uygurlar için ölümü yaşamaktan daha cazip hale getirmiştir. Doğu Türkistan'ın başkentinde bugün nüfusun yüzde yetmişi Han Çinli'sidir. Komünist Partisi yönetimi ve güvenlik güçleri, Han Çinlisi milislerin Uygurlara saldırmasına göz yummaktadır. Çin güvenlik güçleri silahsız insanlardan öldürdüklerini öldürüyor, kalanları da tutukluyorlar. Bugün Urumçi'deki evlerde Uygur kadınlarından başka kimse kalmamıştır.

Çin Komünist Partisi, ülkede her şeye hâkim durumdadır. Rejime karşı gösterilecek en ufak bir tepkiyi acımasızca yok etmektedir. Komünistler, Tiananmen'de Çinli gençleri de ezerek yok etmişti. Ancak söz konusu Uygur Türkleri olunca komünist yönetim acımasızlık ve zalimlikte sınır tanımamaktadır. Komünist Partisi için önce komünizm yani rejim sonra da Çin soylu olmak önemlidir.

Çok açıktır ki komünizm, SSCB'de Rus, Çin'de ise Çin emperyalizminin bir aracı olmuştur. Türkiye'deki romantik komünistlerin 1.5 milyar nüfuslu Çin'in yirmi milyon civarındaki Uygur Türküne reva gördüğü muameleden alacakları dersler olmalıdır. Tarihin sınıftan daha çok milletler mücadelesi olduğu bir kez daha görülmüştür. Tanrı, Çin'in vahşi silahlı güçlerine karşı dişiyle, tırnağıyla direnen Uygur Türklerini korusun.

Özcan Yeniçeri

1954 yılında Gümüşhane'nin Şiran ilçesinde doğdu. İlk ve orta tahsilini Gümüşhane'de, yüksek tahsilini Ankara'da tamamladı. 1987 yılında Uludağ üniversitesi Sosyal Bilimler Ensti-tüsü'nde Yüksek Lisansını tamamladı. 1991 yılında ise Erciyes üni-versitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde Yönetim Organizasyon dalında “örgütlerde çatışma ve Yabancılaşmanın önlenmesinde Yönetime Katılmanın Rolü” adlı tezinin kabul edilmesiyle de doktor unvanını aldı.

1998 yılında doçent, 2004 yılında da profesör oldu.

Prof.Dr. özcan Yeniçeri, Niğde üniversitesi'nde çeşitli aralıklarla Kamu Yönetimi Bölüm Başkanlığı, Meslek Yüksek Okulu Mü-dürlüğü, Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü yaptı.

1999 yılında Kazakistan'daki Ahmet Yesevi üniversitesi'nde görev aldı. Bu üniversitede “Uluslararası İlişkiler Bölümü”nü kurdu ve bir yıl süreyle de başkanlığını yaptı. 2004 yılında AYSAM (Ahmet Yesevi Stratejik Araştırmalar Merkezi) Başkanlığına getirildi. İki yıl bu görevi yapmış olup halen Niğde üniversitesi'ndeki görevine de-vam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri'nin yazdığı eserlerden bazıları şunlardır: Yeniden Türkleşmek, örgütsel Değişmenin Yönetimi, Küre-selleşme Karşısında Milliyetçilik ve Kimlik, Küresel Kıskaç ve Türkçülük, Bilgi Yönetim Stratejileri ve Girişimcilik, Dokunanlar, İtirazlar, Bugünden Yarına Türk Dünyasına Stratejik Bakış, Yönetimde Yeni Yaklaşımlar. ölüler Nefes Almaz (Roman), örgütlerde çatışma ve Yabancılaşma Yönetimi

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 2003 yılı “Prof. Dr. Osman Turan Kültür Araştırmaları” ödülünü almıştır.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, Ortadoğu, Ayyıldız, Millet, Hergün ve Siyaset Ekseni gazetelerinde çeşitli aralıklarla köşe yazarlığı yapmıştır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde köşe yazarlığına devam etmektedir.

Prof. Dr. özcan Yeniçeri, 12 Haziran 2011 Genel Seçimleri ile Milliyetçi Hareket Partisi Ankara milletvekili olmuştur. Ankara Milletvekili Yeniçeri aynı zamanda TBMM Milli Eğitim, Gençlik ve Spor Komisyonu üyesidir.

ÜYE GİRİŞİ

Şifremi unuttum
  1. SON MAKALELER
  2. ÇOK OKUNANLAR

Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu   - 23-11-2020

Sanal bir Zirvenin Reel Sonuçları

Bilindiği gibi G-20[1] toplantıları dünyanın GSYİH ları itibarı ile en büyük ülkelerinin her yıl bir araya gelip, diz dize, biz bize küresel sorunları değerlendirdiği, çözüm önerileri geliştirme çabası içinde girdiği (veya öyle göründüğü) platformlar. ...